Adı:
Burma Günleri
Alt başlık:
Minikitap
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
576
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750737138
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Burmese Days
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Burma Günleri
Birmanya Günleri
Burmese Days, Keep the Aspidistra Flying, Coming Up for Air
Burma Günleri
Bizim bu ülkede bulunmamızın hırsızlık yapmaktan başka bir amacının olmadığını nasıl anlayabilirsiniz? Çok basit. Memurlar Burmalıları ezerken işadamları da onların ceplerine dalıyorlar. Eğer bu ülke İngilizlerin elinde olmasaydı, diyelim benim firmamın şimdiki gibi kereste sözleşmeleri yapabileceğini mi sanıyorsunuz? Ya da başka kereste firmalarının veya petrol şirketlerinin, madencilerin, çiftçi ve tüccarların? Arkasında hükümet olmasa pirinç çemberi talihsiz çiftçiyi soyup soğana çevirmeye nasıl devam edebilirdi?

Hayvan Çiftliği ve Bin Dokuz Yüz Seksen Dört gibi modern klasiklerin yazarı George Orwell’in ilk romanı Burma Günleri, yazarın gençliğinde sömürge polisliği yaptığı günlerdeki deneyimlerini ve imparatorluk yönetimine tepkilerini dile getirir. Orwell, İngilizlerin Birmanya diye de bilinen, bugün resmî adı Myanmar olan Burma’daki yaşamını, sömürgecilerle işbirliği yapan yerlileri, baskı ve sömürü düzenine karşı çıkanları, aşk, nefret, tutku çemberinde ustalıkla anlatır.
344 syf.
·Beğendi·8/10
"s"ELAMLAR (30. ya deneyince var bir hayır diyip capslock tuşuyla inatlaşmamaya karar verdim! Sen BÜYÜKSÜN! TAMAM MAYK! ) ola hepinize çokomeller ! Yine önceden okuyup sonrasında inceleme yapmaya karar verdiğim bir inceleme ile sizlerle beraberiz .. Bugün pikniğe gidecektim esasen ama Odin ve Thor yeryüzüne inmeye karar verip , "YARDIR MEVLAM GORE!" moduna geçince , elinde oyası , ayasında kınası , başında yazması ile 40 'ına merdiven dayayan evde kalmış kızlar misali kırdık kıçımızı , büktük dizimizi , oturalım dedik evimizde .. Oturalım dedik demeye de ,gelirken biralarla beraber aldığımız sigarayı kaybettik evin içinde .. Kafa beyin döndü .. Dün de tuzlu fıstık sırra kadem bastı odanın içinde ! Delirmemek elde değil !! ( AMAN ALKOLDEN UZAK DURUN 18 YAŞ ALTI SEVGİLİ KARDEŞLERİM !! AMAN !! ) Neyse efenim .. Yavaştan incelemeye giriş yapalım .. Kuru fasulye tamam .. Pilavlar geldi .. Soğanı kırıp startı veriyorum !! VAN ,TU , TIRİ , FORROOOO !!! Hemen bir DAVARO OST !! OHHH !! Dünya varmış !!! =))

