Bazı okurlar sırf okumuş olmak için okur. Anı değerlendirmektir maksat. Bazı okurlar da var ki tıpkı benim gibi, eksik olan bilgi hazinelerini doldurmak gailesindedir. Düşünsel bağlamda kendimizi ham sayarız ve her yeni öğrendiğimiz bilgilerin ışığında olgunlaştığımıza dem vururuz.
Bazen öyle eserlere denk geliriz ki, kendi benliğimizin bir aynası yansımasıdır anlatılanlar. Zihnimizin karanlık dehlizlerine gizlediğimiz anılarımız bir, bir çıkar gün yüzüne! Salt kendi öz benliğimiz de, bir aydınlanmadır yaşadığımız. Öyle bir aydınlanma ki yaşanılan hem içten, hem de dışardan.
Kış Masalı adlı eserle, Shakespeare'in yedinci eserini okumuş olmaktayım. Siz deyin, yumuşak ve ince duyguları keskin ve nükteli bir anlatımla dile dökmesi; ben diyeyim, karakterleri derin bir şekilde analiz ederek, karşı görüşlere ve çarpıcı karşıtlıklara yer vererek insan davranışlarını sorgulaması. Sebep ne olursa olsun! Shakespeare olan ilgim ve akabinde gelişen hayranlığım artarak çoğalmakta.
Montaigne'nin Denemeleri 1603'te yazdığında, İngilizleri etkisi altına aldığı zamanlar, Shakespeare'in de oyunlarında monarşi yönetiminin huzursuz ve kuşkucu ortamını halka yansıtmakla meşgul olduğunu, biliyor musunuz? Öyle ki eserlerine aşina olan okurlar mutlaka bilir, Shakespeare'in soylu ile yoksul halk arasındaki sınıf farkını nasıl irdelediğini. Shakespeare iki sınıf farkını da en ince ayrıntılarına kadar irdelediği için, farkında olmadan büyük bir kalkınma akımının öncüsü olmuş ve ortaçağdan kalma sınıf farkı sorgulanmaya başlanmıştır.
Kış Masalı beş perdelik bir tiyatro eseri olmasına rağmen Özdemir Nutku'nun yapmış olduğu araştırmalar ışığında, dramatik sahneler arasına komik geçişler serpiştirilmiş olduğundan bir romans olarak değerlendirildiğini öğrenmekteyiz. Eserde kraliyet ailesine