Adı:
Macbeth
Baskı tarihi:
Ocak 2019
Sayfa sayısı:
154
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754588590
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
William Shakespeare (1564-1616): Oyunları ve şiirlerinde insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle yaklaşık 400 yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdüren bu efsanevi yazar, büyük olasılıkla 1606 yılında yazdığı Macbeth’le "yükselme arzusu ve politik hırsın" kişiyi neye dönüştürebileceğini dünü, bugünü ve yarını kapsayacak bir derinlikle öngörmüştür.

Shakespeare'in bu ölümsüz oyunu genellikle evrensel ahlaki değerler açısından ele alınır, Macbeth'in bilinçli bir şekilde kötülüğü seçmesi ve bu seçimin bireysel ve toplumsal sonuçları üzerinde durulur. Ancak Macbeth Shakespeare'in diğer kötü adamlarına benzemez. Çünkü III. Richard ve lago gibi karakterlerin aksine, yaptığı kötülüklerden hiç de zevk almaz; dahası, ilk cinayetini işlediğinde gerçekten acı çeker, sözlerine bakılırsa benliğinde bir iç savaş yaşamaktadır.
Peki doğrununu, yanlışın ne olduğun bilen, ileriyi görme yeteneği olan bir adam niçin kötülüğü seçer? Belki de Macbeth'in trajedisi, geleceğe hükmetmeye çalışırken kötülüğe giden yolda attığı her adımın ona azap vermesinden, ahlaki değerlerden ne denli uzaklaştığını bile bile yoluna devam etmesinden kaynaklanır.
154 syf.
·1 günde·9/10 puan
YouTube kitap kanalımda Shakespeare'in hayatı, mutlaka okunması gereken kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz: https://youtu.be/rGxh2RVjmNU

KİŞİLER
Oğuz
Macbeth
Romeo ve Juliet
Kral Lear
Othello
Hamlet

PERDE I
SAHNE I
(Macbeth ve Oğuz sahneye girer.)

Macbeth: Kim var orada?
Oğuz: Selam sana Macbeth!
Macbeth: Sen de kimsin?
Oğuz: Bu sorunun şimdilik çok bir önemi yok Macbeth, görüyorum ki unuttuğun bir şeyleri yorgun kafanda arıyor gibisin. Hem benim kim olduğumu öğrenip de ne yapacaksın, aklından neler geçiyor? Sence bir insanın kim olduğunu öğrenmek onun adından, yaşından ve nerede olduğundan mı ibarettir?
Macbeth: Elbette değildir Oğuz, elbette. Hayatta bir insanın kendisine sorabileceği en zor sorudur kim olduğu sorusu. Ben de kim olduğumu bilmiyorum, zaten kimse ölümüne kadar da kim olduğunu bilemez bence. İnsanın doğumuyla ölümü sanki bir çember gibidir, doğumunda bir hırsla doğmuş olan insanoğlu ölümüne kadar da hırstan hırsa intikamdan intikama koşturur durur, ne olur ki sanki sonra... Ölür, unutulur, adı bile kalmaz bu dünyada.
Oğuz: Evet haklısın, bak benim kitaplığıma... Ölmek, unutulmak ve adının bu dünyadan silinmesini istemeyen değerli insanlarla dolu işte. Seç bir tanesini, belki iyi gelir senin bu iç sıkıntına.

(Macbeth kitaplığı araştırır, yazarının bulunduğu kısmı iyi biliyordur ve eline aldığı ilk kitap Romeo ve Juliet'tir.)

Macbeth: Biliyorum bu kitabı, iki tane toy, bilinçsiz ve hiçbir şeyin farkında olmayan gencin aşk hikayesini anlatıyor. Binlerce iyi geceler falan diyorlar birbirlerine. Gece ile gündüzün erkek ile kadın arasında karıştığı zaman dilimlerinde yaşıyorlar. Fakat ben, yani Macbeth, Romeo ve Juliet'ten daha iyi bir kitabım bir kere. Yazarımın olgunluk döneminde yazdığı bir eserim zaten.
Romeo ve Juliet: Buna bir şey diyen olmadı ki zaten Macbeth, senle dostça anlaşabiliriz diye düşünüyorum. Ben her ne kadar yazarımın erken dönem eserlerinden birisi olsam da unutulmamayı ve her zaman kitaplıklarda yaşamayı hak ediyorum. Benden çok sonra yazılan Antonius ve Kleopatra kitabı her ne kadar siyasi çalkantılar içerisinde daha karışık ve olgun bir aşkı anlatsa da beni de yabana atmamalısın.
Macbeth: Hayır, hayır, hayır. Seni görmek istemiyorum, bu kitaplıktaki en büyük, en çok okunan, en tercih edilmesi gereken kitap ben olmalıyım. Sizin gibi cıvık aşk hikayelerine tahammülüm hiç yok. O yüzden hançerimin tadına bakacaksın!

