Adı:
Macbeth
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
114
ISBN:
9789754588590
Orijinal adı:
Macbeth
Çeviri:
Sabahattin Eyüboğlu
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Macbeth;

William Shakespeare (1564-1616): Oyunları ve şiirlerinde insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle yaklaşık 400 yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdüren bu efsanevi yazar, büyük olasılıkla 1606 yılında yazdığı Macbeth’le “yükselme arzusu ve politik hırsın” kişiyi neye dönüştürebileceğini dünü, bugünü ve yarını kapsayacak bir derinlikle öngörmüştür.

Sabahattin Eyüboğlu (1909-1973); Hasan Âli Yücel’in kurduğu Tercüme Bürosu’nun başkan yardımcısı ve Cumhuriyet döneminin en önemli kültür insanlarından biriydi. Tek başına ya da “imece” birlikteliğiyle yaptığı çeviriler, Hayyam’dan Montaigne’e, Platon’dan Shakespeare’e hep, dünya kültürünün doruk adlarındandı.
#Spoiler içerir.#
Okuduğum kitaplara şöyle bir göz attığımda uzun zamandır tiyatro okumadığımı fark ettim. Böylece Shakespeare’in en ünlü oyunlarından olan Macbeth ile yollarımız kesişmiş oldu ve bu 130 sayfalık, kısa ancak etkileyici eseri okumaya başladım.
“Doğduğu gün de, bugün de tiyatronun asıl amacı nedir? Dünyaya bir ayna tutmak, iyilerin iyiliklerini, kötülerin kötülüklerini göstermek…” diyen Shakespeare bu eserinde saf kötülüğü gözlerimizin önüne seriyor. İyi bir savaşçı olan Macbeth, cadıların kehanetlerinden öyle etkileniyor ki içindeki kötülüğün uyanmasıyla ortaya çıkan hırsı gözlerini adeta kör ediyor. Tahtı ele geçirip kral olabilmek için art arda cinayetler işlemeye başlıyor. Ve sonunda da tahtı elde ediyor. Ancak Macbeth’in de kitapta dediği gibi “Tanrısal adalet içine zehir koyduğumuz kadehi kendi dudaklarımıza sunuyor.” ve o taht karakterimizin sonu oluyor…
Macbeth, benim için gücün, hırsın,açgözlülüğün temsilcisi oldu. Ve yazarın şiirsel diliyle bize aktardığı bu trajediyi iyi ki okudum dedirtti. Sizin de okumanızı tavsiye ederim.
Bazen olaylar göründüğü gibi değildir ve insanın içine ekilen kötülük tohumları nedense iyilikten daha hızlı büyür.
Macbethte de bu durum söz konusu.
Hele bir de işin içine hırs girdiğinde, sonuçlarını hiç sorgulamadığı işler yaptırıyor insana. İnsanlığını unutturacak işler.
Shakespeare'ın eserlerinde en sevdiğim nokta; karakterlerin içselliği, bunun sonucu olarakta karakterlerde ki vicdanı yargılamadır.
Bu yüzden kitapta var olan 3 cadı karakterini, onların kehanetlerini,Macbeth'in iç sesi olarak algıladım,zira kalkıştığı işler içinde kötülük beslenmeden yalnızca kehanetler üzerine yapılacak olaylar değil.
Bu yönüyle arzuların hırsa dönüş hikayesi denebilir.
Kitap okurken en sevdiğim şeylerden biri ise kitaba kaldığım yerden devam edecekken öncesinde sonu hakkında kafamda kurduğum senaryolar, varsayımlardır. Bu biraz da kitabın başarısıyla alakalı elbette. Çok farklı bir son beklemiyor olsam da üzerinde düşünmemi sağlayan güzel bir eserdi.

Benzer kitaplar

Herkes tarafından sevilen kimsenin önünde duramadıgı büyük savaşçı Macbeth'in içine üç cadının hükümdarlık müjdesi fısıldamasıyla Macbeth'in içinde beslenmiş olan kötü duygular ayağa kalkar ve hükümdarlık için büyük bir hırsa kapılır bu hırs ona neler neler yaptırmıştır, kendi sonunu kendisi hazırlamıştır.

