Eskici ve Oğulları

8,1/10  (183 Oy) · 
599 okunma  · 
149 beğeni  · 
4.929 gösterim
Türk edebiyatının büyük ustası Orhan Kemal, en yetkin kitaplarından biri olan Eskici ve Oğulları'nda ekonomik koşulların nasıl da aile bağlarını zorladığını ele alıyor. Edebiyatımızda her zaman emeğin, umudun, aydınlığın yanında tavır almış olan Orhan Kemal, insan eliyle kurulan çarpık düzenin nasıl da insanın kendini yozlaştırdığını en iyi dile getiren yazarlarımızdan biri. Eskici ve Oğullan, ekonomik zorluklar nedeniyle çözülmenin eşiğine gelmiş aile ilişkilerini tüm canlılığıyla gözler önüne seriyor.

Orhan Kemal'in kitapları bir okurun hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok az yazar okurunun dünyasında onun kadar iz bırakır, okurunu onun kadar biçimlendirir. Orhan Kemal umudu ve iyimserliği yeniden kazanmamız için yol gösterir bize. Edebiyatımızın en değerli ustalarından biri olan Orhan Kemal'in kitaplarını yayımlamaktan onur duyuyoruz.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2017
  • Sayfa Sayısı:
    378
  • ISBN:
    9789752896468
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:
Necip Gerboğa 
17 Şub 03:41 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Sinema veya televizyona uyarlanan eserlerini saymazsak, Orhan Kemal ile gerçek anlamda bir tanışma oldu bu kitap... Genelde bunu dedikten sonra 'Orhan Kemal'le geç kalmış bir tanışmaydı' şeklinde bir mahcubiyet cümlesi kurmam beklenebilir ama ben iyi ki de bu kitaplar bu yaşlarıma denk gelmiş diye büyük bir memnuniyet duyuyorum açıkçası.

Zaten Klasik Türk Edebiyatı ile ilgili kitaplar genelde ortaokul, lise yıllarında Türkçe öğretmenleri tarafından zorla okutulur ve o yıllarda bir defa okununca sanki bu kitaplar gençlik kitaplarıymış gibi bir daha el sürülmez... Pek çoğumuz düşüyoruz bu yanlışa... Ne zaman Orhan Kemal, Reşat Nuri, Peyami Safa gibi büyük yazarlardan bir bahis açılsa hemen arkasından 'ben onu lisede okumuştum ama aklımda hiçbir şey kalmamış' gibi cümlelerle karşılaşıyorum. Bu yazarlar lisede okunmasın gibi bir anlam çıksın istemem ama Klasik Türk Edebiyatı'nın lise yıllarına sıkıştırılmasını da doğru bulmuyorum kendi adıma... Neyse ki, Kürk Mantolu Madonna sayesinde kendi edebiyatımızı, kendi yazarlarımızı yeniden keşfetmeye başladık ki, bu durum zamanla edebiyatımızın her yaşta, her dönemde daha geniş bir kitle tarafından sahiplenileceği yönünde iyimser bir tablo ortaya koyuyor.

Eskici ve Oğulları, İkinci Dünya Savaşı'nın etkilerinin yavaş yavaş silinip de Amerikan kapitalizminin dünyaya iyiden iyiye el atmaya başladığı dönemi ve bu dönemin ülkemizdeki ekonomik etkilerini, bir ayakkabı tamircisi ve ailesinin yaşadıkları üzerinden, toplumsal gerçekçi bir bakış altında başarılı bir şekilde ortaya koyan bir kitap...

Koca bir ömrü ayakkabı tamirciliği ile geçiren, rızkını bu zanaat üzerinden kazanan Topal Eskici'nin işleri, 'MAKİNELEŞME'nin etkisiyle sekteye uğrar ve kazancı günden güne erimeye başlar. Tabii bu ekmek teknesinden beslenenler sadece kendisi ve karısı değildir. Aile genişlemiş, çocuklar ve torunlar da eklenmiştir... Daralan gelir tüm aileyi geçindirmeye yetmez. Ekonomik sorunlar, aile içi sorunları da beraberinde getirir. Herkes daha öfkeli, daha tahammülsüz olmuştur. Kalpler daha kolay kırılmaya, ağza alınmayacak laflar da yavaş yavaş ağza alınmaya başlamıştır... Ailenin önünde artık çok fazla seçenek kalmaz. Eldeki seçenekler de açıkçası çok cezbedici seçenekler değildir... Yine de ortak bir karar alınır ve zor bir yola çıkılır...

