Mor Salkımlı Ev

Halide Edib Adıvar
Tahmini Okuma Süresi:
9 sa. 18 dk.
Sayfa Sayısı:
328
Basım Tarihi:
Ekim 2025
İlk Yayın Tarihi:
1970
Yayınevi:
Can Yayınları
Orijinal Dil:
Türkçe
Orijinal Ülke:
Türkiye
ISBN:
9789750723339
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·344 syf.·
2021 19. kitabı
"İçimde, mor salkımlı bir ev var, Beşiktaş taraflarında idi. Çocukluğum o evde geçti, gittim aradım, bulamadım, yanmış… Onu yazacağım..." diyerek başlar kitabına Halide Edib. Bu, küçükken yaşadığı mor salkımlı evin kaybı değildir sadece; kitabın ilerleyen sayfalarında görülecek, kişilerin ve içine doğulan memleketin de kaybıdır aynı zamanda. Mor Salkımlı Ev, Osmanlı İmparatorluğu son döneminin siyasal ve sosyal yönlerini, halkın bu geçiş sürecinde yaşadığı doğu-batı ikiliğini Halide Edib'in gözünden anlatıyor. Yazarın sadece Türk modernleşmesi hakkındaki görüşleri değil milliyetçilik, feminizm, ideal eğitim sistemi gibi birçok farklı konuya ilişkin düşüncelerini de kitaptan öğrenmiş oluyoruz. Mor Salkımlı Ev'de Halide Edib, çocukluk yıllarından başlayarak 1917’ye kadar geçen sürede yaşadıklarını anlatır.Beşiktaş 'ta Mor salkımlı bir evde dünyaya gelen Halide, küçük yaşta annesini kaybeder. İçinde çok kısa bir süre yaşamasına rağmen belki de bu nedenle mor salkımlı ev kendisine annesini, çocukluğunu hatırlattığı için unutamamış ve onu yazmak istemiştir. Yazarın kendisiyle 'haminne' diye hitap ettiği anneannesi ve babası yakından alâkadar olmuşlardır. Babası Edib Bey, kızının eğitiminde İngiliz usulü bir terbiye modeli uygulamış ve kızını Amerikan kolejine yazdırmıştır ancak padişahın 'müslüman öğrencilerin hristiyan okullarda okuyamayacağı' emriyle okuldan alınır. Halide, eğitimine evde, değerli hocalardan aldığı özel derslerle devam eder. Rumca, Arapça, Fransızca öğrenir, piyano çalar, fikir ve düşünce anlamında da kendini geliştirerek çok yönlü bir insan olarak önemli yerlere gelmiştir. Halide Edip'in rol
Edebiyat
Mor Salkımlı EvHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20253,688 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2025 9. kitabı
Mor Salkımlı Ev’i okurken kendimi bir hatırat değil de sessiz bir iç konuşma dinliyormuş gibi hissettim. Halide Edib, yaşadıklarını dramatize etmeden, neredeyse mesafeli bir dinginlikle anlatıyor. Bu mesafe, metni soğuk değil; aksine inandırıcı kılıyor. Okuyucu olarak bana “bunu böyle hissetmelisin” demiyor, sadece yaşanmışlığı önüme koyuyor. Bir okuyucu olarak eserin bana verdiği duygu, nostaljiden çok bir arayış duygusu oldu. Halide Edib’in çocukluğu mutlu bir çocukluk gibi sunulmuyor; daha çok gözlemleyen, düşünen, erken olgunlaşmış bir çocuğun hikâyesi. Bu da metni duygusal olmaktan çok zihinsel bir yolculuğa dönüştürüyor. Mor Salkımlı Ev, geçmişi özlemek için değil, geçmişi anlamak için yazılmış bir eser. Okuyucuya hazır cevaplar vermiyor ama güçlü sorular bırakıyor. Bu yönüyle beni yormadı; düşündürdü.