Klasik bir kitap, Shakespeare okuyacagim bir de onu sevecegim aklıma gelmezdi. Tiyatro olmasına rağmen dili çok akıcı hemen bitirebileceginiz bir eser. Ders verici bir kurgusu var.
İroni üzerinden ; korku, ihtiras, iyi-kötü, insanoğlunun dış görünümü ve iç yüzü, adalet, keder, muhayyile, iç ve dış dünya, gerçek ve gerçek dışı, rasyonel ve irrasyonel düşünce, söz, duyumsama, insani değerler, yaşamının anlamı ve anlamsızlığı temalarını bu denli güçlü işleyen nadir eserlerden. Shakespeare' in dramatik dehası, söz ustalığı ve kullandığı temaların etkili işlenişi hepsi her bir sayfada size yoldaş oluyor. Hoş kalın...
Shakespeare'in en ünlü oyunlarından olan Macbeth, insanoğlunun açgözlülüğünü, yükselme hırsını ve bu hırsla yapabileceklerini gözler önüne seriyor. Akıcı ve şiirsel anlatımıyla beni bir kez daha kendine hayran bıraktı. Shakespeare gibi ölümsüz bir yazarı okumadan ölmeyin :)
İnsanoğlu ne iyi ne kötü, ne de hem iyi hem kötü insan iyi kötü bir varlık.Salt bir insanın iyi olduğu ya da kötü olduğunu düşünüyorsanız masalları seviyorsunuz ben de severim masalları hem mutlu bittiğinden hem sonsuza kadar mutlu biteceğinden hem de insanları karmaşık bir varlık olmaktan kurtardıkları için.İnsan çok karmaşık bir varlık okuyucu ben de .Ruhsal ayrıkların içinde birbirimizi hissedemiyoruz,hırslarımız bizi yok ediyor,ölümü unutunca tıpkı masallarda ki gibi sonsuza kadar yaşayacağımızı zannediyoruz.Burası dünya burada vahşi bir doğa vahşi insanlar vahşi hırslar,savaşlar,eziyetler,zulümler,benciller iç içe geçmiş.Acılarla dolu bir dünya içinde sevinçleri olan...İyiliklerle dolu bir dünya içinde kötülükleri barındıran...Ölümlü bir dünya sonsuzluğu umut eden...
Salt iyi biri değilim ama iyi olmaya çalışanlardanım.Zaman zaman kendimi kötü biri olarak görsemde iç savaş veriyorum ruhumla.Belki ruhum hayatımdan yoruldu belki ben ondan.Vicdanın iyi bir adalet yargıcı olduğunu söylerler ki bana göre öyledir bu,onu rahatsız etmeye hiç gelmiyor rahatsızlık veriyor kalbime... Velhasıl Macbeth de vicdanı rahatsız olanlardan,hırsına yenik düşenlerden,kendine yazık etti.Kötülüğün cezası var mıdır acep yaşadığımız dünyada ? Yazarımız cezasını kesmiş insani içgüdüyle.Şahsi fikrim şudur ki bana kötülük yapan bir insana ceza kesmek benim de bir o kadar kötü olduğumu gösterir.Kötülük yapan kötülüğü kendine vermiyor mu zaten.Vicdanımız rahat değilse,asıl mutluluğun başkasını mutlu etmekten geçtiğini anlamamışsanız,iyilik için savaşmamış,kalbinizi temiz tutamamışsanız yaşamak yaşamak mı gerçekten.
Ölüm tek gerçek o zaman bunca kötülük niye ? Düşünmek için şehirden uzaklaştırılmış mezarlıklar iyi bir seçim.Ne diyeyim kimsenin hayatı Macbeth kadar kötü olmasın.O dünyada ki en güzel duygulardan mahrum olarak yaşadı ve öldü.
Eserdeki kendine özgü kötülük, Ortaçağ'ın yarı karanlık, geri kalmış ve ilkel atmosferin saltanat uğruna yapılan cinayetlerin şiirsel anlatımı...
Kitap tiyatro türünde olduğu için roman gibi olmasa da okurken de insana çok keyif veriyor. Ben "ölür, çıkar, gider, biter, savaşırlar" gibi kısa betimlemeleri sevmediğim için buraya takıldığımı belirtmeden geçemedim :)
İçeriği gelince.. Macbeth; güçlü ve gururlu bir insan. İyi bir savaşçı. Ama günün birinde 3 cadıyla karşılaşmasıyla olayların akış yönü değişiyor. Çünkü cadıların kehanetleriyle onun içindeki kibri, yükselme arzusunu, hırsını ve gözü dönmüşlüğünü ortaya çıkarıyor. Zorla ve kanla eline aldıklarını savaşmadan kaybetmek istemediğinden her defasında biraz daha derine gömülüyor ve bu da hem kendisinin hemde karısının psikolojisini bozuyor. İnsan bencilliği üzerine yazılmış en güzel eserlerden biri.
İyi demek kötü demek,
Kötü demek iyi demek.
Kader Tanrıçaları Macbeth'le el ele vermiş demek.
Kimseler uyumasın artık.
Macbeth uykuyu öldürdü.
Ve geriye kalan..
İnsanın içindeki vicdan hesaplaşması ve kötülük hiçbir zaman bitmeyeceği için, Macbeth de asla eskimeyecek bir yapıt. Shakespeare'in trajedileri arasında en karanlık olanı da belki Macbeth'dir. Konusu bakımıyla, verdiği mesaj bakımıyla tek bir olguya bağlı kalınmamış. İktidar hırsının, güce tapmanın, ihtiraslarının yarattığı hırsların, gücün cazibesine kapılıp dur durak bilmeyen cinayetlerin yer aldığı oldukça karanlık bir eser. Bir başka konu ise kadercilik anlayışı gibi görünse de bu konuyu tiye aldığı bir çok nokta da mevcut. Dönemin aksine, kişisellikten ziyade, evrenlik söz konusudur.
Kahraman Macbeth'in, hazin sonunu okuyoruz bu kez.


