Ferah'ın Kapak Resmi

Şimdi Okullu Olduk... Günaydın 1K...
Uzunca bir tatilin ardından başlıyor yeni hafta. Cıvıl cıvıl sesleri duymaya saatler kaldı. 2017-2018 Eğitim Öğretim yılı başta liseye başlayan oğlum, 17 milyonun üzerinde öğrenci ve yaklaşık 1 milyon öğretmenimiz için hayırlı olsun..Sizlersiz geçecek bir eğitim öğretim yılı ;
Aybüke Öğretmenim
Necmettin Öğretmenim
Unutulmayan tüm eğitim şehitleri gibi
Asla Unutulmayacaksınız. ...

Emeğin Güzel Insanlarda Karşılık Bulması...
Meslek hayatımın 27. yılını devirerek 28. yılına gireceğim şu saatlerde pasta kesip ,mum üflemeyi ve bir türlü anlayamadığım kapitalizm getirdiği kutlamaları yok sayıyorum..Bir fincan kahve, dingin bir susuş ve hafif bir musiki sesi ile her ne kadar '' abla'' sıfatından '' teyze'' ye geçiş yapmış olsam da :-))) çalışmaya devam edeceğim yıllar, hayırlara vesile olur umarım...

Ferah, bir alıntı ekledi.
 17 Eyl 15:18 · Kitabı okumayı düşünüyor

eledim eledim asker eyledim....
Savaş Türküsü

https://www.youtube.com/watch?v=C3znlSi_2mM

Kral, elmas süslü, çelikten büyük çalışma masasından kafasını kaldırdı.
'' Ne söylüyor askerlerim ? ''diye sordu. Dışarıdaki Cülus Meydanı' ndan bölük bölük askerler geçiyordu sınıra doğru, yürürken türkü söylüyorlardı. Yaşam gülüyordu hepsine çünkü düşman kaçışa geçmişti ve oralarda, ırak çayırlarda, dönüşte başlarına takacakları zafer taçlarından başka bir şey yoktu dertlenecek. Bu nedenle kral da olağanüstü sağlıklı, güvenli hissediyordu kendini. Dünya boyunduruğu altına girmek üzereydi.
'' Türkü söylüyorlar haşmetlim '' dedi başdanışman, o da zırhlar, demirler kuşanmıştı, çünkü savaş düzeni böyle gerektiriyordu. Kral güldü '' Daha neşeli bir şey bilmiyorlar mı? Schroeder, ordularım için ne güzel marşlar besteledi. Hepsini dinledim. Tam askerlere göre! ''
'' Elden ne gelir Haşmetlim '' dedi yaşlı danışman. Kuşandıklarının ağırlığıyla gerçekte olduğundan daha da kambur görünüyordu. '' Askerler bir şeyi tuttururlar, tıpkı çocuklar gibi. Yeryüzünün en güzel marşlarını bile versek hep kendi türkülerini yeğlerler.''

Tanrıyı Gören Köpek, Dino Buzzati (Sayfa 89 - Can Yayınları)Tanrıyı Gören Köpek, Dino Buzzati (Sayfa 89 - Can Yayınları)

Huzurlu Bir Hafta Sonunda.....
''Hayatımızın bu döneminin sonuna gelirken kendimizi güzel günleri hatırlamaya, kötü günleri unutmaya çalışırken ve geleceği düşünürken buluyoruz.Endişelenmeye başlıyor,''Ne yapacağım?'' diyoruz' 10 yıl sonra nerede olacağım?
Ama ben size diyorum ki,''Hey, bana baksanıza.''Lütfen, bu kadar endişe etmeyin.Çünkü sonuçta hiçbirimizin bu dünyada fazla vakti yok.Hayat akıp gidiyor.
Eğer çok bunalırsanız gözlerinizi, yıldızların kadifemsi gecede dizilmiş oldukları gökyüzüne çevirin.Karanlığın içinde bir yıldız kayar da geceyi gündüze çevirirse bir dilek dileyin.
Beni düşünün ve hayatınızı olağanüstü kılın...''
Robin Williams

