Baudolino

Umberto Eco
Çevirmen:
Şemsa Gezgin
Tahmini Okuma Süresi:
15 sa. 25 dk.
Sayfa Sayısı:
544
Basım Tarihi:
2024
İlk Yayın Tarihi:
Ekim 2003
Yayınevi:
Doğan Kitap
Orijinal Adı:
Baudolino
ISBN:
9786051110097
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Bir Yalan Söyledik, Herkes İnandı :)
10/10
·544 syf.·
2026 17. kitabı
Baudolino Orta Çağ atmosferinde, çağın politik, siyasi ve inanç yapısını eleştiren tarihi bir roman. Kurgu içinde yeniden karakterize edilen birçok gerçek tarihi figürün roman icinde ismi geçiyor. Örneğin; *Frederick I Barbarossa: gerçekten yaşamış bir Kutsal Roma İmparatoru. *Niketas Choniates: gerçekten yaşamış önemli bir Bizans tarihçisi. *Otto of Freising: Orta Çağ’ın önemli tarihçilerinden biri. *Hypatia:Antik Çağ’ın en ünlü kadın filozof ve bilim insanlarından biri. Birde Eco’nun yarattığı karakterler var: Baudolino’nun anne babası, arkadaşları… Romanda hepsinin tarihe hizmet eden bir amacı ve anlamı var. Eco’da sayılar bile tesadüf değil. " Tanrı adına Dünya'yı kim yönetecek?" Roman bu çatışma alanı çevresinde ilerliyor. Papa ve imparator yetki gücü, iktidar ve güç savaşları, dinin otorite üzerindeki etkisi, sınıf farklılıkları, mezhep savaşları gibi önemli konulara ışık tutuyor. Roman, Haçlı ordularının Konstantinopolis’i yağmaladığı dönemde ilerliyor. (1204) Dönemin hikâyesi Baudolino ile Niketas arasındaki sohbetler üzerinden aktarılıyor. Anlatı alt yapısı iki zaman katmanına dayanıyor; şimdiki zaman ve geçmiş zaman. İki zamanı birbirine bağlama stili oldukça sürükleyici. Romanda Baudolino, bugünkü İtalya’da yaşayan köylü bir çocuk olarak karşımıza çıkıyor. On üç yaşında Orta Çağ’ın önemli figürlerinden Alman hükümdarı Frederick Barbarossa ile karşılaşıyor. Barbarossa onun zekâsına ve anlattığı hikayelere hayran kalıyor ve onu himayesine alıyor. Baudolino'nun ve etkileşim kurduğu figürlerin sınavı da burada başlıyor. Çünkü; Baudolino hayalperest, söylediği yalanlara sadece çevresini değil, çoğu zaman kendisini de inandırabiliyor. Diyalektik gücü kuvvetli, manipülasyon gücü yüksek. Romanda sevdiklerinin iyiliği için yalan söyleyen karakter,
Alıntı
BaudolinoUmberto Eco · Doğan Kitap · 2024818 okunma
9/10
·544 syf.··
2016 33. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Kasım 2016 22:22
Önceki Günün Adası romanıyla,bir romandan beklenebilecek her şeyi bana vermiş olan Umberto Eco'nun ikinci bir romanını okumaya karar verdim.Nitekim başlarda bana ilk okuduğum kitap kadar etki etmedi.Ama olaylar ilerledikçe ortaçağda 1100'lü yıllarda Baudolino ile Don Quijote misali serüvenlere çıktıkça üstadın yine beni entelektüel hazların doruğuna ulaştıracağını anladım ve romanın keyfini sürdüm.Tarihi,coğrafi olayların yoğunluğu,romandaki karakterlerin fazlalığı yer yer zihnimi bulandırsa da biter bitmez kararımın ne kadar doğru olduğunu;ağır bir romanın zihnimi nasıl açtığını gördüm. Roman Ortaçağ'da Baudolino adlı bir Romalının Konstantinopolis yani İstanbul'da Niketas adlı bir tarihçiyle karşılaşıp,hayatını kurtarıp ona anlattığı serüvenlerden oluşuyor.Baudelino küçük yaşlardan itibaren mitoman derecesinde yalancı biridir.Etrafındakilerin ona ne kadar kolay kandığını gördükten sonra genelde onların iyiliği için yalanlar söyler ve yalanları sayesinde sürekli serüvenlerin içinde bulur kendini.Öyle ki öz babasının şarap çanağını bile hristiyan dünyasına İsa'nın kupası diye tanıtıp,doğuda hayali bir Johannes Rahibi'nin ülkesine götürüp Hristiyan dünyasının lideri olma hususunda manevi babası Roma imparatorunu bile kandırıp peşinden sürükler.Hatta rahip Johannes adına imparatora bir mektup yazıp sonra o mektuba kendisi bile inanır.Ve yıllarca peşine taktığı insanlarla bazen trajedik,bazen komik,bazen enteresan olaylarla ömrünü tüketir.Ve hazin aşk maceraları yaşar. Olayların kemiğini anlattım yalnızca spoiler vermemek adına.İdeolojisine geçecek olursam bize Ortaçağ Avrupası'nın mezhepsel ayrımlarını,iç savaşlarını sanki o günlerde yaşamış,o havayı solumuşçasına bizlere ustaca yaşatıyor Eco.Alttan alta kendi düşüncelerini de vermeyi unutmuyor.Zira ikinci romanında
