Necip G.

Necip G.
Native Content Manager @ Demirören Medya “Her okur oturduğu koltukta birer Crusoe’dur.” (Alberto Manguel) "Ben cenneti hep bir çeşit kütüphane olarak düşlemişimdir." (Jorge Luis Borges)
Varsayımlarımızdan kurtulmamızı isteyen bir varsayımcı…
Puan vermedi·160 syf.··
2023 10. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2023 00:00
Felsefe-Düşünce başlığı altında son zamanlarda okuduğum en sığ, derinlikten en uzak, çelişkilerle dolu ve maalesef yine eleştirmeye çalıştığı şeyin bilgisinden yoksun bir kitap olan Spinoza'nın Sevinci Nereden Geliyor?Spinoza'nın Sevinci Nereden Geliyor? ‘la karşınızdayım sevgili 1k dostları… Yazar Çetin BalanuyeÇetin Balanuye , bir sokak duvarına ya da Twitter profiline falan dev puntolarla “ALLAH YOK, DİN YALAN” yazıp içindekini kusup rahatlamak yerine, bu fikri devletin ona verdiği ‘felsefeci’ yetkilerine dayanarak bol bol felsefe sosuna batırıp, bu engebeli yolda Spinoza’yı da baston olarak kullanarak nitelikten uzak bir ateizm propagandasını kitaplaştırmayı tercih etmiş. Böylece hem kendisini hem de benim gibi okurlarını ziyadesiyle yormuş. Bu incelemeyi yazma nedenim, daha önce pek çok incelemede olduğu gibi, kitabın incelemeler listesinde eleştirel bir metne denk gelmemiş olmamdan kaynaklanıyor. Özellikle bu kitabı okumayı planlayan ‘inançlı’ okurların ne tür saçmalıklarla karşılaşacağını kısaca ifade etmeye çalışacağım. Ne yazarsam yazayım, bu çabam tabii ki yetersiz kalacaktır ancak bir fikir vermesi açısından küçük bir katkı sağlayabilirsem benim adıma yeterlidir. Ve yine başta belirtmek isterim ki, kitap her ne kadar Spinoza’nın Ethica (Etik) kitabının bir çeşit deşifresi şeklinde yazılmış olsa da burada Spinoza’nın kendisi düşüncenin kaynağı olduğu için benim eleştirim kaynağın kendisine değil, o düşünceleri kendi dünya görüşünde damıtıp bugüne taşıyan aracı kişiye ve genel anlamda bu zihin yapısınadır. -------------------- Buradan kitaba geçersek, en özet haliyle yazarımız, bizi mutsuz eden şeyin varsayımlarımız olduğundan hareketle, bu varsayımlarımızdan kurtulmamız halinde günlük yaşamda anlık hissettiğimiz ‘sevinç duyma’ halinin uzun
Felsefe-Düşünce
Spinoza'nın Sevinci Nereden Geliyor?Çetin Balanuye · Ayrıntı Yayınları · 20171,111 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Cebimizdeki safiri denizde sektirebildiğimiz gün...
