Saf ve Düşünceli Romancı

·
Okunma
·
Beğeni
·
2549
Gösterim
Adı:
Saf ve Düşünceli Romancı
Baskı tarihi:
Şubat 2019
Sayfa sayısı:
124
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750836800
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Saf ve Düşünceli Romancı
Saf ve Düşünceli Romancı
“Bu kitap roman konusunda bildiklerimden ve öğrendiğim en önemli şeylerden yapılmış bir bütündür.”

“Roman okurken kafamızda neler olup biter?” başlığı ve “Romanlar ikinci hayatlardır” satırıyla açılan Saf ve Düşünceli Romancı, Orhan Pamuk’un 2009 sonbaharında Harvard Üniversitesi’nde, bin kişilik Sanders Tiyatrosu’nda verdiği ve büyük ilgi gören Charles Norton konferanslarını içeriyor.

Doksan yıllık geleneğinde T. S. Eliot’tan Borges ve Paz’a, Calvino ve Eco’dan Toni Morrison’a edebiyatın ve sanatın dünyadaki en saygın yaratıcılarını ağırlayan altı oturumluk konferans dizisinde Pamuk, romancılara sıkça yöneltilen “Bunları gerçekten yaşadınız mı?” sorusundan “Müzeler ve Romanlar”ın benzerliğine, romanla resim sanatı ilişkisinden romanların yavaş yavaş ortaya çıkan ve değişen merkezi fikrine, kırk yıllık roman okurluğu ve otuz beş yıllık roman yazarlığının tüm sanatı ve zanaatını okurlarıyla içtenlikle paylaşıyor.

“Büyüleyici... Her romancı bu kitabı okumak ve sanatını ustasından öğrenmek isteyecektir.” (The Daily Telegraph)
124 syf.
·4 günde·8/10
“Roman yazmak kelimelerle resim yapmak, roman okumak da başkalarının kelimeleriyle kafamızda resimler canlandırmaktır.”

Böyle söylüyor Orhan Pamuk, roman yazmayı tarif ederken. Bir portreyi tarif etmek gibi olduğunu söylüyor, ve iyi bir yazar olmanın yolunun iyi bir okur olmaktan geçtiğinden bahsediyor.

Bu kitap bir nevi otobiyografi tadında, Orhan Pamuk'un yazar olma yoluna nasıl girdiği, roman yazarken neler hissettiği, yazarlara hangi pencereden baktığı, nelerden etkilendiği, roman sanatının incelikleri, doyumu, kırılgan kısımlarının gizini açığa çıkardığı bir eser.

Schiller’in ‘Saf ve Duygusal Şiir Üzerine’ isimli makalesini temel alan kitapta Orhan Pamuk okurları iki kategoriye ayırıyor, Saf ve Düşünceli okur olarak. Saf okur, bir kitabı okurken kitabın derinliğine kendini kaptırıp, olayların gerçek olduğu algısına kapılıp metnin yapaylığını görmeden sanki metinde geçen bütün her şey yaşanmış gibi bir duyguyla kitabı okur. Düşünceli okur ise daha çok, kitaba bir kuşkuyla başlayıp, metin yazılırken kullanılan yöntemlere, yazarın bu kurguyu hazırlarken hangi yazarlardan, hangi tekniklerden faydalandığına odaklanır, kurgunun içinde yer alan duyguyla ilgilenmez, daha otonom bir okuma gerçekleştirir. Bu bağlamda hikayenin kendinde uyandırdığı hislerden çok, kitabın tekniğiyle ilgilenir. Bütün okuma süresi, hesap kitap yaparak geçer. Orhan Pamuk iyi bir okur yada yazar olmanın yolunun ne tam manasıyla ''saf'' ne de ''düşünceli'' olmaktan geçtiğini yazıyor kitabında.