BaudolinoUmberto Eco · Doğan Kitap · 2024818 okunma
gecikmeli bir inceleme =)
Puan vermedi·544 syf.·
2026 14. kitabı
Bazı kitaplar size bir hikâye anlatır, bazıları ise hikâyelere neden bu kadar kolay inandığımızı gösterir. Baudolino’yu okurken aklımda sürekli şu düşünce dolaştı: İnsan gerçekten hakikati mi arar, yoksa iyi anlatılmış bir yalana inanmayı mı tercih eder? Baudolino yalancıdır, bunu kendisi de saklamaz. Ama tuhaf olan şu ki onun uydurduğu hikâyeler zamanla efsaneye, efsaneler tarihe, tarih de sarsılmaz gerçeklere dönüşür. O anda insan ister istemez durup düşünüyor: Belki de tarih dediğimiz şey, yalnızca yeterince insanın inanmayı kabul ettiği hikâyelerin toplamıdır. Eco’nun romanı bana şunu hatırlattı: İnsan hakikate tahammül etmekte zorlanan bir varlıktır. Bu yüzden boşlukları hikâyelerle doldurur, belirsizliği efsanelerle kapatır ve sonra dönüp o efsanelere kutsallık atfeder. Baudolino’nun en büyük günahı belki de yalan söylemesi değildir. Asıl günahı, insanların inanmak için zaten hazır beklediği yalanları ustalıkla anlatabilmesidir. Öyle ki, hayalinde var ettiği Rahip Johannes’in Krallığı’na ulaşma arzusu, koca bir imparatorluğu peşinden sürükleyecek kadar somut bir amaca dönüşür. O, sadece bir mektup uydurmaz; bir dünyanın haritasını, bir halkın umudunu ve tarihin akışını kurgular. Kitabı bitirdiğimde aklımda şu kaldı: Hakikat çoğu zaman sessizdir, ama iyi bir hikâye her zaman daha ikna edicidir. Baudolino ise tam da bu yüzden tehlikeli bir karakterdir; çünkü onun yalanları yalnızca anlatılmaz, aynı zamanda tarihe dönüşür.
1000Kitap
BaudolinoUmberto Eco · Doğan Kitap · 2024818 okunma
Puan vermedi·544 syf.··
2022 7. kitabı
Kitaba ismini veren ana karakter Baudolino ile Niketas'ın, Konstantinopolis'de karşılaşmaları ve Baudolino'nun Niketas'ın hayatını kurtarmasıyla başlayan bir hikaye. Niketas, tarihi kaleme alan biridir, bu sebeple Baudolino ona kendi hikayesini çocukluğundan itibaren anlatmaya başlar, doğrusuyla yanlışıyla:) 〰️ Baudolino, Piemonte'nin bir köyünde büyür ve etkili kişiliğiyle İmparator Friedrich'in dikkatini çeker, yetiştirmek için ailesinin de izniyle yanına alır. Baudolino kurnaz, yalancı, baştan çıkarıcı ve uydurma hikayeler anlatan bir çocuktur. İşin tuhaf yanı uydurduğu hikayelerin sonradan gerçekleşen, uydurmasyondan çıkıp tarihin kendisi olmasıdır ve diğer ilginç özelliği ise bilmediği bir dilde konuşulunca anlaması ve o dili konuşabilmesidir. İmparatorun manevi oğlu yerine koyduğu, en iyi eğitimleri aldırması, özenle yetiştirdiği bu çocuk, son nefesine kadar ona en sadık olan isimlerin başında gelecektir. 〰️ Umberto Eco'nun diğer okuduğum kitaplarındaki gibi büyü, gizem, esrarengiz cinayet ve cinayetin çözümlemesine ilaveten, bu kitabında aşk, mizah, Baudolino'un çeşitli serüvenleri, seferleri, Konstantinopolis'in yağmalanması, kanlı hesaplaşmalar, savaşlar, yıkımlar ve aklıma gelmeyen, aklıma gelenleri de sığdıramayacağım ne çok konu var bir bilseniz:)) Eco'nun kalemi zaten bir miktar beyin yakan türdendir bilgi yoğunluğundan ama bu kitabı alev aldırdı benden söylemesi... Çok sevdim 〰️ Not: kitabın baskısı yok, okumayı düşünenler bulunca kaçırmasın derim .