Edebiyat
Mor Salkımlı EvHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20253,688 okunma
Puan vermedi·343 syf.··
2017 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2017 12:00
İlk olarak, annesini küçük yaşlarda kaybetmiş bir kız çocuğu karşılıyor bizleri. Bu küçük kız, bir yandan Mevlevilik tesirinde ve geleneklerine sıkı sıkıya bağlı bir anneanne, diğer yanda isealafranga bir babanın etkisi altında ilk çocukluk dönemini geçiriyor. Fakat benliğini henüz tam idrak edemediğinden üçüncü bir kişiymiş gibi bahsediyor kendinden. Kitapla ilgili yazımız : 1cay1kitap.com/morsalkimliev
Mor Salkımlı EvHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20253,688 okunma
10/10
·344 syf.··
2021 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2021 12:00
Yazar bu kitapta kendi çocukluk yıllarını okuduğu mektepleri ilk yazılarını ilk evliliğini eşinden ayrılışını Milli Mücadeleye nasıl ve hangi sebeplerle başladığını ve Osmanlı imparatorluğunun son dönemlerinş anlatıyor. Kitap bir anı kitabıdır Halide Edip Adıvarın bir çok anısı kitapta mevcuttur. Halide Edip Tanin matbaasında yazılar yazmaya başlar fakat açık fikirli bir kadın olarak kadın haklarını savunduğu için tehditler alır kısa bir süre sonra da matbaa basılırak kapatılır zaten bu yüzden bir süre vatanından uzakta kalmaya mecbur kalır önce Mısıra daha sonra İngilteye gider orda tanınmaya başlar ve çevre yapar. Daha sonra İstanbula döner Kız çocukları için açılmış olan Darülmuallimatta öğretmenlik yapmaya başlar 5 yıl burada çalıştıkan sonra Türk ocağına girer fakat orada arkadaşlarıyla fikir ayrılıklarına düştüğü için oradan ayrılır bu kişilerden biri de Ziya Gökalptir. Balkan muharebesi patlak verince bir hastahanede gönüllü olarak çalışmaya başlar. Bu esnada Adnan Adıvar ile tanışır bu ikinci evliliği olacaktır. Balkan harbi son bulunca hem öğretmenlik mesleğini hemde hemşirelik mesleğini bırakıp Kız mekteplerinde müdürdük ve müfettişlik yapmaya başlar. 1. Dünya savaşı çıktığında Cemal paşanın daveti üzerine Lübnana gider orada da çeşitli mektepler açarlar Halide Edip Adıvar nerdeyse tüm Arap diyarını gezerek insanlara ve çocuklara faydalı olmaya çalışmıştır.
Mor Salkımlı EvHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20253,688 okunma
7/10
·344 syf.··
2021 8. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 04 Ağustos 2021 14:07
•Mor Salkımlı Ev, Halide Edip'in çocukluk günlerinden 1918'e kadar olan hayatını kaleme aldığı, Milli Mücadeleye hangi sebepten başladığını konu edinen harika bir anı kitabıdır. •Kendisi büyük Sultanahmet mitingini yapmış, cepheye gitmiş, dönemi cesurca eleştirmiş ve kadın haklarını sonuna kadar savunmuş Milli Mücedele dönemi yazarlarımızdandır. Romanlarının hepsi olmasa da bir çoğu kadınlar üzerine şekillenmiştir. ✓"Ben bu bayrağın altında doğmuş bir Türk kadınıyım. Burada yaşadım, burada öleceğim." ✓Anılarının devamı 1918-1923 yıllarını içeren Türkün Ateşle İmtihanı kitabında yer almaktadır.
Edebiyat
Mor Salkımlı EvHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20253,688 okunma
Anılar
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2021 15. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2021 23:13
Halide Edip okumak... Kesinlikle edebi yönü kuvvetli bir yazar ve ben satır aralarında bu edebî yönü hissetmeyi seviyorum. Sayfaların ilerlemesini fark etmeden anılar yumağında kayboldum. Evet anılar yumağında. Halide Edib, Mor Salkımlı Ev adlı eserinde anılarını kaleme alıyor. Çocukluk yıllarından başlayarak, Milli Mücadele yıllarına kadar olan süreci anlatıyor. Selim İleri'nin Mor Salkımlı Ev için çok beğendiğim bir yorumu vardır; Mor Salkımlı Ev yakın tarihimizin ruh iklimini anlamak, kavramak ve o iklimde yaşamak açısından eşsiz bir anı kitabıdır. Bu yorum üzerine ne söylense az. Gerçekten de anılar arasında toplumsal yapıya odaklanarak farklı siyasi görüşe ya da etnik kökene sahip olan insanların birbirine saygılı yaklaşımı ele alınıyor, günümüz toplumu için ne kadar uzak bir durum oysa. Osmanlı'nın sosyo-kültürel yapısına daha yakından bakmamızı mümkün kılıyor. Sanata verilen önem, tiyatro salonları, oyunlar ya da edebî eserler. Kadın haklarından, partili dönemden, eğitim sisteminden, Meşrutiyet'ten, Osmanlı Devleti'ndeki değişimlerden bahsederek tarihi konularda da okuyucuyu bilgilendiriyor. Ve tanıdığımız pek çok isme rastgeliyoruz. Vatan sevgisi ile dolu, tek derdi vatan olan güzel insanlara. Halide Edib iyi ki bu topraklarda yaşamış, bize eserlerini bırakmış. Ruhu şad olsun.
