Birmanya Günleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.958
Gösterim
Adı:
Birmanya Günleri
Baskı tarihi:
1984
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Gümüş Matbaası
Baskılar:
Burma Günleri
Birmanya Günleri
Burmese Days, Keep the Aspidistra Flying, Coming Up for Air
Dünya edebiyatı yıl boyunca George Orwell’den bir de olağanüstü yankı uyandıran kitabı “1984”ten söz etti. Yürekli yazarın bir başka olay kitabını sunuyoruz: Birmanya Günleri. Doğup büyüdüğü Uzakdoğu’da 26 yıl boyunca sömürgeciliğin acımasız boyutlarını yaşayan Orwell, şiirsel bir dille anlatıyor bu çcileli günleri. İnanılmaz bir gerçeklik tablosunda yansıtılan bu insanlık suçu, yazarın yetkin kalemiyle klasikler arasındaki yerini buluyor. Trajediye Orwell’in kılı kırk yaran mantık süzgecinden bakıyor ve diyorsunuz ki: “Bunu yazsa yazsa ancak Orwell usta yazardı!” Şiddetin doruğa vardığı cehennem girdabını okuyacak ve Orwell’in emeğine, çevirinin özenine alkış tutacaksınız.
George Orwell'ın sevdiğim kitapları arasına girmeyi başaran bir kitap.
George Orwell en sevdiğim siyasi yazar. Dili akıcı, değindiği konular çarpıcı ve fikirleri güncel kalan bir yazar.
Bu kitabı okumaya başlama sebebim, bu kitabın bir anı niteliğinde bulunması. George Orwell'ın yaşadıklarını, nasıl bir ortamda fikirlerinin doğduğunu merak ettiğim için başladım kitaba.
Kitap geneli itibariyle Burma'daki İngiliz sömürgeciliğini anlatıyor. Ayrıca birkaç araştırma sonucunda bu kitabın sömürge yılları arasında basımının yasaklandığını da öğrendim.

Bazı yerlerde konu çok fazla sapıyor, sıkıyor, hadi ama buraya nasıl geldin bunları niye anlatıyorsun dediğim oldu. Akıcılığını bu kitapta göremedim ama gerçek bir tarih i olayın farklı yönlerinden anlatılışı dikkatimi çekti. Yani güzel ve okunması gerken bir kitap. Yazar kitapta Flory (baş karakter) üzerinden imparatorluk polisi olarak Hindistan 'da görev aldığı yıllarda yaşadıklarını anlatmış.
Burma yöresinin insanlarının gündelik yaşantılarından klasik ırkçılığa, memleketinden uzakta kalmanın psikolojisinden yalnızlığa sömürgecilikten umutsuz bir aşka kadar konu olarak geniş bir yelpazesi var. Tavsiye ederim.
Burma Günleri George Orwell' ın ilk romanı olup imparatorluk polisi olarak Hindistan' da görev aldığı yıllarda yazılmıştır. Kitapta impratorluk yönetimine tepkilerini ve ingiliz sömürgeciliğine bakış açısını dile getirir. Sömürgecilik dönemi sona erinceye kadar kitabın Hindistan ve Burma' da satılması yasaklandı ve okuyanlar hakkında yasal işlem yapıldı.

Birmanya, bugünkü Myanmar; insanların vücut renkleri sebebiyle küçük görüldüğü ve aşağılandığı; Avrupalıların -sözde- kalkındırmak amacıyla yerleştiği bölgedir. Orwell kitapta Avrupalıların yerlilere nasıl kötü davrandıklarını, onları nasıl soyduklarını ustaca bir dille anlatır. Avrupalıların gözünde yerliler 'vahşi' ve 'ilkel' bir topluluktan öteye geçmez. Sınıf ayrımının bütün iğrençliğiyle gözler önüne serildiği kitapta en üzücü nokta yerlilerin kendilerini bu kadar aşağılık ve çaresiz görmeleri. Yerlilerin en bilgililerinden bir doktorun dahi Avrupalıların üstün olduklarını söylemesi beni şaşırttı diyebilirim.

