Ahmet Gökburu

İnsan sevilmekten çok anlaşılmayı istiyordu belki de.
Sayfa 272·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Görünüşe göre her ölümden sonra, her doğumdan sonra olduğu gibi, dünya yeniden başlıyor. Öyle olaylardan sonra kişisel takvimimiz değişiyor ve yeni çağlar açılıyor. Şöyle demeye başlıyorsunuz - a, bu babam ölmeden önceydi. Ya da - babam hayattayken. Ya da - iki yıl sonra... Kızım doğduktan sonra da böyle olmuştu. Dünya aniden ikiye bölünmüştü - yeni (çocuğa ait) çağdan önce ve sonra.
Sayfa 106·Kitabı okuyor
Bir yandan en mutlu, bir yandan en hüzünlü yıl. Mutluluk kısa sürer, tıpkı o bahar açıp solan nergisler ve fulyalar gibi. Hüzün, her şeyi boğan ve babamın onlardan kurtuluş yok dediği inatçı otlar gibi uzun süre kalır.
Sayfa 92·Kitabı okuyor
Neden hiç kimse başkalarının ölümüyle ne yapmamız gerektiğini öğretmez? Neden kimse bize nasıl ölündüğünü, nasıl ölmemiz gerektiğini öğretmez?
Sayfa 89·Kitabı okuyor
Babam öldü ve Babam ölüyor tümüyle farklı iki cümle. İlki bir olgu, bir sonuçtur, ikincisi - bir roman. Umut ve çaresizliğin birbirini besleyip alevlendirdiği uzun bir hikâye. Birinin oksijeni daima diğerinin ateşini harlar. Ölüm bir dil meselesidir aynı zamanda. “Öldü" kelimesi kısa ve vurucudur. Son nefesin "d"si ve feryat dolu o son "ü" hayatın alfabesindeki son harflerdir. Son seslinin üzerine düşen vurgu, ki o artık sesli bile değildir, son çiviyi çakar ve umuda yer bırakmaz.
Sayfa 79·Kitabı okuyor