1000Kitap
Mor Salkımlı EvHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20253,688 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
Beğendi
·
2020 6. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2020 02:11
Böyle güçlü kadınların biyografilerini herzaman büyük bir keyif ve gururla okumuşumdur.Halide Edip cumhuriyet tarihimiz için çok güçlü bir karakterdir. Halide Edip okumaya başliyorsanız kesinlikle ilk önce Mor salkımlı evle başlamalısınız.Doğal olarak çok fazla eski türkçe kelime kullanılmış bunların çıkarılması kitabın ahengine ters düserdi kanaatindeyim. Yazarın çocukluğundan itibaren tüm hayatını açık yüreklilikle yazıya dökmesi çok etkiledi beni. Kendi duyguları,yaşanan zamanın zorlukları çok güzel ifade edilmiş. Kesinlikle okunması gereken tarihe ışık tutan bir eser..
Mor Salkımlı EvHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20253,688 okunma
mor salkımlı hayatlar
9/10
·344 syf.·
2020 17. kitabı
Halide Edip bu otobiyografik romanında bizi Osmanlı'nın son yıllarına götürüyor. Ama ne götürmek... Zamanın eğitim sisteminden, evliliğe, boşanmaya, çocuk yetiştirmeye, hastalıklarına, sokakta yürürken görebileceklerimize dair bir seyahat... Diliyle ve muhalif duruşu ile saygı uyandırıyor kitap. Halide Edip'in büyüdüğü mor salkımlı evin huzurunu ve özlemini hissederek son sayfayı çevirirken buluyorsunuz kendinizi. Okumasam eksik kalacağım kitaplardan... Bende bıraktığı en büyük iz ise 19. yüzyılın sonunda İstanbulda hiç de renksiz olmayan bir ailenin hayatına yakından şahit olmuş olmam.
Edebiyat
Mor Salkımlı EvHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20253,688 okunma
1/10
·344 syf.·
2020 58. kitabı
Ahh bu kitabı okumam o kadar uzun sürdü ki... Hatıra türünde okuduğum ilk kitap Mor Salkımlı Ev oldu ve son olacak sanırım. Yani Halide Edip Adıvar ile de bu kitapla başlamam kötü oldu. Kendisinden bir miktar soğudum. Ateşten Gömlek kitabı ile beraber almıştım. Belki o kitap ile severim kendilerini. Yani umarım.
Edebiyat
Mor Salkımlı EvHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20253,688 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2020 60. kitabı
Kitap dünyam grubu ile toplu olarak okuduğumuz bir kitaptı. Yazarın okuduğum ikinci kitabı. Halide Edibin çocukluk anılarından başlayıp birinci dünya savaşının sonuna kadar geçen olayları anlattığı bir kitap. Aldığı eğitim , o dönem olan olaylar , büyüdüğü ev.. Anı kitaplarını okumayı sevmediğim için bu kitabı okurken çok sıkıldım. Ama Halide edibi tanımak için güzel bir başlangıç olabilir.
