Bunu Herkes Bilir (Tarihte Yanlış Sorulara Doğru Cevaplar)

·
Okunma
·
Beğeni
·
6,1bin
Gösterim
Adı:
Bunu Herkes Bilir
Alt başlık:
Tarihte Yanlış Sorulara Doğru Cevaplar
Baskı tarihi:
28 Ocak 2020
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057635402
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kronik Kitap
BİLGİ, MİZAH VE ZEKÂ
TARİHLE BİRLEŞİYOR.

Elinizdeki kitap size tarihin şifrelerini, El Dorado’nun yerini, Karındeşen Jack’in kim olduğunu ya da simya taşının hikmetini öğretmeyecek. Karşınıza pavyonlarda sürten altıncı Dalai Lama, genç kalmak için altın içen Diane de Poitiers, teslim ol çağrısına orta parmaklarını işaret ve yüzük parmaklarının arasına sokup sallamak suretiyle cevap veren Venedik garnizonu, erkek kılığına girip tüm Siena’yı elden geçiren çapkın travesti Caterina Vizzani, bir köşede hacetini gideren Evliya’nın üstüne düşüp onu “boklu gazi” yapan düşman da çıkmayacak.

Bu, kahramanlarla hainlerin, tarihin akışını değiştiren vizyonerlerle fırsatları tepen basiretsiz liderlerin kitabı değil. Küçük Buzul Çağı, Fiyat ve Sanayi devrimleri, Aydınlanma, Atlantik Üçgeni, Büyük Kırılma, Hümanizma, muhayyel cemaatler, Protestan Etiği gibi birçok kavramın havada uçuştuğu sayfalarımızda kopuşları değil, devamlılıkları göreceksiniz. Tarihi bir anda değiştiren olayların aslında semptomlarını kaplumbağa hızıyla gösteren süreçlerin birer sonucu olduğunu fark edeceksiniz.

Herkesin hafife aldığı şu grotesk tarih kortejinin birbirinden ilginç kahramanlarının yaratacağı hafif bir tebessümden ve sıra dışı anekdotların verdiği şaşkınlıktan daha fazlasını hedefliyoruz: Okuyucunun geçmişini ve bugününü daha iyi kavrayıp geleceğini daha iyi planlamasını sağlamak ve ona entelektüel bir derinlik kazandırarak daha kaliteli bir yaşam sürmesine yardımcı olmak.
Emrah Safa Gürkan’ın mizahla zekâyı buluşturduğu Bunu Herkes Bilir, hangi yaşta olursa olsun kendini geliştirmek için öğrenmeye zaman ayıranların zevkle okuyacağı bir başucu eseri…
304 syf.
·11 günde·Beğendi·9/10 puan
İnceleme 09 Ekim 2020 Tarihinde Hozomuz tarafından alıntılanarak paylaşılmıştır, sevgiler Hozom. :)
https://twitter.com/...664627259744257?s=20

Birincil elden olmayan kaynaklarla Tarih üretimi yapan insanların tarihe en büyük zararı verdiği ortadadır. Günümüzün bir hesaplaşması olsa da, geçmişte de benzer şeylerin olduğu, gelecekte de devam edeceği ortadadır. Bilginin hava atmak, başka birine üstünlük kurmak gibi basit şekilde kullanılmaya çalışıldığı yerlerde gelişmişlik ya da doğrunun öğrenilmesi pek gerçekçi değildir.

Benim Emrah Safa Gürkan yani ESG Hocamla tanışmam son dönemlerde popüler olması ile alakalı değildir. Kronik yayınlarına ait kitap arşivim oldukça fazladır, bu nedenle daha önce çıkarmış olduğu “Sultanın Casusları” ve “Sultanın Korsanları” nı bilmekteyim. Lakin o kitaplar kendisinin bitirme tezidir aynı zamanda. Hem akademik bir dili vardır hem de benim ilgimi çeken şeyler değildir. O yüzden o kitaplara merakım olmadı, bu kitabı okurken içinde geçen bolca korsanlık konulu metinlerde beni o kitapları okumaya sevk etmedi maalesef. Herkesin bilgi birikimini odakladığı yer çok çeşitlenemez belki de, her konuya merak salamaz benim düşünceme göre, o yüzden o konuyu daha çok sevenlere ve merak edenlere bırakmak iyidir düşüncesindeyim.

Bunun haricinde elbette takip ediyorsanız İlker Canikligil’in ESG Hocamızla FluTv’de yapmış olduğu program asıl patlama alanıymış gibi gözükmektedir. Evet öyledir de, tarih belirli insanların tekelindeydi ülkemizde ve TV’lere sürekli onlar çıkıyordu, YouTube üzerinden yapılan yayında herhangi bir kısıtlama olmadığı için, hem istediği gibi konuşabildi, hem de herhangi bir sansüre uğramadı. Ben İlker Canikligil’le IFA yani İstanbul Film Akademisi’nin YouTube kanalında yaptığı “Olmaz Öyle Saçma Şey” programıyla tanımıştım ve tüm programlarını da izlemiştim. Bir sinema öğrencisi olmamama rağmen, onun sayesinde aldığım bilginin haddi hesabı yoktur. IFA ile yolları ayrıldı, artık kendi koltuğunda FLU TV’de devam etmektedir. İncelemeyi okuyan okura not, kesinlikle izleyin ve takip edin.

