Ferah profil resmi
Ferah kapak resmi
KAYSERİ
KAYSERİ, 15 Şubat 1971
3161 moderatör puanı
6.097 kütüphaneci puanı (Geçen ay: 12)
3822 okur puanı
19 Kas 2014 tarihinde katıldı.
KAYSERİ
KAYSERİ, 15 Şubat 1971
3161 moderatör puanı
6.097 kütüphaneci puanı (Geçen ay: 12)
3822 okur puanı
19 Kas 2014 tarihinde katıldı.
  • Ferah tekrar paylaştı.
    Sizin de oluyor mudur bilmiyorum kendi hikayenizden çıkabilmek arzunuz. Olmuyor mu? Bende sıkça olmaya başladı. Acıyor. Sebebi sonucu yok, azı çoğu yok .Şifası devası yok. Keşke bir anda unutturan acıyı bir anda alıp götüren bir iksir falan olsa...
    Kaç yıldır sabahtan akşama kadar ellerimdeki morarmaların acısını çekiyorum ve aynı dizeyi tekrarlayıp duruyorum;

    "ellerinden belli olur bir kadın."

    Nasıl anlatacağımı bilmiyorum . Geçen sene, ''Başlamam için bir cümle verir misin? Ne mi oldu? Ben biraz anlatayım . Nerede bitirmem gerektiğini de sen söyle'' diyerek yardım istediğim okurlar vardı sitede, halen de varlar , pek görüşüyor olmasak da:(
    Geçen yıldan bu zamana değişen hiç bir şey yok;

    Kaç zamandır bir tuhafım, fenalardayım , morarıyorum , çürüyorum diye bir doktora gittim. Doktor dediğim de bir onkoloji uzmanı. Birazcık anlattım ama nedense o çokça dinler gibi yaptı. Sonra çok ciddi bir tavırla tahliller yapmalıyız dedi. Cevap vermek yerine sessizce dinlemeyi tercih ettim. Sonra bir sürü tahliller yapıldı, sonuçlar alındı. Yakınlarım dostlarım hayatındaki tüm kötü şeyleri çıkar, küçük şeylerle mutlu ol falan filan dediler. Dalga mı geçiyorsunuz siz diyemedim onlara. Tamam, haklısınız der gibi dudaklarımın arasından bir şeyler gevelemeyi tercih ettim.
    Durmadan benimle savaşan , tüm vücudumu saracak bu illeti, çocuklarım ile hiç uğraşmamış sorumsuz bir babayı, sürekli acıyan gözlerle bana bakan evlatlarımı neremden çıkarayım acaba diye düşünmeden de edemedim.
    Annemi düşündüm; başıma gelen her felakette dualar okuyan Verdiği sadakaları hatırlayıp iyi olacaksın diyerek umutlu olan annemi. Kötü şeyler oluyor hayatımda, iyi olacak mıyım bilmiyorum. Yaşanan iyi ve kötü şeylerden önce, sonra verilen sadakalar , okunan dualar nereye gidiyor hiçbir fikrim yok ama korkuyorum.
    Yaşıyorsun yani. Ölmüyorsun da; "Beni öldürmeyen acı, güçlendirir." diyen Nietzsche'ye , hadi be hiç de dediğin gibi olmuyor, ben güçlenemiyorum demek istiyorum.
    Bitmeyen şeyleri hatırlıyorum, Daha bir sürü okunmamış kitaplar, tamamlanmamış sevilmeler, görüşülmemiş dostlar , dinlenmemiş eski şarkılar... Bitiremediklerim için bittiğimi düşünüyorum.

    ''Ellerin, ellerin ve parmakların
    Bir nar çiçeğini eziyor gibi
    Ellerinden belli olur bir kadın,
    Denizin dibinde geziyor gibi.
    Ellerin, ellerin ve parmakların"

    Anlatacaklarımı da bitiremediğim gibi.

