·
Okunma
·
Beğeni
·
9,7bin
Gösterim
Adı:
Paris Sıkıntısı
Baskı tarihi:
27 Ekim 2018
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754588033
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Charles Baudelaire (1821-1867); 1857'de yayımlanan Kötülük Çiçekleri'nin yanısıra, Avrupa'ya tanıttığı Poe çevirileri ve eleştirel yazılarıyla da 19. yüzyılda edebiyatı yenileyen en önemli modern ustalardan biridir. 

Baudelaire'in 1862'de tamamladığı ancak ölümünden iki yıl sonra yayımlanan Paris Sıkıntısı ise, yaklaşık 150 yıldır, düzyazı şiirin dünya edebiyatındaki anıt yapıtlarından biri sayılmaktadır. 

Tahsin Yücel (1933); Dergilerde ilk ürünlerinin yayımlandığı 1950'den günümüze, edebiyatımızın son elli yılına damga vuran en önemli ustalarındandır. 

Gerek öykü ve roman, gerekse deneme ve eleştirel çalışmalarıyla ufuk açan bu önemli yazarın Balzac'tan Flaubert'e, Gide'den Camus'ye çeviri edebiyatımıza katkılarıysa, 80 kitabı aşmaktadır.
128 syf.
Baudelaire'ın Paris şehrini bir tımarhane gibi görerek bu tımarhanede yaşanan gündelik trajediler üzerinden, hangi şehirde olursa olsun, insanlar için bağlayıcılığı olan varoluş sorunlarını ele aldığı muazzam kitap. Aslında Paris şehri bu noktada bir imge sadece. Şehir yaşamları hemen hemen birbirine benzer bir formda oldukları için Paris'in adını yaşadığınız şehir olarak yorumlayabilmek mümkün.

Kitap çok parçalı bölümlerden oluşuyor. Dolayısıyla alıştığımız o olay akışı yok. Bu yönüyle de tıpkı şehirler gibi belli sınırları olan kentler yaratmış diyebiliriz yazınsal anlamda. Okur bir şehirden* diğerine , bir sıkıntıdan* diğerine kolaylıkla geçebiliyor.

''Her insan kendine yetecek ölçüde afyon taşır içinde, durmamacasına yenilenen bir afyon...'' der Baudelaire. sıkıntının içinde kimi zaman bir koltuk köşesinde, kimi zaman bir cam kenarında, kimi zaman ise bir kaldırım üzerinde yürürken ortaya çıkarır afyonunu. Düş, insan için kaçınılmaz bir kurtuluş reçetesidir çünkü.

Baudelaire kent içinde kendisini yalnız hisseder sürekli ve sıkıntının özünü bu duygusundan alır. Gündelik rutin içinde gizlenmiş olan detaylar Baudelaire'ın her fırsatta anlatım için başvurduğu yoldur ve kitabı bize ait hissettiren kısmı da burada başlar. Çünkü artık bir rutini değil, bir düşü yaşıyoruz Baudelaire ile birlikte.

Aslında bir yönüyle de Bergson'un zaman kavramı ile de ilişkili bir karaktere bürünüyor kitap. Çünkü her şey döngüsel anlamda birbirini tekrar ediyor kent yaşamında. Geçmişin birikerek birbirini tekrar etmesi meselesi yani. Zaman da keza öyle, bunu tüm şehirlere atfederek yaşayabildiğimiz, okuyabildiğimiz için döngünün geçerliliği bir kez daha kanıtlanıyor.

