Orhan Kemal

Orhan Kemal

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
koseli-arti
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.2
9,5bin Kişi
okuyor-dolu
36,1bin
Okunma
v3_begen_dolu
3.089
Beğeni
goz
58,6bin
Gösterim
Kitaplarını Satın Al
bilgi
Sponsorlu
Tam adı
Mehmet Raşit Öğütçü
Unvan
Türk Yazar
Doğum
Ceyhan, Adana, Türkiye, 15 Eylül 1914
Ölüm
Sofya, Bulgaristan, 2 Haziran 1970
Yaşamı
15 Eylül 1914’te Adana’nın Ceyhan ilçesinde doğdu. 2 Haziran 1970'te yaşamını yitirdi. Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi, öykü ve roman yazarı. Asıl ismi Mehmet Raşit Öğütçü. İlk Büyük Millet Meclisi’nde Kastamonu Mebusu olan ve seçildiği Adalet Bakanlığı’ndan 3 gün sonra istifa ettirilip neredeyse tüm İstiklal Mahkemeleri’nde yargılanan Abdülkadir Kemali Bey’in oğlu. Babasının, 1930’da Ahrar Fırkasını kurmak ve gazete çıkarmak yüzünden öldürülme korkusuyla Suriye’ye geçmesi üzerine, ortaokul son sınıfta öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Bir süre Suriye ve Lübnan’da yaşadı. 1932’de Adana’ya döndü. İşçilik, dokumacılık, ambar memurluğu, katiplik yaptı. 1939'da ilk şiirlerini de yazdığı askerliği esnasında, komünizm propagandası yapmak suçlamasıyla 5 yıl hapse mahkum oldu. Kayseri, Adana ve Bursa cezaevlerinde yattı. Bursa Cezaevi'nde Nâzım Hikmetle tanışması yaşamının ve yazarlığının dönüm noktası oldu. 1943'te salıverildikten sonra Adana'ya döndü. Amelelik, sebze nakliyeciliği, Adana Verem Savaş Derneği’nde katiplik yaptı. 1950’de İstanbul’a yerleşti, hayatını yazılarıyla kazandı. 1966'da bir lokantadaki konuşmasında komünizm propagandası yaptığı suçlamasıyla yargılandı, beraat etti. Yaşamının son döneminde Bulgaristan ve Romanya Yazarlar Birliği’nin davetlisi olarak, daha çok da tedavi amacıyla Sofya'ya gitti. 2 Haziran 1970’te Sofya'da tedavi edildiği hastanede beyin kanamasından öldü. İstanbul’da Zincirlikuyu Mezarlığında toprağa verildi. Hece ölçüsüyle Kayseri Cezaevi'nden yazıp gönderdiği ilk şiiri "Duvarlar" 1939'da Yedigün dergisinde "Reşad Kemal" imzasıyla yayınlandı. "Raşid Kemali" takma adıyla yazdığı şiirler Yedigün ve Yeni Mecmua'da çıktı. İlk romanı "Babaevi"nin bir bölümünü oluşturan "Balık" öyküsü, Yeni Edebiyat dergisinde 1940'ta yayınlandı. Bundan sonra çalışmalarını öyküde yoğunlaştırdı. "Orhan Kemal" adını ilk kez 1942'de "Yürüyüş" dergisinde yayınlanan şiir ve öykülerinde kullandı. Öyküleri, Varlık, Seçilmiş Hikayeler, Yeditepe başta olmak üzere dönemin tüm dergilerinde yer aldı. Gazetelere tefrika romanlar ve film senaryoları yazdı. Geçimini sağlamak, para kazanmak amacıyla durmadan yazdı. "72. Koğuş, Murtaza, Eskici ve Oğulları, Kardeş Payı" adlı eserleri tiyatroya uyarlandı. Doğrudan oyun olarak 1964'te yazdığı tek eseri "İspinozlar", "Yalova Kaymakamı" adıyla sahnelendi. Öykü ve romanlarında günlük yaşamın değişik yönlerini işledi. Kahramanlarını çoğunlukla sömürülen, yoksul insanlardan seçti. Bu insanların yaşamlarını, sorunlarını, iç dünyalarını yansıtırken kinsiz, sevecen, umutlu bir yaklaşım benimsedi. "Babaevi"nde çocukluk yıllarını, "Avare Yıllar"da gençliğini anlattı. Eserlerinin hemen hepsinde toplumsal yapıdaki çelişkileri ustaca vurguladı. Güçlü gözlem gücüyle, özgün ve yalın anlatımıyla hâlâ çok okunan ve sevilen eserler yarattı. Eserlerinde hızlı bir olay akışı ve devingenliğin yanısıra "diyaloglara" ağırlık verdiği dikkat çeker. Sanatının olgun döneminde daha çok Adana yöresindeki toprak ve fabrika işçilerini konu aldı. Çukurova'nın toplumsal ekonomik yapısındaki değişimin yöre halkı üzerindeki etkilerini inceledi. Ailesi 1971'den itibaren adına "Orhan Kemal Roman Armağanı" vermeye başladı.
125 syf.