Ben genelde kendimi ''saf okur'' kategorisinde görmüşümdür, okuduğum dünyanın gerçek olduğuna inanmak isterim, kitabın tekniğiyle ilgilenmem. Yazar burda bu kurguyu yazarken neler hissetti diye aklıma bile gelmez. Yıllarca Masumiyet Müzesi 'nin hikayesinin gerçek olduğuna inancımda burdan kaynaklanıyor :) Orhan Pamuk kendisi de dahil çoğu yazarın okuru çelişkide bıraktığından bahsediyor, yazar hem hikayesinin gerçek olduğunu düşünmemizi, hem de bu olayların yaşanmamış olduğu gerçeğini aklımızdan geçirmemizi ister diyor. Bunun da roman sanatının bir gizi olduğunu söylüyor.

Pamuk çocukluk ve gençlik yıllarında yani yaklaşık 23 yıllık süreçte ressam olmayı düşündüğü için, bütün gördüğü, yaşadığı, yazdığı şeyleri manzara diye adlandırıyor. Orhan Pamuk okurları bilir -manzara- -iyimserlik- -giz- -tasvir-
-ayna- -kar- sözcükleri Pamuk romanlarında çok fazla geçer. Kendisi yaptığı resmin temasını genelde bu sözcüklerle oluşturur. Gizem konusunda kitapta şöyle bir alıntı geçiyor;

''Sohbetlerinden birinde, Tolstoy’un, çok basit bir mesleki formül dile getirdiğini okumuştum. “Eğer bir romanda bir kahraman çok kötüyse ona biraz iyilik eklemeli,” diyordu Tolstoy, “eğer fazla iyiyse biraz kötülük eklemeli.” Ben de aynı saf eda ile benzer bir şey söylemek isterim: Yazdığım bir romanda merkezin çok aşikâr olduğunu görürsem onu biraz gizlerim, merkez çok gizliyse onu biraz ortaya çıkarmam gerekir, diye düşünürüm. ''

Orhan Pamuk romanlarını farklı farklı dönemlerde okuyup, yeni yeni şeyler farketmemiz, tek bir okumada kitabın tamamını anlayamayıp karmaşık bulmamızı işte böyle açıklıyor sevgili Pamuk. Kendisini en çok etkileyen yazarların da, Dostoyevski, Tolstoy, Thomas Mann, Calvino, Borges,Virginia Woolf, Nabokov ve Marcel Proust olduğunu yazmış.

Hepimizin farklı çerçeveleri, farklı manzaraları var, her birimiz okuduğumuz romanlarda bambaşka şeyler buluyor, bambaşka hayatlara şahitlik ediyoruz. Roman okurken yaşadığımız hayatların dışında başka başka yazarların kafalarının içlerindeki manzaralara eşlik ediyoruz. Bir okur olarak, kendisi de bir okur olan bir yazarın ağzından bir şeyler duymak isterseniz bu kitap tam size göre. Orhan Pamuk'un kaleminin naifliği bu kitapta da kendini gösteriyor. Kitabı çok beğendim, ilerde bir roman yazmak isteyen arkadaşlarıma faydası olabileceğini düşünüp, hiç düşünmeden öneririm.

