"Insanlar ne dolu hayatlar yasiyor"demeden geçemiyorum ..bir dünya savaşında carpısmak gencecik ruhlarda ,tazecik bedenlerde ,nereden gelen bir meziyet ? ..bir gün öğrenci olup hayatla şakalasırken ,ertesi gun bir trene binip dağlar ,ovalar ötesine geçmek ...türk toprağı "Turan"ı görmek için cepheden cepheye savrulmak...yaralanmak ,hayal kırıklıklarının ortasında at sürmek ..yollarda yaşanan aşklar . Kasabalardan geçen açlık kafileleri ..Moskova da öğretmen ,kremlinde serseri ...çarlar devrilip ,devirler devrimlenirken misafir ...Nazım ile yoldaş, yurdunda surgun ,hapiste katip olmak ..
Bir otobiyografi olarak mı değerlendirmesini yaparsınız yoksa yazılmamış bir tarih kitabımı onu size bıraktım. .kitaba başlarken şunu düşünmüştüm 2 Ağustos 1914 artık hiç unutmayacağım bir tarih
..derslerde. 1.dünya savaşı denildiğinde 1914 diye parmak kaldırırken 2 ağustosu ogretmemisler bize, eksik kalmışız biraz ..okudukça yeniden öğrendim yeniden büyüdüm bazı yazarlarla ve kitaplarla .."suyu arayan adam" da onlardan biri ....iki savaş arasında sıkışıp kalmış bir Türkiye gelişmeye çalıştıkça daralan zaman ..bir yanda Rusya bir yanda Hitler ...daha yapılacak çok şey varken yarım kalmış bir hikaye gibi vatanım. ..
Ben çok severek okudum zaman içerisinde tekrar okumak istediğim bölümler kaldı aklımda ...eğer yakın tarihe bir göz atmak isterseniz kesinlikle tavsiye ederim ...
"Suyu aramaya devam ta ki bulana kadar "
Sevgiyle kalın. ..