·
Okunma
·
Beğeni
·
16,3bin
Gösterim
Adı:
Foucault Sarkacı
Baskı tarihi:
Haziran 2020
Sayfa sayısı:
904
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750732775
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Il Pendolo Di Foucault
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Foucault Sarkacı
Foucault Sarkacı
"Umberto Eco"nun ilk romanı olan "Gülün Adı" gibi, bu ikinci romanı "Foucault Sarkacı" da, bildiğimiz roman türlerinden hiçbirine girmiyor. Belki de en uygunu, onu bir "bilim-roman" ya da "Eco-roman" diye nitelendirmek. "Foucault Sarkacı", çok-katlı, çok değişik düzlemlerde okunabilecek bir roman. Bu da romana, değişik açılardan yaklaşmamıza olanak veriyor. "Foucault Sarkacı", kısaca, irrasyonel düşüncenin 500 yıllık tarihinin 500 küsur sayfalık bir serüveni: Pozitif bilimin yanısıra, uzantıları günümüze dek süregelen, gizli bilimlerin, Ortaçağı da kapsayan çok uzun bir zaman dilimi içinde bilim-büyü kardeşliğinin öyküsü. Okuyucuların, bu çetin, ama keyifli okuma serüveninden nice hazlar derleyecekleri umuduyla.

-Şadan Karadeniz-
912 syf.
Kitap değil kütüphane!!!


Hiçbir kategoriye tam olarak sığdırılamayacak türden, müthiş bir bilgi ve donanımın imzasını taşıyor. Tamamıyla her şeyi özümseyip anlamak bir tarafa, bıraktığı soru işaretlerini bile cevaplayabilmek için onlarca kitap okumak lazım.

Büyüyü anlattığı kadar büyülü olduğu da muhakkak. Alıyor, götürüyor, düşündürüyor, tekrar okutuyor.
Hatta tekrar okutmadan pes bile dedirtebiliyor bazen.

Foucault Sarkacı..
Dünyanın döndüğünün ilk kanıtı.
Sade, etkileyici ve estetik bir düzenek.
Presesyon, açısal momentum, yer çekimi...
Günlük hayattan çok mu uzak geldi? Değil aslında. Okuduğumuz her şey algıda seçiciliğimizi artırıyor.

O kadar çok konu ve o kadar derin bilgiler var ki hepsine değinmek mümkün değil. Ama iskelet, Tapınak Şövalyeleri diye düşünüyorum.
Ve tabi ki Kudüs.

Tapınak Şövalyeleri ilk kez Kudüs 'te meydana gelen bir oluşum. Önce dokuz kişiler sonra sayıları giderek artıyor. Papa tarafından imtiyazlı hale getiriliyorlar.
"İlk dokuzu Haçlı Seferleri' nin gizemine kapılmış idealistlerdi. Ama sonrakiler onların serüven arayan oğulları olsa gerek."
Yaşayışları, yapmak ve yapmamak zorunda oldukları şeyler, hepsinden bahsediliyor.
Ardından işin içine para girince Floransalı bankerlerden önce çek hesabını icat eden çok uluslu bir şirket haline geliyorlar.
Haçlılardan farklılar. Onların aksine hem gittikleri yerleri çok iyi tanıyorlar, hem de oralarda neyle karşılaşacaklarını çok iyi biliyorlar.

1291'de Kudüs 'ün ellerinden çıkmasıyla, Avrupa' nın dört bir yanına dağılıyorlar. Daha sonra farklı ülkelerde yakalanıp, tutuklanıp infaz ediliyorlar. Ve böylece Tapınak Şövalyeleri tarihe karışıyor.

Mu acaba?
Bu kadar basit miydi?
Gerçekten bitmiş miydi her şey?
Tabi ki hayır!
Belki de tam olarak buradan başlıyor.
Antik kelt bilgisi nedir?
Peki ya Graal, taş mıdır, kutsal kase mi?
Cizvitlik?
Magnetizm?
Martinizm?
Felsefe taşı?
Eklektizm?
Gül-Haçlılar?
Masonlar?


