Her Şey Ben Yaşarken OlduMustafa Becit

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.526
Gösterim
Adı:
Her Şey Ben Yaşarken Oldu
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
296
ISBN:
9789751035899
Kitabın türü:
Yayınevi:
Sayfa 6 Yayınları
"Geçmişim, geleceğim içerisinde kazılmış derin bir kuyuydu. Bu kuyudan çıkmam için ancak Yusuf olmam gerekiyordu. Bunu başarabilirsem sonsuzluğu da geçebilirdim. Bu andan sonra da imkânsız olarak addedilen ne varsa hepsini mümkün kılabilirdim. Ancak biraz daha ölmemem gerekiyordu. İşte onun ne sınırı, ne de mümkünâtı vardı."

Hangi deney gerçek aşkı yüreğin hafızasından silebilir ki?

Bir kadın, üç adam… dört ayrı yürek. Serap, Celal, Pars ve Doktor.

Kimi aşk, kimi aşk kisvesi altında intikam, kimiyse akıldışı deneylerin objesi olarak yüreğine yerleştirir Serap'ı. Herkesin bir planı vardır.

Bu romanda iyilerin yüzü kötülüğe, kötülerin yüzü beyaza boyalıdır. Bazıları portakal, bazılarıysa kurumuş kan kokar. Tüm bu intikam planları sadece Serap'ı elde etmek için mi, yoksa Serap sadece bir maşa mı? Peki, Serap bu hikâyenin neresinde?

Celal, aşkı için hayatını tamamen değiştirmiştir; ama bugünü değiştirse de geçmişi ve geçmişin şekillendireceği geleceği değiştirebilir mi? Ayın karanlık ve aydınlık yüzü gibi tek bedende iki ayrı hayat yaşayan Pars, kişisel hesaplaşmalarında Serap'a hangi yüzünü dönecektir? Sevdiği kadını bir türlü elde edemeyen Doktor, sinsi bir yılan gibi kaç hayatın içine akıtacaktır zehrini? Freud mu haklıydı yoksa Jung mu? Peki Gazali bu romanın neresinde?

Mustafa Becit'ten hayatın içinden karakterlerle kurulmuş bir olay örgüsünün aksiyon, intikam, aşk, felsefe ve hatta biraz delilik dolu, bir solukta okuyacağınız çarpıcı anlatımı…Artık, köpüren hayatın sağanaklarında sancıyan bir namluya şakağınızı uzatma vaktidir…
(Tanıtım Bülteninden)
Alanında başarılı, birlikte çalışan iki psikiyatrist (Asil ve Pars) gün gelip ciddi manada çatışırsa ve psikiyatri alaninda sahip olduklari engin bilgilerini kötüye kullanmaya kalkarlarsa bu durum diğer insanları nasıl etkiler sence sevgili okur? İşte bu eser oluşturulan sağlam kurgusu ve merak uyandıran anlatımıyla bu sorunun cevabını veriyor bize. Kitabı okumaya başlamadan önce kapak resmi epey dikkatimi çekmişti ve anlamlandıramamıştım açıkçası. Kitabi okuyunca kilit hadiselere vurgu yapan isabetli bir resim yerleştirildiğini düşünmeden edemedim. Yazar, hadiseleri Doktor Asil'in yanı sıra bu çatışmanın kurbanı olan Celal, Serap ve Yusuf'un ağzından bölümler halinde okuyucuya sunuyor. Tekdüze bir anlatım yerine karakterlerin her birine bölümler ayrılmış olması okuyucuda bir yapbozu tamamlama hissi uyandırıyor. Hayatları bir şekilde kesişen bu karakterlerin yaşadıklarını okudukça olayları birbirine bağlayarak bir sonuca ulaşıyorsunuz. Bu da anlatımı daha gizemli kılmış bana kalırsa. Kitap ilerledikçe çizilmesi gereken çok güzel satırlar karşılıyor okuyucuyu. Bunun yanı sıra olaylar anlatılırken Jung, Gazali ve Freud'un fikirlerine sıkça vurgu yapılmış. Psikiyatri alanında da okuyucuya birtakım bilgiler vererek, farklı kapılar açan bir eser. Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen bu kadar kaliteli bir eserle karşılaşmak beni mutlu etti. Alanına dair bilgilerini konuşturan yazar; genç yaşına rağmen okuyucuda merak uyandıran, anlatımıyla sayfaların akıp gitmesine sebep olan bir eserle buluşturuyor okuyucuyu. Umarım yakın zamanda yeni bir eserini daha görürüz. En kısa zamanda bu güzel eserle tanışın. Keyifli okumalar. :)
En başta kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum.

Hayatın bütün gerçeklerini bulacağınıza eminim. Bir an olsun kitaptan kopmuyorsunuz anlatım muhteşem. Konu harikulade. Hikaye başlıyor bi yere kadar geliyor noluyor diyorsunuz sonra o hikayenin kahramanları tek tek inceleniyor zaten bütün sorulara cevap buluyorsunuz. Kusursuz.

Kitap bitince (Gerçi bitmeden de düşündüm) bu kitabın filminin çekilmesi gerekir diye düşündüm ve muhtemelen birgün çekilecektir.
Uzun zamandır bu kadar etkilendiğim bir kitap okumamıştım. Gerek konusu , gerek olay örgüsü her şey çok başarılıydı. Akıcı ve sürükleyici bir şekilde bir çırpıda okutuyor kendini. Genel olarak mafya romanı, hatta mafya dizisi bile diyebiliriz. Ana karakterlerinin 3 tanesinin psikiyatrist olması kitaba baya psikolojik ve bilimsel paragraf eklemiş. Ayrıca Freud, Jung, ve Gazali'den de bahsedildiği pek çok yer var. Bunların kısaca temel düşüncelerini ve aralarında ki farklara değinmiş. Ve son olarak Aşk, kitabın tüm örgüsü aşk üzerine, insanların aşk uğruna yapabileceklerine özellikle vurgu yapılmış.

Mutlaka okuyun...
İyi okumalar
Okuduğum kitabın baskı hatasıyla bir bölümü eksik çıktı. Aldığım siteye iade ettim ve bakalım yenisi ne zaman gelecek? İlk defa böyle bir şey başıma geldi, yarısını okuduğum kitabı götürdüm kargoya verdim:) Şu ana kadar ise anlatımını biraz yavan buldum, henüz bitmediği için kurgusu hakkında net bir şey söyleyemem ama ne olduğunu tam bilmesem de bir şeyler eksik geldi.
"Aşk için ölmeli aşk o zaman aşk." tadında bir kitaptı. Olayı karmasıklaştırmak için ekstra bir çaba sarfedilmiş gibi hissettirdi. Bazı şeyler yapmacık geldi malesef.
Yazar bence kitabı yazarken arada kalmış. Yeraltına inmek istemiş ama belki naif kişiliği, belki çevresi, belki de kimliği yüzünden tam olarak inememiş.
Bir yazarın kendi kendini sansürlemesini hazmedemiyorum.
Söyleyeceklerim bu kadar!
Bir psikolojik danışmanın kaleminden karakterlerin böyle güzel harmanlandığı bir kitabı okumak güzeldi. Duygular güzel ele alınmış. Psikoloji insanı sıkmadan aralara serpiştirilerek karakterler üzerinden verilmiş.
''Ben kendime inanmıyorum, ama Allah'a inanıyorum. Babam bir gün bana, sevdiğin birini kaybetmekten nasıl korkuyorsan, Allah'ın sevgisini kaybetmekten de öyle kork demişti. O'nun sevgisini kazandım mı hiç bilmiyorum. Ama onu çok seviyorum.
Doğru mu yalan mı bilmediğim bir hikayeye göre, babanın biri oğluna biz gazetedeki dünya haritasını yedi parçaya ayırıp vermiş. Beş yaşındaki oğlundan gazete parçalarını yan yana getirip yeniden dünya haritasını oluşturmasını istemiş. Çocuk, altı dakikada parçaları birleştirmiş ve dünya haritasını meydana getirmiş. Baba şaşırmış ve oğluna nasıl yaptığını sormuş. Çocuk, çok basit demiş ve haritanın arkasındaki insanı göstermiş. O insanın yedi parçasını bir araya getirdim, dünya da otomatikman ortaya çıktı demiş.
Bir insanı düzeltirsen, onun tüm parçalarını bir araya getirirsen, dünya da düzelir demiş ve eklemiş. Sadece bir insan bile dünyayı değiştirebilecek güçtedir. Baba hayatının dersini almış. Devamını bilmiyorum.
Babam bana bu hikayeyi anlattığından beri hep düşündüm. Yedi parçadan kasıt nedir dedim. İnsanın yedi parçası nedir? Hiç bilemedim. Allah insanı parça parça yaratmış ve her parçasından imtihan etmiştir. Bütün parçalarını bir araya getirip bütüne ulaşanlar, Allah'a ulaşmışlardır. Yedi parçasını bir araya getiremeyen insanın ise iki yakası bir araya bir türlü gelmemiştir.
Bu kadar acı, elem, keder hep inancın eksikliğinden bana göre. Şu an bu haldeysek, bu Allah'ın bize kestiği bir ceza değil, bizim kendi kendimize kestiğimiz bir cezadır ancak...''

Hikaye bana da enteresan gelmişti. İnsanın yedi parçasını ben de merak etmiştim. Gölge'nin yanında palazlanırken bir gün bana ''Eksik kalan bir parçamı bulmuş olsaydım, yaşamayı kıl payı kaçırmazdım,'' demişti. Nedense Yusuf konuşurken zihnimde Gölge'nin bu cümlesi dolanıverdi. İnsanın yedi parçasını sanırım biliyorum.
''Ben biliyorum Yusuf, insanın yedi parçasını biliyorum. Birincisi elidir. İkincisi dili, üçüncüsü kalbi, dördüncüsü midesi, beşincisi ayakları, altıncısı ruhu, yedincisi ise beynidir. İnan bana Yusuf, bu parçaların her biri tehlikelidir. İnsan yedi tehlikeyle doğar, yedi tehlikeyle yaşar. Elinden, dilinden, kalbinden, midesinden, ayaklarından, ruhundan ve beyninden başka neyi vardır ki insanın? Soyut ve somut şeylerin hepsi bu parçaların elindedir.''
Yusuf birden kafasını çevirip bana baktı. Gülümsedi sonra. Anlam veremedim.
''Sen gördüğüm en zeki adamlardan birisin abi.''
"Bir erkek yüreğinde dört kadını taşıyabilir ama bir kadın yüreğinde asla dört erkeği taşıyamaz. Çünkü kadınların kalplerinde sadece bir erkek vardır. Ki bu erkek onun yüreğine ruhuyla dokunan kişidir."
"Şeytan" diyordum kendime , insanlığın ıstırabını başlatan mahlukattır.Başını secdeye gömseydi bu kadar acı çekmezdik.
Mustafa Becit
Sayfa 21 - Sayfa6 Yayınları
''Herkesin kendisini akıllı sandığı bir dünyada herkes acı çekmeye ve çektirmeye mahkumdu tabii. Birimizin diğerine, diğerinin öbürüne, öbürünün ötekisine üstün gelme gayretinin altında acılarımız vardı. Acı bizi besliyordu. Bazılarımızı insan yapıyordu, bazılarımızı canavar.''
Hayat devam ediyordu. Zaman kabuk bağlayan yaralarımıza merhem sürüyordu ve acısı bir şekilde geçiyordu. Unutuyordun. Yeniden, hep yeniden deyip hayata başlıyordun.
Mustafa Becit
Sayfa 163 - Sayfa 6 Yayınları
İnsanlığın kurtuluşu benim elime sığmayacak kadar büyük ve çetrefilliydi.Bu Tanrı'nın meselesiydi, benim değil.
Mustafa Becit
Sayfa 48 - Sayfa6 Yayınları
İnsanın hayatı sorular ve cevaplar arasında gidip geliyor. O zaman anlıyorum ki insanlar hayat denen dar bir çemberin içinde soru sorarak yaşlanıyor, cevap alamadan ölüyorlar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Her Şey Ben Yaşarken Oldu
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
296
ISBN:
9789751035899
Kitabın türü:
Yayınevi:
Sayfa 6 Yayınları
"Geçmişim, geleceğim içerisinde kazılmış derin bir kuyuydu. Bu kuyudan çıkmam için ancak Yusuf olmam gerekiyordu. Bunu başarabilirsem sonsuzluğu da geçebilirdim. Bu andan sonra da imkânsız olarak addedilen ne varsa hepsini mümkün kılabilirdim. Ancak biraz daha ölmemem gerekiyordu. İşte onun ne sınırı, ne de mümkünâtı vardı."

Hangi deney gerçek aşkı yüreğin hafızasından silebilir ki?

Bir kadın, üç adam… dört ayrı yürek. Serap, Celal, Pars ve Doktor.

Kimi aşk, kimi aşk kisvesi altında intikam, kimiyse akıldışı deneylerin objesi olarak yüreğine yerleştirir Serap'ı. Herkesin bir planı vardır.

Bu romanda iyilerin yüzü kötülüğe, kötülerin yüzü beyaza boyalıdır. Bazıları portakal, bazılarıysa kurumuş kan kokar. Tüm bu intikam planları sadece Serap'ı elde etmek için mi, yoksa Serap sadece bir maşa mı? Peki, Serap bu hikâyenin neresinde?

Celal, aşkı için hayatını tamamen değiştirmiştir; ama bugünü değiştirse de geçmişi ve geçmişin şekillendireceği geleceği değiştirebilir mi? Ayın karanlık ve aydınlık yüzü gibi tek bedende iki ayrı hayat yaşayan Pars, kişisel hesaplaşmalarında Serap'a hangi yüzünü dönecektir? Sevdiği kadını bir türlü elde edemeyen Doktor, sinsi bir yılan gibi kaç hayatın içine akıtacaktır zehrini? Freud mu haklıydı yoksa Jung mu? Peki Gazali bu romanın neresinde?

Mustafa Becit'ten hayatın içinden karakterlerle kurulmuş bir olay örgüsünün aksiyon, intikam, aşk, felsefe ve hatta biraz delilik dolu, bir solukta okuyacağınız çarpıcı anlatımı…Artık, köpüren hayatın sağanaklarında sancıyan bir namluya şakağınızı uzatma vaktidir…
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 38 okur

  • Helin Aydemir
  • Tugba
  • Irmak Dönmez
  • Melis Meriç
  • Gülname
  • Resul Üstünbaş
  • Kaan Dinç
  • Mavi Cadde
  • Koyusiyahli
  • Esra Irmak

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.1
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%42.9
25-34 Yaş
%50
35-44 Yaş
%0
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%72.2
Erkek
%27.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30 (6)
9
%15 (3)
8
%10 (2)
7
%10 (2)
6
%15 (3)
5
%10 (2)
4
%5 (1)
3
%5 (1)
2
%0
1
%0