Zamansız alan olarak da düşlerimizi söyleyebiliriz Baudelaire'a göre... Bu alan bizi varoluşumuzun yarattığı sorunların üstesinden gelmemize katkı sağlayan bir nefes alama alanı olarak okuyor Baudelaire. Kitap bu yüzden oldukça nitelikli bir kimliğe sahip. Tavsiye ederim. Keyifli okumalar.
128 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Baudelaire'in metaforik düzyazılmış şiirlerinden oluşan bu eser, "Birileri, bunun ne başı ne kıçı belli demeye kalkarsa doğrusu haksızlık etmiş olur, çünkü tam tersine her parça çalışmanın bütünü içinde art arda ve karşılıklı, hem başı hem sonu oluşturur." diyerek farklı konuları işlediği kısa bölümlerden oluşan eserindeki uyumu baştan garanti ettiği bir giriş yazısı ile başlıyor.
Neden Paris Sıkıntısı? Kitabı okumadan cevap verilebilecek bir soru değil. Şairin yazdığı bölümleri okurken duyguların, merakın, imgelemin, şaşkınlıkların, kaçışların, yaşama dair ne iz kalmışsa ruhunda, az ya da çok her nesnenin arka planda verdiği sıkıntıyı duyumsuyor insan.
Eserde görünenin arkasındaki mesajları almaya çalıştım daha çok, o şairane ifadelerin güzelliğinde gözlerim ve zihnim bambaşka zevkleri tadarken, amacım şairi  yakından tanımaktı her şeyden önce, bunun için bağışlayabilir beni kendisi. Hatta belki satır aralarını okumamı kendisi istemiştir, birçok Fransız aydınının kaygısı bu değil mi zaten? O, kendisine haksızlık edilemeyecek kadar iyi zaten.
Şair; yaşlı kadınlar, yoksullar ve çocuklar konusunda duyarlı bir yapıya sahip daha önemlisi birçok büyük sanatçıda gördüğüm aşırı duyarlılık hali, gözlem yeteneği, ışıltının, gürültünün ve debdebenin içindeki o arayış isteği onda da var. Yoksul Soytarı, Dul Kadınlar, Yoksulların Oyuncağı, Yoksulların Gözleri gibi bölümleri okuyan biri tespitimi gayet anlaşılır bulacaktır. Gizemin büyüsüne, yalnızlığın, yalnız olabilmenin gücüne, insanın zayıflığına, kadınların duyarsızlığına -hatta bu fazlasıyla değindiği bir konudur- dair düşüncelerini büyük bir inanç ve anlatım yeteneği ile birleştirerek sunuyor bize.
Bir arayışta bu şair, bir aydın huzursuzluğunda, insan Paris'te sıkılır mı desen, işte sıkıntıda. Sanki dünya bir kadın ya da dev bir sulu meyve. Şair, onu dişlemiş de yetmemiş gibi.
Bir iblis bile ister yanına, Socrates'in Damon'u gibi. Rüyalarda reddeder tüm çekici teklifleri de uyanınca Tanrı'ya dua eder iblisle pazarlığını garantilemek için.
Gitmek ister, ruhuna seçenekler sunduğu bir bölüm bile vardır kitapta. Sonunda ruhunun isyanına sebep olacak kadar sorar.
Fransız ya işin siyasi kısmına bakmamak olmaz bir sosyo-politik eleştiri yapmış mı diye? Fransız toplumunun kendini beğenmiş ve çıkarcı yapısına atıfta bulunduğu noktalar çok. Bunun yanında özellikle Köpek ve Şişe bölümünde halkın değerli şeyleri bilmek ve benimsemekten ne denli uzak olduğunu sağlam bir benzetme ile anlatarak ironide tavan yapar. Buna o dönem Fransız milletinin edindiği haklar konusuna yaklaşımını alaycı bir dil kullanarak  anlattığı Ayna bölümünde de rastlanabilir.
Şairin İki Oda adlı bölümde betimlemede sınırları zorlayan başarısı karşısında hayranlık duydum, zaten birçok yerde tatlı, yumuşak, ılık bir iklimin güzel kokulu odaları ve o odalarda yarattığı tembel bir mutluluğu, zevki ifade edişi o kadar gerçeğe yakın ki gözlerimi kapatsam ruhum bir anda orayı bulabilir.
Ruhumun en tatlı hülyalara dalmasina sebep olanları, tabii ki bir kadın olarak, bir aşk daveti, bir yolculuk çağrısı, bir düşsel ülke özlemi içeren Yolculuğa Çağrı. İkincisi de Saçlarındaki Yarımküre. Tüm bu düşsel sözlerin içinde ruhumu kaybetmenin eşiğinde, şairin bizden biri olmadığını bile düşünmeye başladım. Belki bir iblis'tir. Kendisine istediği türden. Damon'dan farklı tabi, eleştirmeyen, vazgeçirmeye çalışmayan, yoldan çıkaran. 
117 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
Baudelaire'in eşsiz anlatımını bu kitapta yazmış olduğu 116 sayfalık kısa şiirsel anlatımı ile imgelemeler, alttan alta metaforlar, göndermelerle olsa da düzyazı olarak yazdığı yaşadığı hayata dair müthiş gözlem yeteneği ile kendisinin yanında Fransa halkının sorunlarına değiniyor. Bu yönüyle hem anlatım tarzı, hem de değindiği konular ile etkili bir kitap.

"Paris Sıkıntısı" kitabın ilk yayınlandığı andan itibaren insanların ve edebiyat dünyasının etkisi altına almış önemli tartışmalara neden olmuş. En büyük amacı anlaşılmak olan yazarın anlaşılmaması bu yüzden onu üzmüştür.