"Saman arabasından 36 yıl sonra, 1344 yılının Ermiş Yuhanna gecesi, beyaz pelerinli şövalyeler, yeniden inançlarına dönen Prains Şövalyelerinin öç almaları için altı mühürlü mesaj, altı yerde altı kez altı, her kez yirmi yıl arayla toplam yüz yirmi yıl, plan bu.

Birinci kaleye, sonra ekmek yiyenlerin bulundukları yere, sonra sığınağa, sonra ırmağın ötesindeki Meryem Ana 'ya, sonra poplikanların barınağına, sonra taşa...

Düşünelim, kaçan Tapınakçıların yerinde siz olsaydınız, ikinci grubu oluşturmak için nereye giderdiniz? "

Portekiz?
İngiltere?
Almanya?
Bulgaristan?
Kudüs?


Peki, ne zaman sıra Shakespeare' e geliyor?
" Ermiş Yuhanna Yortusu, Bir Yaz Gecesi Rüyası. "
Şimdi böyle düşünüp tekrar okumak lazım. :)
Sonra Hasan Sabbah ve Haşhaşilik karşımıza çıkıyor.
Taş acaba Alamut mu?
Ve daha neler neler..

Spoiler verdiğimi düşünmeyin, yazdıklarım devede kulak etmez.

"Bizim sorunumuz giz
içinde gizdir. Bir gizin gizi, ancak başka bir gizin açıklayabileceği bir giz; bir gizin gizlediği bir gize ilişkin bir giz."

(Cafer üs-Sâdık, Altıncı İmam)

İşte özeti bu.
Keyifli okumalar..
912 syf.
Dünyada her şey birbirleriyle bağlantılı mıdır?
Bir plan kurmak,bu planı uygulamak planın gerçek olduğu anlamına gelir mi?
Ya yaşadığımız dünya tamamen bir komplo teorisinden ibaret ise?
Komplonun komplo olması için bir gize mi ihtiyaç vardır?

Umberto Eco'nun yazımı 8 yıl süren,ayrıntılı araştırma gerektiren, içinde bir çok kütüphaneye bedel bilgiler barındıran,500 yıllık bir serüveni anlatan Foucault Sarkacı bu soruları sormakla kalmıyor,sizi bir planın içerisine dahil ederek aynı zamanda cevapları da vermenizi sağlıyor.

Kitap ,Bir filolog olan Casaubon'ın Paris'te bulunan Foucault Sarkacı'na gitmesiyle başlıyor. Sarkacı gözlemleye gelen,oradaki görevlilerden gizlenen Casaubon flash-back ile bizi geçmişe götürüyor. Casaubon ,Yayınevinde editör olarak çalışan Belbo ve Diotallevi ile tanışarak hazırlamakta olduğu bir tez için onlardan yardım istiyor,bir gizemin peşinden koşan üç arkadaşa bu konuda yardımcı olan biri daha var; Abulafia adında bir bilgisayar. Tabii bildiğimiz bilgisayar değil bu, şifreler çözen,şifreler oluşturan, mükemmel bir plan yaratan süper bilgisayar.

"Gerçekten bir Plan varsa, başarısızlığa uğramak söz konusu değildir."

Tez'den yola çıkarak bir gizemin peşine düşen üç arkadaş,kendilerini kontrol edemedikleri bir planın içerisinde buluyorlar.
Komplolar ve Gizlerle dolu bir çok şey karşılarına çıkıyor;

Kabbala,Tapınakçılar, Gül- Haç kardeşliği, Gizli Örgütler, Yuvarlak Masa Şövalyeleri, Haşhaşiler, Masonlar, Cizvitler..

Haçlı Seferleri,2.Dünya Savaşı,Sağ-sol çatışması,Çarlık Rusya...

Hitler, Newton ,Bacon, Hasan Sabbah, Shakespeare...

Yahudiler, Hristiyanlar, Müslümanlar

Kudüs, Mısır ,Paris, Milano...