Kitapta dikkatimi çeken bir nokta da çok sayıda 'aitlik' anlamına gelen kelimenin var olması. Bu kelimelerin dillerinde olması yerlilerin Avrupalıları sahipleri olarak, kendilerinin de köle bir topluluk olduklarını kabul ettiklerini gösteriyor. Avrupalılar onların efendileri konumunda; yerliler onlara hizmet ediyor ve onların kötü davranışlarına karşı gelemiyor. Zira bir beyaza karşı gelmek o dönem için işlenebilecek en büyük suç sayılmaktadır. Her yıl toplanan vergiler için küçük çaplı ayaklanmalar olsa bile bunlar kısa süren kargaşalardan öteye gitmemektedir. Bu ayaklanmalarda hayatını kaybeden yerlilerin hiçbir önemi yoktur.
"Burma' da her yıl yaklaşık sekiz yüz kişi öldürülür; bunun hiçbir önemi yoktur; ama bir beyaz adamın öldürülmesi canavarlıktır, kutsal şeylere karşı işlenmiş bir suçtur."

Kitapta sömürgelerdeki sosyal yaşam hakkında pek çok bilgi sahibi oluyoruz. Ayrıca ırkçılık çok iyi işlenmiş. Sömürgecilik bir yana yerliler arasındaki rekabet de göze çarpan noktalardan biridir. Yerliler arasında yükselmek isteyenlerin birbirlerine nasıl haince tuzaklar kurduğu da akıcı bir dille anlatılmış.