Pek saygıdeğer cevizkabukları , biliyorsunuz ki incelemelerimde spoiler falan vermiyorum .. Yine vermeyeceğim .. Benim derdim kitabı okumak isteyenlerde , zihinlerinde soru işareti olan bireylerde bir kıvılcım çakmak .. Döneme ait bilgileri verip, "bilinmezlik" olgusuna dayanarak ve esrar"c"engizlik yaparaktan merakları cezbeylemek ..İzleyeceğimiz yol budur !! Bundan önceki incelemelerimde , benim tabirimle , "TAKIM ELBİSE GİYİP MEDENİYET KAVALI ÖTTÜREN ÇOBAN AROMALI TERORİSTLER " dediğim bu tayfayı defalarca anlattım .. Yılmam ! Yine anlatırım !! Bu kitaptaki haliyle anlatacaklarım ingilizler sevgili diyarbakır karpuzları.. Güneş batmayan imparatorluk ! Oraya buraya medeniyet götürenler ! Sevgili şekerpare, bana inan ama cidden inan ki bunların medeniyet diye oraya buraya götürdüğü herşey ama herşey sömürüden ibaretti .. 1 veriyorlarsa 11111 alıyorlardı !! Kolonyalizm dedikleri sistemi icat edip , işgal ettikleri halkların değer yargılarını , dinlerini , mezheplerini hiçe sayarak , kültürlerini yok ederek mankurtlaştırdılar insanları .. Burada kısaca bahsedeceğim kısım Hindistan örneği ve komşusu Myanmar .. Hindistan , bakir toprakları, sınırsız işgücü ve ingilizlerin ekmeğine yağ süren KAST SİSTEMİ ile uzun müddet İngilitere'nin sağmal ineği oldu .. Bu kast sistemi dediğimiz ve kişinin elinde olmaksızın içine doğduğu dünyanın sınırları içindeki hiyerarşik yapıya dayanan sistem , ingilizlerin arayıp da bulamadığı şey idi .. Bu yapıyı ve insanlar arası ayrımcılığı sonuna kadar körüklediler .. Ne ola ki bu kast sistemi dersen şöyle açıklayayım sana bunu ben .. Misal baban ZURNACI ! Bu ailenin içinde doğdugun anda diyemiyorsun ki ben TORNACI olacağım ! Yerin ,yurdun ,herşeyin , kim olduğun öncesinde belli .. İşte bu sakat dini sistemi kullanarak ve yanlarına aldıkları dış sermayenin yurt içindeki yerli işbirlikçileri ile , yani kompradorlar ile yeraltı ve yerüstü kaynaklara pipet dayayıp hüpletmek suretiyle uzunca bir müddet bal kaymak sofraların Halil İbrahim'i oldular ingilizler.. Oraya konuk olanlardan biri de siyasi polis olarak görev alan George Orwell idi .. Şimdilerde 1984 incelemelerinde güzellemelerine doyulamayan , Hayvan Çiftliği'ni yazdığı için yerlere göklere sığdırılamayan ama bu kitaplar için CIA 'den fonlanmış , MAMALANMIŞ George Orwell !! Senin anlayacağın sevgili Yıldız Tilbe et beni, timsah gözyaşları idi o kitaplar .. Bu , Orwell 'ın ilk romanı .. Kalemini satılığa çıkarmazdan önce yazdığı ilk eserlerden biri .. "YE KÜRKÜM YE" moduna geçmezden evvel hakkaniyet ile aktarmış bize olanları .. Ben neşe kaçırmamak adına kitaptan örnek vermeyeceğim .. Sanırım üç aşağı beş yukarı zaten olanların kabataslak bir krokisini çizdim sizlere .. Şimdi incelemenin başlığı ve bu kitabın konusuna dair sizlere ipuçları verecek başka örnekler vereceğim ..

Bir dönem pespembe rengi ile çocukluk günlerimizin rüyalarını süsleyen sevgili PEMBOlar , bunlar öyle aşağılık insanlardır ki ortadan kaldırıp , soyunu kuruttukları kızılderililerin dahi maruz kaldıkları olguların içini boşaltmışlardır ARSIZCA !!! Ciplerine soykırıma uğrattıkları Cherokeelerin , boğazda seyreden Abd başkonsolosunun teknesine Iroquiasları tek bir devlette birleştiren Hiawatha'nın , Irak işgali öncesinde Mezopotamya'yı yerle bir eden füzelerine Tomahawk'ın , aynı amaçla tasarlanmış helikopterlerine Apachee 'nin ismini verebilmişlerdir ! Şimdi bir kısım çıkıp derse ki yauw gavurlar gavuru iblis Tuco !! Bunların İngiltere ile ne alakası var ? HE GÜLÜM HEEEE !! AMERİKA' yı da NÖRi KANTAR KURDU !!

Tarih bir bilim .. En azından biz öyle biliyoruz .. Ve biz biliyoruz ki bilimin siyaseti , ırkı ,dini, mezhebi OLMAMALIDIR .. Peki sömürge tarihçileri ne yapmıştır tüm bu insanlık suçlarının öncesinde ve sonrasında ?

NE Mİ YAPMIŞTIR ?

Sömürge tarihçileri , beyaz adamın uygarlaştırma misyonu olarak , vahşi addettikleri siyahileri HIRİSTİYANLAŞTIRMALARINI "doğal" karşılarlar.Ama bu bahse konu Tanrı' nın "KARA DERİLİ" olarak adlandırdıkları siyahileri niçin vahşi ve ilkel (?!?!?) yarattığına gerekçe bulmakta zorlanırlar !! Ta ki kurtuluşu Eski Ahit' te ,Adem ve Havva'nın oğulları Habil ve Kabil ' de bulana kadar ! Okul kitaplarına , beyaz ırkın Habil'den , Afrikalıların ise kardeş katili Kabil'den türediğini , tanrının kardeş katili Kabil'in soyunu cezalandırmak için Afrikalıları bu halde bıraktığını yazarlar .. Nasıl ? GÜZEL Mİ?

Güçlü olduklarını siyahların gözlerinin içine soka soka belletmek için her fırsatı kollayan bu aşağılık insanımsı mahluklardır yine Afrika demiryolu döşendikten sonra , 19 yüzyılın başında sanayi devriminin en ama EN GÜÇLÜ SİMGESİ olan lokomotifleri BEYAZA boyayanlar ! Ve demiryolunda KÖMÜR TOZLARI ARASINDA ÇALIŞAN SİYAHİLERE TEKRAR TEKRAR BU LOKOMOTİFLERİ BEYAZA BOYATANLAR!!

ADALET ?!?!?

Gel ben anlatam sana adaleti annesinin bi' tanesi !! Gel ! GEL DE ADALET NEYMİŞ GÖR !!

2. Dünya Savaşı sonrasında Naziler , sanıldığının aksine Nürnberg Mahkemelerinde SOYKIRIM VE İNSANLIĞA KASIT SUÇLARINDAN YARGILANMADILAR !! 2. Dünya Savaşı'nda ABD ve İngiltere'nin hava bombardımanlarıyla katlettikleri "SİVİLLERİN" sayısı , Almanlarınkinden çoktu.. Kendilerinin de işlediği CÜRÜMLERDEN düşmanlarını yargılayamayan "GALİPLERİN" bundan kelli Nürnberg Mahkemelerinde Almanları suçladıkları tek şey , başkalarının topraklarına zorbalıkla el koymak üzere saldırıp savaş başlatmış olmalarıydı .Galipler , yenilenlerle AYNI SAVAŞ SUÇLARINI İŞLEDİKLERİ İÇİN , Nürnberg'de Almanları , Japon mahkemelerinde ise Japonları ancak saldırganlık nedeniyle yargılayabildiler ..

Sayın Churchill!!! HUUUUUUU?!?!!!!! Sayın Winston Churchilll !!! AÇ KAPIYI BEN GELDİM !!

Ses YOK !!

Sanırım evde yok ... Neyse ona da iki kelam edelim gıyabında..
Hangi Churchill bu ? Beş , sayıyla "5" ingiliz askerinin ölümüne karşılık çoğu silahsız 7000 Sudanlı' nın katledildiği 1898 Omdurman Savaşı' nda , ingilizlerin "OLMAYAN" kahramanlığını efsaneleştirdiği ilk kitabı "NEHİR SAVAŞI" (The River War ) 'dan öldüğü güne dek her fırsatta savaş kollayan , savaş çıkarmak , savaşlara katılmak isteyen Winston Churchill !!
KAYITLARA geçen odur ki , Akdeniz'de yatla gezerlerken karısı Lady Asquith manzaranın karşısında dayanamayıp "Mükemmel" deyince şunları diyen Churchill :

"Evet , atış menzili ve görüş mükemmel ,yatta silahımız olsa şimdi ne güzel BOMBALITTIRIRDIM...."

Neyse ki , SARIŞIN KURT , Çanakkale ' de soktu gırtlağına kadar o bombaları ... "ÇOCUĞU KOYDU" !!

AHHHH!!! Bir de , " Olmasaydın da olurduk" , "keşke yunan ( ki onları ingilizler giydirdi!) kazansaydı" diyen tayfa vardı di mi? =))

https://media1.tenor.co/...C1KioKH2VRKowlTX6MTI

Bu kitap , O olmasaydı nasıl var olurdunuz , onu anlatıyor ..

Kıssadan hisse .. Yarın 19 MAYIS !! Unutturamazsınız !! Unut"MAYIS"!

Kahpe emperyalizmi şamarlayan ATAM ...

Olmasaydın , O L M A Z D I K ! ! !

HAİNLERE İNAT ... YÜRÜYELİM ARKADAŞLAR !!!!
https://www.youtube.com/watch?v=lpc4HOQfAcE
341 syf.
Burma Günleri George Orwell' ın ilk romanı olup imparatorluk polisi olarak Hindistan' da görev aldığı yıllarda yazılmıştır. Kitapta impratorluk yönetimine tepkilerini ve ingiliz sömürgeciliğine bakış açısını dile getirir. Sömürgecilik dönemi sona erinceye kadar kitabın Hindistan ve Burma' da satılması yasaklandı ve okuyanlar hakkında yasal işlem yapıldı.

Birmanya, bugünkü Myanmar; insanların vücut renkleri sebebiyle küçük görüldüğü ve aşağılandığı; Avrupalıların -sözde- kalkındırmak amacıyla yerleştiği bölgedir. Orwell kitapta Avrupalıların yerlilere nasıl kötü davrandıklarını, onları nasıl soyduklarını ustaca bir dille anlatır. Avrupalıların gözünde yerliler 'vahşi' ve 'ilkel' bir topluluktan öteye geçmez. Sınıf ayrımının bütün iğrençliğiyle gözler önüne serildiği kitapta en üzücü nokta yerlilerin kendilerini bu kadar aşağılık ve çaresiz görmeleri. Yerlilerin en bilgililerinden bir doktorun dahi Avrupalıların üstün olduklarını söylemesi beni şaşırttı diyebilirim.

Kitapta dikkatimi çeken bir nokta da çok sayıda 'aitlik' anlamına gelen kelimenin var olması. Bu kelimelerin dillerinde olması yerlilerin Avrupalıları sahipleri olarak, kendilerinin de köle bir topluluk olduklarını kabul ettiklerini gösteriyor. Avrupalılar onların efendileri konumunda; yerliler onlara hizmet ediyor ve onların kötü davranışlarına karşı gelemiyor. Zira bir beyaza karşı gelmek o dönem için işlenebilecek en büyük suç sayılmaktadır. Her yıl toplanan vergiler için küçük çaplı ayaklanmalar olsa bile bunlar kısa süren kargaşalardan öteye gitmemektedir. Bu ayaklanmalarda hayatını kaybeden yerlilerin hiçbir önemi yoktur.
"Burma' da her yıl yaklaşık sekiz yüz kişi öldürülür; bunun hiçbir önemi yoktur; ama bir beyaz adamın öldürülmesi canavarlıktır, kutsal şeylere karşı işlenmiş bir suçtur."

Kitapta sömürgelerdeki sosyal yaşam hakkında pek çok bilgi sahibi oluyoruz. Ayrıca ırkçılık çok iyi işlenmiş. Sömürgecilik bir yana yerliler arasındaki rekabet de göze çarpan noktalardan biridir. Yerliler arasında yükselmek isteyenlerin birbirlerine nasıl haince tuzaklar kurduğu da akıcı bir dille anlatılmış.