Mistisizm, Faşizm..

ve daha bir çok şey.. İnanın bu saydıklarımın hiçbiri rastgele değil,hepsi birbiriyle bağlantılı..
"her zaman, her yerde, her şeyle her şey arasında bağıntılar bulur; dünya ansızın, her şeyin her şeye yollama yaptığı, her şeyin şeyi açıkladığı bir akrabalıklar ağına dönüşür.."


Kitap, toplam 10 bölümden oluşuyor. Eco Kabbala'da ki Sefirot Ağacından esinlenerek oluşturmuş bölümleri.Hayat ağacı anlamına gelen Sefirot Ağacı 10 kutsal sözden oluşuyor. Kabbala öğretisine göre Tanrı bütün kainatı Sefirot vasıtasıyla yaratmıştır.
1. Keter (Taç)
2. Hokhmah (Akıl, hikmet, bilgelik)
3. Binah (Anlayış)
4. Hesed (Merhamet)
5. Gevurah (Adalet)
6. Tiferet (Güzellik)
7. Nezah (Zafer)
8. Hod (İhtişam)
9. Yesod (Temel)
10. Malkut (Krallık)

Peki Foucault Sarkacı neydi?
Kitaba da ismini veren Faucault Sarkacı, Léon Foucault tarafından dünyanın ilk defa kendi ekseni etrafında döndüğünü kanıtlayan bir tür deneysel bir düzenek.
Sarkaç, düz dünyanın sonu diye nitelendiriliyor..

Bilimin ve tarihin sentezlendiği,okunması için üst düzey bir alt yapı isteyen bir kitap Foucault Sarkacı. Bir kitap okumakla kalmıyorsunuz sadece, bir kütüphane devirmiş gibi hissediyorsunuz. Okuduğunuz her sayfada sürekli araştırma gereksinimi duyuyor,araştırdıkça öğreniyor,öğrendikçe sorguluyorsunuz.

Ben de uzun zamandır tanışmak istediğim Eco ile Sarkaç yolu ile tanışmış oldum,benim için çok keyifli ve verimli bir okuma süreci oldu.14 günlük sürede okusam da hayatımın geri kalanında en az bir 14 defa daha okumam gerekecek,inanıyorum ki her okumamda daha çok keyif alacağım,gizlerle dolu bir dünyada kendimi daha iyi bulacağım.

Kitabın dili olabildiğince akıcı, bana göre kurgusal olarak da gayet hızlı ilerleyebilir. Ancak kitabı okumaya gerekli bilgi donanımına sahip değilseniz,sözlük yardımı almadan ve araştırma yapmadan okumanız mümkün değil. Eğer okuyacağım her kitap beni bir üst seviyeye çıkarsın,her sayfa beynime bir darbe gibi insin diyenlerdenseniz, bence kitabı okumak için çok zaman kaybetmeyin,şimdiden keyifli okumalar diliyorum...
912 syf.
·23 günde·Beğendi·9/10 puan
Umberto Eco, derin bir bilgi birikimi ve akıl üstü bir düşünceyle, kendine has tarzıyla muhteşem bir eser sunmuş biz okurlarına. Foucault Sarkacı, yalnızca düz bir okumayla anlaşılacak bir eser olmadığını özellikle belirtmek gerekir. Sindire sindire okunup, anlaşılmayan konular için Google yada ansiklopediye danışılması gereken bir kitap.
O kadar çok bilgi ve konu var ki, konu bir anda dağılıyor zannediyorsun ancak konuların ve bilgilerin birbiriyle bağlanışı, tam Ecovari bir ustalıkla biz okurların kavrayışını sağlıyor.
Romanın konusu, hayali olarak tasarlanan bir PLAN ve bunu tasarlayan, zaman geçtikten sonra bunun gerçek olduğuna inan üç gizemci arkadaşın yaşadığı, kah polisiye, kah gerilim, kah tarihin geçmiş sayfalarına dönüşün gerçekleştiği bir olaylar zinciri. Tapınakçılar ve onların gizemlerinin ana fikir olduğu eserde; Malta Şövalyelerinden - gül-haç biraderlere, Haşhaşilerden – Hitlere, masonlardan – Cizvitlere, İtalyan Partizanlarından – faşistlerine kadar bir çok konu hakkında bilgeler bulabilirsiniz. Mekan olarak kimi zaman Portekiz mağaralarında kaybolup İskoç tepelerinden çıkabilir, Moskova metrosundan girip Paris’in kanalizasyonlarında dolaşabilir, İtalya’nın dağ köylerinde yıldızlara bakarken Süleyman mabedinin zenginliği içerisinde kendinizi Kudüs’te bulabilirsiniz.
Bacon, Shakespeare, İbn’ül Arabi, Newton, Hasan Sabbah gibi birçok tarihe mal olmuş kişiler hakkında bilgilerinde bulunduğu eser, ünlü LOST dizisinin de ilham kaynağı bence.
904 syf.
·14 günde·Beğendi·8/10 puan
"Asıl gizem var oluş değildir; var olmayıştır."diyordu kitapta Eco. Bir gizemler düğümünün etrafında üç deli(Casaubon, Belbo, Diotallevi) beni dokuz yüz küsür sayfa koşturdu durdu. Öyle akıcı, su gibi akan bir kitap değil Foucault Sarkacı. Fakat her okurun kendince alacağı bir lezzete sahip kendisi. Bir beş on yıl içinde, bu kitapla yeniden karşılaşmayı ve Eco'nun deryasında boğulmadan yüzmeyi düşünüyorum, hayal ediyorum, niyetime alıyorum.
912 syf.
·10/10 puan
İsmini Fransız fizikçi Léon Foucault'dan alan Foucault sarkacı, dünyanın kendi ekseni etrafında döndüğünü kanıtlayıp, Eco’nun bu muhteşem eserinin kahramanı olmuştur.
Dipnotlar ve vermiş olduğu ek bilgilerle sadece bir romandan ziyade, üniversite öğrencileri için araştırma tezi niteliğinde mükemmel bir başyapıt. Tarih, coğrafya, din bilimleri gibi birçok alanda istifade ettiğim bu kitabı, detaylarına girmeden sizlerin okumasını tavsiye ederim.
912 syf.
·Puan vermedi
Çok zorlu bir okumaydı . Okurken insanı terletecek kadar ağır bir kitaptı benim için . Umberto Eco bu kitabı yazmak için inanılmaz bir emek sarfetmiş . Hayran olmamak mümkün değil . Şiddetle tavsiye ederim .
904 syf.
·15 günde·Puan vermedi
En son ne zaman bir kitabı bitirmekte bu kadar zorlandım hatırlamıyorum. Muhtemelen tapınakçılar, kabala vs konularında temel bilgim olmadığı için ağır geldi. Bu konularda bilgi sahibiyseniz belki güzel bir kitaptır ama aksi takdirde çok zor okunuyor
904 syf.
·77 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kendime notum..
Kitaba ayırdığım zamana değmesi adına, bilgi olarak çok da içinde olmadığım konunun, inceleme seviyesinde olmasa da ileride ân'ı hatırlatması için kısa da olsa gözlemimi bırakmam gerektiğini düşündüğümden...

Öncelikle, nedir bu Foucault Sarkacı? Bir fizik deneyi olduğunu bilgi seviyesinde biliyoruz; 1852'de Fransız fizikçi Leon Foucault tarafından gerçekleştirilip, Dünya'nın kendi ekseni çevresinde döndüğünü ilk kez deneysel olarak kanıtlayan ve kendi adıyla anılan bir düzenek..
Baktığımızda benzer düzeneklerin Dünya'daki pek çok kurum, müze ve laboratuvarlarda da olduğunu görüyoruz, ki (Dipçe: Foucault adı ile anılan sarkaçlardan ülkemizde de bir kaç yerde segileniyor.)
Sarkacın kitabın konusuna eklemlenmesi ise kodlar, semboller ve saklı anlamlar konusunda bir otorite olduğu anlaşılan ve bir işaret bilimi profesörü de olan Umberto Eco'un olağanüstü bir marifeti..
Kolay bir kitap değil, zaten kolay olması için de yazılmamış, ki komplo teorileriyle dolu derinliği de olan, tarih içinde yolculukların yapıldığı dokuz yüz sayfalık bir süreçten bahsediyoruz..
Bu, Eco'nun okuduğum ilk kitabı ve galiba Eco'yu okumaya en zorlu olandan başlamışım.
*Seni dinlemeliydim (dostum)

Eco'nun aklın sınırlarını da zorlayan teorileriyle dolu giz dünyasının içine girdiğinizde zorlu kavramlar, isimler, olgular, şifreler, mesajlar vb., Kabala söylemleriyle, okuru, tarihsel derinliği de olan bir ilişkiler karmaşasıyla karşı karşıya bırakan bir tuzağa çekiliyorsunuz.

Hikayeye gelince..
Nihai hedefleri dünyanın tüm gücünü ele geçirip tüm kaynakları kontrol etmeyi hedefleyen, antik ancak günümüzde de varlığını sürdüren ve 'Tapınakçılar' olarak duyageldiğimiz bir grupla ilgili komplo teorisinin araştırmasını ele alan ansiklopedik bir dedektiflik hikâyesi.
Hikayenin özü de, teoriye konu olan Tapınak Şövalyeleri, Gül Haçlılar, Masonlar, Cizvitler, hatta Naziler gibi enerji kaynaklarını kontrol etmek isteyen teorik güçlerin, sihir, giz, işaretler gibi mesajların arkasına saklanmış geçmişteki bir gücün (geleceğe taşınmak için bir anlamda 'bir dondurucuda muhafaza edilip, uygun ortam geldiğinde serbest bırakılmak üzere' -gizemli şövalyelerle koruma altında tutulan) peşinde verdikleri amansız mücadelesi..

Hikaye, CIA, MOSSAD, Siyonistler, sermayeyi elinde tutan büyük şirketler, Evangelistler gibi dünya tarihine bugün yön vermekte olan ve tüm enerji kaynaklarına şöyle ya da böyle 'çöken' siyonist-emperyalist küresel tehdidin yöntem ve faaliyetlerinin 'mahlaslı' tekrarı, bir anlamda tarihteki versiyonu..
Kitap yazıldıktan sonra (1988) bazı Avrupa gazeteleri Eco’yu antisemitik olmakla da suçlamış, ki pek çok yazar da buna katılmış.
O gazete ve yazarların kimliğine ve bugün enerji kaynakları üzerindeki sermaye ipoteğinin etki alanına bakınca 'zülfü yare' dokunulduğunu anlayabiliyorsunuz tabi..

*Bir şey daha..
"Yaşam, okunması gereken kitapları okumaya bile yetmiyor."
dedi Doris Lessing

"Bu, güç teorilerini gizem denizlerinde araştırıp, basılması için bir orman kesilmesi gereken kocaman kitaplar yüzünden olabilir mi?"
diye cevap verdi merih

Yine de okur kalınız..
912 syf.
·5 günde·5/10 puan
Roman görünümlü ansiklopedi... Bay Eco demiş ki, "Ben bu konuları biliyorum. Şimdi size de anlatacağım ki boşuna öğrenmiş olmayayım." Hacim açısından adaletli kıyaslama yapılacaksa karşısında Gülün Adı olmalı ama bu kıyas, kıyas kaldırmaz. Gülün Adı, tek mekanda geçen, ilgiyi sürekli ayakta tutan, takibi kolay bir roman. Bu da okuruna her an keyif veriyor. Foucault Sarkacı ise, her yerde geçen, çok fazla konuya değinen -sanki konu basitmiş gibi bir de gereksiz muhabbetlerin kafa ütülediği- karmaşık bir roman. Bu da okuruna her an azap veriyor. En azından ben resmen yıprandım. Başta polisiye kısmı hikayeyi omuzlamıştı ama ilerledikçe kafam karışmaya başladı. Ortaçağ Tarihini mi anlatıyor? Tam olarak değil. Gül-Haç kardeşliğini? Biraz. Siyaset? Bir tutam. Polisiye? Sadece görünüşte. Felsefe? Birçok şeyin felsefesinden azcık azcık. Eeeeh!! Roman mı okuyoruz ansiklopedi mi? Hah, işte o noktada yorumun başına dönüyoruz, roman görünümlü ansiklopedi bu. Her ne kadar kitabın son çeyreğinde hikaye ara ara daha ilgi çekici hale gelmeye başladıysa da, genel olarak sevdim mi? Açıkçası sevmedim. Daha az bilgiyle yoğrulmuş daha derli toplu bir hikaye okumayı tercih ederdim. =)
904 syf.
·14 günde·8/10 puan
Yazarın Gülün Adı kitabı gibi bitirdikten sonra "Şimdi ben hangi tarzda yazılan bir roman okudum?" sorusunu sordurtan bir kitap oldu benim için. Gülün Adı, benim açımdan daha az yorucu ve daha fazla sürükleyiciydi ayrıca. Sekiz yıl süren titiz ve ayrıntılı bir çalışmanın bir ürünü olan olan bu kitap bir müzenin içindeki materyalleri bize tanıtmakla başlıyor. Kitapta referans verilen, gönderme yapılan konu, terim ve kişileri, aralarında kurulan bağlantıları araştırarak alt katmanlara inmeye çalıştıkça kitabın ne kadar devasa bir bilgi birikiminin üzerinde yükseldiğini daha da net görebiliyorsunuz. Bir taraftan araştırarak ilerlerseniz yorulmakla birlikte daha çok keyif alabilirsiniz. Halk arasında yaygınlaşmamış Öztürkçe kelimelerin kullanılması zaten zor anlaşılan bir kitabın anlaşılmasını bir kademe daha zorlaştırıyor gerçekten de. Ayrıca kitabın içinde yer alan Latince cümlelerin açıklamasının sayfa altlarında değil de kitabın en arkasında yer alması ayrıca yorucu oluyor. Onlarca kez kitabın en arkasına bakmak durumunda kalıyorsunuz. Bu da ayrıca yorucu oluyor olur için. Son olarak Umberto Eco'nun bu kitabı da bildiğimiz roman türlerine girmiyor. Bu kitabı bir bilim-roman veya Eco-roman olarak değerlendirmek gerekir. Okumak isteyenler, çok çok fazla yorulacak ve kitabı anlama da ve anlamlandırma da oldukça fazla oldukça fazla zorlanacaklardır.
(İncelemede yer alan bazı cümleler alıntıdır.)
Insan her zaman yanlış bir burç altında doğar; dünyada onurlu bir biçimde kalmaksa, kendi yıldız falını gün gün düzeltmek anlamına gelir
Umberto Eco
Sayfa 55 - Can Yayınları
‘Küçük bir çakıl taşını yerinden oynatın; devinime geçer, aşağıya doğru yuvarlanır; inerken bir boşluk bırakır, üstüne başka bir çakıl taşı düşer, işte size yükseklik. Yüzeyler. Yüzeylerin üstündeki yüzeylerin yüzeyleri.’’
“İnsan bir sonsuzdan başka bir sonsuza doğru kaçarak kurtulamaz, dedim kendi kendime; farklı olana rastlayabilme kuruntusuna kapılarak, özdeş olanın açıklamasından kaçamaz.”
Biri bana hoşuma giden bir şey vermek istediği zaman, hemen, ”Hayır, teşekkür ederim, “ deyip hemen elimi uzatmamalı, veren kimsenin üstelemesini “lütfen al, “ demesini beklemeliydim.
Birinci kural: Kavramlar andırışma yoluyla birleşirler. Başlangıçta, bir andırışmanın iyi mi kötü mü olduğuna karar vermenin kuralı yoktur; çünkü bir dereceye kadar her şey, her şeyle bağıntılıdır. Örneğin patates elmayla kesişir, çünkü ikisi de sebzedir, ikisi de yuvarlaktır. Elmadan, İncil çağrışımıyla, yılana geçilir. Yılandan, biçimsel benzerlik yoluyla simite, simitten cankurtaran, cankurtarandan mayoya, mayodan denize, denizden denizciye, denizciden alkole, alkolden uyuşturucuya, uyuşturucudan şırıngaya, şırıngadan deliğe, delikten toprağa, topraktan patatese.

İkinci kural: Sonunda tout se tient ise, bağıntı doğrudur. Patatesten patatese tout se tient. Demek ki doğru.

Üçüncü kural: Bağıntılar özgün olmamalı, daha önce başkalarınca en azından bir kez -birden çok olursa daha iyi- ortaya konmuş olmalıdır. Ancak böyle olursa kesişmeler doğru görünür, çünkü açıkça görünürler.
İnsanlar, dökülen saçların yeniden çıkmasını sağlayan losyon satıcısına inanırlar. Onun, bir arada bulunması olanaksız gerçekleri bir araya getirdiğini, mantıklı olmadığını, iyi niyetten yoksun olduğunu içgüdüleriyle sezerler. Ama onlara, Tanrı'nın karmaşık, derinliğine varılamaz olduğu söylenmiştir, bu yüzden de onların gözünde tutarsızlık, Tanrı'ya en yakın olan şeydir. En olmayacak şey, mucizeye en çok benzeyen şeydir. Siz, dökülen saçların yeniden çıkması için bir losyon icat ettiniz. Hiç hoşuma gitmiyor bu; çirkin bir oyun.
"Öyle mi? Peki kuşlar neden bu çizgiler boyunca göç ediyorlar? Uçan daireler neden bunları izliyor? Romalılar'ın istilasından sonra yitmiş olan bir gizdir bu, ama hala bunu bilenler var..."
"Yahudiler olmasın?" diye öne sürdüm.
Hep böyle yaparlar. Aç mısınız, düş kırıklığına mı uğradınız, sömürüldünüz mü? Buyurun, bir kadeh gizem için! Al bakalım...
Ama her şey büyük bir giz değildir. Büyük gizler yoktur; çünkü açıklanır açıklanmaz küçük görünürler. Yalnızca boş bir giz vardır. Durmadan parmaklarımızın arasından kayan bir giz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Foucault Sarkacı
Baskı tarihi:
Haziran 2020
Sayfa sayısı:
904
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750732775
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Il Pendolo Di Foucault
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Foucault Sarkacı
Foucault Sarkacı
"Umberto Eco"nun ilk romanı olan "Gülün Adı" gibi, bu ikinci romanı "Foucault Sarkacı" da, bildiğimiz roman türlerinden hiçbirine girmiyor. Belki de en uygunu, onu bir "bilim-roman" ya da "Eco-roman" diye nitelendirmek. "Foucault Sarkacı", çok-katlı, çok değişik düzlemlerde okunabilecek bir roman. Bu da romana, değişik açılardan yaklaşmamıza olanak veriyor. "Foucault Sarkacı", kısaca, irrasyonel düşüncenin 500 yıllık tarihinin 500 küsur sayfalık bir serüveni: Pozitif bilimin yanısıra, uzantıları günümüze dek süregelen, gizli bilimlerin, Ortaçağı da kapsayan çok uzun bir zaman dilimi içinde bilim-büyü kardeşliğinin öyküsü. Okuyucuların, bu çetin, ama keyifli okuma serüveninden nice hazlar derleyecekleri umuduyla.

-Şadan Karadeniz-

Kitabı okuyanlar 875 okur

  • Ümit Barış Öncel
  • Merdümgiriz《مردمكريز》
  • Beyza nur Dinç
  • Caner Yetgin
  • Muhammet Zeren
  • ALİ RİFAT GÜLPINAR
  • Gul Ahsen
  • İsmail Ay
  • e
  • Mercan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%1.9
13-17 Yaş
%1
18-24 Yaş
%5.8
25-34 Yaş
%33
35-44 Yaş
%43.7
45-54 Yaş
%10.7
55-64 Yaş
%1.9
65+ Yaş
%1.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%40.9
Erkek
%59.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%37.8 (121)
9
%23.4 (75)
8
%20.6 (66)
7
%7.2 (23)
6
%3.1 (10)
5
%1.9 (6)
4
%1.6 (5)
3
%1.3 (4)
2
%0.3 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları