Giriş Yap

Hakan Sarıpolat

Yazar
7.9
226 Kişi
Unvan
Türk Yazar ve Öğretmen
Doğum
Kayseri, Türkiye
Yaşamı
Kayseri doğumlu. Kaş’ta büyüdü. Anadolu Üniversitesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği Bölümünden mezun oldu. Öyküleri; Varlık, Notos, Patika, Lacivert Öykü ve Şiir Dergisi, HeceÖykü, Öykü Gazetesi, Altı Yedi, KE, Virüs ve Trendeki Yabancı gibi dergilerde yayımlandı. 2019 yılında, Satılık Melek Tüyü isimli öyküsüyle Giovanni Scognamillo adına verilen GİO Öykü Başarı Ödülü’ne layık görüldü. İlk öykü kitabı Cıs, 2021 yılında İthaki Yayınları tarafından yayımlandı. Bu kitabıyla 68. Sait Faik Abasıyanık Hikâye Ödülü’nde finale kaldı.

İncelemeler

Tümünü Gör
104 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
Çok iyi öykücülerimiz, çok güzel öykü kitaplarımız var. Son okuduğum öykü kitabı
Hakan Sarıpolat
'ın Cıs'ı da bunlardan biri. Cıs bu yıl 68.si verilecek olan Sait Faik Abasıyanık Öykü Armağanı'nın on kitaplık kısa listesinde kendine haklı bir yer bulmuş. Hem Cıs'a hem de listede yer alan tüm kitaplara şimdiden başarılar. Cıs'a gelecek olursak... Kitabın girişinde Gabriel Garcia Márquez'in şu sözüne yer vermiş yazar ; "Gerçek anılar, belleğin hayaletleri gibi görünüyorlardı bana, sahte olanlar ise gerçekleri bozacak kadar inandırıcıydılar." Kitapta yer alan öyküler de aynen Gabo'nun dediği türden öyküler. Gerçekle düşün birbirine karıştığı, buram buram büyülü gerçeklik kokan, özenle kurgulanmış, karakterler, olaylar ve mekanlar hem bizden, çok tanıdık hem de okurken ancak bir düş ürünü olabileceğini düşündüren öyküler. Kitapta sekiz öykü yer alıyor. İlk öykü olan Zincir kitabın en uzun öyküsü adeta bir novella tadında. Kitaba adını veren Cıs ise son öykü. Kitabın sonunda öğreniyorsunuz Cıs'ın ne olduğunu. Satılık Melek Tüyü, Leyla Kokusu, Evde Unutulan Bir Çift Göz, Kuyruk Acısı, Kelebekler ve Atlıkarınca ise diğer öyküler. Hepsi gerçek dünyada başlayan sonrasında düşsel dünyalara yolculuğa çıkaran öyküler. Ben severek okudum öykülerin hepsini. İlla en çok hangisini sevdin derseniz Evde Unutulan Bir Çift Göz ve biraz daha duygusu ağır basan Leyla Kokusu derim. Öykülerle hem gerçek hem fantastik, alışılmış ve alışılmamış olanın dünyasına bir yolculuğa çıkmak isterseniz Cıs biçilmiş kaftan. Keyifle okuyun...
·
1 yorumun tümünü gör
Reklam
104 syf.
·
1 günde
·
8/10 puan
Dostum Hakan'a...
YouTube kitap kanalımda Hakan Sarıpolat'ın Cıs kitabını önerdim: youtu.be/o73ZS-Wrw04 4 yıl önce "Eskiden buralar hep dutluktu" diyebileceğimiz sessiz sakin zamanlarda, almışım başımı hunharca Stefan Zweig okuyorum. Ama ne okuma... Satranç'lar, Korku'lar, Gömülü Şamdan'lar... Bütün kitaplarını bitirmeye ant içercesine okuyorum resmen. Sonra geliyor
Hakan S.
adında ve zamanında profilinde Kafka resmi taşıyan anonim bir adam şu yorumu yapıyor: #15633875 Be adam, iyi de, sen kimsin? Gelmiş bana Zweig şöyledir, Zweig zayıftır diyerek caka satıyorsun. Daha profiline kendi fotoğrafını bile koymamışsın, bir de okuma serüvenimi ve heyecanımı baltalıyorsun. Yorumunda da utanmadan bana "Proust, Dostoyevski, Kafka, Conrad, Cortazar, Musil, Goethe, Cervantes, Moliere..." gibi isimler sıralayıp dediklerine anlam vermemi bekliyorsun. Peh... Kimdi bu
Hakan S.