Herkese keyifli okumalar dilerim.
124 syf.
·2 günde·9/10
Orhan Pamuk’un Harvard Üniversitesi’ndeki derslerinde yaptığı konuşmalardan oluşan bir kitap. Belirli başlıklar altında oluşturulmuş. Roman yazma ve okuma üzerine düşüncelerini paylaşmış yazar. Bilimsel bir hava var kitapta. Özellikle üzerinde durduğu romanlar var ve bunların yazım tekniklerinden de bahsetmiş. Tolstoy, Dostoyevski gibi büyük yazarların kullandığı teknikler bunlar. Bu yazarların kitaplarında okurken hiç fark etmediğim yönleri gördüm. Keşke daha derinlemesine anlatılsaymış diye de düşündüm. Açıkçası bu kitap bana roman okuma konusunda daha hassas olmam gerektiğini gösterdi. Okurda farklı ve güzel bir bakış açısı yarattığını düşünüyorum. Bir romancının aklından ve kalbinden geçenleri, neyi gördüğünü, neyi göstermek istediğini sorgulamaya başlıyorsunuz. Özellikle roman yazmayı düşünenler için mutlaka okunması gereken bir kitap.
124 syf.
·6 günde·8/10
Orhan Pamuk denince aklıma gelen ilk özelliği onun bitmek bilmeyen çalışkanlığıdır. Masumiyet Müzesi’nin en üst katında kendileri bile birer sanat eseri sayılabilecek roman eskizlerini gördüğümden beri; çalışkanlığına ve öğrenmeye olan tutkusuna derin bir saygı duyuyorum.

Elbette gün sonunda çok okuyarak yazdığını biliyordum ancak sahiden nasıl yazdığı Orhan Pamuk’a dair en büyük merakımdı.
Schiller’in ‘Saf ve Duygusal Şiir Üzerine’ isimli makalesini temel alan kitapta Orhan Pamuk, makaleye atıfta bulunarak ayrımı romancı ve roman okuyucuları için formülize ediyor. Kitabın adından da anlaşılacağı üzerine Saf ve Düşünceli olan bu ayrımı burada açıklamak kitabın bütün tadını kaçıracaktır. Kitap bittiğinde ben hangisiyim sorusunu sormayacak olan yoktur. Ben her ikisi birden olduğumu kabul ediyorum.

Pamuk’un Harvard Üniversitesi’nde, verdiği konferanslarından oluşan kitabı okurken, her sayfasında kendime şu soruları sordum: Ben bir kitabı nasıl okuyorum, insanlar kitapları nasıl okuyor, bir kitap nasıl okunmalı; romancı, kitabını nasıl okumamızı arzu ederek yazıyor.

Kendisini bu tip bir sorgulamaya itmek isteyen herkesin okuması gereken Saf ve Düşünceli Romancı’nın gün sonunda Orhan Pamuk’un tamamen kişisel görüşlerine ve hayat deneyimlerine dayandığı asla unutulmamalı. Çünkü bir romanı okumanın da yazmanın da en doğru tek bir formülü yok. Tam da bu nedenle Pamuk, kendinden bahsederken tüm insanlıktan bahsedebileceğini derinlemesine sezen ilk yazar olarak açıkladığı Montaigne’ye yaslanarak şu uyarıyı yapma ihtiyacı hissediyor;

“Kendi romancılığımdan söz ederken, bütün romancılardan söz edebilmemin bir sınırı olduğunun farkındayım. Okur bu kitabın, roman yazma ve kitap okuma geleneği zayıf olan bir ortamda, 1970’lerin Türkiyesi’nde, kütüphanesindeki kitapları okuyarak romancı olmaya karar vermiş, yarı Batılı yarı Doğulu bir yazarın bakış açısından yazıldığını umarım unutmaz.”

Neden ve nasıl yazıldığı kadar okuma süreçlerimizi de aynı sorular üzerinden anlamlandırma çabasına giren kitap, tüm bunları yeniden ancak daha derin ve bilinçli düşünmeye ittiği için en kıymetli Orhan Pamuk eserleri arasındaki yerini alacak Saf ve Düşünceli Romancı.
En mi? Bu ayrımlardan nefret ederim ancak; ‘En’in sahibi ilelebet Kara Kitap kalacak gibi.
Peki, neden önemli?