Romeo ve Juliet: Ah! Zaten hiç tutmamıştı bu dünyada şansım! Yine de bitmesin hiçbir zaman bu ölüm dansım!
(Ölür.)

Oğuz: Ne yaptın sen Macbeth? Niye öldürdün masum aşıkları?
Macbeth: Ben hırslarımdan ve intikamlarımdan ibaretim, zaman artık benim zamanım.

PERDE I
SAHNE II
(Macbeth ve Oğuz sahneye girer.)

Oğuz: Neden, neden yaptın böyle bir şey Macbeth? Gerek var mıydı buna, nedir bu hırsının kaynağı?
Macbeth: Ben en iyisi olmalıyım Oğuz, en büyük olmalıyım. Kral olmalıyım, ilah olmalıyım! Her şeyin en üstünde ben olmalıyım, herkes benim adımı duymalı, herkes Macbeth demeli, kimsenin ağzından düşmemeliyim!
Oğuz: Bu kadar hırs ve göz önünde bulunmak doğru mu sence Macbeth? Hızlı yaşayan hızlı ölür derler, bilirsin. Bence doğru bir yolda değilsin, yakında bu hırsınla aklını bile kaybetme olasılığın var.
Macbeth:
"Kapılar mı vuruluyor bir yerde? Ne oldu bana?
En küçük gürültü korkutur oldu beni.
Nedir bu eller? Gözlerimi oyuyor bu eller!" (s. 33)
Oğuz: Demiştim ben sana, o eller, o cinayeti işleyen eller hiçbir zaman silinmeyecek aklından. Neden sanıyorsun bu deliliğin kaynağı? Al, sana bir kitap daha vereyim, iyi gelir deliliğe. Yine senin yazarının yazdığı bir kitap bu da.

(Kral Lear sahneye girer.)

Kral Lear: İşte! Benim olacak bütün bu dünya... Bütün bu gördüğünüz dağlar, bayırlar, yeryüzü ve gökyüzü. Hepsi Kral Lear'ın adını haykıracak. Benim bunların hepsinin sahibi. Kim olabilir ki bana karşı çıkan?
Macbeth:
"İnsana rahat nefes aldırmayan kuruntularla
Beynimizi bir işkence masasına çevirmektense
Ölüp rahat etmek daha iyi." (s. 52)
(Kendi kendine)
Ama... Ama... Kral Lear'ın hükümdarlığını da kabul edemem ki. Benim, Macbeth'in adının en yukarıda olması gerekirken, Kral Lear kimmiş? Bu kral ilk başta güvenmediği kızından dolayı çöküşlerden çöküş beğenen kral değil mi hem? Kim oluyormuş Kral Lear? O yüzden o da hançerimin tadına bakacak!

Kral Lear: Ah! Nedir bu her sonda başıma gelenler! Binlerce kez yazılsam da yine binlerce kez ölecek gibiyim. Hiçbir zaman değişmiyor trajedilerin acı sonu.
(Ölür.)

Macbeth: Yoldan çıktım artık, düz bir yolda gitmem gerekirken yanlış yolların yanlışlığından önümü göremez oldum. Her yerim karanlıklarla kaplandı, kimse bana yardım edemez artık. Nedir o? Oradan gelen bir ses mi var yoksa? Yok, sanırım benim iç dünyamın sesi bu. Bana alarmlar çaldırıyor bilinçaltım. Her şey boş artık benim için bu dünyada, her şey bir oyuncak gibi oldu artık benim için. Kral olabilmek için daha çok öldürmeliyim ve şu an önümdeki trajedi rakiplerimden sadece 1 tanesi kaldı!

PERDE I
SAHNE III
(Macbeth ve Oğuz sahneye girer.)

Oğuz: Artık durmalısın Macbeth! Nereye kadar gidecek bu hırsın, bütün dünyayı bir kan gölüne çevirecek kadar iktidar mı istiyorsun? Yetmiyor mu etrafımızdaki iktidarlar, sen de bir yenisi mi olmak istiyorsun!
Macbeth: Ben artık o bildiğimiz Macbeth değilim, kendimde miyim yoksa başka bir yerde miyim artık bilmiyorum. Sadece şunu biliyorum, aşağılık bir dünyadayım, çoğu zaman kötülüğü baş tacı edip, iyiliği çılgınlık sayan bir dünyada. (s. 78)
İşte o yüzden çok saçma olmasa gerek yaptığım şeyler. Beni de baş tacı eden birileri çıkacaktır mutlaka Oğuz. Kötülük baş tacı işte bu dünyada, kabullen artık bunu.
Oğuz: Hayır Macbeth, hayır! Al artık, oku şu kitabı, oku da biraz sorgula kendini artık. Dur de kendine, dur de bütün hırslarına.