Kitabı kısaca bu şekilde özetleyebiliriz. Bundan sonrasını kitabı okumak isteyenlere bırakıyor ve ufak ufak sözü günümüze, kendi dünyamızın eskicilerine getirmek istiyorum...

******************************
Bugün televizyon karşısında kahvemizi yudumlarken nostaljik bir nazar ile seyrettiğimiz 'nesli tükenen meslekler, yok olan zanaatler' temalı belgesellerin, yakın bir zaman içinde baş rolünde oynayabileceğinizi hiç düşündünüz mü?

Açıkçası böyle bir durum olursa benim için çok şaşırtıcı olmaz. Bunun için de geçerli sebeplerim var kendime göre... Sizinle de dilim döndüğünce paylaşmak isterim bu sebepleri... Buyrun o halde...

Makineleşmenin bugünkü karşılığı DİJİTALLEŞMEDİR. Dijital dönüşüm adını verdiğimiz süreç günden güne pek çok sektör üzerinde etkisini göstermeye başladı bile... Buna yeni bir sanayi devrimi de diyebiliriz. Bu dönemde üretim anlayışı sil baştan değişiyor. Robotlar ve 3D yazıcılar sahneye çıktıkça insana olan ihtiyaç da aynı ölçüde azalıyor. Çünkü 3 boyutlu baskı teknolojisi kullanan yazıcılar, katmanlı bir yapı oluşturarak birçok hammadde katmanını üst üste koyabiliyor ve bunları birbirine ekleyerek dijital tasarımları fiziksel ürünlere dönüştürmeyi sağlıyor. Bu üretim modeli şimdiden milyarlarca dolarlık pazarların %20'sini ele geçirmiş durumda... Bu teknoloji, beraberinde 'mikro fabrikaları' getirecek. Yani, tasarım artık direkt olarak yazıcıda ürüne dönüştüğü için devasa üretim bantlarına ve tonla makineye ihtiyaç duyulmayacak...

Şu an bu ve buna benzer gelişmeler bizim için biraz karmaşık görünse de artık hepsinin hayatın bir gerçeği olduğunu kabul etmek durumundayız... Konuyla bir dönem yakından ilgilendiğim için buna benzer sayısız örnek gösterebilirim. Ancak bu incelemeyi bir teknoloji makalesine çevirmek de istemem.

Sadece şunu söyleyebilirim ki, gelecekte sınırlı sayıdaki 'geçerli meslekler', bilgisayar teknolojileri, yazılım ve programlama dilleri, tasarım ve benzeri alanlarda eğitim alabilen insanların meslekleri olacak. Buradan hareketle, son yıllarda uluslararası şirketler başta olmak üzere pek çok finans kuruluşu (Türkiye'de Garanti Bankası ve Finansbank'ı biliyorum) inanılmaz bütçeler ile 5-6 yaşındaki çocuklara ücretsiz kodlama eğitimi vermeye başladı. Eskiden özel kolejler 'çok iyi İngilizce eğitimi veriyoruz' diye rekabet ederken şimdi hepsi müfredatına kodlama dersleri koymaya başladı. Hangisinin internet sitesine girerseniz girin en tepede bu kodlama derslerinden bahsedildiğini göreceksiniz.

Hadi son bir örnek de tıp sektöründen verelim. Çünkü 'çocuğum inşallah doktor olsun' diye her gün el açıp dua eden anne-babaların sayısı az değil... General Electric (GE) başta olmak üzere pek çok teknoloji şirketi, bu alanda da inanılmaz yenilikler getirmeye hazırlanıyorlar. GE'nin geliştirdiği ameliyat yapan robotun videosunu kendi gözlerimle seyrettim:) Bir kadavra üzerinde yapılan ameliyatta robot, baya kadavranın ameliyat edilecek bölgesini kesti, yapılması gereken işlemi yaptı ve sonra bir güzel dikti o bölgeyi. Ve tüm bu operasyonu SIFIR HATA ile tamamladı. Bu robotların test süreci devam ediyor. Ancak hastanelerde görev almaya başlayacakları gün, çok uzak bir gelecekte olmasa gerek.