İskoçya Krallığındaki son, Machbet ve eşinin kanlı entrikalarına rağmen,ilahi adaletin tecellisiyle de yerini, olması gerekene bırakıyor.

Sheakspear, hırs ve iktidar arzusunun,insana vicdanına rağmen neler yaptırabileceğinin resmini çizmiş.
İyiliğin ve kötülüğün sorgulanması,saltanat uğruna işlenen cinayetler hırsların gerektiğinde ne kadar tehlikeli olabileceği zorbalığa kadar götürdüğü çok iyi işlenmiş kitapta...
Malcolm:
İndirme şapkani gözlerinin üstüne;
Duygularını açığa vur! Dile gelmeyen acı
Kalbe yüklenir ve kırar onu.
William Shakespeare
Sayfa 119 - Remzi yayınevi
Fazla konuşmaya varmıyor dilim

Ama öyle kötü günler yaşıyoruz ki şimdi

İnsan ne yaptığını bilmeden hain oluveriyor.
William Shakespeare
Sayfa 100 - İş Bankası
"Hayat dediğin, bir delinin bağıra çağıra, heyecanla anlattığı anlamsız bir masal!"
William Shakespeare
Sayfa 147 - Paraf

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Macbeth
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
114
ISBN:
9789754588590
Orijinal adı:
Macbeth
Çeviri:
Sabahattin Eyüboğlu
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Macbeth;

William Shakespeare (1564-1616): Oyunları ve şiirlerinde insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle yaklaşık 400 yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdüren bu efsanevi yazar, büyük olasılıkla 1606 yılında yazdığı Macbeth’le “yükselme arzusu ve politik hırsın” kişiyi neye dönüştürebileceğini dünü, bugünü ve yarını kapsayacak bir derinlikle öngörmüştür.

Sabahattin Eyüboğlu (1909-1973); Hasan Âli Yücel’in kurduğu Tercüme Bürosu’nun başkan yardımcısı ve Cumhuriyet döneminin en önemli kültür insanlarından biriydi. Tek başına ya da “imece” birlikteliğiyle yaptığı çeviriler, Hayyam’dan Montaigne’e, Platon’dan Shakespeare’e hep, dünya kültürünün doruk adlarındandı.

Kitabı okuyanlar 1.397 okur

  • Mustafa Yücel
  • Burak Ülke
  • Ahmet Güzel
  • Asfhpmbc hjjj
  • Bay B.
  • Pyria
  • Sena Duman
  • İlginç
  • fatih y
  • Yusuf Berkman

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.7
14-17 Yaş
%7
18-24 Yaş
%31.2
25-34 Yaş
%34.3
35-44 Yaş
%14.9
45-54 Yaş
%5.6
55-64 Yaş
%0.8
65+ Yaş
%2.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%61.7
Erkek
%38.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%27.2 (107)
9
%27.4 (108)
8
%28.4 (112)
7
%12.7 (50)
6
%2.8 (11)
5
%1.3 (5)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0.3 (1)

Kitabın sıralamaları