Sercan Yıldız

Sercan Yıldız
@__Masiva__
Öğretmen
Mustafa Kemal Üniversitesi
Mersin /Diyarbakır
Mersin, 22 Temmuz
935 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
8/10
·279 syf.··
2026 13. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 09:07
Cemil Meriç, okuması en zor yazarlardan biridir. Fikri ve üslubu serttir. Kullandığı dil zordur, serttir. Düşüncelerini yüze tokat gibi vurur. Düşünceleri zihni yorar. Bu eserinde de o kadar farklı yerlerde gezer ki. Oryantalizmden, İbrani Edebiyatına; Kitabı Mukaddes'ten Hermetizm'e, Akıl kavramına kadar geniş bir yelpazede düşünsel şov yapar adeta. Kullandığı o ağır ve derin dil, okuyucuyu ziyadesiyle de yorar haliyle. Diğer kitaplarını da okuyan bilir. O zaten bir fikir işçisi. Sürekli düşünen bir fikir işçisi. Okurken bir deneme mi yoksa manifesto mu ikilemi de eminim ilgi duyan okurda oluşuyordur. Yine onu daha önceden okumuşlar bilir ki bir Doğu hayranlığı diğer kitaplarında olduğu gibi aslında burda da çıkış noktasıdır. Yoksa ondan başka Hint Edebiyatını, İbrani Edebiyatını bu şekilde Batı karşısında savunan kaç yazar çıkabilir ki ? Yalnız şöyle bir husus var: Cemil Meriç, Batı'yı yetersiz ve yüzeysel görmüyor, aksine Doğu'nun bu kadar hakir görülmesine karşı. Yunan'ın mesela medeniyet olarak, çıkardığı fikir işçileri olarak derinliğini, zenginliğini bilir ama Doğu'nun da o fikirsel deryasının gözardı edilmesine şiddetle karşıdır. Bizdeki yanlış batılılaşma ve kendini görmezden gelmek, kendi değerlerini bir kenara bırakıp bir başka medeniyete duyulan bu gereksiz hayranlık rahatsız eder onu. Çünkü ona göre Işık Doğu 'dan Gelir.
Işık Doğudan GelirCemil Meriç · İletişim Yayınevi · 20251,770 okunma
Reklam
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 23:45
Bu kadar çok beğeneceğimi asla tahmin etmedim açıkçası. Bir Albert Camus Yabancı'sı, bir Yusuf Atılgan Aylak Adam'ı tadı bıraktı bende. Üç kitaptaki karakterler de gözümün önüne geldi kitap boyunca. Hayatın anlamsızlığı, babalığın ağır geldiği bir adam, sorgulayış, varoluşsal sancılar... Oldukça sert mesajlar içeren bir kitap. Bir olaydan çok, olgu temelli bir kitap. Rahatsız edici türde seni sana bırakan bir yapıda ilerliyor eser. Yazar, seni köşeye sıkıştırmış. Kitap, kesinlikle kendini ele verdirmiyor. Hep kaçıyor, sen ise yakalayamıyorsun. İçerisinde o kadar farklı mesajlar barındırıyor ki. Kendisini yalnız bırakan bir adam, yalnızlığının da farkında, aslında yalnız olmamak da onun elinde. Ama bunu tercih ediyor. Hayatı sorguluyor. Sorguladıkça da boğuluyor. Kacamiyor kendinden. Ve yine ilerledikçe toplum tarafından dışlananlar, toplumun ahlaki değerlerinin dibe vuruşuna da şahitlik ediyoruz. Son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan biri oldu. Beni oldukça şaşırttı.
OğulAndrej Nikolaidis · Aylak Kitabevi · 201620 okunma
7/10
·509 syf.··
2026 9. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 01:10
Martin van Bruinessen'in Güneydoğu ve Doğu Anadolu'yu içine alan, Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölgeyi birinci kaynaklar ya da dolaylı kaynaklar ile ele aldığı; bölgenin toplumsal yaşamına ışık tuttuğu eseri. Kürtlerin özellikle Irak'ın Kuzeyi, İran, Suriye ve Türkiye'nin doğusunda konumlandığını ve yaşayış sekillerini tarihsel boyutta kitapta görebiliyoruz. Özellikle bu yaşayışı Ağa, Şeyh ve Devlet üçgeninde incelemiş Bruinessen. Ağa feodal lider, ekonomik güç. Şeyh dini lider. Devlet ise politik güç olarak lanse edilebilir. Bu üç hegemonya birbirleriyle ilişki halinde. Özellikle Kürtlerdeki feodal yaşamın toplumsal yasami nasıl şekillendirdiği, iç çekişmelere nasil yön verdiğini, ekonomik hayatın ne tür faaliyetler ile sürdürüldüğünü kitapta görebiliyoruz. Bu feodal yapının, bölgenin coğrafi koşullarından dolayi, aslında oluşan bir siyasi boşluk nedeniyle çıkmış olabileceğini yorumlamak mümkün. Bugün bu derebeylik düzenini bu bölgede görüyoruz, tıpkı Osmanlinin son dönemleri ve cumhuriyetin ilk zamanlarında olduğu gibi. Çünkü Doğu, sert bir coğrafya. Burada devletin etkisi o zamanlar fazla değildi, yolları yani ulasabilirligi iyi durumda değildi. Dolayısıyla Devlet otoritesinin zayıflamasina yol açan bir durum. Otoritenin olmadığı yerde kişiler, topraklarına toprak katarak güçlerine güç katmış ve otorite haline gelmiş. Ağalık, bu şekilde bölgede etkin güç haline gelmiş. Şeyh ise, Kürt ve Türk'ü bir arada tutan en önemli olgu olan dini boyutun lideriydi. Şeyh, toplumda saygı duyulan, topluma yön veren hatta ve hatta ayaklanmaları dahi organize eden, orduya komutanlık edebilen bir konuma da gelmiştir. Şeyh Sait ayaklanması başta olmak üzere örnekler oldukça fazla. Devlet bu noktadaki eksikliğini o dönemde bu nüfuzlu kişiler arasında kurduğu diyaloglar ile