Belki bundan on yıl sonra doktorlar da ameliyat masasında değil, ameliyatı yapacak robotu kontrol edecekleri bilgisayarın başında olacaklar... Kısacası kodlama dili, yakın bir zamanda tüm dünyanın, hayatın ortak dili haline gelecek...

Örnekleri elimden geldiğince büyük sektörlerden vermeye gayret ettim ki, hal böyleyse, küçük sektörleri konuşmaya bile değmez deyip işin içinden rahatça çıkabileyim:) Yani artık kağıt gazetelerin yerini dijital gazetelerin, televizyon kanallarının yerini Netflix benzeri dijital kanalların alacağını, o kanallarda yayınlanacak dizilerde oynayacak oyuncuların da %70'nin gerçek değil, sanal oyuncular olacağını falan uzun uzun yazmaya gerek yok sanırım...

******************************
Kısacası hayat böylesine baş döndürücü bir hızla akmaya devam ettiği sürece, bizler de topal eskicinin nefesini ensemizde hissetmeye devam edeceğiz.

Teknolojik gelişmelere her zaman olumlu bir gözle yaklaştık, bu gelişmelerin her zaman hayatımızı daha da kolaylaştırmak için olduğuna kolayca ikna olduk. Buna karşın teknolojinin, üretimde insana olan ihtiyacı neredeyse sıfıra indirmekte olduğunu görmezden gelmeye devam ediyoruz. Bir makinenin ayakkabı tezgahını yıkabileceğine inanıyor ama başka bir makinenin de gelip bizi oturduğumuz Bürosit koltuktan yıkabileceğine nedense inanmak istemiyoruz. Belki de bu bizim başımıza gelene kadar bizim çoktan emeklilik yaşımızın geleceğini falan düşünüyoruz... Oysa topal eskici de dükkana kepenk vurup yollara düştüğünde 65 yaşındaydı... Belki de bir Ege kasabasına yerleşip bahçesinde domates yetiştirmeyi düşünüyordu o da herkes gibi... Ancak evdeki hesap maalesef çarşıya uymadı.

Siz siz olun hesabınızı iyi yapın... Yok olan zenaatler belgeselini seyrederken de acı kahvenizi ve soğuk suyunuzu sehpanızdan eksik etmeyin...

Herkese keyifli okumalar dilerim...

Şeyma Öztürk 
 18 Mar 2017 · Kitabı okudu · 5 günde · 9/10 puan

Okumaktan haz aldığım kitaplara inceleme yazısı eklemek ayrı bir güzel benim için. Orhan Kemal'in Eskici ve Oğulları isimli eseri de okumaktan haz aldığım, yer yer meraktan kıvrandığım kaliteli bir eser deneyimiydi. Bu eser beni neden bu denli etkiledi, anlatayım.

Eserde iki oğlu ile ayakkabı tamiri üzerine bir dükkân işleten topal eskicinin hayatı konu ediliyor. Bu eskici öyle düşündüğünüz gibi halim selim, beyefendi bir adam değil ne yazık ki. Dükkânda iki oğlunu da sürekli azarlayıp hor gören, hatta dükkânın gelirinin hepsine yetmediğini ileri sürerek ve torunlarını dahi düşünmeyerek, büyük oğlunun artık kendi başının çaresine bakması gerektiğini sürekli ima eden; evde karısına ve kızına her fırsatta kızıp ardından pişman olan garip mi garip bir adam. Bu aksi ve küfürbaz adamın dengesiz hâllerine tanık oldukça kızmaktan kendimi alamadım. Karakterleri bu denli okuyucuya hissettirmesi kitabın kaliteli yönlerinden biri.

Bu durumun yanı sıra yoksulluk, zengin olma tutkusu, fakirliğin bir ailenin iç huzurunu olumsuz yönde nasıl etkilediği de kitabın ana temalarından. Topal eskici çok da işlemeyen bir dükkânla dokuz kişiyi nasıl doyuracağını düşünüp, sürekli kötü kaderini sorgular. Büyük oğlu Mehmet başının çaresine bakıp, babasına yük olmamak için kendince yollar arar. Küçük oğul Ali ise böyle bir babaya her fırsatta kızarak, abisinin yolundan gitmeye çalışır. Kız kardeş Zeliha'ya gelince, gelinlik kız olduğundan zengin ve itibarlı bir eş bulma derdindedir. Anne ise hayalindeki şaşaalı konağa kavuşup mahalledeki kadınları çatlatma peşindedir. Sayfaları çevirirken yeri geliyor Mehmet, Ali, yeri geliyor Zeliha oluyorsunuz. Hepsinin kendi açılarından farklı emelleri vardır fakat kader hepsine bir yol çizmiştir. İşte eser okuyucuyu bu uzun yolculuğa davet ediyor.