    Geçmeyecek bitmeyecek gibi:(
    Sağlıklı yaşadığınız tüm anlarda keyifli okumalar dilerim.
  • Ferah tekrar paylaştı.
    Ben Senden Önce Ölmek İsterim - Nazım Hikmet
    https://youtu.be/1uGd5ZgHW9Y
  • Ölüm... dedi, ne garip şey, varlığın bu dünyadaki son hali üzerine serilmiş toprak, hemen yanı başında mezar taşı. Bil diye, burada kim yatar, ne zamandan beri yatar... Duygular da gömülüyor ölen için. Ama hayatta kalan için mümkün mü bu? Unutmak, belki biraz hafifletir acıyı, her acı unutulmak zorunda çünkü. Her öleni yaşatan türküler, ağıtlar var neyse ki. https://youtu.be/hluVrTixQwI
    Aykut Günaydın
    Sayfa 52 - Vaveyla Yayınevi
  • Ferah tekrar paylaştı.
    Dertlerini unut, dostlarını asla. dostamisc
  • Ferah tekrar paylaştı.
    Kadınlar, ama sahiden seven kadınlar, erkeğin güçlü olmasıyla ilgilenmezler. Seni severler, çünkü yüreklerinde bir yere dokunmuşsundur.
  • Ferah tekrar paylaştı.
    Bugün Cuma ve güne güzel başlamak istedim, ama 1K sabır sınaması yapıyor. Şimdi şu #37446196 alıntıya aşağıda yapmış olduğum yorumda, edebiyat adına ney rahatsız edici? Soruyorum arkadaşlar ve bu alıntıya olan yorum için yorum cezası almışım!!! İleti sahibi arkadaşı da edebiyat adına esefle kınıyorum !!!

    https://hizliresim.com/nQ76jM


    Resmi açamayanlar için, yorumum aynen şu şekilde:

    "Okuyorum, muhteşem... Gerçekten muhteşem ve okumayan herkese Beyaz Zambaklar Ülkesinde'yi kesinlikle tavsiye ederim. Atatürk'ün bu kitaptan nasıl ve ne derece etkilendiğini şimdi çok daha iyi anlıyorum. Yok böyle bir "Yaşam Mimarları"!!! Özellikle Fark Yayınları olanını tercih edin. Dolu dolu 250 sayfa ve tam haliyle!"
  • Ferah tekrar paylaştı.
    "LEYLİM" bir insan sevdiğine en güzel nasıl seslenebilir? Hem onun adından uzaklaşmadan hem de kendi kalbini katarak nasıl çağırabilir ki? Bir Ahmed Arif'in Leylim'i olmak nasıl bir duygu? Peki ya, Leylim'in Arif'i olamamak? Böyle diyordu Leyla Erbil'e, Leyla'sına Leylim, Sevgili Canım, Canım Leylâm, Ömrüm diye başladı mektuplarında böylesine içten böylesine yürekten, böylesine sıcak, böylesine samimi bir dille.

    Bıkmadı usanmadı canı Leylim'ine yazmaktan ne kadar zor durumda olsa da. "kahrolası boşluğunda, ben garip, ben duyan, ben yirmi dört saatte, yirmi dört bin parça olan, ne yapardım?" dediğinde Ahmed Arif o boşluğu ben hissettim buz gibi ve karanlık içimde sanki. Yapma Leyla, Ahmed Arif böyle söylerken yokluğunla onu bin parçaya ayırma :(

    Her mektubun sonunda gözlerinden öptü sevdiğinin. Yanlış hatırlamıyorsam bir mektubunda yazmıştı gözlerinden öpmeyeceğim birine yazmam diye. Ah! Bu nasıl bir duyarlılık, güzelliktir böyle?
    "Gözlerinden öperim cânım. En çok da burnundan. Gülme, ciddi söylüyorum.
    Yarı parçan" sen en tatliş şair cümlesi olabilirsin mesela.