Serdar Kuzuloğlu’nun “Telaş Çağı” dediği ve benim de buna yürekten inandığım bu çağda, kendimizi tanımak için yaptığımız sorgulamalar daha da önemli hale geliyor.
Sahi neden okuyoruz? Okuduğumuzu sahiden anlıyor muyuz? Gözlerimizin okuma performansına anlamlandırma sürecimiz ve zihnimiz de aynı hızda eşlik edebiliyor mu? Bir kitaptan beklentimiz nedir?, ‘Sadece sayfalarını çevirmek ve işte bir tane daha bitirdim!’ diyebilmek mi? Azla çok anlayanların meşalesini devralan bizler çokla hiç anlamamaya doğru ilerliyoruz gibi geliyor bazen.
İşte çağın salgını tüketime kapılmış, elinde her gün bir başka kitabı gördüğüm insanlara dair ‘saf ve düşünceli’ önyargılarım.
153 syf.
·3 günde·8/10
Kitapin konusu saf okucu ve düşünce okuyucu ozellikleri üzerinde kendi analizlerini ,deneyimlerini ... anlatmıştir.
Bu kitap size hem okuyucu olarak hemde yazıcı olarak nasıl baktığınızı dair fikirler sunar.
124 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Orhan Pamuk’u ilk kez 2006’da, 17 yaşındayken, Nobel Edebiyat Ödülünü’nü almasından kısa bir süre önce okumaya başlamıştım.

Art arda birkaç kitabını okumuş, anlamak için kendimi oldukça zorlamıştım. Benim Adım Kırmızı’ya o zamanki acemi okurluğumla bile hayran kaldığımı hatırlıyorum.

Sonraki yıllarda birkaç eserini okuyup Masumiyet Müzesi’nde hüngür hüngür ağlamıştım.( Saplantılı aşkı okuyan saplantılı okur)

Sonra ne olduysa bir anda koptum Orhan Pamuk’tan, elim ne zaman kitaplarına gitse kaçındım, kendimi yetersiz hissettim. Fakat uzun zamandır eserlerini yeniden okuma isteği içimde kıvılcımlanıyordu ve bu yola “Saf ve Düşünceli Romancı”dan başlayarak girmeye karar verdim. Çünkü romanlarını yeniden okumadan önce romanlarında kurduğu merkezi, karakterlerini, zamanın ruhunu işleyişini, eşyayla, ‘şeyler’le olan derdini, romanı nasıl nitelendirdiğini, okura hangi çerçeveden baktığını özümsemem gerekiyordu öncelikle. Böylece hakkını veren bir okur olacağıma inandırdım kendimi :)

Bu kitap aslında Norton Konferanslarında yaptığı konuşmaların derlemesi ve öncelikle roman okurken kafamızda olup bitenlere değinerek giriş yapmış, roman sanatını okurun gözünden de irdelemiş.

Romancılıkta süregelen “saf romancı” ile “düşünceli romancı” ayrımını edebi eserlerden de örnekler vererek açıklarken; aslında romancının tamamen saf ya da düşünceli olamayacağını ancak ikisinin senteziyle edebi bir roman ortaya koyabileceğini anlatmış. ( Saf romancı kavramıyla kastedilen, yazarken kendini zorlamadan, doğallıkla, üslup kaygısı ya da teknik sorunları dert etmeden yazan romancı; düşünceli romancı kavramıyla kastedilen ise konuyu birçok bakış açısıyla ele alan, anlatım yollarını, teknik sorunları irdeleyerek yazan romancıdır.)

Edebiyatın ağır toplarının eserlerinden, üsluplarından örnekler vererek, kıyaslamalar yaparak roman kurma sanatını açıklıyor ve birçok edebi eseri okura anımsatıyor. En önemlisi de romanın bir merkez üzerine kurulması gerektiğine ve okurun bu merkeze ulaşma çabasıyla okuma zevki yaşayacağına değiniyor.

Kitabı bitirdikten sonra Orhan Pamuk’un romancılığını daha iyi kavradım diyebilirim. Saf okurluktan düşünceli okurluğa erişmek istiyorsak romanlarından önce bu kitabı okumanın faydalı olacağı kanaatindeyim.

Sonsözden bir alıntı: “Okur bu kitabın, roman yazma ve kitap okuma geleneği zayıf olan bir ortamda, 1970’lerin Türkiye’sinde, kendi kendini yetiştirmiş, el yordamıyla bulabildikleri ve babasının kütüphanesindeki kitapları okuyarak romancı olmaya karar vermiş, yarı Batılı yarı Doğulu bir yazarın bakış açısından yazıldığını umarım unutmaz.”
124 syf.
·9/10
Kitap roman sanatının ne olduğunu ifade etmeye çalışmıştır. Romandaki kurmaca unsurlar, zaman-mekan-karakter arasındaki ilişki ve bunların gerçek veya kurgusal olmasının arka planları işlenmiştir. Hacimli bir eser olmamasına karşılık kitabı oldukça doyurucu buldum. İşin tekniğini merak edenler mutlaka okumalıdır.
153 syf.
·Beğendi·10/10
Çünkü roman okumak, dünyaya roman kişilerinin gözünden,aklından ruhundan bakmaktır. Modernlik öncesi çağların hikâyeleri,
destanlar, mesneviler, uzun şiirsel anlatılar, âlemi okurların bakış açısına göre tasvir eder.
124 syf.
·Beğendi·10/10
Yazmak isteyenler için bir başucu kitabı. Verdiği derslerden derleyip sunduğu düşünceli ve ilham verici bir kitap. En kısa kitaplarından da biri.
124 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Orhan Pamuk, bu kitabında romanlarını yazdığı süreçte nasıl bir yol izlediğini,hangi yazarlardan ne şekilde etkilendiğini bir sohbet havasında uzun cümlelerle anlatmış biz okurseverlere.Bir romancının roman yazarken önemli olanın kahramanın ruh haline bürünmesi,cereyan eden olayları onun gibi düşünmesi,olaylara onun gibi bakışı vs.oldugunu ögreniyoruz. Ki daha önce okuduğum romanlarında(Kara Kitap, Masumiyet Müzesi,Kar..) bunu başarmış biri. Pamuk, bu kitabı ele alırken, ana tema olarak merkez üzerinde duruyor.Merkezden kastı; bir romanın en sonunda bize hayat hakkında öğrettiği, hissettiği, ima ettiği o derin şeyden bahseder. Hayatin anlamını ve dünyanın merkezini ararken Tolstoy, Stendal, Proust, Mann, Dostoyevski ve Woolf'dan edindiği bilgilerle dünyaya bakış açısını, ahlaki ilkelerini ortaya çıkardığını görürüz. Roman okurken yolculuğumuza anlam veren şeyin bu merkez olduğunu ve bu ışık sayesinde yolumuza devam etmemiz gerektiğini söylüyor. Kimi yazar eserini yazmadan önce kendine bir merkez edinir ve bütün olayları bu merkez etrafında şekillendirirken kimisi de bunu yazdıkça merkezin ortaya çıkacağını, çünkü;bu yolculuk sırasında olaylara olan bakış açımiz, beklenmedik şeyler çıkabilir ki bence de olması gereken ikincisi..

