Yahya

Yahya
@Aleksandrovic_Pecorin
Kendime Notlar.
Bu ülkede bir adamın ruhu doğunca uçmasını önlemek için ağlar atıyorlar üstüne. Sen bana ulusçuluğun, dilin, dinin sözünü ediyorsun. Bense bu ağlardan kaçmaya çalışacağım.
Edebiyat
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!

Yahya

, bir kitabı okumaya başladı
William Saroyan
8.6/10 · 164 okunma
Modern laboratuvar kanıtları düşlerimizi renkli gördüğümüzü göstermekte. Peki, o halde düş görmenin siyah-beyaz gerçekleştiği biçimindeki yaygın yanlış inanışı neye bağlayabiliriz? Bunun yanıtı çok açık - bellek zayıflığına. Düşlerin anımsanması yalnızca uykuda beynin etkinleştirilmesinin değil aynı zamanda uyanma koşullarının da bir işlevidir ve bu koşullar düşlerin anımsanıp anımsanmayacaklarını, net bir biçimde anımsanıp anımsanmayacaklarını ve tamamının anımsanıp anımsamayacağını belirler. Elimizdeki bütün net, ayrıntılı kayıtlarda bol sayıda renk betimlemesi yer almakta. Düşlerimizi renkli görürüz. Binlerce laboratuvar uyku kaydında, hem çok iyi anımsanan hem de tamamen siyah-beyaz olan tek bir düş örneği bile bulunmamakta.
Sayfa 62 - E-Pub·Kitabı okuyor
Psikoloji
Helmhortz sanrısal harekete yönelik yaklaşımında bir biçimciydi. Helmhortz'un da dikkatini çektiği gibi, düş uzanında hareket eden ben hissi düş görmenin en sağlam biçimsel özelliklerinden biridir. Bugün bizler "sensorimotor sanrılar" dan söz ettiğimizde, aslında yalnızca Helmhortz'un da farkına vardığı, düş gören beynin hareketlerin eylemlerini (motor eylemleri) çok büyük ölçüde bir inandırıcılıkla taklit edebilmekte olduğu gerçeğini yinelemekteyiz. Helmhortz bunun motor denetimin -uyanık durumda-büyük ölçüde kestirimsel olması gerektiği anlamına geldiğini fark etti. Daha açık anlatımıyla, sinir sisteminin, hareketin beklenen sonucunun imgesini kendi başına yarattığı kuramını ortaya attı.
Sayfa 47 - E-Pub·Kitabı okuyor
Psikoloji
Düşlerin tuhaf doğasını aşırı sayıda çağrışıma bağlayan David Hartley'di; Hartley'nin kendi geliştirdiği ve muhtemelen doğru olan bir hipoteze uyan işlevsel bir kuram vardı. Hartley'e göre, düş görmek çağrışımları gevşetmeye yaramaktaydı; aksi halde bu çağrışımlar saplantı düzeyinde sabit hale gelecekti. "Ve bu da delilik olur" demekteydi Hartley. Düş görmek gerçekten de hiper-çağrışımsal bir durumdur (yani çok, birçok çağrışımın gerçekleştirildiği bir durum); eğer düş kayıtlarını yorumlamak için acele etmeyip de bu kayıtları incelemiş olsaydı, Freud da bunu çabucak belirleyebilirdi.
Sayfa 46 - E-Pub·Kitabı okuyor
Psikoloji