Ferah

Ferah
Emekli
Balıkesir
Kayseri, 15 Şubat
2.008 moderatör puanı
6,2bin kütüphaneci puanı
9653 okur puanı
Kasım 2014 tarihinde katıldı
Korkak Ben
Puan vermedi·48 syf.·
2024 37. kitabı
"Şiir hayatın renklerini ve duygularını kucaklayan bir sanattır." Notuyla şairinden imzalı hediye edilen Mürekkebin Sancısı kitabı ve sonrası... Gelin size bir sevda öyküsü anlatayım. Sevdiğimi sevildiğimi hissetmeyeli yıllar olmuştu. Gönül kırgınlığım bir pranga gibi hapsederken beni kendime, "Uykusuzluk ve uykuya gitmek arasında nereye kaçacağım?" dediği gibi şairin ; korkularım ise sabaha uyanılmayan geceler gibiydi. Günler, ayları, aylar yılları kovaladı. Mevsimlerden ilkbahar aylardan mayıs, " Bu zaman bizim zamanımız değil, Gel başka mevsimlere, başka yağmurlara gidelim, Rengimiz karışsın gökkuşağına, Susalım birlikte gözlerimizin muhabbetinde, Ve her elvedanın getireceği ölüme inat, Uğurlayalım birbirimizi kendimize." yazıyor ya şiirde, Ayrı zamanlardan, uzak diyarlardan bir alıp hiç vermediğim nefes oldu yüreğime. Öyle ha deyince da sevilmiyor ki, sindire sindire, İçimi ferah tuttuğunu, bakarken gördüğünü bile bile vazgeçtiğim tüm tövbeler sonrası şükrederek  yarattığı için Yaradana sevdiğimi sevdim ben. Aldığım nefesin kıymetini bilip nefesi olurken gönlüne ettiğim yükü görmeyerek sevdim ben. Bazı soluklar, soluksuz bırakır insanı, tüm geçmişime vefa mesajı atarak kalbime, sevgisine sadık kalarak sevdim ben. Açken sevdim, tokken sevdim, uyudum sevdim uyandım sevdim, her anımda her anıyla çok sevdim ben. Yok öyle bedelsiz yaşamak, dünyayı karşına alıp, açıp kollarını "Seni çok seviyorum" diyebileceksin diye diye çok sevdim ben. Sonra "Gürültüsüne karışmadan şehrin,
Şiir
Mürekkebin SancısıYasin Kaya · İkinci Adam Yayınları · 2024185 okunma
Reklam
Aklım, Kalbime Düşman
Puan vermedi·104 syf.·
2024 34. kitabı
"Galiba birileriyle sohbet edesim var. Sohbet bahane. Gözlerim son kez kapanmadan, içimdeki sesleri emanet edecek birini arıyorum aslında. Dökülüp kalmasın sağda solda." İlk eserini okuduğumda yüreğime mıh gibi işleyen kelimelerin sahibi sevgili NeşeNeşe içindeki seslerin emanetini alıp hürmetle saklarken yepyeni bir eser, yepyeni sesler, yepyeni hayatları okumaktan müthiş keyif aldığımı belirterek kocaman koskocaman yüreğine sağlık dedikten sonra gelelim Gün Doğmadan Neler Batar 'a. Herhangi bir kitap okuduğumda ya da bir film izlediğimde kahramanlarının ağlaması, gülmesi değil beni etkilemesi. Eğer ben ağlayıp gülebiliyorsam anlamlıdır film veyahut bir kitap. Her ne kadar tebessüm barındırıyor olsa da 13 öykü, temeli hayat, temeli yurdumun insanı, temeli anksiyete, temeli kaçışlarımız, temeli koştuklarımızın arkasındaki varoluşlarımız. Öykünün birinde kendimi toz bezimi elime alırken, diğer bir öyküde " sakın çekme o krediyi, dolandırıyorlar seni" diye bağırırken buldum. Hele ki aldatılmış bir kadının girdabı, ardından bir patronun hediye zerafetinin anlatılışı beni mest etti. Sanmayın ki onlardan değiliz, olayları yaşayan hiç bir tanıdığımız yok. Hangimiz bir güzele kanmadık? Hangimiz bir ihtirasa yenilmedik? Hangimiz kendimizi bulmayı bilmeden nefsimizin yollarında kaybolmadık? Trajikomik hayatın gerçekleri Neşe Cengiz'in öykülerinde tercüman olacak nitelikte. Nedir psikoterapi genel ilkeleri? Kendinizi sevin, beğenin, eleştirmeyin. Geçmişe önem vermeyin. İnsanların sizin hakkınızdaki düşüncelerine önem vermeyin. Mükemmeliyetçi olmayın. Dayatmacı olmayın.'meli..malı.'cümleler kurmayın. Olayları korkunçlaştırmayın. Kendinize ve başkalarına değer biçmeyin."O çok önemli birisi. Ben ise  yaramazım." vb. Herkesle aynı göz hizasında olduğunuzu
Öykü
Gün Doğmadan Neler BatarNeşe Cengiz · Metinlerarası Kitap · 202430 okunma
Şikayetçi Değilim!