Mor Salkımlı EvHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20253,688 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Halide Edib AdıvarYazar · 45 kitap
Halide Edib Adıvar (Osmanlıca: خالده اديب اديوار; d. 1882 veya 1884 - 9 Ocak 1964), Türk yazar, siyasetçi, akademisyen, öğretmen. Halide Onbaşı olarak da bilinir. Halide Edib, 1919 yılında İstanbul halkını ülkenin işgaline karşı harekete geçirmek için yaptığı konuşmaları ile zihinlerde yer etmiş usta bir hatiptir. Kurtuluş Savaşı’nda cephede Mustafa Kemal’in yanında görev yapmış bir sivil olmasına rağmen rütbe alarak savaş kahramanı sayılmıştır. Savaş yıllarında Anadolu Ajansı’nın kurulmasında rol alarak gazetecilik de yapmıştır. II. Meşrutiyet’in ilanı ile birlikte yazarlığa başlayan Halide Edib; yazdığı yirmi bir roman, dört hikâye kitabı, iki tiyatro eseri ve çeşitli incelemeleriyle Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemleri Türk edebiyatının en çok eser veren yazarlarındandır. Sinekli Bakkal adlı romanı, en bilinen eseridir. Eserlerinde kadının eğitilmesine ve toplum içindeki konumuna özellikle yer vermiş, yazıları ile kadın hakları savunuculuğu yapmıştır. Birçok kitabı sinemaya ve televizyon dizilerine uyarlanmıştır. 1926 yılından itibaren yurt dışında yaşadığı 14 sene boyunca verdiği konferanslar ve İngilizce olarak kaleme aldığı eserler sayesinde zamanının dış ülkelerde en çok tanınan Türk yazarı olmuştur. İstanbul Üniversitesi’nde edebiyat profesörü olan Halide Edib, İngiliz Filoloji Kürsüsü Başkanlığı yapmış bir akademisyen; 1950’de girdiği TBMM’de ise milletvekilliği yapmış bir siyasetçidir. I. TBMM hükûmetinde sağlık bakanı olan Adnan Adıvar’ın eşidir. Çocukluk ve öğrencilik yılları 1882 yılında Beşiktaş, İstanbul'da doğdu. Babası, II. Abdülhamit devrinde Ceyb-i Hümayun (Padişah Hazinesi) kâtipliği, Yanya ve Bursa Reji Müdürlüğü yapan[1] Mehmet Edib Bey, annesi Fatma Berifem Hanım'dır. Annesini küçük yaşta veremden kaybetti. Evde özel dersler alarak ilköğrenimini tamamladı. Yedi yaşında iken yaşını büyüterek girdiği Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nden bir öğrencinin jurnali üzerine bir sene sonra padişah II. Abdülhamit'in iradesi ile uzaklaştırıldı[3] ve evde özel ders görmeye başladı. İngilizce öğrenirken çevirdiği kitap 1897’de basıldı. Bu, Amerikalı çocuk kitapları yazarı Jacob Abbott'un "Ana" adlı eseri idi. 1899 yılında bu çeviri nedeniyle II. Abdülhamit tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. Daha sonra kolejin yüksek sınıfına geri dönerek İngilizce ve Fransızca öğrenmeye başlayan Halide Edib, Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nden lisans derecesi alan ilk Müslüman kadın olmuştur. İlk evliliği ve çocukları Halide Edib, kolejin son sınıfında iken matematik öğretmeni olan Salih Zeki Bey ile okuldan mezun olduğu yıl evlendi. Eşi rasathane müdürü olduğu için evleri hep rasathane içinde oldu ve bu yaşam ona sıkıcı geldi. Evliliğinin ilk yıllarında eşine Kamus-ı Riyaziyat adlı eserini yazmada yardımcı oldu, ünlü İngiliz matematikçilerin yaşam öykülerini Türkçeye çevirdi. Birkaç Sherlock Holmes hikâyesinin de çevirisini yaptı. Fransız yazar Emile Zola’nın yapıtlarına büyük ilgi duymaya başladı. Daha sonra ilgisi Shakespeare’e yöneldi ve Hamlet adlı yapıtının çevirisini yaptı. 1903 yılında ilk oğlu Ayetullah, bundan on altı ay sonra da ikinci oğlu Hasan Hikmetullah Togo dünyaya geldi. 