Orhan Kemal'in kaleminden ilk okuduğum eserdi Eskici ve Oğulları. Başlangıç için isabetli bir eser seçtiğimi düşünüyorum. Zira okurken bir an olsun sıkılmadım, devamında ne gelecek diye heyecana kapıldım, son sayfaya gelince 'Biraz daha uzasa ya' diye düşündüm. Velhasılı kelâm ruhun şad olsun Orhan Kemal, ne güzel bir eser bırakmışsın ardında. Bana da okumayı düşünenler için bir alıntı bırakmak düşer. :)

"Herkes yalnız kendi çıkarını düşünüyordu. Varsa oğlanlar, yoksa oğlanlar. Dünyada sanki yalnız oğlanları vardı. Oğlanlar ne derse eninde sonunda o oluyordu. Kız geleceğine keşke bir kalıp sabun gelseydi. Elde, çamaşırda eriyip gider, dünyaya rezil olmazdı."

KELİMELER VE İZİ 
26 Oca 2017 · Kitabı okudu · 11 günde · Beğendi · 9/10 puan

Bu tarz kitaplara hep ön yargıyla yaklaşırdım yarım bırakmaktan korkardım açıkçası o yüzden hiç başlamazdım eskici ve oğullarını defalarca kütüphaneden alıp okuyamadan geri veriyordum. Ama bu kez okudum ve daha önce okumadan verdiğime bin pişman oldum herkesin okuması gereken ders çıkarması gereken bir kitap. 60 lı yılların ortasında bir ailedeki geçim sıkıntısını ve insanın çocukları için neler yapabileceğini nelerden vazgeçebileceğini anlatan gerçek bir hikayeydi benim en beğendiklerim arasına girdi bile bu eser.

Nurhan Işkın 
02 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Yıllar önce okuduğum ve Orhan Kemal'in en sevdiğim kitaplarından bir tanesi.Bir aile dramı iflas etmiş bir aile reisi ve ailesinin etrafında dönen dram; okurken duygulanmamak mümkün değil...

Ceren Acer 
28 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Orhan Kemal'in kalemini çok sevmeme rağmen, Eskici ve Oğulları romanını oldukça geç okuduğumu düşünüyorum. Keşke daha önce okuyan okurlar kervanına ben de katılabilseydim demekten kendimi alamıyorum. Yazar; güçlü, etkileyici, hayatın gerçeklerini yansıtan üslubuyla, kendine has özgün kalemiyle bir ailenin ekonomik açıdan sıkıntılarını yürek burkan bir işleyişle kaleme almış. Romandaki aile betimlemesi çok gerçekçiydi. Aynı zamanda ailenin fakirlikten dolayı kütlü toplamaya gidip orada da tutunamayışlarını, hastalıkla mücadele edişlerini çok etkileyici bir şekilde kitaba dökmüş yazar. Eskici ve Oğulları romanı iyi ki okumuşum dediğim kitaplar arasında bile değil çünkü, Orhan Kemal'in okuduğum romanları benim için her zaman ayrı bir kategoride olacak. Romanda ders çıkarılabilecek bir sürü dokunuşlar var.

Etem UÇMAK 
31 Eki 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Adana'da o dönemde eskicilik yaparak geçimin sağlayan bir Baba ve çocukları ile olan ilişkiler eşsiz bir anlatımla sunuluyor. Pamuk işçiliğinin merkezde olduğu bir dönemde belki de bir yok oluş ile işçiliğe mecbur kalan bir aile fotoğrafı.