Kitapta cümlelerin ve tartışmalara neden olmasının en büyük nedeni; insanın dehşetle, sıkıntıyla, yaşadığının düşmanın ölümsüz isteğiyle anlatan bir üsluba sahip olmasıdır. O dönemde Fransa da bulunan romantizm akımının etkisi Baudelaire bu tam tersi kullandığı gerek üslubu gerekse anlatılan konuların tam tersi özelliklerde olması büyük bir problem teşkil ediyordu. Nesne özneleştiğinde, ben kendisini eritir. Ruh öyle mutsuzdur belki de bu dünyada yaşam yaşar, yaşamı düşe dalar, ama yaşamı her zaman günün birinde mutlaka acı çeker. İnsan düşleyen bir varlıktır. Tutku beslediği için düşleyen bir varlık olan insan, bütün dünyayı tutkusunun görüntüsüne dönüştürme gücüne sahiptir. BAUDELAİRE'in gerek şiir dünyasında gerekse felsefesinde bu tutkulu düşüncelerini rahatlıkla görebiliyoruz. Bunu yaparken de okuyucusuna insanın kendisini gizlemekten hoşlandığı en önemli şey olan varlığını gün ışığına çıkartmasına yardımcı oluyor.
128 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10 puan
Evet kesinlikle artık eminim charles baudelaire karanlığın şairidir. Ya da daha doğrusu karanlığın, kötülüğün içindeki güzelliği şiire dönüştüren bir şair. Ve ben bunu çok sevdim.
117 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
HASAN ALİ YÜCEL KLASİKLERİ DİZİSİ-16
Ölümünden iki yıl sonra yayınlanan kitabı, kendinin aslında tanınmasını sağlayan eleştiri yazılarının vücut bulmuş hali gibi.
Şiirden düz yazı pekala olur diyor yazar ve aslında şiirlerini düz yazılar halimde minik öyküler gibi akıyor.
Düz yazı şiirinin anıt yapıtlarından sayılıyor dünya edebiyatında.
Paris yaşamının kendi içindeki yansımalarını muhalif bir taraf olarak ele almış.
Ve bize de okumak düşmüş.
Fransızcadan çevrilen bir eser daha okumanın mutluluğuyla tavsiye ederim çok da paylaşıldığını görmediğim için.

İyi okumalar efenim
Merve Çağla BAYRAKTAR
Paris Sıkıntısı
Charles Baudelaire
128 syf.
·2 günde·5/10 puan
Paris Sıkıntısı | Charles Baudelaıre | Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

#kitapyorumu
Merhabalar, sembolizim dönemini işledik ve inceleme kitabımız Paris Sıkıntısı’ydı. Hocamız kitabın düz yazı şeklinde yazılmış bir şiir kitabı olduğunu söylediğinde çok merak etmiştim.

Pek fazla şiir okuyamayan, hatta şiirle hiç ilgisi olmayan beni bile heyecanlandırmıştı bu. Okurken bana sık sık Montagne’nin Denemeler kitabını hatırlattı. Denemeler kadar ağır bir kitap değildi tabii ki ama farklı konular üzerinde kısa kısa değinmesinden dolayı benzettim sanırım.

Şiir kitabı olduğundan düz yazı şeklinde yazılmış olsa da bolca imge vardı kitapta. Sevemediğim tek yanı tam bahsettiği şeye odaklanıp, konunun içine girdim derken o konuyu bitirip hop başka konuya geçmesi oldu. Okumayı düşünenler için ilginç bir deneyim olacağına eminim, ben okurken bolca çizdim kitabı.
117 syf.
·10 günde·Beğendi·8/10 puan
Üniversitede Baudelaire'i tercüman olarak tanıdım. Poe'nun metinlerini fransızcaya çevirmiş bir tercüman olarak kaldı aklımda. Bir de şu olaylı şiir kitabı var tabi. Kötülük Çiçekleri -Les Fluers Du Mal-. Ahlaki sınırları zorladığı gerekçesiyle bir süre yasaklı kalmış, edebiyatçıya türlü davalar açılmış. (Kendisinin frengiden öldüğünü belirtmek lazım mı? Bilemedim.) Sonuç olarak Baudelaire'in çeviri dışında hoşuma gideceğini hiç düşünmedim. Ama Paris Sıkıntısı yüzümü kara çıkardı. Fransız sanatçılarının huyudur; eserlerinde alttan alta ideolojik, dini, kültürel vs. birçok konuyu fark ettirmeden eleştirirler. Baudelaire düz yazıyı kullanarak, şiir sanatında bile bir insanın zekasının ne kadar kıvrak olabileceğini gösterdi bana. Kitabı okumaya zamanınız yoksa bile içini açıp; İki Kişilik Oda, Yoksulun Oyuncağı, Perilerin Armağanları, İp, Sarhoş Olun, Ne Çabuk!, Ayna, Çorba ve Bulutlar metinlerini ve sonuç bölümündeki şiiri okumanızı tavsiye ederim. (Şiir bir kısım kısaltılmış.) Çerez kitaplardan kendisi...
128 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Merhaba...
Kısa öyküler ve kendine has kişisel gözlemlerden oluşuyor kitap.
Sanki Dionysos'un 19'uncu yüzyıl Paris'inde yaşayan temsilcisi olan şairimiz hayata bakışını, uçarılığını gene metinlerine yansıtmış.
Başlık Paris sıkıntısı olabilir ama metin ihtivası tam buraya da sığmıyor.
Eğlenceli, ilginç, nesir ama şiirselik de barındıran bir kitap.
İyi okumalar diliyorum.
128 syf.
·5 günde
Dünyanın en önemli şairlerinden olan, önünde saygı ile önümü iliklediğim Baudelaire'ın en güzide eseri. Bir eser hem bu kadar açık sözlü hem de bu kadar hermetik olabilir. İmgelerin gücünü, Edgar Allan Poe gibi bir şairi çevirmekle yetinmeyip onu anlamış ve kendi sembolizm furyasını yüceltmiş Baudelaire, bu kitapta tanrı moduna ulaşmıştır gözümde. Dünyanın bir kadına ve yeşil gözlerine en güzel iltifatlarının yer aldığı bir kitap aynı zamanda aksi yönde esen rüzgarlar ile de hakaret boyutunda yermiştir. İronik görünse de Baudelaire anlaşıldığında bu eser de insanın gözünde ayrı bir değer görüyor. Fransız devrimi sonrası klasik bir hal alan Fransız romantizmini avcunun içine almış ve kendi gerçekçi sembolizmi ile apayrı bir boyuta evirmiştir. Bana Fransız şiirini Verlaine ve Rimbaud'dan daha çok sevdiren Baudelaire gözüme hep en uzak en soğuk ama en çok merak uyandıran gezegen Plüto gibi görünmüştür. 1977'de fırlatılan Voyager uydusu nasıl Plüto'ya ulaştıysa azimle, onu okuyan kişi de sert ama gerçek hislere ulaşacaktır aynı azimle. Dali'nin The Persistence of Memory tablosundaki gibi tahtaboşa akan zaman gibidir, okunması elzemdir.
128 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10 puan·Ne Okusam'dan
Kitap , düz yazı şiirleri olarak adlandırıliyor. Değişik güzel bir tarz kesinlikle. İçinde çok sayıda birbirinden bağımsız farklı konularda yazılmış şiir / düz yazılar var. Yazar hayattayken kıymeti bilinmeyip, öldükten sonra değeri anlaşılanlar arasında yer alıyor. Bir çok kez şiirleri yasaklı şiir olarak öngörülüp kitaplarından kaldırılıp tekrar bastırılıyor. Ben tarzını da yazılarını da sevdim. Keyifli okumalar dilerim.
“Sarhoş olma saatidir! Zamanın inim inim inletilen köleleri olmamak için sarhoş olun durmamacasına! Şarapla, şiirle ya da erdemle, nasıl isterseniz.”
Kendi kendimden de, başka hiç kimseden de hoşnut değilken, gecenin sessizliğinde, yalnızlığında, kendimi bağışlamak, biraz da gururlanmak isterdim.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Paris Sıkıntısı
Baskı tarihi:
27 Ekim 2018
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754588033
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Charles Baudelaire (1821-1867); 1857'de yayımlanan Kötülük Çiçekleri'nin yanısıra, Avrupa'ya tanıttığı Poe çevirileri ve eleştirel yazılarıyla da 19. yüzyılda edebiyatı yenileyen en önemli modern ustalardan biridir. 

Baudelaire'in 1862'de tamamladığı ancak ölümünden iki yıl sonra yayımlanan Paris Sıkıntısı ise, yaklaşık 150 yıldır, düzyazı şiirin dünya edebiyatındaki anıt yapıtlarından biri sayılmaktadır. 

Tahsin Yücel (1933); Dergilerde ilk ürünlerinin yayımlandığı 1950'den günümüze, edebiyatımızın son elli yılına damga vuran en önemli ustalarındandır. 

Gerek öykü ve roman, gerekse deneme ve eleştirel çalışmalarıyla ufuk açan bu önemli yazarın Balzac'tan Flaubert'e, Gide'den Camus'ye çeviri edebiyatımıza katkılarıysa, 80 kitabı aşmaktadır.

Kitabı okuyanlar 895 okur

  • seda tokgöz
  • Haramiyan
  • Kaan Serim
  • Tuğcan
  • .xxxzzz
  • Rabia Koca
  • medine Çınar
  • Kitap Valesi
  • Zeynep kuvan
  • Ka!?.

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%3
13-17 Yaş
%1.5
18-24 Yaş
%14.9
25-34 Yaş
%50.7
35-44 Yaş
%20.9
45-54 Yaş
%1.5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%7.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%44.4
Erkek
%55.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.8 (56)
9
%15.2 (39)
8
%22.6 (58)
7
%15.2 (39)
6
%7.4 (19)
5
%3.5 (9)
4
%1.2 (3)
3
%0.4 (1)
2
%0
1
%2.3 (6)