(Othello sahneye girer.)

Othello: Selam size ey insanlar! Benim en kıskançların kıskancı, benden önce Romeo ve Juliet ile Kral Lear'ın gelip geçtiğini gördüm. Kıskandım doğrusu onları, benden önce öldükleri için. Oysaki onlardan sonra yazılmış en iyi kitaplardan biri de benim, saf düzenin ve iyilik dünyasının yok olmasını anlatırım. Güvensizliklere güveni anlatırım. Salt bir kıskançlık kitabı olduğumu söyleyenlere inanmayın. Yazarımın en iyi kitaplarından biriyimdir ben.
Macbeth: Bu söylemlere dayanamıyorum artık, hiçbir zaman bunu kabullenemem. Shakespeare deyince insanların aklına Macbeth gelmeli! Eğer tersi yönde söylenen bir şey varsa orada her daim Macbeth olacaktır. O yüzden sen de keskin hançerimin tadına bakacaksın!

Othello: Ah! Desdemona'm...
Senin uğruna kandım bütün insanlara, senin uğruna yitirdim bütün insanlığımı.
Şimdi ise kral hatta ilah olmak isteyen bir kitap tarafından öldürülüyorum...
Nereye doğru gidecek insanın bu yürüyüşü!
Tabelalar olmayacak mı bizim yolumuzda hiçbir zaman,
Ne zaman hırslar yerini masumiyetlere bırakacak,
Gidiyorum ben de işte, Desdemona'm ile birlikte yok oluşlara.
(Ölür.)

Macbeth: İşte bu, artık kral hükmündeyim. Yazarımın yazdığı en iyi trajedilerden sayılan 3 kitabı da öldürdüm. Benden iyi trajedisi kalmadı artık, herkesin dilinde Macbeth adı olacak. Karım olan Lady Macbeth ile krallar ve kraliçelere layık bir hayat yaşayacağız. Kimse bizim adımıza toz konduramayacak! Herkes bizim adımızı bağıracak:
Macbeth,
Macbeth,
Macbeth!

PERDE I
SAHNE IV
(Macbeth ve Oğuz sahneye girer.)

Oğuz: Bu gidişin gidiş değil Macbeth, ben sana söyleyeyim. Nereden geldiğinin farkında değilsin sen. Romeo ve Juliet, Kral Lear ve Othello kitapları yazılmasaydı belki sen de yazılmayabilirdin. Çünkü yazarının gelişim aşamaları bu kitapları yazmaya bağlıydı. Nereden geldiğinin farkında ol artık Macbeth! Dünyada senden çok daha iyi kitaplar var, sen ne bir kral ne de bir ilah olabilirsin. Yazarının bile böyle bir düşüncesi yoktu, sen kimsin de kitapların kralı olacaksın, nedir seni bu düşünceye sevk eden?
Macbeth: Ha ha ha, artık zaten bir kralım ben! Soytarılarım dizilin karşıma! Uşaklarım, yemeklerden yemek beğendirin bana!
Nedir bu sessizlik, nedir bu iç dünyamın dişlilerinin dönüşü,
Nedendir bu uçurumun kıyısında olduğumu hissedişlerim,
Yoksa bir insanın oğlu mu beni bu uçurumun kıyısından aşağı atacak?

(Hamlet sahneye girer.)

Hamlet: Olmak ya da olmamak Macbeth, işte bütün mesele bu. Sen zamanın kırbacına dayanmaya çalıştın, kral olmak istedin, ilah olmak istedin. Ama hatalarıyla, kusurlarıyla, çelişkileriyle sıradan bir insanın ta kendisiydin. Kimsin sen Macbeth? Kendi düşüncenin soluk ışıklarıyla hangi karanlık yolda yol almaya çalışıyorsun? Bir hedef tutturmaya çalıştığın zaman yüreğinin bütün renklerini kaçırıyorsun. Yenilgilerden yenilgi beğeniyorsun sen Macbeth.

Bütün meselenin olmak ya da olmamak olduğu yerde sen olmamak tarafında olmalısın Macbeth. Hamlet varken kimdir Macbeth? O yüzden öldürdüğün bütün masum canlar için de hançerin tadına bu sefer sen bakacaksın!

