Yetmiş Bin SüryaniWilliam Saroyan

·
Okunma
·
Beğeni
·
524
Gösterim
Adı:
Yetmiş Bin Süryani
Baskı tarihi:
Ekim 2004
Sayfa sayısı:
191
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757265696
Kitabın türü:
Çeviri:
Aziz Gökdemir, Ohannes Kılıçdağı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aras Yayıncılık
Genç Süryani'ye hoşça kal deyip, dükkandan çıktım...
Olanları düşünüyordum: Süryani ülkesini, berberlik öğrenen Süryani Theodore Badal'ı sesindeki hüznü, tavırlarındaki umutsuzluğu. Bu aylar önce ağustostaydı, ama o günden beri Süryani ülkesini düşünüyor, kadim bir halın genç, uyanık ama umutsuz evladı Theodore Badal hakkında bir şey söylemek istiyorum.
(Arka Kapak'tan)
“Bir çocuk bir sentle çok şey alabilir.”

William Saroyan, Bitlis’ten Amerika’ya göç etmiş Ermeni bir ailenin, orada doğan ilk ferdi olarak 31 Ağustos 1908’de Kaliforniya Eyaleti'nin Fresno kasabasında dünyaya geldi. Özlemini çektiği memleket hasretini, çok sonraları giderebilmiş -tabi giderebilmiş mi, orası biraz meçhul-. Neden diye soracak olursanız, tek bir fotoğraf karesiyle hayata olan bakışımı, bir nevi tuhaf da olsa, farklı bir pencere kattı, katmaya yetti diyebilirim. Bir tabela ne kadar anlam taşır ki, bizim gözlerimizde... Saroyan'ın, Bitlis şehir tabelasının önündeki fotoğraflarına bakmanızı isterim. Dillenemeyecek birçok şeyi-duyguyu anlatacaktır bu bizlere:
https://goo.gl/images/KahNFW
https://goo.gl/images/nUUDwj
Bu da rüyasında gördüğü çeşme:
https://goo.gl/images/9wMvH3


Saroyan hayatı boyunca altmışı aşkın kitap –öykü, oyun ve roman– yazdı. Düzyazıda kendine özgü bir tarz yarattı. Akıcı, karşısındaki ile konuşur gibi, yaşama sevinci ve coşku dolu bu edebi tarz; kendi adıyla “Saroyanesque” olarak anılır oldu. Bir öyküsünde kendi yazdıklarını nasıl yazdığına, genç yazarların nasıl ve ne şartlar altında olursa olsun, yazabileceğine dair, çok güzel ve ümitvari söylemleri vardı.

Kendisinin de söylediği gibi, öykülerinde tek bir şeyi anlatır Saroyan; insanı.
"İnsanları insanlık dışına çıkaran, izleyen diğer
insanları insanlıklarından utandıran olaylara bakarken, sorunu, bozukluğu, çıldırmışlığı ve benzeri tüm olumsuzlukları şu ya da bu halkın değil, tüm insanlığın mayasında gören bir yazar." olarak ele alır. Hatta kazandığı ödüllerden biri olan 'Pulitzer ödülünü', ticaretin sanata yön vermeyeceğini söyleyerek geri çevirir. Maddiyata hiç önem vermemiş bir geçmişe sahiptir.

Küçük yaşta babasını kaybettikten sonra 4 yılını yetimhanede geçirir. Yetimhane... Dokuz harf dört hece... Bir cami avlusunda ya da bir baba sorumsuzluğu vb... nedenler ile başlayan; anne çaresizliği, anne kokusu hasretleriyle, gerçekleşmeyecek dileklerle, dile gelmez acılarla, kayan yıldızlar eşliğinde geçen; geceleri ile meşhur yetimhaneler...
Şimdi bunları yazarken, bir kez daha şu hisse kapıldım; babasını yitirmiş bir çocuğu, babasını yitirmiş bir çocuk olmayana dek, hiçbir zaman tam anlamıyla anlayamacağız. Acısını hissedemeyecek, neler düşünüp, neler yaşadığına, sadece dillendirdiği kadarını bilip, iç alemine asla tam anlamıyla vakıf olamayacağız. Henüz 3 yaşındayken kaybetmiş olduğu babasının yokluğunu tasvir ederken, içim hayli burkulmuştu. Her ne kadar rahatsız edici olsa da, bazı şeyleri düşünmekten alıkoyamadım kendimi...
Yoksulluk içinde geçen çocukluğunda; eğitim sistemiyle yıldızı bir türlü barışamaz ve onbeş yaşında eğitimine son verir. Kendi kendini geliştirmeye koyulur.
Geldiği konumlar ona değil, o geldiği konumlara sahip olur. Ve gerçek galibiyeti elde eder; insan olur.!

Bu kitabı, tanıdığı Süryaniler ve geldikleri coğrafyayı anlatan bölümlerden oluşuyor. 19 öyküsünün bir arada toplandığı bir kitap.
Bir arka kapak yazısı var ki mükemmel:

"Onu bunu namussuz diye diğerlerinden soyutlamak hakça değil. Ermeni nasıl acı çekerse Türk de acı çeker. Saçma işte, ama bunu bilemezdim o zaman. Bilemezdim şu Türk dediğimiz insanın zorlandığı yola sapan, kendi halinde, dünya tatlısı bir biçare olduğunu. Ondan nefret etmenin, aynı hamurdan çıkma Ermeni'den nefret etmeye eşdeğer olduğunu. Ninem de bilmezdi, hâlâ da bilmiyor. Artık bunun bilincindeyim ben, ama kaç para eder?"

Berber ve Süryani olan 'Theodore Badal'dan bahsettiği öyküsünün, ayrı bir havası vardı. Bir çok kez dönüp tekrar okunası gelen bir öyküydü. Saroyan'ın berber Badal'a yönelttiği 'Ermeni misin?' sorusuna, sükunetini muhafaza edip cevap almak yerine, Saroyan şöyle devam eder;
"Ben Ermeniyim. Bunu daha evvel de söylemiştim. İnsanlar bana bakarlar ve merak etmeye başlarlar, ben de çıkar onlara söylerim. "Ben Ermeniyim," derim. Bu anlamsız bir söz, ama söylememi bekliyorlar, ben de söylüyorum. Ermeni olmanın nasıl bir şey olduğuna dair bir fikrim yok, ya da İngiliz veya Japon veya başka bir şey. Sadece yaşamanın ne olduğuna dair küçük bir fikrim var." Tabi Badal'ın, Süryani'yim demesi; ve çekilen acıların muazzam tasvirleri dökülür dudaklarından. Çok fazla alıntısını yapmak istemiyorum. Çok güzel ve beni en etkileyen öykülerin başında gelir; Theodore Badal'dan bahsettikleri. İki halkın da yeni coğrafyalarında, yeni kültürlerini nasıl biçimlendirdikleri, ne zorluklar çektiklerini, bizlere hissetirebilmeyi çok iyi başarıyor.

Esas itibariyle, öykülerinin çok güzel bir tadı var. Hatırında bırakıyor insanın. Dili oldukça sade ve okuyan herkesin anlayabileceği bir doğallıkla sunmuş. Herkesin okuması gerektiği kanaatindeyim. Gerek toplumsal mesaj ve ilişkileri baz almış olduğu öyküleri için. Gerekse bu topraklardan göçmüş -göçmek zorunda kalmış- büyük bir yazardan, buralara ve dünyaya olan bakışının farkındalığı için. Bir makaleden okuduğum, Saroyan'ın, "Yaşayanlar ve Ölüler" kitabının bir kıssası, çok hoşuma gitmişti. Saroyan'dan onu da okuyacağımı belirterek, incelemeye onunla son vereyim;
"Anneannem, ‘Kürtçe kalbin dilidir’ derdi. Türkçe ise müziktir; bir şarap deresi gibi akar, yumuşak, tatlı ve parlak. Bizim dilimizse acının dilidir. Ölümü tattık hep; dilimizde nefretin ve acının yükü var."
Canım Saroyan!
Ne de güzel yansımış yüreğin kalemine. Savaşa, katliamlara, insanın karşısında olan her şeye karşı o dik duruşun, insanın özünü ve insan sevgisini irdeleyen cümlelerin, tüm insanları tek bir ulus kabul etmen ve bebeklerin üzerinden kardeşliği vurgulaman ne de hoş idi.
Şu kitapta kurduğun her cümlene tüm kalbimle katılıyorum!
Henüz herhangi bir dilde konuşmayı öğrenmemiş bebekler dünya üzerindeki tek ulustur, insan ulusu; gerisi sahte gösteriş, bizim medeniyet dediğimiz nefret, korku ve güçlü olma arzusu...
"Zaten bu ülkede herkes iyi giyiniyor. Burada bir öküzü bir âlimden ayırmak mümkün değil".
William Saroyan
Sayfa 31 - Aras Yayıncılık
Basit şeylerde bütün insanlar yan yanadır, müşterek, hazin ve değersiz; iyi bir pazarda insanın bini bir para. Çıplaklığın birliğinde, yoksul insan, papaz, şair ve siyasetçiyle kardeştir. En heybetli kişinin başından sarığını alın; sofu papazın siyah cüppesini çekin; mağrur kalpten güveni alın; kibirli ruhtan teselliyi, geriye ne kalır? Bir inilti, bir kaşıntı, bir horlama, bir burun çekiş, bir sızlanma; keçi gibi zıplama, bir osuruk ve bir papağanın saçma söylevi.

İnsan nerede? Kıyafetlerinden sıyrılınca akranlarının üzerinde, üstün bir yaratık mı olacak? Paralarını şıngırdatınca küçük bir
Tanrı mı olacak? Sırtının genişliği, kaslarının gücü, başının yüksekliği onu insanlar arasında bir dev yapmaya yeter mi? Küçük bir pire yüzünden yakılan o değil mi? Kültürün nakışlı pullarının altında yatan hüzünlü işler değil mi?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yetmiş Bin Süryani
Baskı tarihi:
Ekim 2004
Sayfa sayısı:
191
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757265696
Kitabın türü:
Çeviri:
Aziz Gökdemir, Ohannes Kılıçdağı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aras Yayıncılık
Genç Süryani'ye hoşça kal deyip, dükkandan çıktım...
Olanları düşünüyordum: Süryani ülkesini, berberlik öğrenen Süryani Theodore Badal'ı sesindeki hüznü, tavırlarındaki umutsuzluğu. Bu aylar önce ağustostaydı, ama o günden beri Süryani ülkesini düşünüyor, kadim bir halın genç, uyanık ama umutsuz evladı Theodore Badal hakkında bir şey söylemek istiyorum.
(Arka Kapak'tan)

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • İgnore
  • Leyla Özişçi
  • Irmak Türkü Kabay
  • Fırat Mişe (Cyrano)
  • melike
  • Dağhan Kılınç
  • Özcan Cennet

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (1)
9
%66.7 (2)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0