Nasrettin

Hz. Âişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Hz. Peygamber ﷺ bir yerde oturduğunda veya namaz kıldığında bazı kelimeler söylerdi. Bir gün bu kelimeleri niçin söylediklerini sorduğumda şöyle dedi: - Eğer insan hayırlı şeyler söylemişse bu kelimeler kıyamete kadar onun üzerinde bir mühür gibi durur. Yok, eğer kötü şeyler söylemişse bu kelimeler onun kefâreti olur. Resül-i Ekrem'in ﷺ kelimeler şunlardı: “Sübhâneke Allahümme ve bi-hamdike. Lâ ilâhe illâ ente. Estağfırüke ve etübü ileyke” (Ey ALLAHIM! Hamdinle söylüyorum ki sen ortaktan münezzehsin. Senden başka ilâh yoktur. Senden bağışlanma diliyorum ve tövbe ederek her şeyden sana dönüyorum).
Sayfa 652 - Semerkand yayınları, 3. Cilt·Kitabı okuyor
Reklam
Ebü Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resül-i Ekrem ﷺ bir gün sahabileriyle birlikte Mekke'ye gidiyorlardı. Cümdan dağının yanından geçerlerken Resülullah ﷺ — Yanından geçmekte olduğunuz şu dağ Cümdan dağıdır. Müferridler yarışı kazandılar, dedi. Sahabilerin, - Yâ Resülallah! Müferridler kimlerdir, diye sormaları üzerine de, — ALLAH'I çok zikredenlerdir, dedi. Başka bir rivayet şöyledir: “Hz. Peygamber'e, - Yâ Resülallah! Müferridler kimlerdir, diye soruldu. O da, - ALLAH'IN zikrine dalmış ve ona devam eden, haklarında konuşulanlara ve kendilerine yapılanlara aldırış etmeyenlerdir. Yaptıkları zikirler, sırtlarındaki yükleri indirir. Böylece bu kişiler kıyamet gününde ALLAH Teâlâ'nın huzuruna hafif bir yükle gelirler, buyurdu."
Sayfa 640 - Semerkand yayınları, 3. Cilt·Kitabı okuyor
Sevbân (radıyallahu anh) anlatıyor: “Bir gün Hz. Peygamber ile birlikte bir yere gidiyorduk. Muhacirler, — Altın ve gümüş hakkında âyet indi. Bunlar kötülendiğine göre hangi mallar hayırlıdır bunu bilseydik, dediler. Bunun üzerine Hz. Ömer (radıyallahu anh), — İsterseniz ben bunu sizin için Resül-i Ekrem'den öğreneyim, dedi. Onlar da, — Peki, dediler. Hz. Ömer Resülullah'ın ﷺ yanına gitti. Ben de devemi hızlandırarak onu takip ettim. Hz. Ömer yanına vardığında ALLAH Resülü'ne, — Yâ Resülallah! Muhacirler altın ve gümüş hakkındaki âyet inince, “Hangi malın hayırlı olduğunu bilseydik” diyorlar, dedi. Hz. Peygamber, — Zikreden bir dil, şükreden bir kalp, mümin ve imanı hususunda kendilerine yardımcı olabilecek bir hanım edinmeye çalışsınlar, dedi.
Sayfa 639 - Semerkand yayınları, 3. Cilt·Kitabı okuyor
Abdullah b. Mesud ( radıyallahu anh) şöyle dedi: — İslâm'ın nasıl zayıflayacağını biliyor musunuz? — Evet, elbisenin solması, hayvanın zayıflaması ve gümüş paranın kullanmakla aşınması gibi, İslâm da zayıflar, dediler. İbn Mesud, — Evet, İslâm, söyledikleriniz gibi zayıflayacaktır. Ancak âlimlerin gitmesi veya ölmesi daha büyük bir musibettir, dedi. Said b. Müseyyeb anlatıyor: “Zeyd b. Sâbit'in (radıyallahu anh) cenazesinde hazır bulundum. Kabre konulduktan sonra, İbn Abbas ( radıyallahu anhümâ ) - Ey insanlar! İlmin nasıl gittiğini bilmek isteyen varsa, işte ilim böyle gider. Allah'a yemin ederim ki bugün pek çok ilim gitti, dedi.
Sayfa 634 - Semerkand yayınları, 3. Cilt·Kitabı okuyor
Abdullah b. Mesud (radıyallahu anh), arkadaşlarına, - İlim pınarları olunuz. Hidayetin çıraları olunuz. Zamanınızı evlerinizde geçiriniz. Gecenin lambaları olunuz. Elbiseleriniz eski olsun, ama kalpleriniz yeni olsun. Yer ehli sizi tanımasın, fakat gök ehli sizi tanısın, demiştir.!
Sayfa 629 - Semerkand yayınları, 3. Cilt·Kitabı okuyor
Reklam