Esra 
04 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 19 günde · Puan vermedi

MEB tarafından tavsiye edilen 100 temel eserden biri olan #eskiciveoğulları #orhankemal in okuduğum ilk kitabıdır.
Kitap geçim sıkıntısı çeken bir ailenin yaşamış olduğu zorlukları anlatıyor.
Çekmiş olduğu geçim sıkıntısı yüzünden olur olmaz şeylere sinirlenip kalp kıran sonra pişman olan bir baba, fakirlikten kurtulmak isteyen, güzel bir konakta yaşama hayali kuran anne, fabrikadan çıkartılan ve babasının eline bakan bir oğul, babası ile anlaşamayan ama huyu aynı babasına benzeyen küçük oğul, küçük masum hayalleri olan genç bir kız, ve tüm zorluklara, hor görülüp dışlanmalara boyun eğen sabır taşı bir gelin.
Fakirlik bir ailenin bağlarını ne kadar zorlayabilir. Ve bir baba ailesine neler yapabilir | ailesi için neler yapabilir?
Gülmenin, ağlamanın, merakın ve daha bir çok duygunun bir arada hissedilebileceği bir kitap...

HASAN ALİ MİRAN 
20 Haz 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Üslubu bakımından çok nadir beğendiğim kitaplardan biriydi..her kitap insana bir ömür yaşatır ve bitince de ölürsün, asla bitmesin diyeceğiniz bir kitap

**Kitap Kahve** 
22 Şub 06:31 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Eskici bir aile.Ayakkabı tamiri yapıyorlar.Evin reisi bacağını savaşta kaybetmiş çabuk sinirlenen sonrada pişman olan bir yapıda.İşlerini büyütmek amacıyla Çukurova ya pamuk toplamak üzere bütün aile büyük,küçük,yaşlı,genç hep beraber giderler. Bu iş de acemiler ve işler umdukları gibi gitmemek de onları bir çok zorluk beklemektedir.Bu mücadelenin sonu ne olacak okuyup göreceksiniz.Bir soluk da okunacak ve elinizden bırakamayacağınız bir kitap.Halen okumadıysanız hemen sıraya koyabilirsiniz.

Kitapkadın 
15 Kas 2017 · Kitabı okudu · 4 günde · Puan vermedi

Orhan Kemal'in MEB tavsiyeli tek kitabı. Kapitalizmin doğurduğu geçim sıkıntısı ve yoksulluk konularını işler.

Özlemlerin umutların düşlerin gerçekleşmesi için verilen savaşın emeğin bir ayakkabı kutusunda tükenişini anlatır. Orhan Kemal zanaatkarlıkla makineleşme arasına sıkışmış bir ailenin çöküşünü resmediyor. Zayıf, güçsüz anadolu insanını gün gün çözülen değer yargılarını ve en önemlisi hayattaki geçim zorluğunu ve bunun bir aileyi nasıl hazan yaprağı gibi savurduğunu işliyor.
Onun deyimiyle bir devrin kapanışını acı acı bir köşeden seyrederiz: zanaatkarlık ölmüştür; "geçim kapısı artık fabrikadır."

5 /

Kitaptan 93 Alıntı

Zagor 
10 Tem 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

İstediğin kadar büyük ol, geldiğin yer toprak, gideceğin yer gene toprak.

Eskici ve Oğulları, Orhan Kemal (Sayfa 60 - Everest Yayınları 39.Baskı Mayıs 2016)Eskici ve Oğulları, Orhan Kemal (Sayfa 60 - Everest Yayınları 39.Baskı Mayıs 2016)
Yunus Emre Dilsizmen 
27 Kas 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Büyüklük taslamak kendini bilmeyene yakışır.

Eskici ve Oğulları, Orhan Kemal (Sayfa 64 - Everest Yayınları, 36. Baskı)Eskici ve Oğulları, Orhan Kemal (Sayfa 64 - Everest Yayınları, 36. Baskı)
Necip Gerboğa 
14 Şub 12:13 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Ölünün arkasından konuşmak:)))))
“Sana Hasan Ağa’yı anlatıyorum ki ibret al. Herif beş çiftlik, yetmiş bin dönüm tarla sahibiydi ölürken!

Ünal’ın bildiği bir şeyler yok değildi.
“Neye yarar?” dedi. “Öldükten sonra mezarından çıkardılar, kellesini kesip kıçının yanına koydular!”

“Biliyorum. Ağzından da altın dişlerini sökmüşler tekmil...”

“Tamam. Neye yarar yetmiş bin dönüm tarla? Beş çiftlik?”