Puan vermedi·160 syf.·
2023 7. kitabı
"Kaç gündür peşimde dolanıyor memur hanım, istemiyorum seni diyorum anlamıyor. Hayır şikayetçi değilim. Beni rahatsız etmesin, abim, babam duyarsa bu olanları hele de karakola düştüğümü öldürürler beni. Ne yaptın da peşine düştü bu çocuk, hadi oldu olanlar kadın kız başına ne işin var karakollarda sorularına cevabımı dahi beklemeden." Al ifadeyi, at altmış altıya... "Sarhoş, ayyaş memur hanım. İçmese çok iyi bir adam, içince kaybediyor kendini, evden atıyor çocuklarla beni. Hayır şikayetçi değilim. Kulağını çekseniz azıcık, içsin ona da razıyım, yok dayak atmaz, sadece evden atar bizi." Al ifadeyi, at altmış altıya... Camımı kırdı, arabamın farına çarptı, kaporta yamuldu, tavuğu bahçeme girdi, köpeğimi kovaladı. Ağız dalaşı ettiydik, o da küfür etti ben de. Bunun yüzünden bir de karakola düştüm. Karakola düşmek eyvah eyvah sanki kötü yollardasın :) Yok şikayetçi değilim, değiliz. Al ifadeyi, at altmış altıya... Eskiden çok çok yıllar önce altmış altı dosyaları vardı, karakollarda. Şimdiki gibi her olayda savcıyı aramak, talimat almak yok denecek kadar azdı. Cinayet, tecavüz, gasp, hırsızlıklar olacak da ancak o zaman aranır olaylar bildirilir, talimatlar alınırdı. O yıllarda savcılar hakikatten savcı, hakimler de Hulusi Kentmen misali babacandı. Ceza vermektense, ders vermeye, örnek ve iyi insan olmaya yönelikti adliye kararları. Altmış altı dosyası evet her karakolda vardı. Tarafların birbirlerinden şikayetçi olmadığı, kulaklarını çekip, tatlı dille ya da hımmm bak ağzına acı biber sürerim kadar değildi elbet, usulünce hak ettiğine inanılan uygulamalara polisler karar verirdi. Altmış altı dosyası yani polis tabiriyle altmış altı, vatandaş tabiriyle ise "Allah'a havale ettim, ifademi vereyim ama mahkemeye gitmek istemiyorum benden bulmasın belasını" ajandasıydı. Koca
Öykü
Bozkırda AltmışaltıMustafa Çiftci · İletişim Yayıncılık · 20141,756 okunma
Dokunduğum Yarala(r)
Puan vermedi·320 syf.·
2023 6. kitabı
Ben, Benim de bir hikâyem olduğunu fark etmem, müşteri temsilcisi ile yaptığım telefon görüşmesi sırasında oldu. Belki de özlemin ve yalnızlığın yarım kalan bütün hikâyelerini benden önce dinlemişsinizdir. Ben de uzun uzun başkalarının hikâyelerini dinlemiştim. Bir arama ile başlayan benim hikâyemi geç de olsa bugün öğreneceksiniz.  Önceki günler nasılsa o gün de öyle başlayacak sanmıştım. Her sabah kurduğum saatin alarm sesine uyanırdım. Alarm çalmaya devam ettikçe sağa sola döner durur, susunca da yorganı kafama çekip tekrar uyumaya çalışırdım. O sabah diğerlerinin aksine, susmasını dilediğim, anlatmamın imkânsız olduğunu bildiğim yaşantımdan bir telefon sesiyle uyandım. İsteksizce ahizeyi aldım elime; - Alo - Alo, günaydın. Heyeman  seyahatten  arıyorum....... hanım ile görüşebilir miyim? -Buyurun ben.. -...... hanım, 24 Mayıs Saat: 06.00 otobüsü 1 numaralı koltuk rezervasyonunuzun teyidi için aramıştım. Birden hatırlamaya çalıştım.  