Şimdi giriş kısmını hallettiğimize göre SPOILER içeren incelememize geçmemizin vakti geldi. Tarih başlı başına SPOILER’dır ama olsun, biz uyarımızı yapalım. Bu kitap ne anlatmaktadır, ESG Hocam neyi hedeflemiştir, kitabı alan okur, kitabın son sayfasını kapattıktan sonra kitaptan ne almış olabilir?

Öncelikle Emrah Safa Gürkan’ı izliyor veyahut Twitter’dan takip ediyorsanız, ürettiği argüman ve konular itibariyle yetişmesi zor bir insan olduğu gerçektir. Ne yazdıklarına ve bilgisine yetişmek zor anlamında diyorum. Kitapta da bilgi birikimin verdiği özgüven ve argümanla okuru ciddi anlamda bilgiye boğmaktadır. Bu kitabı okuyan okur, “okuması çok basitti, hiç zorlanmadım” derse, gerçeklikten uzaktır, çünkü ESG Hocamızın dili her ne kadar basit olsa da, kullandığı yabancı terimlerin çokluğu ve bilgisi dahilindeki konuların çoğu, ülkemiz insanının ilk defa karşılaştığı konulardır. Birçok şeyi not alıp, sonra tekrar bakmakta fayda olacağını kitabı okumayı düşünen okurlara salık vermekte fayda olacağını düşünmekteyim.

Girişinden itibaren dikkatinizi vermeniz gereken bir kitapla karşı karşıya olduğunuzu, bu kitabın laf olsun diye yazılmadığını, ülkemizde bilinen bir çok tarihi olayın ya da konunun aslında öyle olmadığını aktardığı için bolca örnekler verdiğini belirtmek isterim.

Nedir bu konular peki, kitabın içerisinde ne ile karşılaşıyoruz?

1- Osmanlı tarih sayfasından nasıl ortadan kalktı, Osmanlı2nın dağılmasında kadının parmağı var mı?
2- Yeniçeriler sadece isyancı mıydı?
3- Batı mı çok ileri gitti, biz mi geri kaldık?
4- Matbaanın icat edilmesi, icat edenin ve Osmanlı’nın matbaa ile geç tanışması,
5- Coğrafi keşifler (Osmanlı neden Amerika’ya gitmedi?)
6- Neden tüm kaşifler batıdan çıkar?
7- Osmanlılar Türk’müydü?
8- Roma ya da Viyana’yı Osmanlı alaydı, ne olurdu, daha farklı şeyler mi olurdu?
9- İstanbul’un Fethi ve efsaneler,
10- Cervantes İstanbul’a geldi mi?
11- Yanlış kullanılan kavramlar.

Yukarıda ana başlıkları yazdığım konular üzerinden ilerliyor kitap, birkaç ana başlığı yazmamış olabilirim, onları da okur kendisi keşfedecektir.

Yeniçerileri biz genelde nasıl biliyoruz, bize nasıl aktarılıyor, Padişah indiren, padişah çıkaran askerler olarak biliyoruz ve genellikle Yeniçeri İsyanlarını duymuşuzdur ama okulda ne öğrendiysek odur, daha fazlasını incelememişizdir. Kitapta ise bu konunun derinine çok inmeden, okuyucuyu da sıkmadan çok güzel anlatıyor ESG Hocam, yeniçerilerin toplumla yakınlaşması nedeniyle, halkın talepleri doğrultusunda hareket ettiğini de sunuyor. Tabii ki burada kendi çıkarları da olmakla beraber, öğrendiğimiz bilgilerin Yeniçerilerin sadece isyan çıkaran askerler olmadığını bir kez daha göstermektedir.

Batı’nın hep olmasa da özellikle Coğrafi keşifler, Sanayi Devrimi gibi konulardan sonra ciddi anlamda ileri gittiğini biliyoruz. Lakin Osmanlı’nın neden Batı’ya ayak uydurmadığını detaylıca düşünüp araştırmıyoruz. İnsanların genelde düşüncesi Osmanlı’nın kapalı yani muhafazakar ya da yobaz bir düşünceye sahip olduğudur. Osmanlı’nın kendi işleyişi elbette vardır, bunun için çok sonraki dönemler hariç ve çıkar anlaşmaları hariç, ne içeride ne dışarı kendilerine rakip çıkarmadığı, yayılmacı bir politika izlese de, daha sonra Hristiyan ülkelerin birleşip bir şekilde Osmanlı’ya dur dediğini biliyoruz. Bu evrede Osmanlı kendi kendine yeten, zaten ticaret yolları nedeniyle, ticareti de kontrol edebildiği bir dönemdedir.