Macbeth: Teslim olmam sana ey Hamlet, dövüşeceğim senle sonuna kadar. Haydi vur, Hamlet! Dur diyenin canı cehenneme! Yazarımın en iyi kitabı benim, kim ne derse desin bu gerçek değişmeyecek. Başlarım senin olmana da olmamana da!

(Vuruşarak çıkarlar. Oğuz sahneye girer.)

Oğuz: İşte... Böyledir insanların savaşı da. Hepsi hırslardan hırs beğenir de birbirlerinin canına kıyarlar en sonunda. Romeo ve Juliet, Kral Lear ve Othello boşuna mı trajedi oldular sanki bu uğurda? Hiçbir trajedinin sonu iyi bitmezdi oysa. Trajedi gibi hayatı olan insanların trajedi gibi yazdığı oyunları olurdu zaten en sonunda... Hey! Kimdir o gelen?

(Hamlet elinde Macbeth'in yırtılmış sayfalarıyla girer.)

Hamlet: Hırsıydı ve bir ilah olmak isteyişiydi onu öldüren, o da ölümlerden ölüm beğendi işte sonunda. O zaman bitti benim görevim de bu dünyada. Kimse yaşamayı hak etmiyor artık bundan sonra. Sen Oğuz, sen... Bir tek sen yaşayacaksın bundan sonra. Ama sen de öleceksin bir gün benim gibi. Hem ben yazarımın adını yaşatacağım sonsuza kadar. Peki sen, sen ne yaptın bugüne kadar? Sonsuza kadar adını yaşatabilmek ve olmak ile olmamak çelişkisinde kaldığın zamanların sonucunda ne oldu? Elinde ne kaldı bu oyunda? Oyuncak mı oldun yoksa hayatın koynunda?

Eh, gidiyorum artık ben de bu dünyadan. İntikamımı aldıysam yazarımın, hiçbir gereği yok artık burada durmamın.
(Hamlet, hançeri kendine saplar ve ölür.)

Oğuz: Yine kaldık baş başa kendimizle. Herkes öldü yine dünyanın düzeninde olduğu gibi. Cidden... 150 yıl önce doğmuş hiç kimse bu dünyada yaşamıyor artık. Şu anda doğmuş herkes de 150 yıl sonra yaşamıyor olacak. Nasıl bir düzendir bu, nasıl bir oyundur bu hayatın bize oynadığı? Hırslardan hırs mı beğenmeliyim ölümü tatmak için? İntikam almam gereken düşmanlarım mı olmalı düzlüklere çıkabilmem için? Patikalarda mıyım düzlüklerin tortulaşması gereken? Yokuşlardan aşağı mı gidiyorum yoksa bütün bu oyundaki acizlere benzeyen? Ne yapmalı, ne yapmalı bu insanoğlu?

(O anda Oğuz, kitap cesetlerinin ortasındayken bir papatya bulur. O papatyanın adı intihardır.)

Oğuz: Nesin sen?
İntihar papatyası: Benim. İnsanları intihar etmek ile etmemek arasında bırakan. Yani, intihar etmek ya da intihar etmemek... İşte bütün mesele bu.
Oğuz: Peki nasıl, nasıl olur bu, ne demek istiyorsun?
İntihar papatyası: İnsanlar papatya çiçeğini "Seviyorum" ve "Sevmiyorum" kelimelerini demek için kullanır Oğuz. Ben ise bir intihar papatyasıyım, yani insanlar benim yapraklarımı "İntihar et" ve "İntihar etme" şeklinde atar.
Oğuz: Göster bana!

(İntihar papatyası yapraklarını atmaya başlar.)

Yusuf Atılgan, Anayurt Oteli (İntihar et)
Viktor Frankl, İnsanın Anlam Arayışı (İntihar etme)
Goethe, Genç Werther'in Acıları (İntihar et)
Albert Camus, Sisifos Söyleni (İntihar etme)
...

Seçim senin.
154 syf.
·2 günde·9/10 puan
Shakespeare'in bu tragedyasında biz okurları ne bekliyor ??
》》Cadıların kehanette bulunup geleceği hakkında önemli bilgiler verdiği General Macbeth'in bir an önce sonuca ulaşmak için içindeki hırsa yenik düşmesini ve yavaş yavaş karanlığa çekilmesini; şiirsel bir dil ve ironik kelime oyunları eşliğinde okuyacağız. Evet cadılar Macbeth'in kral olacağı kehanetinde bulunurlar ama bunun ne şekilde olacağını tamamen Macbeth belirler. Tabi yaptığının kötü olduğunu, sonrasında huzur ve mutluluğu bulamayacağını, serin uykuların ona haram olacağını bile bile aynı zamanda akrabası olan ve herkes tarafından çok sevilen kralı öldürme kararı alır. Bu kararı alırken ki en önemli destekçisi karısı olur zira Macbeth'in içindeki tereddütü,korkuyu yok etmek için lazım gelen her şeyi yapar hatta kocasını erkek olmamakla suçlar. Karısı ile birlikte onlar için sonun başlangıcı olacak cinayeti planlamaya başlarlar...

