Kitap ilk kez 1934 yılında yayınlanmış, Burma’da, yani bugünkü Myanmar’da geçiyor. Orwell zaten bir dönem orada çalışmış, yani bizzat yaşadıklarından esinlenmiş bu kitabı yazarken.
Kitapta asıl mesele sömürgecilik. İngilizler orada yöneten taraf gibi görünüyor ama aslında hem kendi içlerinde çatışmalar yaşıyorlar hem de yerel halka büyük haksızlıklar yapıyorlar. Kitapta bu durum çok açık ve çarpıcı bir şekilde gösteriliyor. Sadece baskı görenler değil, baskı uygulayanlar da bir şekilde o sistemin içinde sıkışıp kalmış gibi. Herkes mutsuz, herkes bir şeylerden kaçıyor. Ne kadar da tanıdık değil mi?
Ana karakter Flory, kendisiyle barışık olmayan, yüzündeki doğum lekesi yüzünden toplumdan kendini soyutlayarak yaşayan biri. Oradaki düzenden de memnun değil ama bunu açık açık dile getirmeye de korkuyor. İçinde sürekli bir çelişki var, ne doğru düzgün bir yere ait hissediyor kendini ne de sesini çıkarabiliyor.
Kitap iki bölüme ayrılmış, sömürge düzeninde hayatta kalmaya çalışan, ezilen, hakaretlere, adaletsizliklere uğrayan bir Burma halkı ve Flory'nin büyük amansız aşkı Elizabeth ile olan ilişkisi. "Sahte bir ilişki" Flory onu yalnızlıktan kurtaracak biri gibi görünürken, Elizabeth ise Flory’yi sosyal statü, güvenlik gibi nedenlerle değerlendiriyor. Gerçek bir yakınlık yok aralarında. Her ikisi de biraz rol yapıyor. Bu ilişki, o dönem insanlarının –hatta bugünün de– nasıl duygusal olarak birbirine yaklaşamadığını çok güzel anlatıyor.
**Kitabı okurken şunu düşündüm: insan psikolojisi değişmiyor. O zaman da insanlar korkularıyla hareket ediyormuş, şimdi de öyle. Birçok kişi, tıpkı Flory gibi, doğru olanı düşündüğü halde cesaret edemiyor. Ya da Elizabeth gibi, toplumsal beklentilere uymak için kendini kandırıyor. Orwell aslında hem dönemin politikasını hem de