Hayvan Çiftliği ve 1984 kadar bilinmese de yazarın en iyi eseri olma özelliğine sahiptir. Okunması gereken bir kitap. İyi okumalar.
344 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Burma şehri: Anlatılan dönemde; Myanmar, "Birmanya" adı altında Hindistan'ın bir eyaleti olan bir İngiliz sömürgesi. Patikalar, petunyalar, Afrika kadife çiçekleri,frenk üzümünü andıran kokular, hindistan cevizi yağı, sandal ağacı, tarçın ve kimyon kokuları... Doğal güzelliği her zaman olduğu gibi kirleten insanlar...
U Po Kyin: Romanda bahsedilen ilk isim. Romanımız U Po Kyin ile başlıyor. Gerek görüntüsüyle, gerekse kişiliğiyle rahatsız edici, iğrenç bir karakter. Yazar, o kadar güçlü tasvir ediyor ki, anında bu adamdan nefret etmemizi başarıyor.
Flory : Roman, “U Po Kyin” isimli anti karakteri anlatacak sanırım derken, yüzündeki doğum iziyle hoş olmayan bir görüntüye sahip Flory çıkıyor okurun karşısına. Onun da kötü bir karakter olduğunu düşünürken, duygularının neden köreldiğini, nasıl bir yalnızlık buhranı içinde olduğunu yavaş yavaş anlıyoruz. Hem yaşadığı duygular, hem de içinde bulunduğu bozuk sistem; buna etken…
Elizabeth: Diğer iki karakter aksine olumlu özellikleriyle Flory’nin hayatına giren "rüyalar kızı(!)"
George Orwell’in 1984 ve Hayvan Çiftliği gibi güzide eserlerinin arkasında kalmış; ama bence yine oldukça başarılı bir eser. İnsanların gerçek yüzü, hayatın acımasızlığı, yalnızlığımız ve kendi kurduğumuz bozuk düzen… Kısaca hayatın iç yüzünü bulabileceğiniz bir George Orwell romanı…
344 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Hayır, Burma Günleri'ni Orwell'ın diğer romanlarıyla kıyaslama hatasına tabiki düşmeyeceğim. Tek kelimeyle harikaydı. Bir yazarın ilk romanı bu kadar mı güzel olur, evet ancak bu kadar güzel ve ustaca olabilirmiş, ardından gelen diğer kitapların ilk basamağını oluşturan Burma Günleri, tek başına incelenmeyi hak eden, diğer romanları mihenk taşı yerine koyup, bu kitabın diğer romanlara vurulmasını hak eden bir kitap asla değil, öncelikle bunu belirtmek isterim. Çok keyifle okunan, kelimeleri çok ustaca yazılmış bir roman Burma Günleri. Tabiki Goerge Orwell yine yönetime dair şikayetlerini ve serzenişlerini çok hoş bir dille, değişik bir dünya oluşturarak dile getirmiş. Ama bu sözlerimden bu kitabın bir distopya kitabı olduğunu çıkarmayınız, çünkü bu kitap bir distopya değil onu da bilmenizi isterim. Sevgili Flory, sana çok üzüldüm.. Lanet Elizabeth! Sana ne desem boş, senin gibi öyle çok insan var ki etrafımızda resmen kitap bize tokat atıyor! Ve tabii U Po Kyin... Bu 1900'lerde de böyleydi, hala böyle, ve korkarım böyle de devam edecek... Eğer nüfuzlu bir insansan yaptığın haksızlıklar, yaptığın dalavereler, kimsenin gözünde olmaz... Nüfuzlu sınıf her zaman haklıdır!
344 syf.
·Puan vermedi
Geoge Orwell'in en beğendiğim kitabı son derece akıcı bir dille yazılmış, karakterlerin fiziki ve kişilik özellikleri çok güzel tasvir edilmiş. Konusuna gelince; Hindistan'ın bir eyaleti olan Burma'nın, dünyanın en büyük emperyalist gücü olan İngiltere'nin sömürgesi olduğu dönemi anlatıyor. Yıllar önce okudum, kitaptaki bir bölümde, Burma'da yaşayan İngilizlerden oluşan bir lokalin kapısında ''Köpekler ve Hintliler giremez ''. Yazısı hala hatırımda. Çok güzel bir kitap.
344 syf.
·4 günde·7/10
Burma Günleri,