BaudolinoUmberto Eco · Doğan Kitap · 2024818 okunma
8/10
·544 syf.··
2025 59. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2025 22:55
Baudolino; yalan söyleyen bir adamı değil, hikaye anlatmadan duramayan bir insanı anlatıyor. Anlattıkları doğru mu, değil mi sorusu bir noktadan sonra önemini yitiriyor; asıl mesele, bu hikayelere neden ihtiyaç duyduğumuz. Tarih dediğimiz şey de aslında kimlerin hikayesinin anlatıldığıyla ilgili değil mi? İmparatorluklar yıkılıyor, ütopyalar çöküyor, inançlar değişiyor; geriye ise çoğu zaman yalnızca anlatılmış ve bir zamanlar işe yaramış hikayeler kalıyor. Eco, bunu Ortaçağ üzerinden anlatsa da, hissettirdiği şey çok tanıdık ve her zamana ait. İnsan bazen gerçeği bilmekten çok, inanabileceği bir hikayeye tutunmak istiyor. Baudolino da tam olarak bunun romanı.
Edebiyat
BaudolinoUmberto Eco · Doğan Kitap · 2024818 okunma
Puan vermedi·544 syf.··
Beğendi
·
2021 61. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2021 15:05
Umberto Eco’nun ilk romanı Gülün Adı’ndan yirmi yıl sonra yazdığı ve yazarın “uzmanı olduğu ortaçağa yeniden dönüşü” olarak nitelenen 'Baudolino' yu okudum ve beğendim. Baudolino, 11. yüzyıl sonunda Piemonte’nin güneyinde, Umberto Eco’nun da doğum yeri olan bir köyde, Alessandrio’da çiftçi bir ailenin çocuğu olarak doğan Baudolino’nun serüvenlerle dolu yaşamını anlatmaktadır. Haçlı seferleri ve Konstantinopolis'in yıkımı derken kahramanımızın efsanevi maceralarını tarihe farklı bir bakış açısıyla okumak ilgi çekiciydi. Baudolino'nun da dediği gibi: “- benim hayatımın sorunu, gördüğüm şey ile görmek istediğim şeyi genellikle karıştırmış olmam ..." satırlarından aslında onun bir yalancı değil, yanılsamalarla dolu bir yaşamın kurbanı olduğunu düşünebiliriz. Binbir Gece Masalları gibi, tasavvuf öğelerine de yer veren bu farklı eseri Ortaçağ tarihine ilgi duyanlar mutlaka okumalı.
BaudolinoUmberto Eco · Doğan Kitap · 2024818 okunma
8/10
·544 syf.··
2024 22. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2024 21:30
Abartmak istemiyorum ama, efsaneyle gerçeklerin birbirine girdiği nefis bir Ortaçağ romanı bu. Eco'nun Gülün Adı ve Foucault Sarkacı gibi devasa romanlarının gölgesinde kaldı belki, fakat yine de o kalibrede ve usta işi bir eser Baudolino
Edebiyat
BaudolinoUmberto Eco · Doğan Kitap · 2024818 okunma
Ne özet ne inceleme. Öylesine bir hatırlatıcı.
