Ancak bu uzun vadeli tarihsel trendlere rağmen, riskin za-mansal boyutu insanda kisisel konfor bırakmıyor. Zamanla ilgili bu kişisel kaygılar, yeni kapitalizmin ayrılmaz bir parça-sıdır. New York Times yazarlarından biri, "İş endişesi her yere nüfuz ediyor, kişinin özsaygısını azaltıyor, aileleri bölüyor, ce-maatleri parçalıyor ve işyerlerinin kimyasını değiştiriyor" diye yazıyor. 27 Birçok ekonomist bu sözlerin boş olduğunu söyledi: neoliberal düzenin yarattığı yeni iş imkânlarının bu iddiayı açıkça çürüttüğünü düşünüyorlardı. Ancak yazar endişe keli-mesini özellikle seçmişti. Endişe geleceğe yönelik bir kaygıdır; endişe, sürekli riskle dolu bir ortamda hissedilir ve geçmiş de-neyimlerin bugüne rehberlik edemediği süreçlerde yoğunlaşır.
Geçmiş deneyimin inkârı, sadece zorla dayatılan bir önyar-gıdan ibaret olsaydı, biz orta yaşlılar, kurumsallaşmış gençlik kültünün kurbanları sayılabilirdik. Ancak zamana dair endi-şemiz, çok daha derinlerimize nüfuz etmiş. Yılların akışı içi-mizi boşaltıyor adeta. Deneyimlerimize utanç verici bir liste olarak bakılıyor. Bu tür yargılar, özsaygımızı yaşamımızla kumar oynamasak bile sırf yılların durdurulamaz akışı nede-niyle- riske atıyor.
Rose, Trout Bar'a dönünce kendini toparladı; akciğer kan-seri yüzünden ölene kadar da asla kontrolü yitirmedi. "Belki de yaptığım bir hataydı" demişti, sigara ve içkiye daldığımız bir esnada, "ama bunu yapmak zorundaydım