Yazarın ilk kitabı olması sebebiyle itiraf etmeliyim ki bazı yerlerini okurken sıkıldığım oldu. Ama sonra bunun ilk deneyim olduğu aklıma gelince yazara haksızlık ettiğimi fark ettim.
Kitabın ilk bölümlerinden itibaren eski adıyla Burma günümüzdeki adıyla Myanmar'da İngiliz Sömürgesi altındayken yaşanan ırkçılığı, aşağılamayı, İngilizler gibi sömürgeci devletlerin işgal ettiği yerleri ne hale getirdiklerinin izleriyle karşılaşıyorsunuz. Adam kayırmanın da rolü olduğunu unutmamak gerek. Bu durumun izlerini İngiliz Sömürgesini ( diğer bir deyişle BEYAZ ADAM'ı ) kabullenen yerli halkta da görebiliyoruz. Yerli halktan zengin bir ismin diğer birini, ondan biraz daha Beyaz Adam tarafından adı duyulan birini alaşağı etme girişimleri bolca görülüyor. Bir nevi prestij kazanma çabaları...
İnsan yaşamının bir yerden sonra ne kadar ucuz olabileceğini, değersizleşebileceğini bu kitap gözler önüne seriyor adeta. Nitekim yerli halktan birinin Beyaz Adam'ın girebildiği bir yere girebilmek için kendi halkından birini gözünü kırpmadan öldürebildiğini görüyoruz. Tabi bu Beyaz Adam'ın yaptıklarının yanında deve kulak misali kalıyor ama. Zira Beyaz Adam en ufak bir kaş göz seğirmesi ya da sırf bir bakış yüzünden kendinden aşağı tabakada gördüğü yerli halktan birinin vücut bütünlüğüne zarar vermekten çekinmiyor.
Bu kitap hakkında değinmem gereken bir durum da aşkla ilgili. Kitapta, orta yaşlarda bir İngiliz'in yine bir İngiliz olan 22 yaşındaki İngiliz hanımına duyduğu aşkı da anlatıyor. Aşkın bir insanı nasıl ' salak ' bir hâle düşürdüğünü ve aynı zamanda gülünç duruma düşürdüğünü kitapta yazarın güzel kalemi ve çevirmenin eşsiz çevirisi ile görebiliyoruz.
Umarım kitabı sırf okumuş olmak için okumazsınız. Çünkü unutmamak gerek; her kitap, içinde barındırdığı gizemlerle birer hazinedir.
344 syf.
·16 günde·Beğendi·7/10
Bir kitabı okumaya başlamadan önce yaptığınız incelemeler neticesinde ister istemez ne okuyacağınıza dair tahminler yapıyor, olası senaryoları kafanızda canlandırıyor ve hatta kitap hakkında kesin yargılara ulaşıyorsunuz. Bunun yanlış bir davranış biçimi olduğunu bu kitabı okurken tecrübe ettim. Orwell hepimizin nazarında siyasi eleştirileriyle ön plana çıkmış bir yazardır, yayıncı kuruluşlar da bunun farkında olacak ki kitabın arka kapağına kitabın genel tutumunu yansıtmayan bir paragraf almışlar.
Örnek vermek gerekirse kitabı okumaya başlamadan önce Orwell'ın kendi gözünden anlatım yaptığını ve tamamen İngiliz Hükümetini taşladığını düşünmüştüm. Lakin kitap Orwell'ın yarattığı bir karakterin sosyal hayatına endeksli ve o karakterin siyasi düşüncelerini de ifade ediyor olmasına rağmen büyük çoğunluğu kişisel problemleri üzerine kurulu.
Size söylemek istediğim kitabı okurken ne okuyacağınıza dair tahminler üretmeden okumaya başlamanız. Kitap gayet güzeldi, okumaya yargılar üretmeden başlayın ve keyfini çıkarın. Orwell'ı okumak her zaman, her haliyle güzel.
235 syf.
·2 günde·6/10
Kitaba George Orwell diye hevesle başladım lâkin hüsrana uğradım diyebilirim. Nadir kitap olarak gosterilen bu kitap, başka bir yazarın kitabına Orwell'in kapağını yanlışlıkla basılmasıyla piyasadan kaldırılıyor. Ilk sayfada Barbara Cartland yaziyor, araştırınca kadının aşk romanları yazdığını gördüm ve kitabı da okuyunca doğruladım diyebilirim. Icerik 2 ayrı hikâyeydi ve basit, sade dille yazılmıştı. Ve arka kapakta yazan konuyla eşleştirince alakâsız kaldı. Orwell'in tarzi olmadığını anlamam ve başka bi yazarın kitabı olduğunu fark etmemde ancak kitap bitince oldu. kötü son.
not: elinize geçerse okumayin:)
344 syf.
·8/10
Emperyalist kafanın nasıl aşağılık bir şey olduğunu bu çarkın dişlileri arasından kurtulmak isteyen, insanı ve insanlığı aşağılayan uygulamalara isyan eden bir batılının gözüyle anlatmış. Yazarın, görevi gereği bulunduğu İngiliz sömürgesi Burma 'dan bizzat kendi gözlemleri ve duygularıdır. Bu da kitabın kıymetini artırıyor bence.
344 syf.
·14 günde·Beğendi·8/10
George Orwell in Burma Günleri kitabının olay örgüsü Hindistan geçmektedir.Hindistan da yaşamın zorlukları, yerli halk ile yabancıları arasındaki keskin sınıf ayrımcılığının yanında İngiliz İmparatorluğu’nun sömürgecilik anlayışı ve halkı yönetim biçimi kitabın konusunu oluşturmaktadır.
344 syf.
·6 günde·9/10
Burma Günleri romanında Orwell; gençlik yıllarında o zamanlar İngiliz sömürgesi olan Burma’da (Myanmar ya da Birmanya olarak da bilinir) polis teşkilatında görevliyken yaşadıklarını ve deneyimlerini kaleme almış.
Roman başlarda emperyalizm karşıtı düşünceler ve emperyalizme çanak tutan yerli halkı anlatsa da bir süre sonra trajik bir aşk romanı halini aldı.
1920’li yılların Burma’sının sosyal, kültürel ve ekonomik hayatını ve sömürgenin ne boyutlara gelebileceğini çok iyi anlıyorsunuz.
George Orwell‘ın 1984 ve Hayvan Çiftliği dışındaki kitapları çoğu okuyucu için beklentinin altında kalıyor fakat “Burma Günleri” bana göre bu beklentiyi en çok karşılayan kitaplarından biri. 1984 ve Hayvan Çiftliği okuduktan sonra George Orwell okumaya devam etmek istiyorsanız ilk önereceğim kitabı bu kitap olacaktır.
344 syf.
·8/10
SPOİLER ALERT---SPOİLER ALERT---SPOİLER ALERT---SPOİLER ALERT