    Sonra "Hal, yani şimdiki zaman seninle başlar" diyen bir adama "Yazma! Sevme! ne demek?" Hakikaten ne demek bu? Leyla farkında mısın öl diyorsun ona hatta öl deseydin daha iyiydi ama yazma, sevme demeyecektin, kelimeleriyle sana tutunan bu insana. Koparamazsın ki onu ne kendinden ne de her defasında seni anan ve anlatan tüm o sözcüklerinden. Biliyor musun? Ahmed Arif duysaydı beni, çok kızardı bu söylediklerime eminim, Leylim'e bunu söylemeye hakkın yok derdi. Seni incitecek ufacık bir kelimeye dahi katiyen izin vermezdi. Bu kadar "delin divanenken" o böyle diyordu ya sana, sen ona karşılık veremedin.
    "Hep, yaz diyorum ama hiç yazmıyorsun."
    "ister dostum ol ister sevgilim, yeter ki hayatımda ol."
    "İhtiyarlayacak olsam bile, seni bekleyeceğim."
    Üzdün Ahmed Arif'i o böyle bir şeyi her ne kadar kabul etmese de tam aksine senle yücelmiş sade. Beni de üzdün :/
    Gittin evlendin başka biri ile
    "Evleneceksin demek? Herhal çocuğu sevdin! İnşallah mesut olursun canım. Ama müstakbel kocan bana yazdığına kızmayacak cinstendir inşallah. Yoksa seni kaybetmek, sesini duymamaktansa gebereyim daha iyi olur."
    Ağlanmaz mı bu cümlelerde sen söyle Leylim, bunu yazan kalem kırılmış mıdır bu cümlede?
    "Anlat bana. Senden bir şeyler ummak... Umutların en olmazı da bu belki."
    Offf umutsuzluk en sevmediğim şey benim. Bu cümle umutsuzken bile umutla göz kırpıyor buna. Ne ettin sen Ahmed Arif'e Leylim şair ettin, viran ettin, mafettin :((
    "Ne güzel şey, sana inanmak! Bunu bir anlatabilsem." dedin çok güzel anlattın o kadar güzel anlattın ki ben de ona inandım. Ama bilir misin Leylim'e senin gözünle asla bakamadım, bakamazdım zira ben sen gibi kalp ateşiyle bu şiirleri, mektupları yazamazdım.
    "Sana mahkûm kalmak güzel." dedin sen;
    "Kalbindeki yerim en güzel esaretim. Bilirim sonsuza kadar kalsam yüreğinde, sevginin sıcaklığı bu kadar güzelken, ordan hiç çıkmak istemem ki. Sensiz özgürlükse zindan bana. Tıpkı kanatsız bir kuşu, soğuk ve karanlık bir gökyüzüne terk etmek gibi." demiştim ben de, aynı anlamlarda farklı satırlarda buluştuk bak gördün mü seninle? :)
    "Hasret ile gözlerini öpeyim. Orası öyle ya, bu hasret böyle biter mi?"
    Bitmez, bitmedi
    "Canım Benim,
    Bilir misin, “canım” dediğimde içimden canımın çıkıp sana koştuğunu duyarım hep."
    Bundan mıydı Leylim'e bu denli çok "Canım" demen mektuplarında?
    Araya gönderdiğin şiirler de iliştirilmişti kitapta:
    "Bilsinler!
    Sana nasıl yandığımı..." diyor Ahmed Arif.
    Bildik, bilmeyen kaldı mı daha, sanmam. Kalmasın da :)
    "Müthîş özledim seni." Sen müthişsin asıl biliyor musun? Hayır şair olarak zaten öylesin ama onu demiyorum ben insan olarak, kalbin işte çok müthiş diyorum. Bu zamanlarda kimse kimseyi müthiş özlemiyor. :/
    "Evrenin seninle ilgili olmayan hiçbir neni beni sarmıyor zaten."
    "Şiirse içimde uyur. Sen gibi, içimde büyür."
    Evren=sen, şiir=sen. Her şey sade sen, sen olmayan tüm nenler hiç. Bunu diyor Arif, anla be Leylim.

    "Ya, sensiz edebilmeğe mahkûm eder misin beni?"
    "korkuyorum, sen uzakken. Gitme!"
    "Söyle yittin mi? Söyle! Yitebilir misin?"