Hayvan Çiftliği ve 1984 kadar bilinmese de yazarın en iyi eseri olma özelliğine sahiptir. Okunması gereken bir kitap. İyi okumalar.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.265 Oy)19.014 beğeni43.245 okunma2.953 alıntı182.373 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.527 Oy)8.808 beğeni28.613 okunma843 alıntı139.187 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.245 Oy)9.216 beğeni25.523 okunma1.780 alıntı118.233 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.641 Oy)5.745 beğeni19.606 okunma835 alıntı100.785 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.874 Oy)8.826 beğeni26.267 okunma2.653 alıntı114.276 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.400 Oy)3.903 beğeni12.927 okunma1.184 alıntı52.729 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (4.982 Oy)5.391 beğeni17.278 okunma1.007 alıntı59.970 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.686 Oy)13.379 beğeni34.437 okunma3.358 alıntı145.602 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.451 Oy)7.855 beğeni21.319 okunma3.962 alıntı128.836 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.548 Oy)9.052 beğeni25.267 okunma1.558 alıntı126.006 gösterim
Hayır, Burma Günleri'ni Orwell'ın diğer romanlarıyla kıyaslama hatasına tabiki düşmeyeceğim. Tek kelimeyle harikaydı. Bir yazarın ilk romanı bu kadar mı güzel olur, evet ancak bu kadar güzel ve ustaca olabilirmiş, ardından gelen diğer kitapların ilk basamağını oluşturan Burma Günleri, tek başına incelenmeyi hak eden, diğer romanları mihenk taşı yerine koyup, bu kitabın diğer romanlara vurulmasını hak eden bir kitap asla değil, öncelikle bunu belirtmek isterim. Çok keyifle okunan, kelimeleri çok ustaca yazılmış bir roman Burma Günleri. Tabiki Goerge Orwell yine yönetime dair şikayetlerini ve serzenişlerini çok hoş bir dille, değişik bir dünya oluşturarak dile getirmiş. Ama bu sözlerimden bu kitabın bir distopya kitabı olduğunu çıkarmayınız, çünkü bu kitap bir distopya değil onu da bilmenizi isterim. Sevgili Flory, sana çok üzüldüm.. Lanet Elizabeth! Sana ne desem boş, senin gibi öyle çok insan var ki etrafımızda resmen kitap bize tokat atıyor! Ve tabii U Po Kyin... Bu 1900'lerde de böyleydi, hala böyle, ve korkarım böyle de devam edecek... Eğer nüfuzlu bir insansan yaptığın haksızlıklar, yaptığın dalavereler, kimsenin gözünde olmaz... Nüfuzlu sınıf her zaman haklıdır!
Burma şehri: Anlatılan dönemde; Myanmar, "Birmanya" adı altında Hindistan'ın bir eyaleti olan bir İngiliz sömürgesi. Patikalar, petunyalar, Afrika kadife çiçekleri,frenk üzümünü andıran kokular, hindistan cevizi yağı, sandal ağacı, tarçın ve kimyon kokuları... Doğal güzelliği her zaman olduğu gibi kirleten insanlar...
U Po Kyin: Romanda bahsedilen ilk isim. Romanımız U Po Kyin ile başlıyor. Gerek görüntüsüyle, gerekse kişiliğiyle rahatsız edici, iğrenç bir karakter. Yazar, o kadar güçlü tasvir ediyor ki, anında bu adamdan nefret etmemizi başarıyor.
Flory : Roman, “U Po Kyin” isimli anti karakteri anlatacak sanırım derken, yüzündeki doğum iziyle hoş olmayan bir görüntüye sahip Flory çıkıyor okurun karşısına. Onun da kötü bir karakter olduğunu düşünürken, duygularının neden köreldiğini, nasıl bir yalnızlık buhranı içinde olduğunu yavaş yavaş anlıyoruz. Hem yaşadığı duygular, hem de içinde bulunduğu bozuk sistem; buna etken…
Elizabeth: Diğer iki karakter aksine olumlu özellikleriyle Flory’nin hayatına giren "rüyalar kızı(!)"
George Orwell’in 1984 ve Hayvan Çiftliği gibi güzide eserlerinin arkasında kalmış; ama bence yine oldukça başarılı bir eser. İnsanların gerçek yüzü, hayatın acımasızlığı, yalnızlığımız ve kendi kurduğumuz bozuk düzen… Kısaca hayatın iç yüzünü bulabileceğiniz bir George Orwell romanı…
Geoge Orwell'in en beğendiğim kitabı son derece akıcı bir dille yazılmış, karakterlerin fiziki ve kişilik özellikleri çok güzel tasvir edilmiş. Konusuna gelince; Hindistan'ın bir eyaleti olan Burma'nın, dünyanın en büyük emperyalist gücü olan İngiltere'nin sömürgesi olduğu dönemi anlatıyor. Yıllar önce okudum, kitaptaki bir bölümde, Burma'da yaşayan İngilizlerden oluşan bir lokalin kapısında ''Köpekler ve Hintliler giremez ''. Yazısı hala hatırımda. Çok güzel bir kitap.
Kitaba George Orwell diye hevesle başladım lâkin hüsrana uğradım diyebilirim. Nadir kitap olarak gosterilen bu kitap, başka bir yazarın kitabına Orwell'in kapağını yanlışlıkla basılmasıyla piyasadan kaldırılıyor. Ilk sayfada Barbara Cartland yaziyor, araştırınca kadının aşk romanları yazdığını gördüm ve kitabı da okuyunca doğruladım diyebilirim. Icerik 2 ayrı hikâyeydi ve basit, sade dille yazılmıştı. Ve arka kapakta yazan konuyla eşleştirince alakâsız kaldı. Orwell'in tarzi olmadığını anlamam ve başka bi yazarın kitabı olduğunu fark etmemde ancak kitap bitince oldu. kötü son.
not: elinize geçerse okumayin:)
Emperyalist kafanın nasıl aşağılık bir şey olduğunu bu çarkın dişlileri arasından kurtulmak isteyen, insanı ve insanlığı aşağılayan uygulamalara isyan eden bir batılının gözüyle anlatmış. Yazarın, görevi gereği bulunduğu İngiliz sömürgesi Burma 'dan bizzat kendi gözlemleri ve duygularıdır. Bu da kitabın kıymetini artırıyor bence.
George Orwell in Burma Günleri kitabının olay örgüsü Hindistan geçmektedir.Hindistan da yaşamın zorlukları, yerli halk ile yabancıları arasındaki keskin sınıf ayrımcılığının yanında İngiliz İmparatorluğu’nun sömürgecilik anlayışı ve halkı yönetim biçimi kitabın konusunu oluşturmaktadır.
Burma Günleri romanında Orwell; gençlik yıllarında o zamanlar İngiliz sömürgesi olan Burma’da (Myanmar ya da Birmanya olarak da bilinir) polis teşkilatında görevliyken yaşadıklarını ve deneyimlerini kaleme almış.
Roman başlarda emperyalizm karşıtı düşünceler ve emperyalizme çanak tutan yerli halkı anlatsa da bir süre sonra trajik bir aşk romanı halini aldı.
1920’li yılların Burma’sının sosyal, kültürel ve ekonomik hayatını ve sömürgenin ne boyutlara gelebileceğini çok iyi anlıyorsunuz.
George Orwell‘ın 1984 ve Hayvan Çiftliği dışındaki kitapları çoğu okuyucu için beklentinin altında kalıyor fakat “Burma Günleri” bana göre bu beklentiyi en çok karşılayan kitaplarından biri. 1984 ve Hayvan Çiftliği okuduktan sonra George Orwell okumaya devam etmek istiyorsanız ilk önereceğim kitabı bu kitap olacaktır.
SPOİLER ALERT---SPOİLER ALERT---SPOİLER ALERT---SPOİLER ALERT

