Necip G.
mesaj-gonder
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
TAKİP ET
Necip G.
@NeGe
Native Content Manager @ Demirören Medya “Her okur oturduğu koltukta birer Crusoe’dur.” (Alberto Manguel)
meslek
Gazeteci
egitim
Lisans
harita
İstanbul
dogum-gunu
12 Aralık
v3_profil_bos
2714 okur puanı
gecmis
06 Kas 2017 tarihinde katıldı
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
v4_retweet_dolu
Necip G.
tekrar paylaştı.
Osman Y.
ucnokta_yatay-1
Nadir Kitap - Yeni Hayat Sahaf
Yeni Hayat Sahaf
Yeni Hayat Sahaf
Yeni Hayat Sahaf olarak satışımız başladı. Kitapları inceleyebilirsiniz , dilerseniz alışveriş edebilirsiniz veya mesajla bana ulaşarak çeşitli indirimlerden yararlanabilirsiniz. Tekrar paylaşarak katkıda bulunursanız sevinirim , teşekkürler. nadirkitap.com/yeni-hayat-sahaf-sa...
Reklam
v4_retweet_dolu
Necip G.
tekrar paylaştı.
183 syf.
·
Beğendi
Kitap okuyan her okurun içinde az da olsa yazma isteği oluşur. Yazma işi ise göründüğü kadar kolay değildir. Son yıllarda ülkemizde yazarlık atölyeleri artmakta, 'yazar olabilirsin' tarzı kitaplar çok okunmaktadır. Genelde bu tür kitapları okuduğumuzda 'herkesin yazar olabileceği" vurgusu yapılır. Bu ne kadar doğrudur? Herkes kitap çıkarabilir ama herkes yazar ya da şair olamaz. Semih Gümüş'ün "Yazar Olabilir miyim?" kitabı benzerlerinden farklı olarak herkesin yazar olamayacağını ya da yazar olmanın o kadar kolay olamayacağını anlatan türden bir kitap. Semih Gümüş, yaratıcı yazarlığın bir ustadan öğrenilmeyeceği gibi yazarlık okullarında ya da atölyelerinde de öğrenilmeyeceğini savunuyor. Dahası, yazarlığın bireysel bir uğraş olduğu, yeni yazarın bir metnin nasıl yazılacağına ilişkin yolları kendisinin bulması gerektiğini dile getiriyor. Aynı zamanda yazarlığa giden yolun başında okumak gelir, hatta okumak yetmez, nitelikli okuma yapmak gerekir, diyor. Yani yazarlık, kitaplardan öğrenilir. Yazarın okulu, okuduğu kitaplardır. Peki neler okunmalı? Aslında bunun cevabı yok. Yazar adayının; okuduklarının, okuması gerekenlerin çok azı olduğunu ve okunmazsa olmaz pek çok yazarı daha okumadığını bilmesi gerekiyor. Yani her okuma, yazar adayının ne kadar eksik olduğunu görmesi açısından önemli. 30-40 kitap okuyup "tamam ben yazar oldum" diyerek yazmaya başlamak en büyük yanlış olsa gerek. Yaratıcı yazarın, dilini kusursuz bir şekilde kullanması gerektiğini söylüyor Semih Gümüş. Ayrıca dili temiz kullanan yazarların da mutlaka okunması gerektiğini söylüyor. Bu yazarları örnek olarak, Vus'at O. Bener, Tahsin Yücel, Adalet Ağaoğlu ve Cemil Kavukçu gibi isimleri veriyor. "Türkiye'de her üç kişiden beşi şairdir" demiş Aziz Nesin. Devrik cümlelerle aklındakileri yaz, biraz da kafiye koyabilirsen sonuna - kafiye sonda olur zaten Mustafa- şair olursun. İki üç süslü kelime yan yana gelince "Herif ne yazmış be!" diyenler de çıkar, ya da benim gibi o süslü kelimeleri defalarca okuyup "Eee bir şey dememiş!" diyenler de. Şiirden anlamam ama yan yana gelmiş süslü sözcüklerin çoğu zaman anlam ifade etmediğini biliyorum. Geceden Küçük İskender'i fazla kaçırıp sabahında Büyük İskender gibi mağrur uyanmak da edebiyata dair midir? Bu cümlemi biraz evirip çevirsem benden de şair olur mu? Ne oldum şimdi? Şair oldum. Ne anlattım? Çok derin şeyler... Şair olmanın çok kolay olduğu ülkemde yazar olmak da çok kolay artık. Paran varsa yazar olabilirsin. Öyle çok paraya da gerek yok. 5-6 bin liraya kitap bastırabiliyorsun. Bastır kitabı okuyan olmazsa bile