·
2 günde
·
Puan vermedi
Yeni favori kitap önerim :
Orhan Kemal hayranlıkla okuduğum, en sevdiğim Türk romancıların başında geliyor. Topluma adeta ayna tutan, nerdeyse her kesimin yaşadığı sorunları birebir anlatan, sonunu tamamlamayı ise bir noktada okuyucularına bırakan bir yazar. birçok kitabını okudum ama benim için zirve bu. İnanılmaz yaratıcı bir o kadar da düşündürücü. Kitabın konusu ise şöyle.. Bir dünya düşünün: Tüm roller tersine ! Kadınlar; kahvehaneye gidiyor, meyhanelerde sabahlıyor, inşaatta çalışıyor, erkekleri istemeye gidiyor, aileleri vermedi mi kaçırıyor… Erkekler; çamaşır bulaşık yıkıyor, yün örüyor, nakış işliyor, çocuklara bakıyor, pavyona geneleve düşüyor… Ve olaylar kadın egemenliğinin erkekler üzerindeki baskısını anlatıyor. Bunu yaparken de günümüz rollerini insanın yüzüne bir kez daha vuruyor. Kitabın benim için en can alıcı kısmı ise kadınlar üzerinden yapılan cinsiyetçi cümlelerimizin erkeklere uyarlanmasıydı: “Bir erkek namusunu karısı için taşımaz.” “Kadınlık öldü mü?” “Evin reisi anadan başkası değildir.” “Erkek köpek kuyruğunu sallamazsa kadın köpek ardından koşmaz.” “Namuslu bir kadın kocasını el kapısında çalıştırmaz.” “Ben senin bildiğin erkeklerden değilim.” “Erkek,Havvayı cennetten kovduranın soyundan.” “Kenarına bak bezini al, babasına bak oğlunu al.” Velhasıl büyük hayranınızım Orhan Kemal..
Tersine Dünya
Tersine Dünya
yildiz
7.6/10 · 975 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Reklam
378 syf.
·
9 günde
·
9/10 puan
Her şeyiyle bir gerçek ve her gerçek gibi acıya gebe!
İkinci Dünya Savaşı sıralarında Trablusgarp'ta bir "gâvur İtalyan" kurşunu sonrası bir bacağını kaybeden Topal Eskici ve onun oğullarını, daha geniş tabiriyle; ailesini, komşularını, dönemin, sosyopolitik, sosyoekonomik yapısını anlatır Eskici ve Oğulları. Almanya mağlup olmuş ve sabun fabrikaları kapatılmaya başlanmış, birçok işçi başka işlere yönelmek zorunda kalmıştır. Ancak Amerika kazanmış ve her yer çabucak kapışılmış, Topal Eskici ve oğullarına küçük bir dükkandan başkası kalmamıştır. Topal, gerçekten de tam bir yoksul anadolu tiplemesi örneğidir. Ne yapacağını bilmez. Allah'a sığınır son çare. Bunun da bir zaman sonra fayda etmediğini görünce içmeye başlar. Dilinden Allah'ı eksik etmez; fakat sinirlerine hakim olmayı da bilmez, küfürler desen diz boyu... Yer yer Allah'la konuşur, hesaplanır, bağırır çağırır; fayda etmez. Eskiden, bacağını kaybetmeden önce, dedesi çok zengin bir adam olan Resul Ağa'nın konakları, arabaları, her bir şeyleri... Fakat gün gelip savaşa gittiklerinde... İşte o zaman... Başlar yoksulluk macerası. Kütlü toplamak, son çare. Fakat ellerinden ne gelir. Sıtma mı olacaklar, dizanteri mı yoksa? Olsunlar! Ya çalışır hayatta kalırlardı ya da çalışmayıp açlıktan ölmeyi beklerlerdi. Bir ailenin nasıl parçalandığını, yoksulluğun neler yol açtığını anlatır bize Eskici ve Oğulları. Öyle gerçek, öyle sahicidir ki..! Yer yer aşk filizlenir, en olmadık zamanda, hem de tam ümitler tükenmişken. Zeynep gelir, Ünal gelir. Daha iyisi olacağına ikna oluruz, olur mu? Olmaz! Döneminin önemli kitaplarından olmasının yanında halen daha bunca okunmasını, çok çeşitli bir kitap olmasına ve bir hikayeden çok realite sunmasına bağlıyorum. Sıtma, pamuk, Çukurova, savaş, yoksulluk, din, mahalle dedikoduları, içki, emek, aşk... Her şeyiyle bir gerçek ve her gerçek gibi acıya gebe!
Eskici ve Oğulları
Eskici ve Oğulları
Orhan Kemal
Orhan Kemal
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.3/10 · 4.846 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
256 syf.
·
2 günde
·
Puan vermedi
Hayatın içinden..
Orhan Kemal benim en sevdiğim yazarlardandır. Öyle bir anlatımı vardır ki kendinizi yaşanan olayın zamanından soyutlayamazsınız, karakterlerden birinin kimliğine bürünürsünüz illaki. Bu kitapta da aksi olmadı. Anlatım o kadar gerçekçi, o kadar hayatın içinden ki eminim akrabalarınızdan, yaşlılarınızdan, komşularımızdan bu veya buna yakın onlarca hikaye dinlemişsinizdir. Orhan Kemal güveni, sadakati anlatmış en temelde de yokluğu anlatmış. Ve anlatırken de insanın yüzüne yüzüne çarpmış şunu: herkes temelde kendini düşünür ve insanoğlu öyle aşağılıktır ki kendi çıkarı için karşısındakileri merdiven olarak kullanmayı çok iyi bilir.  Ayriyeten büyüklerin söyledikleri yalan, İki gönül bir olunca samanlık seyran olmuyor. En çok seven bile sonunda yüzüne vuruyor işsizliğini, parasızlığını…
Dünya Evi
Dünya Evi
yildiz
8.1/10 · 287 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Reklam
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.