Adı:
Ödlekler Cesurdur
Baskı tarihi:
Şubat 2010
Sayfa sayısı:
132
ISBN:
9789757265351
Kitabın türü:
Çeviri:
Ohannes Kılıçdağı
Yayınevi:
Aras Yayıncılık
1917 yılıydı, tam elli yıl önce, gene bu aydı belki, temmuz. Sen bağda yalnız kalıyordun. Karın ve iki oğlun Bitlis'teydiler, belki de yakınında ya da çok uzağında, birçoklarının kat ettiği ve üstünde öldüğü Bitlis'ten çöle uzanan uzun yolda, açlıktan ve susuzluktan ölmemiş, öldürülmemişlerse. Hayattalarsa bile, ne onlardan ne de onları gören birinden hiçbir haber alamamıştın. Belki de çocukların yaşıyor ama kim olduklarını bilmiyorlardı, hatırlayamayacak kadar küçüktüler. Belki bir yetimhaneye yerleştirilmiş ve onlara yeni isimler verilmişti....

Aile toplanıp Amerika'ya ilk önce New York'a, sonra Kaliforniya'ya gelince, ailevi delilik sürmüş ama şekli değişmiş. Tabi, bu da beklenebilir bir şeymiş, ne de olsa Amerika hepten başka çeşit bir ülke. Ailenin Amerika'da gömülü tek bir ferdi dahi yokmuş. Hepsi de yerin üstünde, Amerikan toprağına sağlam basarak hayatlarını sürdürüyorlarmış, kimi zaman karpuz satarak, kimi zaman bağda çalışarak.

Bir yandan Fresno'daydık, bir yandan hiçbir yerde. Ölüm içimizden birini yakalamadığı, biz de onu gömüp orada yattığını bilmediğimiz sürece nasıl herhangi bir yere ait olabilirdik ki?
(Arka Kapak)
“Kavga etmeyi bırakın. Hepimiz aynı yanan evin içindeyiz.”

Yazar, 1939 yılında ‘ The Time of Your Life’ adlı oyunuyla Pulitzer Ödülü’nü kazanmış , ama bu eserinin diğerlerinden ne daha iyi ne de daha kötü olduğunu söyleyerek ödülü reddettmiş.

Ben yazarın dilini oldukça samimi buldum. Bu kitaptaki öykülerinde Saroyan; insanı, yabancı bir ülkede “yabancı” olmayı anlatmış. Anlatımı çok içten ve yalındı. Metinlerinde, süslü tabirler, söz oyunları yoktu.
Öykülerinde bütünlük , anlattıklarında ise buram buram ”yaşanmışlık “ vardı.
Saroyan Bitlis’ten Amerika’ya göç etmiş Ermeni bir ailenin çocuğudur. Bu kitabında yabancı bir dünyada var olma mücadelesi veren göçmen ailelerinin yaşam mücadelesini anlatır. Bir yerlerde yabancı olarak yaşamanın zorluğunu, ne kadar istense de oralı olamamayı, dışlanmayı, ikinci sınıf insan muamelesi görmeyi anlatır. Ermeniler Amerika'ya göçerken Anadolu kültürünü de yanlarında götürmüşlerdir. Kitabı okurken aslında ne kadar bizden olduklarına tanık oluruz.
William Saroyan'ın ailesi ve hemen hemen tüm akrabaları, 1915 olaylarından önce, yaşadıkları Bitlis'ten hiç görmedikleri ABD'ye göç etmişler..Saroyan Türkiye'de az bilinen fakat edebiyatta çok meşhur bir yazarmış, meşhurluğu: yazılarının sohbet tarzında ve kendisinin âdeta yaşadığı gibi anlatıyor olmasından ileri geliyormuş, bunu da önsözden öğrenebildim...Bu kitabında bulunan bir iki hikayesinde oraya göç etmiş Ermenilerin yaşadığı zorlukları, mizahi ve biraz da trajik bir şekilde çok güzel anlatmıştır...Okuyun, hoşunuza gidecektir. :)
Bakışlarıyla ‘ben senin kardeşinim’ diyenlere karşı dikkatli olun. Bir yerlerinde mutlaka bir hançer gizlidir.”
Ölüm içimizden birini yakalamadığı, biz de onu gömüp orada yattığını bilmediğimiz sürece nasıl herhangi bir yere ait olabilirdik ki?
“Bazı insanlar bir şey anlatmak istediklerinde konuşurlar, bazılarının bir şey anlatmak için konuşmaya ihtiyaçları yoktur."
Lafın kısası, eğer az buçuk kafadan çatlak değilseniz hissiyatınıza fazla güvenmeyin.
“Sadece senin hayatını kurtaracağım günü bekliyorum. Ondan sonra beni unut gitsin.”
En iyi insanlar ödleklerdir. En ilginç, en kibar, en has ve suç işleme ihtimali en az olanlar gene onlardır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ödlekler Cesurdur
Baskı tarihi:
Şubat 2010
Sayfa sayısı:
132
ISBN:
9789757265351
Kitabın türü:
Çeviri:
Ohannes Kılıçdağı
Yayınevi:
Aras Yayıncılık
1917 yılıydı, tam elli yıl önce, gene bu aydı belki, temmuz. Sen bağda yalnız kalıyordun. Karın ve iki oğlun Bitlis'teydiler, belki de yakınında ya da çok uzağında, birçoklarının kat ettiği ve üstünde öldüğü Bitlis'ten çöle uzanan uzun yolda, açlıktan ve susuzluktan ölmemiş, öldürülmemişlerse. Hayattalarsa bile, ne onlardan ne de onları gören birinden hiçbir haber alamamıştın. Belki de çocukların yaşıyor ama kim olduklarını bilmiyorlardı, hatırlayamayacak kadar küçüktüler. Belki bir yetimhaneye yerleştirilmiş ve onlara yeni isimler verilmişti....

Aile toplanıp Amerika'ya ilk önce New York'a, sonra Kaliforniya'ya gelince, ailevi delilik sürmüş ama şekli değişmiş. Tabi, bu da beklenebilir bir şeymiş, ne de olsa Amerika hepten başka çeşit bir ülke. Ailenin Amerika'da gömülü tek bir ferdi dahi yokmuş. Hepsi de yerin üstünde, Amerikan toprağına sağlam basarak hayatlarını sürdürüyorlarmış, kimi zaman karpuz satarak, kimi zaman bağda çalışarak.

Bir yandan Fresno'daydık, bir yandan hiçbir yerde. Ölüm içimizden birini yakalamadığı, biz de onu gömüp orada yattığını bilmediğimiz sürece nasıl herhangi bir yere ait olabilirdik ki?
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 19 okur

  • Burak Diniz
  • melike
  • Vedat
  • Özgür
  • Belkin
  • Adsız Alkolik
  • Oytun Oral
  • Kitap her yerde okunur
  • Mesut Aslan
  • proxima

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14.3 (1)
9
%14.3 (1)
8
%57.1 (4)
7
%0
6
%0
5
%14.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0