AkilliBidik

AkilliBidik
@akillibidik
"Bazen okuduğunuz bir öykü sizi birkaç yaş birden büyütür. Çoğu kez edebiyat, hayattan daha çabuk büyütür." Murathan Mungan
Mühendis
Almanya
1690 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
6/10
·92 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2026 09:57
İsmi ile özdeş bir hikaye kitabı bu. Sine Ergün, günlük hayatın içinden kısa kesitleri, duru diliyle akıcı, kısa hikayeler şeklinde paylaşmış okuyucusuyla. Bu hikaye kitabı ile Sait Faik Hikaye Ödülü’nü kazanmış. Tarzı çok belirgin: Kısa soluklu hikayelerini son derece sade bir üslupla yazıyor. Bu üslubundan da, konu her ne olur ise olsun, vazgeçmiyor. Bu üslup, öykülerine ilginç ve gizemli bir hava veriyor. Duru bir dille kısa bir metinde derdini anlatabilmek kolay değil; bu açıdan takdir etmek lazım. Haftalık bir dergide okusam, bir sonraki hafta hikayesini merakla beklerim örneğin. Ancak hikayelerini peşi sıra okuduğunuzda, bu üslup gizemini kaybediyor. İster günlük hayatın rutininden ya da iş yerindeki sıkıntılardan bahsetsin, isterse can yakan haksızlıkları, göz yaşartan büyük acıları anlatsın; o sakin, donuk, tepkisiz, birbirinin aynı tarzı, sıkıcı, basmakalıp ve hepsinden öte özensiz geliyor. En basit insan bile her olaya aynı şekilde tepki vermez; kimi zaman yükselir, kimi zaman içine kapanır, bağırır çağırır ya da ağlar. Sine Ergün’ün kahramanları ise sanki sürekli bir antidepresan etkisindeymişçesine tepkisiz. Aynı konuları evirip çevirip konuşuyormuşçasına bir iç sıkıntısı yaratıyor. Röportajlarından anlaşılan, o kendine böyle bir tarz belirlemiş ve yaptığını metni “sadeleştirmek“ olarak tanımlamış. Ödüller aldığına göre, bu tezinin alıcıları var. Ancak ben aynı fikirde değilim. Bana, bildiği tek tarzda yazıyor gibi geldi. Benim izlenimim, bilinçli bir tercihten ziyade yetkinlikle ilgili olduğu yönünde. Tek tipte yazıyor, çünkü -sanırım- başka türlü nasıl yazılabilir, bilmiyor. Bu açıdan, hikayelerini birleştirip kitap olarak bastırması şanssızlık olmuş. Hikayeler tek tek, farklı zamanlarda okunduğunda fark edilmeyecek olan bu derinliksiz akış, peşi
Bazen HayatSine Ergün · Can Yayınları · 2012362 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

AkilliBidik

, bir kitap okudu
6/10
·92 syf.··
Beğendi
·
30 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2026 09:57
·
2026 1. kitabı
Sine Ergün
6.3/10 · 362 okunma
Son öykünün adı Sabır Bey. Nedense?
7/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2025 26. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2025 00:55
Her şey güzel gidiyormuş, hiç sıkıntı yokmuş rolü yapan, yahut “aman karışırsam başıma iş gelir, neme lazım, bulaşmayayım“ havasındaki vatandaşımızın kahir ekseriyetinin, okuduğunda birebir kendini göreceği bir hikaye kitabı bu. 1980lerden, ama belli ki pek değişmemişiz. Her gün yolda, sokakta, en çok da davudi hitabetleriyle ekranda karşılaştıklarımız bu kitapta. İzgü’nün komik anlatımıyla, büyük keyif veriyorlar okuyucuya… “Merhabalar Efendim… Neden bana selam veriyor bu adam? Para mı isteyecek, çocuğuna iş mi? Yoksa ajan mı namussuz.“ diye okurken, hadi itiraf edin; içiniz şöyle bir çekiliveriyor sizin de… Muktedirlerin kurduğu bir tuzak mı, yoksa yol soran bir gariban mı, emin olamıyorsunuz. En iyisi önüne bakıp duymamış gibi yapmak ve uzaklaşmak. Neme lazım. Kaç tür kebap olduğunu düşünürken de korkmanız doğal. Kebap türlerini düşünmek suç değildir ama yine de düşünmemek daha evla. Riske değmez. Seçimden seçime milletvekili pozuna bürünüp meclis lokantasında tıkabasa ucuza yemek yiyen Hüsnü Bey, bana çok mantıklı göründü. Keşke eskisi gibi olsa da; halk, halkın meclisine rahatça girip çıkabilse, arada da ucuza yemek yiyebilse… İtiraf edin; köylüyü bereket yalanıyla kandırıp kısır tohum satan bakanlık; ya da, parası ödenmesine rağmen dökülmeyen asfalt; ya da “sen bunu yiyemezsin kardeşim, sen emeklisin“ denilen gariban vatandaşı okurken sizin de kafanızın içinde bir ampul yanmıyor mu? Yasalardaki boşluklar konusunda uzmanlaşan vatandaşı da anlatmış İzgü; ancak sanki bir istisnaymış gibi… Halbuki biz, o tarihten bu yana çok geliştik. Bugün Bostancı dolmuşunda sorsak, en az 3-5 el kalkar; kaç yıl cezanın kaç yıl yatarı var, hakime ne desek sıyırırız, hafifletici sebep için hangi renk kravat gerekir, hangi avukatı tutsak bizim dosyayı sümen altı ettirir,
Çanak Çömlek PatladıMuzaffer İzgü · Bilgi Yayınevi · 2015243 okunma