5/10
·544 syf.··
2020 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2020 12:14
Kendime hatırlatıcı olması nedeniyle yazmamdam ötürü ufak da olsa spoiler içerecektir. Lütfen okumadan dikkate alınız.! Bilmiyorum bu kitabı nasıl anlatırım ama okuduğum en ilginç kitaplardan biri oldu benim için. Zamanında üniversitede hocalarımın dilbilim için okutmaya çalıştığı bir kitaptı benim için, o zaman çok da ilgimi çekmediğinden mi bilemem okumadım. Şimdi bu karantina günlerine nasipmiş ki 2011 diye tarih atmışım üzerine 9 yıl olmuş. Gelelim kitaba, aslında garip bir hikayesi var; Baudolino adında bir fırlamayı küçük yaşta alan Alman Kralı onu yetiştirir ve manevi oğlu olarak görür, bunu aslında bir anlamda Baudolino kendi başarmıştır, dile olan yatkınlığı - ki birçok dili de sonradan öğrenir- ona inanılmaz bir yalan söyleme ve bu sayede karşısındaki etkileme yeteneği bahşetmiş böylece kendini bir anda kendini kralın manevi oğlu olarak buluvermiştir. Öyle ya da böyle yalanlarıyla herkesi kandırabilmiş ve hikayesini sürdürmüştür. Yeri geldi hikayesinde manevi babasının istemeden de olsa ölümünü bir anlamda sebep oldu, yeri geldi savaş olmadan babasının ikna ederek - yine dilini kullanarak- bir savaşa engel oldu ve doğduğu toprakları kurtardı yeri geldi fantastik yaratıklarla bir maceraya atıldı... Birçok atıldığı macerada kendi yarattığı dünyanın macerası oldu bir anlamda ve en sonunda -bu kısımda en olamıyorum- kendi ürettiği yalanlara, hikayelere kendi de inanarak kendi sonunu getirdi. Yani umarım yanlış anlatmamışımdır, okuyan varsa hayır öyle değil kardeşim şu şekilde daha iyi bir anlatım olur bu kitap için diyerek yorum atsın, ama açık söylemek gerekirse tartışabilecek kadar da çok anladığımı düşünmüyorum. Kitabı okurken bazı kısımlar beni o kadar yordu ki yani bu kadar uzatmanın anlamı var mıydı diye düşünmeden edemedim. Saygısızlık etmek istemem,
BaudolinoUmberto Eco · Doğan Kitap · 2024818 okunma
10/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2019 186. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2019 01:16
Ortaçağ konusundaki uzmanlığı su götürmez Umberto Eco'nun en eğlenceli romanı Baudolino denilebilir. Ölmeden önceki son romanı olması nedeniyle de benim için manevi değeri de yüksek bir kitap. Umberto Eco'nun derin tarih, felsefe, teoloji, sanat, antropoloji ve gerçeküstü bilgilerinin muhteşem bir sentezi. Bu senteze bir de mizah ögelerini katınca tadından yenmiyor. Ben çok beğendim, herkese tavsiye ederim. Kitap Hristiyanların Rahip Johannes ve Kutsal Kase mitlerini konu ediniyor. Bu konu anlatılırken edebi ve sanatsal bir şekilde gerek tarihi gerçeklerin gerekse gerçeküstü mitlerin bombardımanına tutuluyorsunuz. Kitap su gibi akıp gitse de bittiğinde entelektüel birikiminizde önemli bir artışa neden olacaktır. Şu dönemde zaman kaybına neden olmayan modern dönemin önemli klasiklerinden biri olacak diye düşünüyorum.