1905 yılında gerçekleşen Japon-Rus Savaşı'nda Batı uygarlığının bir parçası sayılan Rusya'yı Japonların yenmesinin verdiği sevinçle oğluna Japon Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Togo Heihachiro'nun ismini vermişti. II. Meşrutiyet'in ilan edildiği 1908 yılı Halide Edib’in hayatında bir dönüm noktası oldu. 1908'de gazetelerde kadın haklarıyla ilgili yazılar yazmaya başladı. İlk yazısı Tevfik Fikret'in çıkardığı Tanin'de yayımlandı. Başlangıçta, -eşinin isminden ötürü- yazılarında Halide Salih imzasını kullandı. Yazıları, Osmanlı içerisindeki muhafazakâr çevrelerin tepkisini çekti. 31 Mart Ayaklanması sırasında öldürülme endişesiyle kısa süre için iki oğluyla Mısır'a gitti. Oradan İngiltere’ye giderek kadın hakları konusundaki yazıları nedeniyle kendisini tanıyan İngiliz gazeteci Isabelle Fry’ın evinde konuk oldu. İngiltere’ye gidişi o dönemde kadın-erkek eşitliği konusunda sürüp giden tartışmalara tanık olmasına, Bertrand Russell gibi fikir adamlarıyla tanışmasına vesile oldu. 1909'da İstanbul'a geri döndü, siyasi içerikli yazıların yanı sıra edebi yazılar da yayımlamaya başladı. Heyyula ve Raik'in Annesi adlı romanları basıldı. Bu arada kız öğretmen okullarında öğretmenlik ile vakıf okullarında müfettişlik görevlerinde bulundu. İleride yazacağı Sinekli Bakkal adlı ünlü romanı, bu görevler gereği İstanbul’un eski ve arka mahallelerini tanıması sayesinde ortaya çıkmıştı. Eşi Salih Zeki Bey'in ikinci bir kadınla evlenmek istemesi üzerine ondan 1910 yılında boşandı ve artık yazılarında Halide Salih yerine Halide Edib adını kullanmaya başladı. Aynı yıl Seviyye Talip romanını yayımladı. Bu roman, bir kadının kocasını terk ederek sevdiği erkekle yaşayışını anlatır ve feminist bir eser olarak değerlendirilir. Basıldığı dönemde birçok eleştiriye maruz kalmıştır. Halide Edib, 1911 yılında ikinci kez İngiltere'ye gidip kısa bir süre orada bulundu. Yurda döndüğünde Balkan Savaşı başlamıştı. Balkan Savaşı yılları Balkan Savaşı yıllarında kadınlar toplum yaşamında daha aktif rol almaya başlamışlardı. Halide Edib de bu yıllarda Teali-i Nisvan Cemiyeti’nin (Kadınları Yükseltme Derneği) kurucuları arasında yer aldı ve yardım işlerinde çalıştı. Bu dönemde genç yaşta ölen arkadaşı ressam Müfide Kadri'nin hayatından esinlenerek Son Eseri adlı aşk romanını kaleme aldı. Öğretmenlik mesleğinin içinde olduğundan eğitim ile ilgili bir kitap yazmaya yöneldi ve Amerikalı düşünür ve eğitimci Herman Harrell Horne'un "The Psychological Principle of Education" (Eğitimin Psikolojik Temeli) adlı eserinden yararlanarak Talim ve Edebiyat adlı kitabı yazdı. Aynı dönemde Türk Ocağı içinde Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Ahmet Ağaoğlu, Hamdullah Suphi gibi yazarlarla tanıştı. Bu kişilerle dostluğu sonucu Turancılık fikrini benimseyen Halide Edib, bu düşüncenin etkisiyle Yeni Turan adlı eserini yazdı. 1911'de Harap Mabetler ve Handan isimli romanları yayımlandı. I. Dünya Savaşı yılları Balkan Savaşları 1913’te sona ermişti. Öğretmenlikten istifa eden Halide Edib, Kız Mektepleri Umumi Müfettişliği görevine getirildi. I. Dünya Savaşı başladığında bu görevdeydi. 1916'da Cemal Paşa'nın daveti üzerine okul açmak üzere Lübnan ve Suriye'ye gitti. Arap eyaletlerinde iki kız okulu ve bir yetimhane açtı. Orada bulunduğu sırada babasına verdiği vekâlet ile Bursa’da, aile doktorları Adnan Adıvar ile nikâhları kıyıldı. Lübnan’da iken Kenan Çobanları adlı 3 perdelik operanın librettosunu yayımladı, eseri Vedi Sebra besteledi. Yusuf Peygamber ve kardeşlerini konu alan bu eser, o yıllarda savaş koşullarına rağmen yetimhane öğrencileri tarafından 13 defa sahneye kondu. Türk ordularının Lübnan ve Suriye'yi boşaltması üzerine 4 Mart 1918’de İstanbul'a döndü. Yazar, hayatının buraya kadar olan bölümünü Mor Salkımlı Ev adlı kitabında anlatmıştır. Millî Mücadele yılları ve ABD mandası tezi Halide Edib, İstanbul'a döndükten sonra Darülfünun'da Batı edebiyatı okutmaya başladı. Türk Ocakları'nda çalıştı. Rusya'daki Narodnikler (Halka Doğru) hareketinden esinlendi ve Türk Ocakları içindeki küçük bir grubun Anadolu'ya uygarlık götürmek amacıyla kurduğu Köycüler Cemiyeti'nin reisi oldu. İzmir'in işgalinden sonra "millî mücadele" en önemli işi hâline geldi. Karakol adlı gizli örgüte girerek Anadolu’ya silah kaçırma işinde rol aldı. Vakit Gazetesi'nin sürekli yazarı, M. Zekeriya ve eşi Sabiha Hanım'ın çıkarttıkları Büyük Mecmua'nın başyazarı oldu. Millî Mücadele taraftarı aydınların bir kısmı işgalcilere karşı ABD ile işbirliği yapma düşüncesindeydi. Halide Edib bu düşüncedeki Refik Halit, Ahmet Emin, Yunus Nadi, Ali Kemal, Celal Nuri gibi aydınlarla 14 Ocak 1919'da Wilson Prensipleri Cemiyeti'nin kurucuları arasında yer aldı. Cemiyet, iki ay sonra kapandı. Halide Hanım, Amerikan mandası tezini Sivas Kongresi hazırlıklarını sürdürmekte olan Millî Mücadele'nin önderi Mustafa Kemal'e yazdığı 10 Ağustos 1919 tarihli bir mektupla açıkladı. Ancak bu tez kongrede uzun uzun tartışılacak ve reddedilecekti. Yıllar sonra Mustafa Kemal Nutuk adlı eserinde "Amerikan Mandası için Propogandalar" başlığı altında Arif Bey, Selahattin Bey, Ali Fuat Paşa ile telgraf görüşmeleri yanında Halide Edib'in mektubuna da yer vermiş ve mandaterliği eleştirmiştir. Yıllar sonra Halide Edib Türkiye'ye geri döndüğünde verdiği bir röportajında Millî Mücadele için "Mustafa Kemal Paşa haklıymış!" demiştir. İstanbul mitingleri ve idam kararı 15 Mayıs 1919 günü İzmir’i Yunanların işgal etmesi üzerine İstanbul’da ardı ardına protesto mitingleri düzenlenmekteydi. İyi bir hatip olan Halide Edib, 19 Mayıs 1919 günü Asri Kadınlar Birliği’nin düzenlediği ve kadın hatiplerin de konuşmacı olduğu ilk açık hava mitingi olan Fatih Mitingi’nde kürsüye çıkan ilk konuşmacıydı, attığı nutuk ile belleklerde büyük iz bıraktı. 20 Mayıs’ta Üsküdar mitingi, 22 Mayıs’ta Kadıköy mitingine katıldı. Bunları Halide Edib’in başkahramanı haline geldiği Sultanahmet mitingi izledi. Önceden hazırlanmadan ve yazmadan yaptığı konuşmada sarf ettiği “Milletler dostumuz, hükûmetler düşmanımızdır.” cümlesi bir vecize halini aldı. İngilizler İstanbul’u 16 Mart 1920’de işgal ettiler. Hakkında idam emri çıkardıkları ilk kişiler arasında Halide Edib ve eşi Dr. Adnan da vardı. 