George Orwell, Burma(Myanmar)'da yaşadığı dönemde edindiği gözlemlere dayanarak, 'Burma Günleri' isimli romanında İngiliz sömürgesini birbirine oldukça zıt olan karakterlerin gözünden anlatırken aynı anda bu karakterlerin birbiriyle uyumunu da gözler önüne sermiştir. Romanın ana karakteri olan Mr. Flory sömürge sisteminden hoşlanmasa da saf bir nefret beslemez ancak bunun sebebi bu sistemin içinde yetişmiş olması sayılabilir. Ayrıca Mr. Flory, kitap okumayı seven ve romandaki bir diğer karakter olan Elizabeth'in deyimiyle 'aydın' bir kişidir. Elizabeth ise kitap okumayı pek sevmeyen ancak içinde bulunduğu sömürge sistemi içerisinde ulaşabileceği en yüksek konuma ulaşmayı hedefleyen genç bir kızdır. Mr. Flory ve Elizabeth'in oldukça zıt karakterler olmasına karşın Mr. Flory'nin çabası ve aşkı ile Elizabet'in mevki arzusu sayesinde beklenenden uzun süren bir yakınlık kurmuşlardır. Bu ilişki sırasında Mr. Flory, Elizabeth'e kendi dünya görüşünü anlatmaya çalışmış ve onun da kendisi gibi düşündüğünü sanmıştır ancak hem anlatma çabasında başarısız olmuş hem de düşüncelerinde yanılmış ve bunlar ile beraber Elizabeth'i kendinden az da olsa soğutmuştur. Olay örgüsünün sonunda, Mr. Flory imkansız aşkı karşısında daha fazla ayakta duramamış ve intihar etmiş, Elizabeth ise bu kısmet kapısının kapanması üzerine karşısına çıkan ilk fırsat olan Mr. MacGregor ile evlenmiş ve hedeflerine kavuşmuştur.

