George Orwell çoğumuz tarafından artık ünü yazarını aşmış kitaplardan olan Hayvan Çiftliği ve 1984 ile tanınır.
Kitaba adına veren Aspidistra çiçeksiz bir zambak türü olup İngiltere de fakir evlerde sınıf atlamanın sembolü olarak resmedilmiş. Çiçeğin dayanıklılığı, orta sınıfın her türlü soruna ve parasızlığa direncini de simgeliyor mu bilinmez ancak evlerinin en özel köşesinde ya da cam önlerinde sergiledikleri Aspidistra’yla kendilerini daha zengin hissettikleri kuşku götürmez.
1930’lar İngiltere’sindeki sınıf atlama kaygısının “Aspidistra” çiçeği üzerinden vurgulanarak anlatıldığı kitapta kapitalizme ve doğal olarak da paraya savaş açmış karakterin ışığında derin bir eser okuyorsunuz. Gordon sistemden öylesine nefret ediyor ki, İngiltere semalarında savaş uçakları görmenin hayalini bile kurabiliyor. Bir bombardıman olsun ve her şey bitsin diye düşünüyor çoğu zaman.
Sürekli parasızlığından şikayet ediyor. Parasızlığın getirdiği sıkıntılardan söz ediyor. “Hep para, hep para, her şeyin başı para.” Her konuşmasının sonunu, her olayın nedenini, çevresindeki her insanın ona olumsuz gelen en ufak bir hareketini parasızlığına bağlıyor. Hayatın içindeki her olguyu parayla, parasızlıkla ölçüyor. Ona göre paran yoksa hiçe sayılırsın, paran yoksa bir kıza çekici görünemezsin, bir kızla buluşamazsın, konuşamazsın, paran yoksa eğlenemezsin, düşünemezsin, dürüst olmazsın, paran yoksa tam bir insan değilsin (Alıntı)
İngiliz romancı George Orwell, Hayvan Çiftliği adlı siyasal masalında, zorbalığa dönüşen Stalin yönetimini yerden yere vurmuş; Bin Dokuz Yüz Seksen Dört adlı ünlü yapıtında da insanlığı belleksiz ve muhalefetsiz bir totaliter toplum tehlikesine karşı uyarmıştı. Ama bu iki büyük yapıtından önce, 1930'lar İngiltere'sinde 'sınıf atlama özlemi'ni benzersiz bir kara