George Orwell, Burma(Myanmar)'da yaşadığı dönemde edindiği gözlemlere dayanarak, 'Burma Günleri' isimli romanında İngiliz sömürgesini birbirine oldukça zıt olan karakterlerin gözünden anlatırken aynı anda bu karakterlerin birbiriyle uyumunu da gözler önüne sermiştir. Romanın ana karakteri olan Mr. Flory sömürge sisteminden hoşlanmasa da saf bir nefret beslemez ancak bunun sebebi bu sistemin içinde yetişmiş olması sayılabilir. Ayrıca Mr. Flory, kitap okumayı seven ve romandaki bir diğer karakter olan Elizabeth'in deyimiyle 'aydın' bir kişidir. Elizabeth ise kitap okumayı pek sevmeyen ancak içinde bulunduğu sömürge sistemi içerisinde ulaşabileceği en yüksek konuma ulaşmayı hedefleyen genç bir kızdır. Mr. Flory ve Elizabeth'in oldukça zıt karakterler olmasına karşın Mr. Flory'nin çabası ve aşkı ile Elizabet'in mevki arzusu sayesinde beklenenden uzun süren bir yakınlık kurmuşlardır. Bu ilişki sırasında Mr. Flory, Elizabeth'e kendi dünya görüşünü anlatmaya çalışmış ve onun da kendisi gibi düşündüğünü sanmıştır ancak hem anlatma çabasında başarısız olmuş hem de düşüncelerinde yanılmış ve bunlar ile beraber Elizabeth'i kendinden az da olsa soğutmuştur. Olay örgüsünün sonunda, Mr. Flory imkansız aşkı karşısında daha fazla ayakta duramamış ve intihar etmiş, Elizabeth ise bu kısmet kapısının kapanması üzerine karşısına çıkan ilk fırsat olan Mr. MacGregor ile evlenmiş ve hedeflerine kavuşmuştur.