İlk olarak anlatımın yoğun olması ve cümlelerin karmaşık gibi olması gibi sebeplerle her ne kadar sıkıcı gibi gelse de bu merkezde ilerlerken güzel bir kitabın daha sonuna geldigimi kendime itiraf etmeliyim.
124 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Çok fazla inceleyecek bir durum yok aslında kitapta. Üstad Orhan Pamuk roman yazmak isteyen insanlara nelerden faydalanabileceğini,nelere dikkat etmesi gerektiğini sade anlatımla özetlemiş. Şahsen roman yazmak gibi hayali olan insanların bu kitabı okumasın da büyük fayda görüyorum.
124 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Orhan Pamuk benim ne yazsa okurum dediğim yazar. Kalemine o kadar hayranım ki bunu kelimelere dökemem. Yazar bu eserinde kendi tecrübelerini kitap okuma deneyimlerini okurken neler yaptığı gibi şeyleri anlatmış. Masumiyet müzesi ile ilgili kısımları tabiri caiz ise ağzımın suyu akarak okudum. Çünkü benim yazara hayranlığım o eserle ve müzeye gitmemle başladı. Kitap deneme anı inceleme gibi yazılmış. Yazarın yaptığı konuşmalarda kitapta mevcut. İlk başta okurken bir zorlansam da kitabın havasına girdikten sonra kitap aktı gitti. Bu eseri okumak İçin illa ki yazarın bütün kitaplarını okumanız gerekmiyor. Ama yazarın kitaplarını nasıl yazdığını yazarken hangi hal ve psikolojiye girdiğini okumak beni yazara daha çok yaklaştırdı. Ona olan hayranlığım her kitabında daha da artıyor. Bence önyargılı olmadan yazar hakkında söylenenlere eleştirilere aldırmada sırf yazar olduğu İçin hatta sırf Nobel alan bir Türk olduğu İçin herkes Orhan Pamuk okumalı.
“Dostoyevski’de “karakter” artık hayatın bütün yanlarından daha güçlü ve daha belirleyici bir şeydir ve romana hâkim olup ona damgasını vurur. Hayatı değil, kahramanları anlamak için okuruz Dostoyevski’yi.”
Orhan Pamuk
İletişim Yayınları, epub

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Saf ve Düşünceli Romancı
Baskı tarihi:
Şubat 2019
Sayfa sayısı:
124
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750836800
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Saf ve Düşünceli Romancı
Saf ve Düşünceli Romancı
“Bu kitap roman konusunda bildiklerimden ve öğrendiğim en önemli şeylerden yapılmış bir bütündür.”

“Roman okurken kafamızda neler olup biter?” başlığı ve “Romanlar ikinci hayatlardır” satırıyla açılan Saf ve Düşünceli Romancı, Orhan Pamuk’un 2009 sonbaharında Harvard Üniversitesi’nde, bin kişilik Sanders Tiyatrosu’nda verdiği ve büyük ilgi gören Charles Norton konferanslarını içeriyor.

Doksan yıllık geleneğinde T. S. Eliot’tan Borges ve Paz’a, Calvino ve Eco’dan Toni Morrison’a edebiyatın ve sanatın dünyadaki en saygın yaratıcılarını ağırlayan altı oturumluk konferans dizisinde Pamuk, romancılara sıkça yöneltilen “Bunları gerçekten yaşadınız mı?” sorusundan “Müzeler ve Romanlar”ın benzerliğine, romanla resim sanatı ilişkisinden romanların yavaş yavaş ortaya çıkan ve değişen merkezi fikrine, kırk yıllık roman okurluğu ve otuz beş yıllık roman yazarlığının tüm sanatı ve zanaatını okurlarıyla içtenlikle paylaşıyor.

“Büyüleyici... Her romancı bu kitabı okumak ve sanatını ustasından öğrenmek isteyecektir.” (The Daily Telegraph)

Kitabı okuyanlar 357 okur

  • Enes ŞENTÜRK
  • Ciwan Salih
  • Evren aslan
  • Sena Dağdeviren
  • Zeynep ERGiN
  • bahadır saygın
  • Patates Domates
  • Muzaffer Paşazade
  • Milân
  • Gülfidan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.8
14-17 Yaş
%3.2
18-24 Yaş
%22.6
25-34 Yaş
%45.2
35-44 Yaş
%21
45-54 Yaş
%3.2
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%36.5
Erkek
%63.5

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%27.1 (29)
9
%17.8 (19)
8
%17.8 (19)
7
%9.3 (10)
6
%2.8 (3)
5
%4.7 (5)
4
%0.9 (1)
3
%0.9 (1)
2
%0
1
%2.8 (3)