ve ne istiyordu benden? Yorumun üzerinden birkaç gün geçtikten sonra Splinter Cell misali bir gizlilikle bu anonim adamın yazdığı yazarlara bir bakayım dedim. Proust, Kafka, Musil... Kim ola ki bunlar? Yani gerçekten bana Stefan Zweig'ın yaşattığı içselleştirmelerin daha iyilerini yaşatabilecek yazarlar mıydı bunlar? Gel zaman git zaman, Dostoyevski'nin, Kafka'nın, Proust'un, Cervantes'in bütün kitaplarını belki de bu yorum sayesinde okudum. Hakkari'de Bir Mevsim kitabındaki bir mevsim oldum Hakan sayesinde. Miguel Unamuno'nun Sis'inin içinde ben de bir bulanıklık beğendim kendime. Alıntılarla yaşadığım YouTube kanalıma ilham olan Niteliksiz Adam kitabını bu adam sayesinde tanıdım. 500 küsür okuduğum kitap arasında en üst sıraya koyduğum kitabın incelemesinin sonunda sadece 1 kişinin ismine yer verdim: #27851573 İstanbul'da buluştuk sonra, Unamuno'yu, Sis'i, büyülü gerçekçiliği konuştuk. Dedim, bu adam yazar, yazmalı. Zaten yazıyormuş da... Ama yazarsa da büyülü gerçekçilik yazmalı. Tuhaf olan sıradanlaşmalı. Anormal olan normalleşmeli. Öyle bir yazmalı ki batıl inançlarla bizim bildiğimiz ve tekinliğine inandığımız gerçeklik karışmalı. İnsanlar ne olduğunu şaşırmalı. Sadece benim değil, binlerce insanın kalbine "Cıs" etmeli dedim Hakan. Bir de ne göreyim! 1,5 ay önce Twitter profilinde "İlk öykü kitabım "Cıs" haftaya İthaki Yayınları'ndan çıkıyor" yazısı. Hoppala! İşte haber dediğin böyle olur. Beni bir heyecan bastı, bütün okuma serüvenimi derinden etkilemiş ve hayatımın en tepesine koyup kimliğimi baştan aşağı değiştirmiş yazarlarla tanışmamı sağlayan o anonim adam sonunda kitap çıkarıyor. Vay annesini... Hemen Cıs'ı okumam gerekiyordu, aldım elime, kapağında ağzını açmış bir vahşi hayvan, üstünde yıldızlar, altında tekinsiz bir orman, onun da altında o hayvanın pençesinin bıraktığı bir iz gibi olan "cıs" yazısı. Tamam dedim, kitap daha okumadan içine alıyor okuru. Doğadan gelen ve geldiği yeri köleleştiren insanın çıkmazlarını anlatıyor dedim. Başladım okumaya. Kapağı çevirdim. Bir sarı sayfa. Anlamsız, ne diye koyarlar ki bu boş sayfaları buralara? Bir sayfa daha. "Hakan Sarıpolat. Kayseri doğumlu. Kaş'ta büyüdü. Anadolu Üniversitesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği Bölümünden mezun oldu (...) 2019 yılında, Satılık Melek Tüyü isimli öyküsüyle Giovanni Scognamillo adına verilen GIO Öykü Başarı Ödülü'ne layık görüldü" yazıyor. Haydaa, bırak bu işleri dedim Hakan. Şurada iki öykü okuyacağız alt tarafı. Geç bu ödül muhabbetini falan şimdi. Bak Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar'ı da TRT Ödülü kazanmıştı zamanında, sonra adam anlaşılamamaktan öldü. Bir sayfa daha çevirdim. Kitabın künyesi. Bünyeye iyi gelir mi? Pek sanmam. Geç. Kimse okumuyor buraları. Kitabın çevirmeni de yok zaten. Yazar tek kurşun. Kendi diliyle. Kendi ülkesiyle. Kendi gerçekliğiyle. "Hepinize karşı tekim" diye bağırıyor doğada tek başına kalmış bir insanın haykırışı gibi. Bir sayfa daha çevirdim. Çıktı karşıma bir Marquez epigrafı. Öfff... Yine mi bir Hakan zırvası yoksa? Gerçekler, belleğin hayaletleri falan hala büyüyemedin. Bak Hakan, Marquez iyi bir yazardır ama edebiyatın bel kemiklerinden değildir. Proust, Dostoyevski, Kafka ... Bir sayfa daha çevirdim. İçindekiler. İlginç kelime. Kitabın anatomisi. Bu kitabın doktoru da Hakan işte. Edebiyat ameliyatçısı. Keşke diyorum bir insanla da tanışmadan önce onun "İçindekiler " kısmını görebilsek. Yazsa şöyle hangi hinoğluhinlikleri var, hangi şaklabanlıkları, hangi güzellikleri var. Ama yok! Neyse ki Cıs'ın İçindekiler'ini görebiliyoruz. Zincir, Satılık Melek Tüyü, Leyla Kokusu, Kuyruk Acısı, Kelebekler, Evde Unutulan Bir Çift Göz, Atlıkarınca, Cıs. Güzel. Bir sayfa daha çevirdim. "Kızım Meriç'e" Tatlı. Bir sayfa daha çevirdim. Öyküleri okumayı yarıladım derken sayfalar çevrile çevrile eninde sonunda kendi başına bir rüzgar etkisi yarattı. Bir de baktım kitap havalanıyor, elimden uçup gidiyor. Yakalayamadım! Kaldım "Cıs"sız. Yattım uyudum. Uyuduğum anda Cıs'ın "İlk Kitabın Günahı Olmaz İttifakı" tarafından sorgulandığını gördüm. Kısaltması İKİGOİ. İkigai değil miydi yahu bu? Hani şu Japonların uzun ve mutlu yaşam sırrı dedikleri şey... Yoksa Hakan Japon mu? İyi de ben bu adamı İstanbul'da gördüğüm zaman çekik gözlü değildi. Ya da Cıs, Hakan'ın uzun ve mutlu bir yaşam sırrı için doğayla ve gerçeklikle kurduğu bir bağ mıydı? Neymiş bu İlk Kitabın Günahı Olmaz İttifakı? Bir de baktım Cıs'ın karşısında Tutunamayanlar, Aylak Adam, İshak, Yaprak Fırtınası, Troya'da Ölüm Vardı'dan oluşan bir jüri. Bır bır konuşuyorlar. Biri diyor, evlat sen giderken biz o yollardan geri dönüyorduk. Diğeri diyor, dünya edebiyatı içerisinde büyülü gerçekçilik türünde yazılmış kitapların ilk örneklerinden biri benim, bir de gelip Cıs öyküsünü bana ithaf ediyorsun, sen hayırdır? Zorluyor da zorluyor İlk Kitabın Günahı Olmaz İttifakı, Cıs'ı. Elinde olsa "Ok Boomer" diyecek Cıs bütün hepsine ama saygısını koruyor büyüklerine karşı. Sonrasında uzaklardan bazı sesler geliyor. Anılar, hayal kırıklıkları, yaşanmışlıklar, insanın doğayla kurmaya çalıştığı yarım yamalak bağlar, doğayı köleleştirmeleri, köpek sesleri, çelişkiler, sahtelikler, doğallıklar, ilhamlar, kokuların sesleri bunlar. Cıs, bu seslerin hepsinden bir çorba yapıp içiyor. İlk Kitabın Günahı Olmaz İttifakı'ndan o anda geçer not alıyor ve Oğuz'un kendi gerçekliğine dönmesini sağlıyor. Karşımızda gelecek için çokça umut vaat eden yazarlarımızdan biri var diyor Oğuz. Zincir ile Kafka'nın "Kafesin biri, bir kuş aramaya çıktı." aforizmasını hatırlatan, Satılık Melek Tüyü ile büyülü gerçekçilikteki batıl inançların gerçeklikle karışmasını çok iyi anlatabilen, Cıs ile insanın geldiği yer olan doğa ile mücadelesini yine insanın içine tedirginlikle birlikte işleten. Evde Unutulan Bir Çift Göz ile işte, aradığım kafa tam da bu! dedirten. Keşke bu tip Cortazar misali uçuk hayal gücündeki öykülere devam etmesi gerektiği düşünülen... Eh, her şey iyi güzel de... Bu okur bu kadar şey yazıp neden 2 puanı kırıveriyor öylesine? Günah değil mi adama, hani ilk kitabın günahı olmazdı? Keşke diyor Oğuz, bazı öykülerin tuhaflıkları ile gerçeklikleriyle daha çok oynasaydı Hakan. Bak, Evde Unutulan Bir Çift Göz adında bıngıl bıngıl oynayan iki adet gözü kişileştirmiş, muhteşem fikir işte. Devam etsene bu tip öykülerden ara sıra. O gözlerden daha neler neler çıkar, benden daha iyi bilir Hakan. Tuhaf olan