Dost Yaşamasız

7,9/10  (7 Oy) · 
20 okunma  · 
4 beğeni  · 
710 gösterim
Modern Türk öykücülüğünde "altın kuşak" olarak tanımlanabilecek 1950 kuşağının önde gelen isimlerinden birisidir Vüs'at O. Bener. 1950'de New York Herald Tribune gazetesi ile Yeni İstanbul gazetesinin ortaklaşa düzenledikleri öykü yarışmasında "Dost" adlı öyküsüyle adını duyurdu. Yarım yüzyılda ortaya koyduğu az sayıdaki öykü, roman ve oyunlarla edebiyatımızda etkili ve saygın bir yer edindi. Şimdi bütün yapıtlarıyla YKY'de...

Bener, konuşma dilini tüm doğallığıyla, ona yoğunluk kazandırarak kullanır. Behçet Necatigil, onun için "Gerçekleri aydınlıktan uzaklaştırıp soyutlamalara götürme çabaları ve anlatışındaki yeniliklerle çağdışı hikayecilerden ayrı bir yol tuttu" der.

Elinizdeki toplam, ilk kitapları Dost ve Yaşamasız'la birlikte, yazarın 1986'ya kadar yazdığı öyküleri kapsıyor. Buradaki öykülerden "Dost" Fransızcaya, "Batak" Almancaya, "İlki" İngilizceye çevrilmişti.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    2011
  • Sayfa Sayısı:
    268
  • ISBN:
    9789750805790
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Büvi Zeynep Kuçar 
09 Kas 2015 · Kitabı okudu · 13 günde · 9/10 puan

bazı öyküler vardı ki içinde vakitsiz bittiler.. beni öykülere ısındıran kitap oldu kendisi. cümlelerin örülüşü ve yargıların sunuluşu beni çok etkiledi.

Kitaptan 13 Alıntı

Aziz Erdoğan 
14 Ağu 22:50 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Eskiden böyle değildim. Mezarlık korkuturdu. İnsan ölmekten değil, ölümden korkarmış. Daha doğrusu unutulmaktan. Yok olup gitmek kötü şey..

Dost Yaşamasız, Vüs'at O. Bener (Sayfa 70 - Yapı Kredi Yayınları - Korku adlı öyküden)Dost Yaşamasız, Vüs'at O. Bener (Sayfa 70 - Yapı Kredi Yayınları - Korku adlı öyküden)
Aziz Erdoğan 
14 Ağu 22:53 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yüzünü görememiştim. Annemdi ama! Düz saçlarını, dümdüz, telleri kalın, kestane saçlarını ayırdedebildiğimi sanıyordum. Merdivenin başına gelmişti şimdi. Orada duruyordu. Korkulu. Sessizliği dinliyordu. Sessizlik çatlamıyordu.

Dost Yaşamasız, Vüs'at O. Bener (Sayfa 117 - Yapı Kredi Yayınları - İlki adlı öyküden)Dost Yaşamasız, Vüs'at O. Bener (Sayfa 117 - Yapı Kredi Yayınları - İlki adlı öyküden)

Allah belasını versin. Hayat mı be! Şimdi ben zevk mi alıyorum, bu adamla oturup içmekten? Sıkıntı işte. Keşke eve gitseydim. Kitaplar. Yerin dibine batsın kitaplar! Ne öğrettiler bana? Sökebildiler mi içimdeki huzursuzluğu? İçmek gerek. İyi ama, bu sürüp gitmez ki böyle. Ben, şu, hem kasap, hem kasap ruhlu herif, içiyoruz da ne oluyor? Hiç. Öyle. Hiç değilse düşünmediğimiz, beklemediğimiz şeyler olsa...

Dost Yaşamasız, Vüs'at O. BenerDost Yaşamasız, Vüs'at O. Bener

"Neden böyle oluyor bilmiyorum. Birisi benden kimliğimi sordu mu elimde olmadan sararıyorum."