Ağa, Şeyh, DevletMartin Van Bruinessen · İletişim Yayıncılık · 2021106 okunma
8/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2026 00:42
Mor Salkımlı Ev, anı türünde bir eser olmakla beraber güçlü otobiyografik çerçeveye de sahiptir. İki tür arasında bir yerde demek daha doğru olur. Yazar, kendi hayatına bir ayna tutmuş kitapta. Çocukluğunu ve gençliğini anlatmış önemli olayları ile. Mor Salkimli Ev ise ,yaşamında bir huzur, yaşamında bir arayış olarak hep yer edinmiştir. Bu evde yaşarken anlattıkları, dönemin sosyal yapısına dair önemli emareleri barındırıyor. Bunun yanısıra Doğu - Batı mukayesesi, kadının toplumdaki yeri ve önemi de yine anlattığı olaylardan yola çıkarak net bir şekilde ortaya konuyor. Özellikle annesini kaybetmesi ve babasının evlenmesi ile devam eden bir süreç, onu sürekli karmaşık bir aile yapısı içinde büyümeye sevk etmiş. Gördükleri ilerleyen dönemde hayatına aslında bir referans olmuştur. Babasının yeri onun için başkadır. Ne çok iyi ne de kötü. Aslında hayranlık duyduğu bir adam, ilmi ile ama bazı noktalarda ise onda hayal kırıklığı olarak da göze çarpıyor. İlk evliliğini genç yaşlarda yapan Halide Edip beklediğini bulamamış. Bu kişinin tercih edilmesinde de aslında babası ile benzer ilimde biriyle evlenme düşüncesi yatıyor olabilir. Ve kitapta, Osmanlı Devleti'nin son dönemi ele alınıyor. Tarihsel bir panaroma sunuluyor Osmanlı 'nın son dönemlerine dair. Özellikle Meşrutiyet ilanı, Babıali Baskını, Balkan Harbi, 1.Dünya Savaşı derken kitap bir noktadan itibaren tarihsel bir şekle bürünüyor. Bu kısımlarda, Osmanlı'nın içinde bulunduğu durum, yaşanılan zorluklar başarılı gözlemler ile aktarılmış, aslında yeni bir ülkeye evrilen süreç şeffaf bir şekilde gözler önüne serilmiştir. Arap coğrafyasında yaşanan sıkıntılar, çoklu ulus olmasıyla bilinen yapının çözülmesi, içeride yaşanan siyasal gelişmelerin toplumsal yapıya etkileri de yine kitapta aktarılan diğer hususlar. Genel
Mor Salkımlı EvHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20253,677 okunma
7/10
·232 syf.··
2026 6. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2026 20:37
Spoiler İçerir! Handan, Halide Edip Adıvar'ın en bilinen romanlarından biri olarak yine edebiyatımızda mektuplar şeklinde yazılmış en önemli romanlardandır. Kendisi kadın olarak, kadın karakterleri romanına baş karakter olarak konumlandırıyor Adıvar. Bu romanında da özellikle Handan özelinde, dönemin kadına bakışı, kadının içsel yakarışını en güzel şekilde aktarmış. Handan, çevresi tarafından saygı duyulan, güçlü, karakterli ve hayranlık uyandıran bir karakter olarak göze çarpıyor. Refik Cemal ise, romanın aslında birçoğunun onun gözünden aktarıldığı; efendi, düzgün, hislerini doruklarında yaşayan bir karakterdir. Yine eşi Neriman ise, saf, sonsuz sevgiyle Handan'ı ve eşini seven, mülayim diye nitelendirebileceğimiz bir karakterdir. Hüsnü Paşa; çapkın, pervasız, daldan dala konan bir kişilik. Karakter analizlerini yapmamın sebebi; romanın gidişatının bu karakter yapılarında gizli olmasıdır. Sırf toplum uygun gördü diye, mevkisinin de etkisiyle Hüsnü Paşa ile evlenmek durumunda kalan Handan, evlilik boyunca aldatılmış, ihmal edilmiş, yok sayılmıştır. Buna rağmen aşktan mı alışkanlıktan mi sizin yorumunuz, kolayca vazgeçemez Hüsnü Paşa'dan. Ve Refik Cemal, evli, mutlu, çocuklu. Ama toplum nezdinde saygın ve güçlü bir karakter olarak görünen Handan'a içten içe vurulmuştur. Neriman diye bir gerçeği varken dahi. Aslında her şey bu noktada kilit oluyor. Çünkü hisler karşılıklıdır. Handan da aynı muhabbeti duymaktadır. Ama toplumun değer yargıları, vicdanı ve aşkı arasında büyük bir bocalama içerisindedir. Kitap boyunca şunu soruyorsunuz ? Hüsnü Paşa'yı mi Refik Cemal'i seviyor Handan? Tabiki Refik Cemal'i. Çünkü Hüsnü Paşa, başta ifade ettiğim hususlardan ötürü hayatında yer almıştır. Ama tam manasıyla kalbinde, asla. Ama Refik Cemal'in eşi Neriman, Handan'ın en
HandanHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20197bin okunma
Reklam