24 Mayıs’ta padişah tarafından onaylanan kararda idama mahkûm edilen ilk 6 kişi Mustafa Kemal, Kara Vasıf, Ali Fuat Paşa, Ahmet Rüstem, Dr. Adnan ve Halide Edib idi. Anadolu'da mücadele Haklarında idam kararı çıkmadan önce Halide Edib, eşi ile birlikte İstanbul’dan ayrılıp Ankara’daki Millî Mücadele’ye katılmıştı. Çocuklarını İstanbul’da yatılı okulda bırakarak 19 Mart 1920 günü Adnan Bey ile at sırtında yola çıkan Halide Hanım, Geyve’ye ulaştıktan sonra buluştukları Yunus Nadi Bey ile birlikte trene binip Ankara’ya gitmiş ve 2 Nisan 1920 günü Ankara’ya varmıştı. Halide Edib, Ankara’da Kalaba'daki (Keçiören) karargâhta görev aldı. Ankara yolunda iken Akhisar İstasyonu’nda Yunus Nadi Bey ile birlikte kararlaştırdıkları gibi Anadolu Ajansı isimli bir haber ajansının kurulması Mustafa Kemal Paşa'dan onay görünce ajans için çalışmaya başladı. Ajansın muhabiri, yazarı, yöneticisi, ayak işlerine bakanı olarak çalışıyordu. Haber derleyip Millî Mücadele’ye ilişkin bilgileri telgrafı olan yerlere telgrafla iletmek, olmayan yerlerde cami avlusuna afiş olarak yapıştırılmalarını sağlamak, Avrupa basınını takip edip Batılı gazetecilerle iletişim kurmak, Mustafa Kemal'in yabancı gazetecilerle görüşmesini sağlamak, bu görüşmelerde tercümanlık yapmak, Yunus Nadi Bey'in çıkardığı Hâkimiyet-i Milliye gazetesine yardımcı olmak ve Mustafa Kemal'in diğer yazı işleri ile ilgilenmek Halide Edib'in yürüttüğü işlerdi. 1921’de Ankara Kızılay başkanı oldu. Aynı yılın Haziran ayında Eskişehir Kızılay’da hasta bakıcılık yaptı. Ağustos’ta orduya katılma isteğini Mustafa Kemal’e telgrafla iletti ve cephe karargâhında görevlendirildi. Sakarya Savaşı sırasında onbaşı oldu. Yunanların halka verdiği zararları incelemek ve raporlamakla sorumlu Tetkik-i Mezalim Komisyonu’nda görevlendirildi. Vurun Kahpeye adlı romanının konusu bu dönemde oluştu. Türk'ün Ateşle İmtihanı (1922) adlı anı kitabı, Ateşten Gömlek (1922), Kalp Ağrısı (1924), Zeyno'nun Oğlu adlı romanlarında Kurtuluş Savaşı'nın değişik yönlerini gerçekçi biçimde dile getirebilmesini savaştaki deneyimlerine borçludur. Savaş boyunca cephe karargâhında görev yapan Halide Edib, Dumlupınar Meydan Muharebesi’nden sonra ordu ile İzmir’e gitti. İzmir’e yürüyüş sırasında rütbesi başçavuşluğa yükseldi. Savaştaki yararlılıklarından ötürü İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. Kurtuluş Savaşı sonrası Kurtuluş Savaşı, Türk ordusunun zaferiyle sonuçlandıktan sonra Ankara'ya döndü. Eşi, Dışişleri Bakanlığı'nın İstanbul temsilciliği ile görevlendirilince birlikte İstanbul'a gittiler. Anılarının buraya kadar olan kısmını Türk'ün Ateşle İmtihanı adlı eserinde anlatmıştır. Halide Edib, cumhuriyetin ilanından sonra Akşam, Vakit ve İkdam gazetelerinde yazdı. Bu arada Cumhuriyet Halk Fırkası ve Mustafa Kemal Paşa ile siyasi fikir ayrılıkları yaşadı. Eşi Adnan Adıvar'ın Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kuruluşunda yer alması sonucu iktidar çevresinden uzaklaştılar. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılıp Takrir-i Sükun kanununun kabul edilmesiyle tek parti dönemi başlayınca, kocası Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye'den ayrılmak zorunda kalarak İngiltere'ye gitti. 1939 yılına kadar 14 yıl boyunca yurt dışında yaşadı. Bu sürenin 4 yılı İngiltere'de, 10 yılı da Fransa'da geçti. Halide Edib, yurt dışında yaşadığı dönemde kitap yazmayı sürdürdüğü gibi Türk kültürünü dünya kamuoyuna tanıtmak amacıyla pek çok yerde konferanslar verdi. İngiltere'de Cambridge, Oxford; Fransa'da Sorbonne üniversitelerinde konuşmacı oldu. İki defa Amerika Birleşik Devletleri'ne, bir defa da Hindistan'a davet edilerek gitti. 1928 yılında ABD'ye ilk gidişinde Williamstown Siyaset Enstitüsü'nde yuvarlak masa konferansına başkanlık yapan ilk kadın olarak büyük ilgi çekti. Artık ABD'de yaşamakta olan oğullarını, Anadolu'da Millî Mücadele'ye katılmak için onlardan ayrılışından 9 yıl sonra ilk defa bu gezi sırasında tekrar görebildi. 