Bu Kısaca ''HAYAT'' Değil Mi?
"Gördüğüm şeylerin yarısını asla görmek istemedim ve görmek istediğim şeylerin yarısını asla göremedim."
Kargaların Ziyafeti - George R. R. Martin

Ferah, Film Anlatıcısı Kız'ı inceledi.
 17 Eyl 01:53 · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

''Belki şehre bir film gelir
Bir güzel orman olur yazılarda
İklim değişir Akdeniz olur
Gülümse...'' nedense kitabı aldığımda bu dizeler idi aklımda olan, okurken de aynı duygular devam etti. Kemal Burkay'a ait dizeleri Sezen Aksu yorumuyla dinlemeyen pek azdır. Kemal Burkay demişken, iki sene önce doğu illerinin birinde yol uygulaması görevindeyim. Gelen geçen araçları kontrol edip rutin asayiş tedbirleri alıyoruz. Bir araç durdu, önde şoför yanında oturan yaşlıca bir adam. Bu adamı tanıyorum bir yerden acaba geçen ki uygulamada mı denk geldi diye hafızamı zorlarken birden hatırladım kim olduğunu Kemal Burkay idi bu yaşlıca amca... Bana ve diğer görevli arkadaşlarıma hal hatır sordu, muhabbet ettik ve bir çayımızı içtikten sonra yanımızdan ayrıldı. Çalışma saatlerimizin yoğunluğundan pek fazla sinema tiyatro kitap fuarları etkinliklerine gitme fırsatımız olmaz. Sadece etkinliklerde alınacak tedbirlerde görevli isek o da kapıda değil de etkinlik alanı ise görev yeri daha da zevk duyarız. Ahmet Ümit ile de görevli olduğum etkinlikte tanışma fırsatı bulmuştum. Hatta kitabını imzalatırken üniformalı ve kitabını okumak istiyor olmama şaşırdığını ,ücret talep etmediğini söyleyerek hediye etmişti. Biliyorum ki mesleğim hakkında genel algı, kaba saba, okumayan, yazamayan kültürden anlamayan dinlemeyen ifade edemeyen kişiler olduğumuz. Ama inanın ki çoğunluğumuz öyle değiliz. Öyle ki iki gün eve gidemediğimiz çocuklarımızı göremediğimiz, bayram tatili hafta sonu izini kullanamadığımız zamanlar oluyor.. Ama bizler de kitap okumayı. sinemaya gitmeyi, gezmeyi. dinlemeyi, konuşmayı seviyoruz ve bizler de etten kemikten İnsanlarız.
Küçük oğlum pek sever sinemayı, filmleri. Ben yoğunluktan fırsat bulamayınca izlediği filmi repliklerini ezberlercesine zevkle anlatır. Tıpkı Maria Margarita gibi.
Maria Margarita, felçli babası, dört abisi ve annesi tarafından terk edilmiş Şili'nin küçük bir kasabasında yaşayan on bir yaşında bir kız çocuğudur. Sinemaya tüm ailenin parasızlıktan gitme imkanı olmadığı için evde yapılan seçimle sinemaya gidip evde filmi anlatma şansını elde etmiş ve bu yeteneğini zamanla komşularının da katılımıyla ticari kazanç elde edecek kadar geliştirmiştir. Tabii ki hayatı dilediği şekilde devam etmeyecek, evlere televizyonun girişi, babasının ölümü ve abilerinin yaşam tercihleri ile daha da zorlaşacaktır. Öykü tadında kısa bir roman ama anlatım olarak seveceğinizi umuyorum. Tıpkı beni ve meslektaşlarımı da bir gün anlayacak ve sevecek umuduyla...
Keyifli okumalar...https://www.youtube.com/watch?v=INbuiZCfsxc