Dost Yaşamasız, Vüs'at O. Bener (Kibrit başlıklı öyküden alıntı.)Dost Yaşamasız, Vüs'at O. Bener (Kibrit başlıklı öyküden alıntı.)
Aziz Erdoğan 
14 Ağu 22:08 · Kitabı okudu · Puan vermedi

İç cebinden bir kalem çıkardı:
- Aklımıza doğru bir şey gelirse yazarız. Varsa siz de bir kalem çıkarın.
Yazdım:
"Neden bir plak üç defa üst üste çalınır?"
Cevap verdi:
"Beni yıkılmış görmek size zevk veriyor. Çünkü sizin sahip olmayı düşündüğünüz şeyler bende fazlasıyla mevcut."
Yenilgiye uğratmış olmanın tadı kısa bir an için yüzünde dolaştı.

Dost Yaşamasız, Vüs'at O. Bener (Sayfa 68 - Yapı Kredi Yayınları - Sarhoşlar adlı öyküden)Dost Yaşamasız, Vüs'at O. Bener (Sayfa 68 - Yapı Kredi Yayınları - Sarhoşlar adlı öyküden)
Aziz Erdoğan 
14 Ağu 22:04 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Her şeye gücü yeten bir adam, tek kurşunla vurulup, olduğu yerde katılıp kalmasına şaşmış birine benzer.

Dost Yaşamasız, Vüs'at O. Bener (Sayfa 65 - Yapı Kredi Yayınları - Sarhoşlar adlı öyküden)Dost Yaşamasız, Vüs'at O. Bener (Sayfa 65 - Yapı Kredi Yayınları - Sarhoşlar adlı öyküden)

"...sonra annem babamın yüzüne baktı. Babam eğilip doktorun kulağına bir şey söyledi. Doktor başını salladı. Sonra Havva’nın gözleri açıldı. Annem Havva’nın yanına gitti, yatağına diz çöktü. “Kızım Havva iyi misin evladım?” dedi. “Bak iyileştin artık. Canın bir şey istiyor mu? Ne pişireyim sana?” Havva baştan bir şey demedi. Sonra gözlerini iri iri açtı: “Baklava”, dedi. Sonra da öldü."

Dost Yaşamasız, Vüs'at O. Bener (Havva başlıklı öyküden alıntı.)Dost Yaşamasız, Vüs'at O. Bener (Havva başlıklı öyküden alıntı.)

"Bir buçuk saat çabuk geçti. Ayvalık koyu göründü, tepeyi aşınca. Deniz katı-mavi. Bir bıçak atsan ortasında dimdik durur. Otobüs baş aşağı sert dönemeçli yoldan iniyor. Yaklaştıkça mavi çatlıyor."

Dost Yaşamasız, Vüs'at O. Bener (Dam başlıklı öyküden alıntı.)Dost Yaşamasız, Vüs'at O. Bener (Dam başlıklı öyküden alıntı.)

"Kıyı yosun kokmaz, pis kokar. Pirina kokar, posa kokar. Alışmayan öğürebilir. Öğürsün. Biz öğürmeyiz. Deniz durgun oldu mu, yağ lekeleri pembeli, mavili parlar, göz alır. Ağlar kumsala gelişigüzel atılmıştır. İhtiyar bir balıkçı, upuzun bir türkü tutturur, ilmek atar, kaşınır. Çardaklı kahvede Mehmet Reis, “Dinamit atan namussuzlar!” diye başlar, -oysa eline geçmesin, o da atar dinamit- yabancı balıkçıları paslı mavzerle nasıl kaçırdıklarını anlatır. Çardak güler... Herkes bilir bu öyküyü, ama olsun. Sonra akşama kadar prafa, domino, tavla oynanır. Sırası gelen yük indirir, yük bindirir..."

Dost Yaşamasız, Vüs'at O. Bener (Istakoz başlıklı öyküden alıntı.)Dost Yaşamasız, Vüs'at O. Bener (Istakoz başlıklı öyküden alıntı.)

“Bu kömür benim ağabey, bak da...” demişti. Bak da sonra kuşkulanma.

Dost Yaşamasız, Vüs'at O. Bener (Kömür başlıklı öyküden alıntı.)Dost Yaşamasız, Vüs'at O. Bener (Kömür başlıklı öyküden alıntı.)
2 /