Irkçılığı, insan eşitsizliğinin sabit oluşu ve özü olarak görüyoruz. Dünya görüşüne olan etkisini fark etmediğimizden, onun işleyişini çok fazla tanımlamadığımızı gözden kaçırıyoruz. Ayrıca ırkçılığın, tarihe ve medeniyete en başından beri eşlik ettiğini ve sonsuza kadar yok olmayacağını düşündüğümüzden onu irdeleme gereksinimi hissetmiyoruz. Irkçılığın yalnızca bilimsel aydınlanma ile çürütülebilecek yalanlara dayandığını kabul ediyoruz. Fakat onu açıklarken sıklıkla bilime de göndermeler yapıldığını göz ardı ediyoruz.
Irk, paylaşılan bir deneyim olduğu için, yakından ilişkili ol-mayan insanları bir araya getirebilir. Amerikan siyahları kolek tif kimliklerini kolonilere giden kõle gemilerinde kargo olarak bir araya geldiklerinde ancak kazandılar. Köle tüccarları; Se-negal, Nijerya, Angola ve hatta Madagaskar'da binlerce yıllık tarihin ayırdığı insanları yakalamak için Afrika kıyılarında bir aşağı bir yukarı dolaşıp durdu. 1689'da İngiliz korsan gemisiyle Güney Amerika'ya seyahat eden cerrah Richard Simson, yaban-cıları bir araya getirmenin, köleliği kârlı bir iş haline getirmede çok önemli bir adım olduğunu gözlemledi.
Simson, "Zencileri sessiz tutmanın yolu, onları, ülkenin çe-şitli bölgelerinden ve farklı dillerden seçmektir, böylece birlik-te hareket edemeyeceklerini düşünürler," diye yazdı.
Kallikaklar, Amerika kıyılarının çok ötesinde de ünlü oldular. Goddard'ın kitabı 1914 yılında Almanya'da yayımlandı ve büyük beğeni topladı. Yıllardır birçok Alman doktor ve biyolog, en iyi ebeveynlerin yetiştirilmesi ve uygun olmayanların kısırlaştırıl masi için devlet tarafından yürütülen bir program çağrısında bulunuyordu. Adolf Hitler 1924 yılında hapse girdiğinde, kalı tomle ilgili okuduğu bir kitapta Kallikaklardan haberdar oldu. Kasa bir süre sonra Hitler, Amerikalı öjenikçilerin dilini taklit Mein Kampf (Kavgam)'ı yazdı ve kusurlu insanların kısır Baştırılmasının "insanlığın en insancıl eylemi" olduğunu ilan etti
"Irkçı" olarak bilinen bir partinin iktidara ortak olması istenmediğinden, belli başlı demokratik ülkeler, bu durum gerçekleşirse, "Avusturya'yı boykot edeceklerini" söylediler ve baskı ile
sonuç da aldılar
Irkçılık bir akıl hastalığıdır!
İnsanları doğarken seçemedikleri kimlikler üzerinden aşağılamak ya da yüceltmek akıl sağlığı normal birisinin yapacağı bir şey değildir!
Bu kadının öpe koklaya yetiştirdiği evladı, doğrulup sokağa atılmış yaratıklar tarafından vahşice öldürülmüş, aşağılık bir kitle ise katilleri etnik kimlikleri üzerinden savunmaya çalışıyor!
Bu yüzden de acılı anneye saldırıyor!
Lanet olsun sizin insanlığınıza!!!