1932 yılında Columbia Üniversitesi College Of Barnard'dan gelen çağrı üzerine ikinci kez ABD'ye gitti ve ilk gidişindeki gibi seri konferanslarla ülkeyi dolaştı. Yale, Illinois, Michigan üniversitelerinde konferanslar verdi. Bu konferansların sonucu olarak Türkiye Batıya Bakıyor adlı eseri ortaya çıktı. 1935 yılında İslam üniversitesi Jamia Milia'yı kurmak için açılan kampanyaya katılmak üzere Hindistan'a çağrıldığında Delhi, Kalküta, Benares, Haydarabad, Aligarh, Lahor ve Peşaver üniversitelerinde dersler verdi. Konferanslarını bir kitapta topladı, ayrıca Hindistan izlenimlerini içeren bir kitap yazdı. 1936 yılında en ünlü eseri olan Sinekli Bakkal’ın İngilizce orijinali "The Daughter of the Clown" yayımlandı. Roman aynı yıl Türkçe olarak Haber gazetesinde tefrika edildi. Bu eser 1943 yılında CHP Ödülü’nü aldı ve Türkiye’de en çok baskı yapan roman oldu. 1939'da İstanbul'a döndü ve 1940 yılında İstanbul Üniversitesi'nde İngiliz Filolojisi kürsüsünü kurmakla görevlendirildi, kürsünün 10 yıl başkanlığını yürüttü. Shakespeare hakkında verdiği açılış dersi büyük yankı uyandırdı. 1950 yılında Demokrat Parti listesinden İzmir milletvekili olarak TBMM'ye girdi ve bağımsız milletvekili olarak görev aldı. 5 Ocak 1954 günü Cumhuriyet Gazetesi'nde Siyasi Vedaname başlıklı bir yazı yayımlayarak bu görevinden ayrıldı ve tekrar üniversitede görev aldı. 1955'te eşi Adnan Bey'in kaybı ile sarsıldı. Halide Edib Adıvar, 9 Ocak 1964 tarihinde İstanbul'da 80 yaşındayken böbrek yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdi. Cenazesi, Merkezefendi Mezarlığı’na defnedildi. Sanatı Hemen her eserinde anlatı türünü benimseyen Halide Edib Adıvar, en çok Ateşten Gömlek (1922), Vurun Kahpeye (1923-1924) ve Sinekli Bakkal (1936) adlı romanlarıyla tanınır ve Cumhuriyet dönemi edebiyatında gerçekçi roman geleneğinin öncülerinden biri olarak kabul edilir. Eserleri genellikle içerik bakımından üç grupta incelenmiştir: Kadın meselelerini ele alan ve eğitilmiş kadının toplumdaki yerini arayan eserleri, Millî Mücadele dönemini anlatan eserleri ve şahsiyetleri, içinde bulundukları geniş toplumla birlikte ele alan romanları. İngiliz romanı geleneklerine uygun yapıtlarında Türk toplumunun geçirdiği evrimi, bu evrim sürecindeki çatışmaları, kendi deneyim ve gözlemlerine dayanarak sergilemiştir. Olaylar ve kişiler çoğunlukla birbirinin devamı özelliği taşıdığı için ırmak roman olarak nitelendirilebilir. Kadın psikolojisini derinliğine işlediği romanlarında, ideal kadın tipleri yaratmaya çalışan Halide Edib, romanlarını sade bir dil ve üslupla kaleme almıştır. Eserleri Roman Heyulâ (1909) Raik’in Annesi (1909) Seviyye Talip (1910) Handan (1912) Son Eseri (1913) Yeni Turan (1913) Mev'ud Hüküm (1918) Ateşten Gömlek (1923) Vurun Kahpeye (1923) Kalp Ağrısı (1924) Zeyno'nun Oğlu (1928) Sinekli Bakkal (1936) Yolpalas Cinayeti (1937) Tatarcık (1939) Sonsuz Panayır (1946) Döner Ayna (1954) Akile Hanım Sokağı (1958) Kerim Usta'nın Oğlu (1958) Sevda Sokağı Komedyası (1959) Çaresaz (1961) Hayat Parçaları (1963) Hikâye Harap Mabetler (1911) Dağa Çıkan Kurt (1922) İzmir'den Bursa'ya (1963) Kubbede Kalan Hoş Seda (1974) Anı Türkün Ateşle İmtihanı (1962) Mor Salkımlı Ev (1963) Oyun Kenan Çobanları (1916) Maske ve Ruh (1945)