BaudolinoUmberto Eco · Doğan Kitap · 2024818 okunma
“Yalanın Işığında Doğrunun Külleri”
10/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2025 54. kitabı
Umberto Eco benim için bilginin ihtişamını ve ironisini aynı anda taşıyan bir bilge. Onun kitaplarını okurken bazen Tanrı’yla, bazen tarihçilerle, bazen de kendi zihnimle tartıştığımı hissediyorum. Ama Baudolino, o tartışmaların en uzun süreni oldu. Bu roman, ilk bakışta bir Orta Çağ masalı gibi görünüyor ama aslında bir hakikat . Eco burada yalnızca tarihi anlatmıyor; hakikatin nasıl üretildiğini, nasıl yozlaştığını ve en önemlisi, insanın inanma ihtiyacını anlatıyor. Baudolino, Tanrı’ya değil, kendi yarattığı hikayelere inanıyor. Ve Eco, bu inancı öyle ustalıkla işliyor ki, sonunda biz de inanıyoruz. Kutsal Roma İmparatorluğu’nun entrikaları arasında, Baudolino’nun masalsı yolculuğu aslında bir zihin yürüyüşü Yalanla gerçeğin birbirine karıştığı bir arayış. Eco, burada okuyucusunu aptal yerine koymaz tam tersine, onu suç ortağı yapar. Baudolino’nun anlattığı her efsanede, biz de kendi çağımızın mitlerine inandığımızı fark ederiz para, tanrılar, ideolojiler, kimlikler… “Senin Baudolino’n kim?” Kime inanıyorsun, neden inanıyorsun — ve o inanç seni kim yapıyor? Okurken bazı sayfalarda kendimi suçlu hissettim; çünkü Eco, okurunun zayıf noktasını bilir inanmak istiyoruz. İnanmak, düşünmekten kolaydır. Bu yüzden Baudolino’yu yargılayamadım. Çünkü onun yalanları, bizim inançlarımız kadar kutsaldı. Eco’nun dili öyle zengin, öyle bilgece bir ironiyle dolu ki, insan her cümlede hem gülümseyip hem de susmak ister. Kelimeler bir bilmece gibi. Her biri, bir diğerinin ardında saklı hakikati fısıldıyor. Ve sonunda anlıyorsun ki, Baudolino sadece bir karakter değil insanın hakikati kendine göre şekillendirme arzusunun bedeni. Tanrı “ol” dediğinde evren yaratılmıştı; Baudolino “inan” dediğinde, kendi evrenini yaratıyor. Eco’yu okurken her zaman şunu hissediyorum: O, bilginin
Edebiyat
BaudolinoUmberto Eco · Doğan Kitap · 2024818 okunma

Yazar Hakkında

Umberto EcoYazar · 65 kitap
Umberto Eco (d. 5 Ocak 1932, Alessandria), İtalyan bilim adamı, yazar, edebiyatçı, eleştirmen ve düşünür. Takma ismi Dedalus'tur. Dünya kamuoyunun gündemine Gülün Adı ve Foucault Sarkacı gibi romanlarıyla giren İtalyan yazar, aynı zamanda Orta Çağ estetiği ve göstergebilim dalının ustalarındandır. Eco, 1971'den bu yana Bologna Üniversitesi'nde profesör olarak çalışmaktadır ve yapısalcılık sonrası göstergebilim gelişmelerine önemli katkılarıyla tanınmaktadır. Eco, yüksek lisans ve doktora çalışmalarını Thomasçılık akımı ve bu akımın estetik anlayışı üzerine yaptı. Tarihçi, filozof, Orta Çağ uzmanı, James Joyce üzerine derin araştırmalar yapmış bir yazar. Yazarın ilk romanı Gülün Adı 1980'de yayımlandı. 1962'de Torino Üniversitesi'nde doçent, 1969'da ise Floransa Üniversitesi'nde görsel iletişim dalında profesör oldu. 1971'de Bologna Üniversitesi'ne geçti ve 1975 yılında bu üniversitenin Gösteri ve İletişim Bilimleri Enstitüsü'nün başına getirildi. Eco'nun çalışmaları 1960'ların ortasından itibaren avantgarde yapıtlara, kitle kültürüne yönelmiştir. Son dönemlerde ise, güncel olay ve olguları da ele alan çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışmalar arasında edebiyat eleştirileri, tarih ve iletişim yazıları önemli bir yer tutmaktadır. Eco özellikle tarih bilgisiyle süslediği eserlerinde tam bir ustalık gösterir. Özellikle Baudolino adlı eserinde Bizans ve IV. Haçlı Seferi hakkındaki anlatılar sürükleyicidir. Roland Barthes'tan sonra, "ayrıntıların anlamı" ya da "ayrıntıların sosyolojisi" adı verilen bir anlayışın önemli köşe taşlarından birisi olan Umberto Eco'nun pek çok eseri Türkiye'de yayınlandı. Kasım 2005 ve Haziran 2008 tarihlerinde ABD'den Foreign Policy ve İngiltere'den Prospect dergilerinin internet üzerinden okuyucu anketleri ile oluşturduğu Dünyanın ilk 100 entellektüeli listelerinde, 2005 yılında 2., 2008 yılında 14. sırada yer almıştır.