    Senin de suçun yok elinde değildi belki ama Leyla mahkum ettin onu, üzgünüm gittin belki de yittin :(
    Oysa seni sevdiğini haykırmıştı, sana rağmen defalarca
    "Seni seviyor, seviyor, seviyorum."
    "SEVİYORUM. Başkaca da yokum." demişti.

    "Kazağın sırtımı, canımı, sevdan evrenimi sarmışken böyle nasıl üşürüm?"
    Neden bilmem, ben üşüdüm bu satırlarında...

    "Seni öper, öper, öper, öperim."
    Senin yalnız senin diye mektupları bitirişlerin, yandırdı içimi benim.
    "Gözlerinden, gözlerinden öperim -Bir umudum sende- Anlıyor musun?"
    Anlaşılmak istedi hep sevenler anlamadı kimi zaman sevilenler ve en iyi şairler böyle yetişti inanır mısınız? En çok acı çekenlerdi zira gerçekten sevenler...

    Son olarak en sevdiğim alıntılardan
    "Ne güzel şey senden gayrisini tanımamak, takmamak!"
    "Ve seni, canımın gizlisindeki candan aziz sakınır, düşünürüm."
    "Zaten, senden gayrı güzel düşün olur mu ki."
    "Ne zaman bu düşüne kapılsam, aklıma hep senden açmak gelir."
    "Seni anlamak, seni sevmek mühim ve aziz bir iştir."
    ...

    Yazacak o kadar çok şey, söylenecek nice cümlelerim var da ellerim varmıyor devamını yazmaya ben susayım, siz daha da fazlasını anlayın olur mu?

    Kitapta küfürlü kısımlar vardı, keşke olmasaydı bunun dışında çok sevdim.
    Ahmed Arif Ve Leylim'ine ithafen bu incelemem. Okuyan ve hisseden güzel yüreğinize sağlık.
    Sevgilerimle,
    Şiirle kalın...
    Üzdüysem sizi affola.
    "Nasıl bitireyim, umutlu mu, sevdalı mı, yoksa ağlamaklı mı?"
    Benimki hepsinden biraz oldu işte :)

    NOT: Kitap linki aşağıda mevcuttur, okumak isterseniz oradan indirebilirsiniz :)
    Bu arada kitaptan epey alıntı yapmam rahatsız ettiyse üzgünüm gerçekten. Kendi cümlelerimle anlatsam da onları eklemem kitabın güzelliğini gerçekten görebilmeniz içindi o yüzden onlar olmadan benim satırlarım eksikti :)
  • Ferah tekrar paylaştı.
    Şimdi avuçlarıma baktım
    Bir sürü çizgi
    Küçük ama büyük bir boşluk 
    Boşlukta kaybolan bir ben 
    Bende gizli kirli bir ten...

    Şimdi çaresizliğime baktım
    Kopan çığlıklar 
    Kuytunun ket vurduğu serzenişler 
    Serzenişlere kın olmuş bir ben
    Bende kayıp kirli bir ten...

    Şimdi dünyama baktım
    Susamış bakışlar 
    Viran fikirler 
    Kötüye amel olmuş bedenler
    Bedenlerde hapsolmuş bir ben
    Bende şekil almış şekilsiz bir ten...



    Umut
  • Kocaman evrende bizim kadar gösterişi seven başka hangi varlık var ki? Yıldızlar örneğin, onları görmemiz gerekmez, onlar geceleri biz görelim diye de çıkmaz. Ya da güneş bizim ona yüklediğimiz anlamları umursamaz. Kaç martı var bizi bir başka martıyı çok sevdiğine inandırmaya çalışan, güzel bir hayat yaşadığına bizi ikna etmeye çalışan kaç köpek tanıdınız?
    Aykut Günaydın
    Sayfa 9 - Vaveyla Yayınevi
KAYSERİ
KAYSERİ, 15 Şubat 1971
3161 moderatör puanı
6.097 kütüphaneci puanı (Geçen ay: 12)
3822 okur puanı
19 Kas 2014 tarihinde katıldı.

İkinizin de okuduğu 2 kitap

  • Denemeler
  • Bir Geyşanın Anıları
Okur takip önerileri
Daha fazla