Günümüzde savaşlar enerji ve yer altı kaynakları için çıkıyor diyebiliriz. Günümüz derken son 100 yılı bu konuya dahil edebiliriz. O dönemlerde ise ticaret çok önemliydi, coğrafi keşiflerin çıkmasının bir nedeni ise Batı ülkelerinin Hindistan’a başka bir yoldan ulaşmak istemesiydi. İpek ve Baharat yolu onların çıkarına değil, bağımlı olmalarına neden oluyordu. O yüzden farklı yollar aranırken, Amerika keşfedilmişti. Amerika ise bilinenin aksine 1000’li yıllarda Vikingler tarafından keşfedilmiş, arazinin elverişsiz oluşu ve Vikinglerin işine yaramayacağı içinde yerleşmelerine gerek olmamıştı.

Osmanlı, Batı'nın ilerleyişine ayak uyduramazken, coğrafi keşiflere de katılmamıştır. Osmanlı’nın Coğrafi keşiflere katılmasının ya da Amerika’yı keşfetmesinin MANTIKLI bir tane argümanı benim açımdan olmaz, keza ESG Hocam da bu konuya değiniyor. Eğer harita kullanmayı biliyorsanız, Osmanlı’nın olduğu yer ile Amerika’nın olduğu yere bakmanız yeterli olacaktır. Zaten ticaret yapabildiği bir yer varken, neden onca yolu gitmeye çalışsın, neden olamayan ya da yeterli olamayan diyelim Deniz Gücü ile böyle bir telaşın ya da çabanın içine girsin? Girmemişte zaten, gerekte yoktur, kitapta bunun nedenlerini de öğreneceksiniz. Daha sonra tabii ki Batı bu işten fada sağlarken, Osmanlı ticaret gemileri limanlardan dışlanmaya başlayacaktır. Eh bu seferde işin içine korsanlık girecektir… Bunların hepsi dönem dönem incelenmesi ve üzerinde durulması gereken konulardır, kitapta buna ulaşacaksınız.

Osmanlı'nın gelenekçi yapısı tabii ki yeniliklere karşı hemen kapılarını açmamış ya da kendisi yenilik taraftarı olamamış gibi gözükebilir, bir çok konuda kendisi de yenilikçi düşünce veya devlet kavramından ziyade yayılmacı politikayı amaç gütmüş gibi durmaktadır. Osmanlı'da şu durum olmuştur çoğu dönemde, bir yenilik varsa alınıp konmuştur, kendileri geliştirmemiştir. Kitaptan aldığım bilgilerde, özellikle halkın gelişmesi açısından bir uğraşı olmasa da, halkı kandırmak üzerine ticaret yapanlara karşı göz açtırılmamışa ve o konuda halkın korunduğunu öğrendim. Ticaretten kar elde edilmesi zaten hoş görülmeyen bir davranışmış ve bu konuda kar sağlamaya çalışanlar sağlam cezalara çarptırılmış gözüküyor. Yani kapitalizm yanlısı olmayan bir yapı var karşımızda. O yüzden kapitalizm çok sonraları bu topraklara girmiş, Osmanlı sömüren değil sömürülen olmuştur. Tam tersi de pek ala olabilirdi elbet ama olmamış.

YouTube üzerinden kanalımda yayınladığım “Neden Okuyoruz?” adlı video da matbaa ve Osmanlı ile alakalı şu savı savunmuştum. Matbaa Osmanlı’ya geç mi geldi, yoksa Osmanlı’nın Matbaa’ya ihtiyacı mı yoktu? Nasıl yoktu derseniz cevap basittir, okumaya hevesli bir toplum yoktur. Osmanlı’dan günümüze ne belge bakımından ne görsel açıdan pek malzeme yoktur, bunun nedeni en azından kitap bakımından talebin olmaması, yazma ve okumaya merakın talep edilmemesidir. Bu talebe karşı hiçbir devlet karşı duramaz, keza Avrupa’da matbaa ile başka bir devrim yaşanmıştır, cidden hükumetler ya da krallıklar yıkılmıştır diyebiliriz. Çünkü birileri artık yazabiliyor, yazdıklarını çoğaltabiliyor, daha fazla kitleyi harekete geçirebiliyordu. Kısacası sorgulama dönemiydi. Ama bu durum Osmanlı’da konuşmak ve anlatmak biçiminde kalmıştır. Yani yazmaktan çok anlatmayı seven bir toplumduk, hala değişen bir şey yok, bunu deneyimlemeniz için 300-400 yıl geriye gitmenize gerek yoktur.

"Bir icadın yapılması ile yayılması arasında önemli bir fark olduğunun notunu düşelim(...)

Matbaayı da aynı şekilde Çinliler daha önce bulmuştu ama geliştiren Avrupalılardı." #67720338

İncelemeyi uzatmamak adına burada kesiyorum, kitabın okura verdiği en önemli şeylerden biriside kalıplaşmış şeyleri doğru olarak kabul etmek yerine araştırmanın gücünü elinize almanızdır. ESG Hocam, hayali senaryolarla çekilen dizilerin, uydurma tarihçilerin ürettiği kitapların ne kadar gerçek dışı olduğunu, insanların kanmak ve kandırılmak üzerine nasıl bir felakete sürüklendiğini gözler önüne sermektedir. Bunlar bilinen gerçeklerdir ama insanların kabul etmediği gereklerdir.