Romanda Dr. Veraswami isimli karakter, sömürge sistemine tapan, bu sistem içinde dürüstçe kendi mesleğini icra eden, kendisini ve kendi ırkını ezik gören yerli bir doktordur. Buna karşın, U Po Kyin isimli karakter, Dr. Veraswami gibi sömürge sistemine büyük bir saygı içerisinde olsa da, bu sistemi kendi çıkarları için kullanmaya çalışmaktadır. Romanın olay örgüsü içerisinde, U Po Kyin, hedeflediği konuma gelebilmek için, kendinden daha yüksek bir mevkideki Dr. Veraswami'ye türlü oyunlar oynar ve sonunda kısmen başarılı da olur ancak başarısının talı zevkine varamadan felç geçirir. Bu durum, sömürge sisteminin ne kadar çabalarlarsa çabalasınlar, üstüne kurulmuş olduğu yerliler tarafından yönlendirilemeyeceğini simgelemektedir.

Sonuç olarak Orwell, bu dört karakterin aralarındaki ilişki ve ulaştıkları son nokta göz önüne alındığında, sömürge sistemine karşı konulamayacağı, bu sistem içerisinde bu sistemin dışında hareket edilemeyeceğini, sadece sömürge sisteminde doğru yerde bulunanlar ile sisteme göre hareket edenlerin istediklerini elde edebileceğini ustaca gözler önüne sermiştir. Dr. Veraswami sisteme göre fazla dürüst, Mr. Flory sisteme karşı, U Po Kyin ise yerli olduğu için kaybederken, Elizabeth'in istediğini elde etmesinin sebebi bu şekilde açıklanabilir.
1984 kadar heyecan uyandırıcı olmasa da gerçekleri gözler önüne seren bir kitap. Burma'daki (günümüz Myanmar) İngiliz sömürgeciliği bir İngiliz gözünden anlatılıyor. İngiliz taraftarları, yalakalar, üstünler,köleler.. Tüm gerçeklikler var
(George Orwell de Hindistan'da İmparatorluk polisi olarak görev yapmış bir dönem, bu yüzden olabildiğince gerçek tüm gözlemler)
Sömürenler -sömürülen'den çok bu kitapta en merak ettiğim Elizabeth oldu. Bugün üstü kapalı da olsa devam eden bu düzenin yakıtında o da en az U Po Kyin hatta Doktor kadar var. Neden bu düzen var diyorsanız Ulusların Düşüşü adlı kitabı okuyunuz, ufkunuz açılır.
Bence okumak çok harika bir şey. Kitaplar olmasaydı yaşam neye benzerdi. Bu öyle...öyle... "Bu öyle kişisel bir cennet ki..."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Birmanya Günleri
Baskı tarihi:
1984
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Gümüş Matbaası
Baskılar:
Burma Günleri
Birmanya Günleri
Burmese Days, Keep the Aspidistra Flying, Coming Up for Air
Dünya edebiyatı yıl boyunca George Orwell’den bir de olağanüstü yankı uyandıran kitabı “1984”ten söz etti. Yürekli yazarın bir başka olay kitabını sunuyoruz: Birmanya Günleri. Doğup büyüdüğü Uzakdoğu’da 26 yıl boyunca sömürgeciliğin acımasız boyutlarını yaşayan Orwell, şiirsel bir dille anlatıyor bu çcileli günleri. İnanılmaz bir gerçeklik tablosunda yansıtılan bu insanlık suçu, yazarın yetkin kalemiyle klasikler arasındaki yerini buluyor. Trajediye Orwell’in kılı kırk yaran mantık süzgecinden bakıyor ve diyorsunuz ki: “Bunu yazsa yazsa ancak Orwell usta yazardı!” Şiddetin doruğa vardığı cehennem girdabını okuyacak ve Orwell’in emeğine, çevirinin özenine alkış tutacaksınız.

Kitabı okuyanlar 280 okur

  • Murat Toy
  • Dr.Okur
  • Umut Türk
  • Abdurrahman Tayhan
  • damla sarıhan

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0.8 (1)
7
%0
6
%0.8 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları