Aç kalma korkusu, insanı bağırmaktan değil; düşünmekten vazgeçirir.
Çünkü geçim derdi, yalnızca cüzdanı değil, zamanı ve dikkati de işgal eder. insan, hayatta kalmaya odaklandığında adaleti sorgulayamaz.
Fatura yetiştiren bir zihin, yarını tartışamaz.
Kirasını düşünen bir ağız, yüksek sesle konuşamaz.
Bu yüzden yoksulluk sadece maddi bir durum değildir;
sessizliğin en verimli üretim biçimidir.
İnsan sustuğu için ezilmez, ezildiği için susarve bir süre sonra susmayı mantıklı bulur.
Tarih boyunca düzenler böyle ayakta kaldı:
İnsanlara zincir değil, borç verildi.
Korku sopayla değil, belirsizlikle üretildi.
Ve itaat, zorla değil;
"önce hayatta kal" telkiniyle öğretildi.
Geçim derdi, insanı kötü yapmaz.
Ama insanı sessiz yapar.
Sessizlik normalleştiğinde ise, adaletsizlik artık bağırarak değil, alışılarak sürer.
Bu yüzden en kalıcı baskı, yüksek sesle dayatılan değil; insanın içinden konuşamayan hâlidir.