Osmanlı’ya sempati kazandırmak için yapılan dizilerin, filmlerin, yazılan kitapların hiçbir yararı yoktur. Olmayan şeyleri belirli bir yere kadar gündemde tutabilirsiniz, daha sonra bütün hepsi çökecek ve onun peşinde koşanlarla onları üretenler bu boş hayalin içinde kaybolacaktır.

Yavuz Sultan Selimin'in portresi gerçek midir? Rivayete göre İstanbul'un Fethi Bizanslıların açık unuttuğu bir kapıdan girilerek mi yapılmıştır, gemiler karatan yürütülmüş müdür, yürütüldüyse nasıl, Osmanlı da Kadın'ın nasıl bir yeri vardı, sorularına ve daha fazlasına cevap bulacaksınız.

ESG hocamızın genellikle keskin yorumları bazı konularda orta yolcudur. Ne oraya ne buraya tarzı yorumları elbet vardır, kimi zaman sağcı, kimi zaman solcu, kimi zaman ortacı kendi deyimiyle omurgasız ilan edilmektedir, bu savlarında da haklıdır, öyle olmaktadır. : )

İster kitaplarını okuyun, isterseniz son zamanlarda çıkmadığı kanal bırakmadığı kanalların videolarını, isterseniz FLU TV’de ki “Olmaz Öyle Saçma Tarih” programını takip edin, isterseniz de Twitter’dan takip edin. Aynı fikirde olmadığınız konular elbet olacaktır, bu da çok normaldir, o yüzden sırt çevirmeyin ve alabildiğinizi alın, gerisini atın. Kendisi diyor, ben demiyorum sevgili Bogomiller. Aha bu da onun lafıdır. Benimde katılmadığım birçok görüşü var ama ben alabildiğimi alıyorum.

Bunca yazdığımıza göre, kitabı da önereceğiz elbet. Alın okuyun, beyninizin çalışmasına fayda sağlayan zorlamalara da merak salın.

Sağlıklı günlere sevgili okurlar, KORONASIZ günlere…

Eh sosyal mesajı da verelim “EVDEKAL”
304 syf.
·3 günde·8/10 puan
Kitabın adı "BUNU HERKES BİLİR" Çünkü hoca bizi bilgisiyle, kültürüyle
tokatlamak istemiş. İçindeki hiçbir şeyi bilmiyordum. Bildiklerim de yanlışmış
zaten :) Tarihin tatlı küçük yalanları oldukları ortaya çıktı.
Son derece donanımlı bir tarihçinin bilgi bombardımanına hazır olun.
Latince, Osmanlıca, Farsça biliyormuş ve İngilizce,Fransızca,İspanyolca,
Portekizce konuşabiliyormuş.(Konuşmayı seviyor belli) Üsluptaki sert,
okuyucuyu ezen, ötekileştiren tınıya takılmazsanız ağzınız kulaklarınızda
okursunuz efendim. O dilden bu dile; bir konudan diğerine beyninizi
yakacak bir tecrübe olacağını garanti eder, bunları gerçekten herkesin
bilmesini temenni ederim :)
304 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Flu tv sayesinde tanıdığım daha sonra severek izlediyim 7 8 dil bilen, papyonlu sağçı ve solçu olmayan tarihçi ESGnin önemli kitaplarından biridir. Kendi tabiri ile plazada çalışan, siqara içmek için 14 kat inen beyaz yakalılar için yazdığı bu kitap çok basit şeyleri anlatıyor aslında. Popüler olanın kötü olmak zorunda olmadığı, bilginin edinilen diğil de keşfedilen birşey olduğunu anlatıyor.Tarihçilerin uydurdukları şemalar dahilinde düşünen insanları derinden sarsacak ve en önemlisi benim bu kitapdan aldığım 2 şey vardır. Kitap okumak ve dil öyrenmek . Dil öyrenmek için kitapları orijinalından okumak. Kitapın sonunda türkçe ,almanca, ingilizce önerileri yapmış.
276 syf.
·10 günde·10/10 puan
Tarihteki yanlış sorulara doğru cevaplar! Daha soruyu bile doğru soramazken cevaplarımız ne kadar geçerli olabilir ki? Yıllardır kadın ezici tarih yazıcılığının sonunda tatmin edilir soru cevaplarını vermiş. Yeniçerilerden coğrafi keşiflere, Osmanlı'nın Türklüğünden İstanbul'un Fethi'ne bir çok tartışılır konuyu bilimsel argümanlarla bize sunmuş. Tarihin duygusal okuyucularının rahatsız olacağı yerler vardır eminim, ama ben tatmin edici cevaplar buldum. Biraz gerçekleri konuşalım...
Tarihi çok seven biri olarak bize öğretilen, nesillerdir anlatılan, sınavlarda sorulan, maddeleştirilerek bize sunulan basit tarihsel argümanların arasında hep bir kopukluk olduğunun farkındaydım. Beni rahatsız eden birçok argümanın ve cevaplanamayan sorularımın arka planını daha net buldum bu kitapta.
Kitabın ve hocanın tarihi aktarışındaki en güzel yanı bütüncül bir bakış açısına sahip olması ve tarihi parçalar halinde ele almaması. Bazen ağlanacak halimize güldüm kitapta. Bu ülkede tarih bilimcilere de güvenemeyeceğimizi çok iyi biliyorum. Bilimden uzak duygusal yaklaşımlar çerçevesinde bir tarih yazımı, ideolojiler ve siyasi akımlar çevresinde şekillenmiş tarih bilgilerine sahibiz ve en kötüsü doğrusunu öğrenmek için asla çabalamıyoruz. Dünya tarihine dair biriktirmiş olduğu bilgi, yaklaşım ve deneyimlerine her zaman güveniyorum ESG'nin.
Kitapta bolca yabancı kelime ve söz öbekleri kullanılmış, rahatsız olmadım, bunun inisiyatifinin kendine bırakılmasını söylemiş zaten en başta. Yine de belki zorlananlar olabilir. Ayrıca özellikle dil bilenler için muhteşem bir kaynakça sunmuş arşivlenmesi gereken. Okuyun, okutturun derim ben.
250 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
Emrah hocanın eğlenceli ve eğitici diliyle okuyucuyu sürüklediği dopdolu bir kitap, kulaktan dolma şeylerle tarihi bilgiler edindiğimizi sandığımız bu sosyal medya çağında, ESG bizlere gerek meslektaşlarının araştırmalarından örneklerle gerekse de kendi araştırmaları ile edindiği bilgileri " Olmaz Öyle Saçma Tarih* " diyerek popüler başlıklar halinde bizlere aktarıyor.

Kitabı bitirince kendinize birçok yeni ve DOĞRU bilgi kattığınızı görecek, keşke kitap devam etseydi diyeceksiniz, konfor alanından çıkıp kendine değer katmak isteyen herkese iyi okumalar^^

*https://www.youtube.com/...TJi-e43AFHRby8utPBQp
304 syf.
·4 günde·4/10 puan
Hocamız bu kitabı “Ben birden çok dil biliyorum” edasında yazmış. Çok merak ederek aldım fakat beni pek memnun etmedi açıkçası, yabancı terimlerin çoğunun açıklaması yoktu, terimlerin çoğuna TDK ve çevirinden bakmak zorunda kaldım. Tarihte yanlış bildiğimiz çoğu şeyi açıklıyor fakat çok komplike, sorunun cevabını ararken cevabın altında gelişen olaylar, süreçler insanı cevabı bulmaktan soğutuyor ve unutuyor, okumaya ara verip kaldığınız yerden devam edince konudan kopuyorsunuz, içerikleri bilseydim internetten çok daha kolay ve anlaşılır bir şekilde okurdum.
304 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10 puan
Emrah safa hocanın ilk okuduğum kitabı. Kendim tarih öğretmeniyim. Emrah hocanın eğlenceli üslubuna bayıldım. Ayrıca roman özelliği taşımadan herkesin anlayabileceği gerçek bir tarih kitabı. Özellikle gereksiz bir şekilde yurdum insanının birçok efsaneye nasıl tutunduğunu bilen buna maruz kalan bir tarih öğretmeni olarak dilerim ki herkes okur ve efsanelerden, rivayetlerden vazgeçer. Tabi kitapta kullanılan bazı yabancı kelimeler kişiyi yorabilir. Ama zaten hoca bunu düşünerek dipnotlar oluşturmuş. Keyifli okumalar
304 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Emrah Safa Gürkan "hozomu" FluTV'deki "Olmaz Öyle Saçma Tarih" ve çeşitli TV programlarında izleyip sıkı takipçisi olmuştum. Bu kitap da kendisinden okuduğum ilk kitap oldu. Tarihe bakış açınızı değiştirebilecek, tarihten ne almanız gerektiğini size öğretecek güzel bir kitaptı. Kitabın beğendiğim ve beğenmediğim bazı yanlarını sıraladım:
Beğendiğim Yanlar: - Kitabın dili bir tarih kitabı için oldukça akıcıydı. Okurken beni sadece bazı yabancı terimler zorladı.
- Hoca tarihe, şahıslara nasıl bakmamız gerektiğini bize anlatmış ve bakış açımızı genişletmiş.
- Yaygın tarihsel düşüncelerin yanlışlığını, başarılı tarihçilerin araştırmalarını da kullanarak çıkarmış. Bu düşünceler arasında şaşıracağınız birçok düşünce olacağına eminim.
Beğenmediğim Yanlar: - Hoca Osmanlı tarihçisi olduğu için konuların Osmanlı tarihinden seçilmesi normal ama keşke birkaç tane de farklı dönemlerden (mesela Türkiye Cumhuriyeti dönemi) konular olsaydı.
- Renkli resimlerde maalesef hatalar vardı. Bazı resimler karışmış bazıları da sanırım hiç yerleştirilmemiş.
304 syf.
İçerisinde, bolca Tarih, Coğrafya, Siyaset olan mümkün olduğunca şahsi duygular değil de metodolojik çıkarımlar bulunan bir kitap. Ara ara kişisel yorumlarının bana göre uygun olmadığını düşünsem de genel olarak beyin fırtınası yaptıran, okurken düşündüren, akıcı üslubu ve verdiği ilginç bilgilerle güzel zaman geçirmenize vesile olacak kitap tavsiyeyi hak ediyor.
304 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10 puan
Flu Tv’deki yayınlarıyla tanınırlığı hız kazanan Emrah Safa Gürkan’ın birçok tarihi konuda yaptığı derin araştırmaları ve bilinmeyen veya yanlış bilinen tarihi olayların doğrusunu anlatmasıyla işinin hakkını veren iyi bir tarihçi ve gerçek bir entelektüel olduğu kolaylıkla hissediliyor. Kendisinin de belirttiği gibi Youtube üzerinden yaptığı yayınlarda, bazen karşısındakinin de bildiğini düşünerek öyle konulara giriyor ki konuyu bilmediğim için sıkıldığım zamanlar olmadı değil. Buna bir de hızlı konuşması eklenince bazen konudan tamamen koptuğum da oluyordu.

Benzer hisleri yaşamamayı umarak, zevkle ve ilgiyle okuma beklentisiyle kitaba başladım:

Kitap ilk olarak Osmanlı’daki kadın olgusu ve yönetime etkisiyle başlayıp, yeniçerilerle ilgili genel bilgiler verip, yanlış bilinenleri düzelterek giriş yapmaktadır. Daha sonra Osmanlı’nın Avrupa’ya göre neden geri kaldığını, aslında “Avrupa’nın normalden daha hızlı geliştiği” teziyle açıklamaktadır. Ayrıca okumayan bir toplum olduğumuzu ve bunun uzun bir geçmişten beri bu şekilde olduğunu verilerle açıklamıştır. Matbaanın Osmanlı’da geç kullanılmaya başlamasının da bununla alakalı olduğunu belirtmiştir. En önemli ve ilgi çekici konuların başında gelen İstanbul’un fethi ile ilgili efsanelere de değinmiş ve tarihi kanıtlara göre konuyu detaylı incelemiştir. Viyana ve Roma’yı alsaydık neler olurdu? Cervantes İstanbul’a geldi mi? Gibi sorulara yanıt aranmanın yanında Osmanlı halkının ve yönetiminin etnik yapısıyla ilgili yanlışlar düzeltilerek, en ilgi çeken konular temelinde güzel bir araştırma kitabı ortaya çıkmıştır.

Bu kitap sayesinde Osmanlı tarihiyle ilgili birçok konuda oldukça faydalandığımı söyleyebilirim. Kitabı okuduktan sonra bazı konularla ilgili araştırma yapma ve daha fazla öğrenme isteğim de oluşmadı değil. Her okuyan kişiye az veya çok Osmanlı tarihinin önemli konularıyla ilgili bilgi ve değer katacağını düşünmekle birlikte kitabı genel olarak çok beğendiğimi de belirtmek isterim.

Beğenmediğim noktalara gelecek olursak; yazar birçok “Youtube” yayınında yaptığı hatayı kitabında da tekrar ederek, bazı yerlerde tarihi kişilerle veya olaylarla ilgili bir şeylerden bahsederken okuyucunun da onu bildiğini düşünerek yazmış. Tarih bilgisi ortalama (Türkiye standardına göre diyelim) olan birçok okuyucu, bazı sayfalarda konuyu detaylı bilmediğinden sıkılacaktır. Bu gibi tarihle ilgili çok teknik yerlerde seviye biraz daha düşürülebilirdi. Kitapta tarihi olaylar ve kişilerden bahsederken sürekli olarak o olayın veya kişilerin orijinal dillerindeki isimleri de parantez içinde yazılmış. Bu, konuyu araştırmak ve detaya inmek isteyenler için olumlu diyebiliriz, fakat bunun için zaten kaynakçalarda ve dipnotlarda yeterince bilgi verilmiş olduğundan bir yerden sonra bu durum, parantez içindekini okumakla vakit kaybetmeme isteği oluşturuyor. Ayrıca, birkaç yerde fotoğrafı olmayan bir görsele referans verildiğini farkettim. Renkli fotoğraflar da konuların geçtiği yerlere konulsa hem konular daha anlaşılır olabilir hem de görseli bulmak için harcanan vakit ve odak kaybı azaltılmış olur. Umarım gelecek baskılarda bunlar iyileştirilir.

Tarihi doğru okumak adına değerli bir kaynak olduğunu düşünmekle birlikte kitabın gelecekte de birçok okuyucuya ulaşarak, tarih konusunda klasikleşme potansiyeli olduğunu düşünüyorum.

İyi okumalar…
304 syf.
·11 günde·Beğendi·7/10 puan
Yaklaşık 7-8 ay önce kardeşimin tavsiyesi ile Emrah Safa Gürkan Hoca'yı youtube kanalı vasıtasıyla dinlemeye başladım. Tarih bilgisi ve konu anlatımındaki üslup ile gerçekten faydalı bir hizmet veriyor. İlginç konularda yaptığı yorumlar oldukça faydalı oldu bende. Örneğin İngiltere'nin Sanayi devrimini başlatması elinin iyi olması ile açıklaması gibi.

Kitapta kısmen bu videoların içerikleri ile benzer içeriklere sahip ama daha kalıcı bir eser olmuş. Genel olarak beğendim. Ancak bir hususu belirtmeden edemeyeceğim. Örneğin Türk Devletlerinin devamlılığı teorisine göre Batı ve Doğu Türk devletleri diye ikiye ayrılmamız gerektiği hususu, hocanın basit reddiyle geçiştirilecek veya eleştirilecek bir konu olmadığı, en azından basit bir cümlecik dahi olsa bu hususta karşı tarafın savının da yazılması gerektiğine inanıyorum. Kaldı ki yönetim şekli veya hanedan değişmesi, Türklüğü değiştirmeyeceğinden yani Türk Devleti hangi şekilde veya hangi aile tarafından yönetildiği önemli olmadığından ben de devamlılık esasının daha doğru olduğu kanısındayım.
İkinci konu ise Kara Ordusu veya Deniz Kuvvetlerimizin kuruluş tarihleri ile ilgili yaptığı yorum. Bunlar biraz toplulukları millet yapan duyguları besleyen hususlardır. Elbette MÖ 209'da Mete'nin ordusu ile ilgili detaylı bir bilgiye veya bir açılış törenine sahip değiliz. Ama bir orduyu o kadar geriye dayandırmak milletin temellerinin de ne kadar derinde olduğunu gösterir. Amaç tarihsel hata yapmak değil, argümanları kullanarak olaya boyut kazandırmaktır. Velhasıl güzel bir kitap, keşke arkadaş olabilseydim ve saatlerce muhabbet etme fırsatım olsaydı. Muhtemelen imkansız bir talep ama öyle bir hakkım olsaydı talep edeceğim insanlardan biri olurdu.
304 syf.
·7 günde·9/10 puan
Normalde popüler kitaplardan uzak dururum. Bir kitabın çok satılması onun liyakatinin bir kanıtı değil yetkinliğine dair bir soru işaretidir bana göre. Bunu herkes bilir'e de bu nedenle bir süre yanaşmadım. Akabinde youtube'de videolarından çokça istifade ettiğim Emrah hozamızın hatırına okumaya karar verdim ve şaşırtıcı şekilde çok beğendim.

Geçenlerde twitterda bir çizime denk gelmiştim. Zaman makinesine giren bir erkek 1500' lere gidip Kanuniye "Amerikaya gitmen lazım" gibi bir laf ediyordu ve dünyanın çehresi değişiyordu. Bu çizim aslında tarihe bakış açımızı özetliyor. Sanıyoruz ki bir cümle, bir farkındalık tarihte büyük değişikliklere yol açabilir. İşte kitapta Emrah hocamız bu ironik meselelere müstesna cevaplar veriyor. Osmanlının yıkılmasında kadınların ve yeniçerilerin ne kadar rolü olduğunu sorguluyor. Bilindik cevapların dışında açıklamalar sunuyor. "Neden geri kaldık" sorusunu önce "Acaba biz mi geri kaldık yoksa onlar mı ileri gitti" şeklinde göğsünde yumuşattıktan sonra "çünkü x yönetime karıştı" şekilde basit ifadeler ile değil sosyoloji, kültür, coğrafya ve kurumsal yapı üzerinden mükemmel şekilde açıklıyor. Neden okumuyoruz, Osmanlı Türk müydü gibi sorulara yine hocamızdan tatmin edici cevaplar okuyoruz. Kısacası harika bir kitap efendim, herkese tavsiye ederim. Yukarıdaki başlıkları beğenmeme karşın "Osmanlı Viyanayı, Romayı alsa ne olurdu", "Cervantes istanbula geldi mi" gibi faraza başlıklarda ise sıkıldım. Bunları okumanın bana bir şey katmadığını düşündüm.

Neyse yine de dediğim gibi çok güzel bir kitap. Emrah hozamız da disiplinler arası bağlantıları sağlayabilen, dili ve üslubu güzel olan muteber bir tarihçimiz. Kendisinin başka kitaplarını da okumayı dört gözle bekliyoruz efendim.