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2023 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2023 18:06
“Yaraların hissedilmesi için tanımlanmaya ihtiyaçları yoktur” der Amin Maalouf. Yaralarımız, varoluşumuzun kanıtı gibidir. Yara nerede açıldıysa bütün benliğimiz yüzünü o yana çevirir. Çünkü sancının konuştuğu yerde başka hiçbir sesi duyamazsınız… İşte Resul BulamaResul Bulama ‘nın kaleminde hayat bulan Taş Sektirme UstasıTaş Sektirme Ustası da, sancısının sesini dinlerken hayata sağır kesiliverenlerden... Ne baba nasihatı, ne ana ricası, ne dost uyarısı, ne de yârin kucağı çare olamamış, bir merhem sürememiş bu yaraya. Cebinde bir avuç taşla her gün yaşadığı kasabanın sahilini revir bellemiş kendine… Zaman desen, günbatımı akrep, son vapurun düdüğü yelkovan… O en sert dediğin taşı hamura çeviren derya, derdi de söküp alamaz mı derinine? ---------------------------- Rousseau’nun dediği gibi özgür doğduk hepimiz. Fakat zincire vurulduk her yerde… Bu öyle bir zincir ki, ucu bucağı görünmez oldu bir yerden sonra. Bize öğretilen her şey, bir halka daha ekledi zincire. Kalan zamanımızı da bu halkaları çıkarmak için beyhude bir çaba içinde geçiriyoruz. Dahası, öğütler veriyoruz birbirimize… Öğüdü veren de prangalı, alan da… Sanıyorlar ki, yara bandıyla iyileşiyor yaralar. Oysa biliriz ki, yara bandı yarayı kapatır sadece. Kusuru saklar. Taş sektirme ustasına divane diyenlerin bir ‘kusur saklama ustası’ olduklarından haberleri var mı acaba? Bana sorarsanız, insanın tek derdi kendi günahları olmalı… Günah sizin için bir anlam ifade etmiyorsa, kusurları diyelim o vakit. Ve bu kusurlardan tam takım arınmak mümkün olamayacağı için dertsiz insan diye bir şey de söz konusu olamaz haliyle… Bu nazarla bakıldığında, dert sahibi insan kendini bilen insandır. Niyazi Mısrî’nin meşhur dizelerindeki gibi “derdine derman ararken, dermanı derdinde
Öykü
Taş Sektirme UstasıResul Bulama · Şule Yayınları · 0234 okunma
why so serious?
Puan vermedi·204 syf.··
Beğendi
·
2022 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2022 22:29
Okuduğumuz kurgusal eserleri anlama, yorumlama, o eserler üzerinde derinleşme noktasında kurgu dışı eserlerin, araştırma metinlerinin, kitap veya karakter incelemelerinin katkısı inkâr edilemez. Bununla ilgili yaşadığım en somut deneyimi Anayurt Oteli kitabına yazdığım incelemede sizlerle paylaşmıştım. Edebiyatın bir meselesi üzerine çok yönlü eğilen, konunun detaylarına inen, üzerinde ciddi emek sarf edilmiş araştırma-inceleme kitapları gerçekten de bir okurun düşünce dünyasını zenginleştiren değerli kaynaklar. Hacer SelçukHacer Selçuk tarafından kaleme alınan Kötülük EstetiğiKötülük Estetiği adlı çalışmayı elime alırken de beklentim özet olarak bana bu tarz bir katkı sunmasıydı. Bu tür kitapları, kendime koyduğum çok basit bir kriter üzerinden değerlendiriyorum; Kitaba başlamadan önceki durumumla kitabı bitirdikten sonraki durumum arasında bir fark var mı? Bilgi edinme veya fikir sahibi olma noktasında bana bir katkı sundu mu? Bu sorunun cevabı tek kelime ile evet! Ancak bunu nasıl başardığı konusu biraz daha detaylandırılmayı hak ediyor elbette. O halde vakit kaybetmeden biraz da kitabın içeriğinden bahsedelim… ------------------------- Kitabın başında yer alan kısa biyografiden öğrendiğimiz kadarıyla yazarımız İstanbul Üniversitesi’nde, Yeni Türk Edebiyatı alanında doktora eğitimine devam ediyor. Çalışmalarında estetik, negatif estetik, kötülük ve kötü kahramanlar üzerine yoğunlaşıyor. Bu kitapta da edebiyatta kötülük kavramı, kötülüğün estetik ile birleşmesi ve bu etkileşimin kötü karakterler üzerindeki yansıması ele alınıyor genel olarak. İlk bölümde kavramlar, tarihsel süreç, edebiyatta kötünün evrimi ve özellikle aydınlanma dönemi sonrasında kötü karakterlerin kurgu eserlerdeki değişimi/dönüşümü ön planda. Pek çok yazar,