torunlarına anı kalır. Paran varsa, dil, kurgu,anlatım ve biçem gibi öğelerin olmasına gerek yok. Türkiye'de artık kitap okuyan her 3 okurdan 5'inin kitabı var. 2019 TÜİK verilerine göre Türkiye'de 69 bin kitap yayımlanmış. Bu 69 bin yazar eder. Yayımlanan kitapların %50'si akademik kitaplar. Geri kalanı roman, hikaye ve şiir türünde. Yani kaba bir hesapla 35 bin kişi kitap çıkarmış. Türkiye kitap okuma ortalaması ise(2021) binde bir . ( Okunan kitapların büyük çoğunluğunun türü roman ve şiir) Aynı yıl İngiltere'de 48 bin kitap yayımlanmış. İngiltere kitap okuma oranı ise %21. Türkiye'de 69 bin, İngiltere'de 48 bin kitap yayımlanmış. Buna göre bir çıkarım yaparsak Türkiye okumuyor ama yazıyor, İngiltere ise çok okuyor ama az yazıyor. Hangisi doğru? Kaldı ki Türkiye'de çok satan kitapların Miraç Çağrı Aktaş gibilere ( yazar yerine gibi edatını bilinçli kullandım) ait olduğu düşünülürse bu durumun vehametini düşünün. Miraç Çağrı'nın şaheseri "Bana seni seviyorum deme hissettir" kitabı 10. baskı itibari ile 85.000 adet satmış. Bir sonraki kitabı ise "Bana seni seviyorum deme, evlen benimle" olan Aktaş'ın nehir romanlarının artacağının korkusunu yaşamaktayım. Muhtemelen serinin son kitabı da " Bana seni seviyorum deme, çocuk doğur" olacaktır. Başarıların devamını dilemiyorum tabii ki. Yakın zamanda yine "Miraç Çağrı Aktaş Okumama Etkinliği" düzenleyebiliriz. Bu etkinliği daha önceden de yapmıştık, etkinliğe katılmanın tek şartı Miraç Çağrı Aktaş okumamak olacak. Yeni yazarların kitap alıntılarını okuduğunuzda yeni bir şey görebiliyor musunuz? Tabii burada genelleme yapmak istemiyorum çünkü içlerinde başarılı olanlar var. Hatta 'yeni yazar' bolluğu içinde aralarda kalmış ve fazla bilinmeyen gerçek anlamda yazarlar da var. Vasat yazarın da vasat okuru oluyor ama vasat okur sayısının fazlalığı her önüne gelenin kitap çıkarmasına mı sebep oluyor, anlayamadım. "Edebiyat taklitten doğar"diyor Alberto Manguel. Belki her yeni yazarın öykündüğü, kendine model aldığı yazarlar vardır ama yeni yazarların alıntılarına baktığımda ucuz bir taklit görüyorum. Sait Faik'in bir alıntısını alıp, alıntıdan bir kelime çıkarıp onu bir cümle içinde yedirmekle yeni bir şey yazılmış olmuyor. Ya da Nietzsche, Schopenhauer gibi yazarların alıntılarına birkaç kelime ekleyip yeni bir şeymiş gibi yutturmakla da olmuyor. Taklit edeceksen Miraç Çağrı Aktaş'ı taklit et bari. Sait Faik'ten, Nietzsche'den ne istiyorsun be yazar! Gökkubbe altında söylenmemiş hiçbir söz yoktur eyvallah da o kadar değil. Ne biçemin özgün ne de üslubun. John Fante, Toza Sor kitabında şöyle diyor: "Yazdığın edebi gübre yığınını yakmanı ve bundan böyle mürekkepten ve kalemden uzak durmanı öğütlerken bütün aklı başında ve medeni insanlar adına konuştuğumu bilmeni isterim. Şayet daktilon varsa ondan da uzak dur." İnsan, binlerce yıldır aynı insan. Edebiyat, bu 'aynı insan'ın farklı yüzlerini her yazarın gördüğü biçimde anlatması olayıdır. Yaratıcı yazar, insanı, başkalarının görmediği, yazmadığı bir biçimde görüp anlatmalıdır. Ya da aynı konu defalarca işlenmiştir. Farklı olan, yazarın bu olayı özgün bir biçimde anlatmaya çabalamasıdır. Ötesi kopyadan ibarettir ve kopya da 'yeni' değildir. Eğer yazar olma gibi bir hayaliniz varsa bu kitaba göz atmanızı tavsiye ederim.
Yazar Olabilir miyim?
Yazar Olabilir miyim?
yildiz
7.9/10 · 156 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Reklam
6,9bin öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.