Romanda Dr. Veraswami isimli karakter, sömürge sistemine tapan, bu sistem içinde dürüstçe kendi mesleğini icra eden, kendisini ve kendi ırkını ezik gören yerli bir doktordur. Buna karşın, U Po Kyin isimli karakter, Dr. Veraswami gibi sömürge sistemine büyük bir saygı içerisinde olsa da, bu sistemi kendi çıkarları için kullanmaya çalışmaktadır. Romanın olay örgüsü içerisinde, U Po Kyin, hedeflediği konuma gelebilmek için, kendinden daha yüksek bir mevkideki Dr. Veraswami'ye türlü oyunlar oynar ve sonunda kısmen başarılı da olur ancak başarısının talı zevkine varamadan felç geçirir. Bu durum, sömürge sisteminin ne kadar çabalarlarsa çabalasınlar, üstüne kurulmuş olduğu yerliler tarafından yönlendirilemeyeceğini simgelemektedir.

Sonuç olarak Orwell, bu dört karakterin aralarındaki ilişki ve ulaştıkları son nokta göz önüne alındığında, sömürge sistemine karşı konulamayacağı, bu sistem içerisinde bu sistemin dışında hareket edilemeyeceğini, sadece sömürge sisteminde doğru yerde bulunanlar ile sisteme göre hareket edenlerin istediklerini elde edebileceğini ustaca gözler önüne sermiştir. Dr. Veraswami sisteme göre fazla dürüst, Mr. Flory sisteme karşı, U Po Kyin ise yerli olduğu için kaybederken, Elizabeth'in istediğini elde etmesinin sebebi bu şekilde açıklanabilir.
Bence okumak çok harika bir şey. Kitaplar olmasaydı yaşam neye benzerdi. Bu öyle...öyle... "Bu öyle kişisel bir cennet ki..."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Burma Günleri
Alt başlık:
Minikitap
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
576
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750737138
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Burmese Days
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Burma Günleri
Birmanya Günleri
Burmese Days, Keep the Aspidistra Flying, Coming Up for Air
Burma Günleri
Bizim bu ülkede bulunmamızın hırsızlık yapmaktan başka bir amacının olmadığını nasıl anlayabilirsiniz? Çok basit. Memurlar Burmalıları ezerken işadamları da onların ceplerine dalıyorlar. Eğer bu ülke İngilizlerin elinde olmasaydı, diyelim benim firmamın şimdiki gibi kereste sözleşmeleri yapabileceğini mi sanıyorsunuz? Ya da başka kereste firmalarının veya petrol şirketlerinin, madencilerin, çiftçi ve tüccarların? Arkasında hükümet olmasa pirinç çemberi talihsiz çiftçiyi soyup soğana çevirmeye nasıl devam edebilirdi?

Hayvan Çiftliği ve Bin Dokuz Yüz Seksen Dört gibi modern klasiklerin yazarı George Orwell’in ilk romanı Burma Günleri, yazarın gençliğinde sömürge polisliği yaptığı günlerdeki deneyimlerini ve imparatorluk yönetimine tepkilerini dile getirir. Orwell, İngilizlerin Birmanya diye de bilinen, bugün resmî adı Myanmar olan Burma’daki yaşamını, sömürgecilerle işbirliği yapan yerlileri, baskı ve sömürü düzenine karşı çıkanları, aşk, nefret, tutku çemberinde ustalıkla anlatır.

Kitabı okuyanlar 505 okur

  • Özge Buluç

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları