Günleri ardı sıra koyup uzunca bir yoldan geldim
Heybemde sana dair bir şey olmadan.
Fütursuzca geldim.
Bir yoldan geldim.
Yoldan geldim.
Geldim.
Vardığım nokta mevcudiyetinden çok daha ötesi,
Gaybın peşindeyim inan, senden ırak.
Şuursuzca bekledim.
Vardığım nokta mevcudiyetinden,
Çok daha ötesi.
Ötesindeyim.
Ve bir yol ki bu terk-i masiva,
Yalnızca o'na.
Usul usul...
Gidiyorum.
Henüz doğmuş bir bebek çığlığından hallice,
Öyle anlamsız ama hayat belirtisi gösteren.
Bir yer var, biliyorum; gidiyorum.
Biliyorum, gidiyorum.
Gidiyorum.
Varamıyorum.
SY 16.02.2024
Cemil Meriç, okuması en zor yazarlardan biridir. Fikri ve üslubu serttir. Kullandığı dil zordur, serttir. Düşüncelerini yüze tokat gibi vurur. Düşünceleri zihni yorar.
Bu eserinde de o kadar farklı yerlerde gezer ki. Oryantalizmden, İbrani Edebiyatına; Kitabı Mukaddes'ten Hermetizm'e, Akıl kavramına kadar geniş bir yelpazede düşünsel şov yapar adeta. Kullandığı o ağır ve derin dil, okuyucuyu ziyadesiyle de yorar haliyle. Diğer kitaplarını da okuyan bilir. O zaten bir fikir işçisi. Sürekli düşünen bir fikir işçisi. Okurken bir deneme mi yoksa manifesto mu ikilemi de eminim ilgi duyan okurda oluşuyordur. Yine onu daha önceden okumuşlar bilir ki bir Doğu hayranlığı diğer kitaplarında olduğu gibi aslında burda da çıkış noktasıdır. Yoksa ondan başka Hint Edebiyatını, İbrani Edebiyatını bu şekilde Batı karşısında savunan kaç yazar çıkabilir ki ? Yalnız şöyle bir husus var: Cemil Meriç, Batı'yı yetersiz ve yüzeysel görmüyor, aksine Doğu'nun bu kadar hakir görülmesine karşı. Yunan'ın mesela medeniyet olarak, çıkardığı fikir işçileri olarak derinliğini, zenginliğini bilir ama Doğu'nun da o fikirsel deryasının gözardı edilmesine şiddetle karşıdır. Bizdeki yanlış batılılaşma ve kendini görmezden gelmek, kendi değerlerini bir kenara bırakıp bir başka medeniyete duyulan bu gereksiz hayranlık rahatsız eder onu. Çünkü ona göre Işık Doğu 'dan Gelir.