24 Mayıs ve saat: 06.00 tarihinde yapmak istediğim yolculuk için nereye rezervasyon yaptırmıştım? Rakamsal takıntılarım vardır benim, çift rakamları sevmesem de 6 sayısının  hayatımın dönüm noktalarının işareti olduğuna inanırım. 2 ve 4 toplamı 6, ve Saat: 06.00 … Tarih ve saati benim seçmiş olduğum belli. Bir  numaralı koltuk evet…Yolculuklarda, tiyatroda, sinemada,  sürekli bir numaralı koltuk tercih etmişimdir. Herkesi arkamda bırakıp  beni görüyor olmalarındaki  istek mi,  yoksa kimseyi görmeme arzusu mu anlam veremediğim farklı bir takıntı. O koltuk boş değilse yolculuğu ertelediğim çok olmuştur. Sebebini bugün bile çözebilmiş değilim, size nasıl anlatayım ki! Bir de kimseyi istemem yolculuklarda yanımda, tekli koltuk yoksa yanındaki olanı da satın alırım. Binenler, inenler,  arada bir iki ''nasılsınız, yolculuk nereye '
Roman
DokunmadanNermin Yıldırım · Hep Kitap · 201711,4bin okunma
Kimimize İmkan, Kimimize İmtihan!
Puan vermedi·168 syf.·
2023 5. kitabı
‘’Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar’’ kına ağıdının ertesi günü baba evinden ayrılıp evimize, kocamın değil lütfen dikkate alına:) bir kadın ve bir erkeğin aynı heves, aynı heyecanla eşyaları yerleştirirken yaşadığı coşkunun, yuva yapılamadığı, ‘ihtiyaç molalarında bir araya gelen yabancı yolcular misali’ yaşadığımız evli yılların üzerinden sanki asırlar geçmiş. Bakmayın şimdiye, öfkemin sakinliğe, kırgınlıklarımın empatiye, nasıl, niye olurlarımın vardır bir hikmeti teslimiyetime, atlatamayacağım sandığım zamanlardı. Bir önceki okuduğum, hanım hanımcık ,ağır abi yazarına uygun edepte kelimeleri seçerek inceleme yazdığım öykü kitabı sonrası #192865528 (Site formatı gereği reklam) kendimle eğlenebilmemin verdiği özgürlük ile başlayayım incelememe. 90 lı yıllar, geçenlerde #193262320 anlattığım bir evden, işe başlamam sebebiyle başka bir ilde tek başıma yaşadığım zamanlar. Bir baktım nişanlıyım, hadi be nasıl haberin olmaz denmez mi de denir elbet. Tıpkı Mustafa Cedit’in Her Şey Ben Yaşarken OlduHer Şey Ben Yaşarken Oldukitabının adı gibi (burada da reklam) Teklifler, ilgiler, vazgeçilmem sandığım özgüvenler. Her şey ben biz yaşarken birlikte oldu. Aşk, meşk. Ölüyorum bitiyorum inandığım duygular değildi, halen de öyle. Anlaşılmak, anlayabilmek en mühimi saygı ve emanete hürmet. Eminim ki o da aynı duygularla birlikte ömür geçiririz diye teklifte bulundu, ben de aynı duygularla kabul ettim. Beş sezonluk dizi çıkacak hayatımın bir sezonu evlilik yıllarımdır, bir sezonu boşanma ve sonrası. Boşnak bir aile, kalabalık bir ev ahalisi, istemeye gelindiğinde gözlerindeki endişe. Müslüman mı acaba bunlar, her ne kadar dilimizi anlamayan birileri varken konuşmamaya dikkat edilse de kız isteme heyecanı,
Roman
Buda'da Bir BoşanmaSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 2022686 okunma
Reklam