“Canım o haksız, ekmeksizin biriydi, bakma. Esasına bakarsan din min de hak getireymiş... Hasan Ağa’ya yüz dönüm tarla feda et, eşşeği nikâhlasın. Babam böyle derdi.”

Eskici ve Oğulları, Orhan Kemal (Sayfa 223 - Everest Yayınları, Cep boy, 26.Basım)Eskici ve Oğulları, Orhan Kemal (Sayfa 223 - Everest Yayınları, Cep boy, 26.Basım)
Zagor 
10 Tem 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Bozuldu ağa bozuldu, dünya kökünden bozuldu. Üstüne bastığım toprak ayaklarımın altından kayıyor sanki. Bugün dünü arıyoruz, yarın da bugünü arayacağımızdan şüphen olmasın.

Eskici ve Oğulları, Orhan Kemal (Sayfa 44 - Everest Yayınları 39.Baskı Mayıs 2016)Eskici ve Oğulları, Orhan Kemal (Sayfa 44 - Everest Yayınları 39.Baskı Mayıs 2016)
Zagor 
17 Tem 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Güneş
Az sonra doğacak güneş hayattı, odunsuz kömürsüzlerin sahibiydi.

Eskici ve Oğulları, Orhan Kemal (Sayfa 348 - Everest Yayınları 39.Baskı Mayıs 2016)Eskici ve Oğulları, Orhan Kemal (Sayfa 348 - Everest Yayınları 39.Baskı Mayıs 2016)
Zagor 
10 Tem 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Şu ne der, bu ne der...
"İyi ama oğlum el âlem ne der bu işe?"
"Ne derse desin ana, beni hiç alakadar etmez. El âlemin dediğiyle, diyeceğiyle karın doymuyor. Ben işçi adamım. Çocuklarımın nafakası için değil kütlü toplamak... Zamanın birinde birine sormuşlar: Cehennemde iş var, gider misin? Giderim demiş, maaş kaç?"

Eskici ve Oğulları, Orhan Kemal (Sayfa 90 - Everest Yayınları 39.Baskı Mayıs 2016)Eskici ve Oğulları, Orhan Kemal (Sayfa 90 - Everest Yayınları 39.Baskı Mayıs 2016)
Zagor 
09 Tem 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Ahir zaman mı geldi? Bana sorarsan geldi evlat. Ahir zamanda kimse kimseyi tanımayacak, baba evladına, evlat babasına çemkirecek, büyük küçük bilinmeyecek der kitap. Yalan mı? Biliniyor mu? Üstüne titrediğimiz yavrularımızdan nefret etmiyor muyuz? Hatır, gönül, eşlik, dostluk, ahbaplık kaldı mı?

Eskici ve Oğulları, Orhan Kemal (Sayfa 43 - Everest Yayınları 39.Baskı Mayıs 2016)Eskici ve Oğulları, Orhan Kemal (Sayfa 43 - Everest Yayınları 39.Baskı Mayıs 2016)
Zagor 
14 Tem 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

"İyi yapmadın yavrum..."
"İnsan ekmek yediği çanağa..."
"Boş verin yahu," dedi Ünal. "Aç mezarı var mı? Ben eşek olduktan sonra kim olsa palan vurur. Tosbağayı kaldırıp atmışlar da, bu bağ olmazsa şu bağ olsun demiş."

Eskici ve Oğulları, Orhan Kemal (Sayfa 189 - Everest Yayınları 39.Baskı Mayıs 2016)Eskici ve Oğulları, Orhan Kemal (Sayfa 189 - Everest Yayınları 39.Baskı Mayıs 2016)
Seher 
30 Kas 2017 · Kitabı okudu · 8/10 puan

"Gene de büyüklük taslamam ben olsam. Neden? Çünkü büyüklük Allah'a mahsus. İstediğin kadar büyük ol, geldiğin yer toprak, gideceğin yer gene toprak."

Eskici ve Oğulları, Orhan KemalEskici ve Oğulları, Orhan Kemal
Kıvılcım Y. 
26 Ara 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Ekmekten, sudan aziz olan uyku, sabah uykusu...

Eskici ve Oğulları, Orhan Kemal (Sayfa 206 - Everest Yayınları)Eskici ve Oğulları, Orhan Kemal (Sayfa 206 - Everest Yayınları)