Adı:
Dost Yaşamasız
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
268
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750805790
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Modern Türk öykücülüğünde "altın kuşak" olarak tanımlanabilecek 1950 kuşağının önde gelen isimlerinden birisidir Vüs'at O. Bener. 1950'de New York Herald Tribune gazetesi ile Yeni İstanbul gazetesinin ortaklaşa düzenledikleri öykü yarışmasında "Dost" adlı öyküsüyle adını duyurdu. Yarım yüzyılda ortaya koyduğu az sayıdaki öykü, roman ve oyunlarla edebiyatımızda etkili ve saygın bir yer edindi. Şimdi bütün yapıtlarıyla YKY'de...

Bener, konuşma dilini tüm doğallığıyla, ona yoğunluk kazandırarak kullanır. Behçet Necatigil, onun için "Gerçekleri aydınlıktan uzaklaştırıp soyutlamalara götürme çabaları ve anlatışındaki yeniliklerle çağdışı hikayecilerden ayrı bir yol tuttu" der.

Elinizdeki toplam, ilk kitapları Dost ve Yaşamasız'la birlikte, yazarın 1986'ya kadar yazdığı öyküleri kapsıyor. Buradaki öykülerden "Dost" Fransızcaya, "Batak" Almancaya, "İlki" İngilizceye çevrilmişti.
(Arka Kapak)
Yine bir iş günü sonu. Evdeyim. Elimde kütüphaneden aldığım, Bener kitabı. Okudum çabucak. Yoruyor adamı. Hep Sait hep Sait bir de Bener yazayım. Becerebilir miyim? Becermeliyim, büyük haksızlık. O kadar oku, sev, faydalan iki kelam etme. Ayıp. Nasıl başlamalı, bir yerden başladın mı gerisi gelir. Kaçıncı kitabı bu bitirdiğin. İki sözün vardır, söyleyecek. Boş duracak değilsin. Hiç olmadı laf kalabalığı yaparsın. Sen yazayım de başla, gerisi gelir. Neyse başlayalım öyleyse. Ne kadar becerebilirsek.

Vüsat O. Bener bu yazıyı yazsaydı herhalde benim başladığım gibi başlardı, öyle başlamasa da yazdığım gibi yazardı ya da ben onun yazdığı gibi yazmaya çalıştım. Zor vesselam. Kısacık cümlelerle dünyaları anlatmak. Ben de yazarken çok sıkıştığım da bu üsluba başvururum, yazarın bilenler bendeki izlerini fark ediyorlardır muhakkak. Kısa kısa tabi, uzun süre sürdürmek çok zordur neredeyse imkansız. Hem ben somut durumları anlatırım, somutta iş kolaydır. Doğru kelimeleri bulduğunuzda okuyanın zihni geriye kalanı tamamlar. Bener ise genelde soyut konuları işler. Bilinç , bilinçaltı, dış dünyadaki görüntülerin kişinin zihninde bıraktığı izlekler. Bener bu üslubu ve işlediği konular ile hikayelerinde okuru duvarları görüntülerle dolu koyu karanlık bir odaya kapatır, eline de küçük mercekli bir fener verir. Hadi der elinde sana gereken her şey var, bul beni. Onu bulmak okuyucunun sabrına bağlıdır. Ne kadar sabırlı olursanız, elinizdeki fenerin aydınlattığı alan o kadar büyür.

Ne yaparsanız yapın yine de zordur Bener okumak. Bence Türk Edebiyatının en zor yazarıdır. Sadece hikayecisi değil yazarıdır. Ne kadar iyi edebiyat bilirseniz bilin, ne kadar iyi eleştirmen olursanız olun, onun öykülerinden anlayamadığınız olacaktır, elinizdeki fenerin aydınlatmadığı alanlar kalacaktır. Üslubunda değildir kullandığı kelimelerde değildir onun zorluğu. Hepimizin bildiği kelimeleri kullanır, günlük konuşma diliyle yazar. Onun zorluğu bilincin karanlığındadır, soyutluğundadır.

Karanlık adamdır Bener. Bu karanlığı da hikayelerine yansımıştır. Pislik akar hikayelerinden, her zaman bunalımlıdır, sıkıntılıdır. Çok tuhaftır karakterleri, iki yüzlüdür her an beklenmedik bir kötülük yapabilirler. Bu durum herhalde gencecikken eşini ve karnındaki cenini kaybetmesine bağlıdır belki de 10 yıl kadar yürüttüğü askerlik mesleğine ya da askerliği bıraktıktan sonra Hukuk Fakültesi’nde okurken çektiği derin yoksulluğa, belki de hepsine birden. Bazı hikayeleri de otobiyografik özellikler taşır. Bu hikayelerinde öyle bir konum edinir ki kendine gerçek hayatından yer mekan verirken bir yandan da soyutluğu, gerçek dışılığı elden bırakmaz.

Zordur vesselam Bener okumak. Hazır bu kadar anlatmışken okuduğum kitabın sonundaki Bener ile ilgili sonsözden birkaç alıntı da vereyim;

Behçet Necatigil “ Gerçekleri aydınlıktan uzaklaştırıp soyutlamalara götürme çabaları ve anlatışındaki yeniliklerle çağdaş hikayecilerden ayrı bir yol tuttu.”