Edebiyat
Kötülük EstetiğiHacer Selçuk · Ketebe Yayınları · 202235 okunma
Derler ki; “Taklitler asıllarını yaşatır”
6/10
·267 syf.··
2021 31. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2021 23:32
Kitap okuma durumunun altına küçük bir yorum yazacaktım ama kitaba dair incelemeler bölümünde eleştirel bir inceleme olmadığı için bu kısa yorumu çeşit olması açısından inceleme alanına kaydetmeye karar verdim. Kitap çok övgü alan bir kitap ve zaten puanından ve diğer incelemelerden de anlayabilirsiniz. Ancak bana göre kötü bir İhsan Oktay Anar taklidi. Zaten Uzun İhsan Efendi’ye atıf var kitabın bir yerinde. Belli ki Anar’ın bütün kitapları hatmedilmiş. Özellikle onun özgün üslubuna yaklaşmak için baya çaba harcanmış. Büyülü gerçeklik, mizah, siyaset, yalan, gerçek, tarih, felsefe, edebiyat ve günümüz konu ve nesnelerine çeşitli göndermeler var. Biraz da bu yüzden beni yordu okurken. Eldeki tüm malzeleri tek seferde kullanıp yemek yapmak gibi... Acı, ekşi, tatlı, tuzlu karışık bir tat bıraktı... Ve özellikle son bölümlerin biraz fazla uzatıldığını düşünüyorum. Yazar bir türlü vedalaşamamış kitabıyla. Sanki üç adet son bölümü var gibi... Kitap kimi zaman savruluyor bazı yerlerde toparlanıyor ama bir türlü iki ayağı üzerinde duramıyor. Eğer herhangi bir İ.O. Anar kitabı okumadıysanız bu kitap size oldukça orjinal, eğlenceli ve keyifli gelebilir. Ancak ben kitap bittiğinde ‘keşke bu kitaba harcadığım zamanı henüz okumadığım bir İ.O. Anar kitabına harcasaydım’ diye yakındım kendi içimde:) Bundan sonrası her okurun tercihine kalmış. Herkese keyifli okumalar dilerim...
Edebiyat
KapalıçarşıFuat Sevimay · Hep Kitap · 2017535 okunma
İnsanın 5 duyusuna da dokunabilen 8 büyülü öykü...
Puan vermedi·98 syf.··
Beğendi
·
2021 19. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mart 2021 19:06
Gri bulutların beraberinde yağmur getireceği ne kadar kestirilebilir bir şeyse Hakan SarıpolatHakan Sarıpolat 'ın bir gün karşımıza bir öykü kitabı ile çıkacağı da onu az-çok tanıyan bilen insanlar için o kadar kestirilebilir bir şeydi... Çünkü o, yazarlığa giden bu süreci gözlerden uzak yaşamadı... Tam tersi, yazılarıyla, incelemeleriyle, paylaştığı öyküleriyle bu ilk kitabını biz okur dostlarının yanı başında inşa etti... Hevesini önce bir hedefe dönüştürdü, sonra 'doğru' insanların fikir ve desteğini aldı... Mecazen değil, gerçek anlamda öykü ile yatıp kalktı... Benim bu sabah başlayıp, akşamına bitirdiğim bu 'ilk kitap'ın arkasında aylara, yıllara uzanan bir emek, bir gayret, bir tutku var... Bakmayın siz 'Google'ın paltosundan' çıkıp bir haftada leblebi gibi ilk kitap çıkartan sosyal medya artıklarına... Mesele iki kapak arasına bildiği tüm aforizmaları serpiştirip kitap yayınlatmak ise, şu dönemde evde çekirdeğinizi çıtlatıp FOX TV’de dizinizi seyrederken bile bunu başarmanız mümkün... İşte Hakan Sarıpolat gibi yazarların, öykücülerin nitelikli yayınevlerinden edebiyatımıza kazandırılması bu yüzden daha da önem kazanıyor. Edebiyat terazisi bu şekilde kuruyor dengesini... Okur da tercihleriyle bu sinsi savaşta tarafını seçiyor... Her bir öykü, her bir cümle, her bir kelime üzerine harcanan uzun uzun saatler, uykusuz geceler, beyin fırtınaları, kısacası o total emek, sırf Necip G. bugün güzel bir Cumartesi günü geçirsin, çayını demleyip eline kitabını aldığında nitelikli ve farklı bir şey okusun diye veriliyor... Herkes uyarlasın işte kendince bu son cümleyi... O yüzden her şeyin ötesinde, bizi kitabıyla buluşturduğu için Hakan’a içten bir teşekkür göndermek istiyorum... ----------------- Kitaptaki öyküler insanın 5 duyusunu da ziyaret ediyor tek
CısHakan Sarıpolat · İthaki Yayınları · 2021438 okunma