daha çok tuhaflaşsın, sıradan olan da bazen daha çok sıradanlaşsın belki. Biliyorum, öykü yazmak daha zor bir iş fakat bazıları tam en can alıcı yerinde bitmiş gibi hissettirmesin. Faruk Duman'ın öykü biçimi oluşturma tekniklerinde anlattığı gibi genel simetriye ve sonların vuruculuğuna biraz daha dikkat etsin. Zincir, Satılık Melek Tüyü, Evde Unutulan Bir Çift Göz ve Cıs öykülerinin başarısını alıp diğer öykülerini de katmanlandırıp daha nice seyahatlere götürsün. Dil oturmuş, gözlemler oturmuş, kurmaca daha iyi olacak. E daha ne? Belli bir zaman sonra, bu sitede yer alan ve benim çok değer verdiğim bir insanla tartışıyoruz. Hakan Sarıpolat ne kadar iyi bir yazardır? Ben diyorum ki; Hakan Sarıpolat çok iyi bir yazardır ve bildiğimiz kurguların bitişini müjdeleyen, insanın düşman olduğu doğayı onla kavuşturan ender insanlardan biridir. Özellikle Cıs kitabı okunmalıdır. Ne demek istediğimi anlaman dileğiyle... Ulan ne şımarık okurmuşum ben de! Adam yatsın kalksın, yediği içtiği düşüncelerinden hiç ayrı gitmesin, yıllarca bu kitabın içindeki öyküleri yazmak için uğraşsın, sen gel bu koskoca emeği 1 günde tüket. Olacak iş mi?
·
6 yorumun tümünü gör
104 syf.
·
2 günde
Merhaba sizinle
Osman Y.
'nin
Yeni Hayat Sahaf
'ında düzenlediği 3 yazarın söyleşi ve imza günü sayesinde tanıdım. ( Teşekkür ederim böyle söyleşi günleri, toplantılar sayesinde yeni yazarlar, yeni dünyalar yelken açıyoruz. ) Kitabı söyleşiye gitmeden bir gün önce okudum. Söyleşide öğrendim ki yazarımız eski 1k müdavim olduğunu öğrendim.
Hakan S.
içimizden gelen biri. Bu mutluluk verici bir şey. Öykü kitabımıza gelirsek, gerçeküstücü öykülerine başlamadan önce Gabriel García Márquez'in sözüyle başlıyor: "Gerçek anıların, belleğin hayaletleri gibi görünüyorlardı bana, sahte olanlar ise gerçekleri bozacak kadar inandırıcıydılar Cıs 8 öyküden oluşuyor. Zincir Novellası ile başlayıp kitaba adını veren Cıs öyküsü ile bitiyor. Kitapta yer alan Zincir bana Metin Kaçan'ın kitaplarını hatırlattı. Satılık Melek Tüyü öyküsünde toplumun manevi değerleri kullanması yani din sömürüsü yapması anlatıyor. Leyla Kokusu, bir koku hikayesi. Koku satan bir hekimin karısına olan aşkını ve bağlılığını anlatıyor. Kuyruk Acısı gerçeküstücülüğünü buram buram kendini hissettirdiği bir öykü. Kelebekler öyküsünde ise eşini kaybeden bir adamın öyküsüdür. Evde Unutulan Bir Çift Göz de ise 22 yıllık eşinin terketmesi sonrası yaşadıkları anlatılıyor. Atlıkarınca öyküsü ise Avşar ile Behram'ın öyküsüdür. Son öykü ise Cıs öyküsü, ismin nerden geldiğini bu öyküden anlıyoruz. Bu öyküde ise köyü öğretmeni Halil kaçırılması ve arkadaşlarının onu bulmaya çalışmaları anlatılıyor. Kitabın öyküleri birbirinden güzel ben en çok ise Cıs, Unutulan Bir Çift Göz ve Zincir öyküsünü çok sevdim. Kitabı muhakkak okumalısınız. İnceleme burada bitirdikten sonra
Hakan Sarıpolat
'ı araştırdığımda İshak Edebiyat oluşumu ile tanıştım. İshak Edebiyat Onat Kutlar'ın İshak öyküsünden alıyor. Sanal bir platform olan İshak Edebiyatta, öykü yazılarının gönderildiği ve İshak Edebiyat ekibi tarafından beğenilen öykülerin yayınladığı bir yer. Takdir şayan bir iş bence.
·
2 yorumun tümünü gör
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42