M.H. Doğan “ Memduh Şevket Esendal’dan kaynaklanan ve dalları gerçekçi hikayeciliğimize uzanan akımı ile, Sait Faik ile başlayıp hikayeyi konunun bağlarından koparan, klasik biçimin dar kalıplarından kurtaran yenilikçi akım” arasında bileşim kurabilmiş olduğuna dikkat çeker: “ Konuları, insanları , olaylarıyla daha seçmeci bir Memduh Şevket; anlatımıyla, iç konuşmalarıyla daha derli toplu, daha titiz bir Sait Faik.”

“İlki” adlı öyküsünü çeviren W. Hickman “ denetimli bir bilinç akışı” der, Semih Gümüş “öznenin kökensel bölünmesi” , O . Koçak ise tekniğinin “ bilinç akışı değil iç monolog olduğunu” ileri sürer.

Bu arada Bilge Karasu’cuların “ sen bir Bilge Karasu oku da gör kim zormuş” dediğini duyar gibiyim. Bilge Karasu ile Vüsat O. Bener yakın arkadaştır. Bilge Karasu’nun Vüsat O. Bener’e ağır eleştiriler yöneltildiği bir dönemde yazdığı makalesini okumuştum. Diyordu ki, o zor değil siz anlamıyorsunuz.

Bu kadar üzerine yorumlar yapılmış, konuşulmuş, sempozyumlar düzenmiş, makaleler yazılmış bir yazar. Zor da olsa okumalısınız. Sadece biraz sabır.

Herkese keyifli okumalar dilerim.
"Çocuksun!"
Büyüksü, bilgicimsi soğukluğunla olur şey değilsin sevgilim..
.......
Daha ilk cümlede okuru öykünün ortasına mıhlayan, fazlasıyla orijinal, şaşaadan sıyrılmış yalın dili, kendine çeken havasıyla bir Vüs'at Bener klasiği..

Bir kitabı okurken öncelikle aradığım şey beni düşünmeye zorlamasıdır. Yazar bunu öyle üstü kapalı yapıyor ki çok sade kelimelerin arasında görkemli bir anlam gizlenmiş, okuyucuyu bekliyor.
..........
O'nun satırlarındaki tadı bir kere alınca, bu yolculuk daha da zevkli bir hale geliyor. Öylesine güzel anlatıyor ki bizi bize, bu tavır bir tür bağımlılık yapıyor.
..........
Birçok öyküden oluşmuş bu kitapta en çok Dost adındaki öyküyü sevdim. Buzul Çağının Virüsü 'nde zirveye çıkan anlatımının doğuşunu bu öyküde bulmak mümkün.
Yazara monolog tarzı çok yakışıyor. Bir başka güzel anlatıyor kendi kendine konuşurken :))
..........
Uzun olmayan, bağlaçsız, eksik ve devrik cümleler..
Konuşmalarla aynı anda hisleri de verebilmesi okuru sıkı sıkı öyküye bağlıyor.
Okur okumaz hissediyorsunuz ama anlamak için çaba lazım..
bazı öyküler vardı ki içinde vakitsiz bittiler.. beni öykülere ısındıran kitap oldu kendisi. cümlelerin örülüşü ve yargıların sunuluşu beni çok etkiledi.
Ne tumturaklı karışık tümceler! Bu adam bir kadın sevdi. Kadın da onu terketti. Hepsi bu!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dost Yaşamasız
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
268
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750805790
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Modern Türk öykücülüğünde "altın kuşak" olarak tanımlanabilecek 1950 kuşağının önde gelen isimlerinden birisidir Vüs'at O. Bener. 1950'de New York Herald Tribune gazetesi ile Yeni İstanbul gazetesinin ortaklaşa düzenledikleri öykü yarışmasında "Dost" adlı öyküsüyle adını duyurdu. Yarım yüzyılda ortaya koyduğu az sayıdaki öykü, roman ve oyunlarla edebiyatımızda etkili ve saygın bir yer edindi. Şimdi bütün yapıtlarıyla YKY'de...

Bener, konuşma dilini tüm doğallığıyla, ona yoğunluk kazandırarak kullanır. Behçet Necatigil, onun için "Gerçekleri aydınlıktan uzaklaştırıp soyutlamalara götürme çabaları ve anlatışındaki yeniliklerle çağdışı hikayecilerden ayrı bir yol tuttu" der.

Elinizdeki toplam, ilk kitapları Dost ve Yaşamasız'la birlikte, yazarın 1986'ya kadar yazdığı öyküleri kapsıyor. Buradaki öykülerden "Dost" Fransızcaya, "Batak" Almancaya, "İlki" İngilizceye çevrilmişti.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 43 okur

  • Tamer Akyüz
  • Metin Özdemir
  • Onur Pehlivan
  • Kitap Odası
  • İklim
  • Feride Yeniçeri
  • Uğur Demircan
  • Esra
  • ismail
  • Mert Mamak

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.3
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%17.4
25-34 Yaş
%52.2
35-44 Yaş
%13
45-54 Yaş
%13
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%48.6
Erkek
%51.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%23.5 (4)
9
%11.8 (2)
8
%29.4 (5)
7
%35.3 (6)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0