Bu arada es geçmeyeyim. Kitapta hocamızın kullandığı dil de çok güzel. Bunu sadece komik ve akıcı anlamında demiyorum. Kullandığı kelimeler asil. Kelimelerin çeşitliliği okuyucuya bir okuma zevki sunuyor. Yanına verdiği etimolojik açıklamalar da cabası, bir kaç kelime not aldım :)
Araba camlarına çekilen siyah filmlerin yasaklanmasına tepki gösterip hükümete geri adım attıran halkımız,kütüphane eksikliğini bir kere bile gündeme getirmeyi akıl etmiyor. Çünkü zaten kendisi de okumuyor,okuyorsa da bunu kendi imkânlarıyla yapmak zorunda olduğuna çoktan kâni olmuş.
Kendi hayatımızda hiçbir yerde uygulamadığımız, uygulamayacağımız kriterleri birbirimize dikte etmekten vazgeçmediğimiz ve modern tabirle "duyar kasmak"ta ısrar ettiğimiz sürece, ülkemizdeki tüm orjinalite potansiyelini yok eden tek tipleşme ve entelektüel çölleşmenin önüne geçmemiz mümkün olmayacaktır.
Emrah Safa Gürkan
Sayfa 6 - Kronik Kitap
Patates deyib keçmeyin, Rusyayı bir dünya gücü yapan bu karbonhidrat zengini bitkidir, yokluğunda neler ola bileceğini en iyi İrlandalılar bilir ! Lamadan büyük binek hayvanı olmayan Amerika da atla tanışmasını bu Kolombun Mübadelesine borçluydu.
Nasıl 1ci sınıf tıp öğrencilerinin acemiliklerini vücudumuzun üzerinde atmalarına izin vermiyorsak, konunun uzmanı olmayan insanların ilk akla gelen indirgemeci fikirlerle beynimizi iğfal etmesinine de müsaade etmemeliyiz
Tarih değişimin, ama en çok da kavramların değişiminin ilmidir, yoksa birincil kaynaklar üzerine odaklanmanın manası nedir ?
Doğası gereği kadının erkekten daha aşağı bir konumda olduğunu hâlâ düşünenler varsa, kendilerine bir tutam muasır medeniyet seviyesi tavsiye etmekten fazlasını yapamayacağız.
Mehmet Şimşek'e göre günde internet kullanımına sekiz dokuz saat harcayan Türk Halkı kitaba sadece bir dakika ayırmakta.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bunu Herkes Bilir
Alt başlık:
Tarihte Yanlış Sorulara Doğru Cevaplar
Baskı tarihi:
28 Ocak 2020
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057635402
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kronik Kitap
BİLGİ, MİZAH VE ZEKÂ
TARİHLE BİRLEŞİYOR.

Elinizdeki kitap size tarihin şifrelerini, El Dorado’nun yerini, Karındeşen Jack’in kim olduğunu ya da simya taşının hikmetini öğretmeyecek. Karşınıza pavyonlarda sürten altıncı Dalai Lama, genç kalmak için altın içen Diane de Poitiers, teslim ol çağrısına orta parmaklarını işaret ve yüzük parmaklarının arasına sokup sallamak suretiyle cevap veren Venedik garnizonu, erkek kılığına girip tüm Siena’yı elden geçiren çapkın travesti Caterina Vizzani, bir köşede hacetini gideren Evliya’nın üstüne düşüp onu “boklu gazi” yapan düşman da çıkmayacak.

Bu, kahramanlarla hainlerin, tarihin akışını değiştiren vizyonerlerle fırsatları tepen basiretsiz liderlerin kitabı değil. Küçük Buzul Çağı, Fiyat ve Sanayi devrimleri, Aydınlanma, Atlantik Üçgeni, Büyük Kırılma, Hümanizma, muhayyel cemaatler, Protestan Etiği gibi birçok kavramın havada uçuştuğu sayfalarımızda kopuşları değil, devamlılıkları göreceksiniz. Tarihi bir anda değiştiren olayların aslında semptomlarını kaplumbağa hızıyla gösteren süreçlerin birer sonucu olduğunu fark edeceksiniz.

Herkesin hafife aldığı şu grotesk tarih kortejinin birbirinden ilginç kahramanlarının yaratacağı hafif bir tebessümden ve sıra dışı anekdotların verdiği şaşkınlıktan daha fazlasını hedefliyoruz: Okuyucunun geçmişini ve bugününü daha iyi kavrayıp geleceğini daha iyi planlamasını sağlamak ve ona entelektüel bir derinlik kazandırarak daha kaliteli bir yaşam sürmesine yardımcı olmak.
Emrah Safa Gürkan’ın mizahla zekâyı buluşturduğu Bunu Herkes Bilir, hangi yaşta olursa olsun kendini geliştirmek için öğrenmeye zaman ayıranların zevkle okuyacağı bir başucu eseri…

Kitabı okuyanlar 1.624 okur

  • Kadir KAPLAN
  • Ali Uygar  Tosyalıoğlu
  • Mehmet Akif Duman
  • Asaf Tamer
  • Kadriye Şengil
  • kübra
  • Emre ak
  • Timur Mert IŞIK
  • Hasan Duran
  • alidoğan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20.6 (145)
9
%28.5 (201)
8
%30.5 (215)
7
%13.2 (93)
6
%4.3 (30)
5
%1.4 (10)
4
%0.7 (5)
3
%0.1 (1)
2
%0
1
%0.7 (5)

Kitabın sıralamaları