Baudelaire’in dilini, şiirselliğini, gölgede kalışlarını belki biraz araladığı tutkunun ve arzunun,zevklerin resmini çizdiği betimlemeleriyle ve alıntılarıyla süslediği değerli yapıtıdır. Öncelikle Baudelaire dikkatli bir şekilde araştırılmalıdır bir kaç şiiri resmi incelenmeli onun zevk anlayışı irdelenmelidir. Şarabı anlatışındaki kutsallığı algılamak için belki biraz şarabı yaşadıysanız ya da hiç yaşamadıysanız sizi farklı dünyalarla buluşturacaktır. Esrar ve etkilerine gelince yapay cennetler tam da burada başlamaktır. Bölüm bölüm en ince detayına varana kadar aktarmış ve esrarın o gri ruh hallerini sunmuştur. Baudelaire roman yazmamıştır bu kitabında hem resim yapmış, hem de şairane bir dille ve üslupla konuyu ince ince işlemiştir. Gezegenindeki iki nesneyi,kadını o kadar incelikli anlatmış ki hayranlıkla okudum. Bu eser bağımlılığa övgüler yağdıran veyahut yapma cennetlerinizi oluşturun reklamı asla değildir. Bilgiyi,sanatı, bilimi,insanı,kadını, maddeler ve insan vücuduna etkilerini,müziği,akışı aktaran yaşatan bir eserdir. Baudelaire’in griliği ve şarabın tadını doyasıya çıkarmanız dileğiyle... Charles Baudelaire
Esrar ve şarap kullanan bir insanın, ikisi arasındaki farkı anlattığı bir kitap. Esrarı çok kötü, şarabı ise efsane şekilde anlatmış. Yani ona göre şarabın etkisi çok iyi, esrarın etkisi ise çok kötü.
Ha tabi milli takımda eşcinsel oyuncu var diye kendisinin de eşcinsel olacağından korkup eleştiren bir zihniyet, bu kitabı da; Lan okursam kesin şaraba başlarım.. endişesi ile okur.
Baudelaire, Yapma Cennetler adlı eserinde insana dair hazları dert edinerek, kendine özgü bir uslupla tartışır.
Açiksasi kitap beklentilerimi karşılamadı.
Yapma Cennetler
Şaraptan, esrardan, afyondan ve etkilerinden detaylıca bahsetmiş yazar. Sıkılabilirsiniz okurken, biraz ağır ilerliyor çünkü.
Meraklısına;
Keyifli okumalar...
Yapma CennetlerCharles Baudelaire · Telos Yayınları · 2008329 okunma
Charles Baudelaire (9 Nisan, 1821 - 31 Ağustos, 1867) 19. yüzyılın en önemli Fransız şairlerinden.
1821'de Paris'de doğdu. Mutsuz bir çocukluk geçirdi. Babası 1827'de öldü. 1839'da okuduğu okuldan disiplinsizlik yüzünden atıldı. Hukuk öğrenimi görmeye zorlanan Baudelaire, buna başkaldırarak Quartier Latin'de bohem bir hayatı seçti. Burada Frengiye yakalandı. 20 Yaşında Hindistan'a gitmek üzere yola çıktı. 1842'de Fransa'ya döndü. Sonradan metresi olan Jeanne Duval ile tanıştı. Babasının mirasını aldı ancak bu parayı hesapsızca harcadığı için ailesi miras hakkını geri aldı.
1846'dan sonra Kötülük Çiçekleri kitabına girecek şiirlerini yazmaya başladı. 1847'de Edgar Allan Poe'yı keşfetti ve eserlerini Fransızcaya çevirmeye başladı. 1848'de devrimcilerin yanında yer aldı. 1857'de Les Fleurs du Mal (Kötülük Çiçekleri) (Elem Çiçekleri) kitap olarak yayınlandı, içindeki altı şiir kamu ahlakına aykırı bulunduğu için Baudelaire hakkında dava açıldı.
1860'da Yapay Cennetleri yayınladı. Bu eserde de uçlarda gezinen bir kişilik sergiledi. Bir tür otobiyografi olan "Çırılçıplak Soyulan Yüreğim" üzerine çalıştığı ve 1862'de "Paris Sıkıntısı" adıyla düzyazı şiirlerini yayımladığı sırada frenginin yan etkileri giderek kendini daha fazla hissettirmeye başladı. İki yıl kaldığı Belçika'dan dönüşünde felç olan sanatçı 31 Ağustos tarihinde Paris'te 46 yaşındayken öldü.
Mezarı Paris Cimetiére du Montparnasse'dadır.
Yaşadığı dönemde kurulmakta olan modern Paris'in metropol yaşantısı üzerine inşa ettiği edebiyatı ve eleştiri yazıları modernist estetiğin habercisi sayılır. Şiirlerini derlediği Kötülük Çiçekleri (Les Fleurs du Mal-1857) ve Paris Sıkıntısı (Le Spleen de Paris-1869), Rimbaud'dan Mallarmé'ye, Yahya Kemal ve Cahit Sıtkı Tarancı'ya kadar pek çok şairin çarpıldığı, 20. yüzyıl edebiyatının en etkili kılavuzları olur. Gerek klasik geleneğe, gerekse egemen çağdaş zihniyetlere karşı isyanı ve gerçekliğe kafa tuttuğu imgelemi, zamanında şiirlerinin yasaklanmasına kadar varan düşmanlıklar uyandırır. Sonradan bu başkaldırı ve imgelem, avangard sanat ve edebiyatın çekirdeğini oluşturacaktır.