》》Kitap genelinde üzerinde durulan 2 husus vardı: Her insanın yüzünde bir maske vardır ve biz kalbinden geçenleri bilemeyiz. Yine insanın içinde hem aydınlık hem karanlık arzular vardır . Bunların ortaya çıkması yine kişinin kendi arzu ve hırslarını dizginleyebilmesi ile alakalıdır. Ancak Macbeth içindeki bu hırsları dizginleyemeyip herkes tarafından sevilen,takdir gören ve zaten mevkisel yükselmesinin önü açık bir askerken daha fazlasına istemeye olan açlığı onu felakete sürükler. Etrafında sadece sözde ona saygı duyan ama aslında ondan nefret insanlar kalır. Krallık tacını kanlı bir eylemle başına geçiren Macbeth, yine kanla ve başıyla beraber tacını, tahtını kaybeder.

》》 Yazımın başında bizi kitapta kelime oyunları bekliyor dedim ki bu durumun varlığı zamanında eleştirilmiş. Zira türü tragedya olan bir metnin içine kelime oyunlarıyla güldürü ögeleri eklenmiş. Bu durumun varlığı beni rahatsız etmedi hatta okurken gülümsedim kehanetlerin içindeki oyunlara. Ancak yine de bazı eleştirmenlerce bu durum eksiklik kabul edilmiş.

》》 Daha önce yazardan Hamlet'i, Romeo ve Juliet'i okudum . Macbeth onlara göre daha kısaydı yüz sayfalık bir tragedyaydı. Yaklaşık kırk sayfa kadarlık bölümde de dönemin tiyatro anlayışı ve yazar hakkında bilgiler, eserin değerlendirme yazısı verilmiş. Okuduğum diğer iki kitabına göre daha az sevdim Macbeth'i bunun sebebi de: Karakterin kötü oluşu ve sonunun beni üzmeyişi, bunu hak etmiş olması oldu. Onun dışında diğerlerine göre daha kısa bir metindi, olaylar çabuk oldu bitti ve Shakespeare'in etkileyici şiirsel dili diğer okuduklarıma göre bu metinde daha azdı.

》》 Kısacası kehanetlerin, cadı kazanlarının, hırsın, öfkenin,ihanetin,entrikanın, korkunun birleşiminden oluşan bir metin sizi bekliyor. Okumayı düşünen herkese keyifli okumalar diliyorum :)
114 syf.
·2 günde·Beğendi
Shakespeare’in meşhur tragedyalarından biri daha. İskoç komutan Macbeth’in iktidar hırsı ve zalimliğini işliyor. Genelde Shakespeare tragedyalarında zalim karakterler bilerek isteyerek yaparlar işkenceleri, ama bu kez farklı. Yanlış olduğunu bilerek, içinde yaşadığı çatışmaları yaşayarak yapıyor. Cadılar, büyücüler gibi gerçeküstü öğeler de kullanılmış. Beni şaşırtan, kehanetlerinin gerçekleşme biçimiydi. Kelimelerin çift anlamı olup, farklı açıdan yaklaştığımızda bambaşka anlamlar çıkarılabilmesiydi.
Shakespeare okuma deneyiminin en etkili yanı, net konuların dâhi bir şiirsellikte olması. Üzerine düşünüp derinleşebilecek temaları kullanması. Her karakteri ayrı bir arketip. Mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
“Yıktığın hayat kendininki olsun daha iyi,
Yıkmakla kazandığın şey yapmacık bir mutluluksa.”
154 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Shakespeare'in en meşhur ve en iyi tragedyalarından.İskoç komutanı ve soylu olan Macbeth'in iktidar hırsı yüzünden nereleri yapabileceklerini gözler önüne seriyor. Eser akıcı ve şiirsel anlatımıyla hafızalar yer ediyor.
108 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Macbeth...
Shakespeare'dan yine büyük bir zevkle okuyacağımız müthiş bir eser.

İnsanın iyiliği içten mi gelir yoksa fırsatını bulduğu an kötülük kol mu gezer?

Hırsımızı doğru yönlendirirsek bu hırsla güzel şeyler başarabiliriz. Ama Macbeth gibi hırsın eline düşersek vay halimize!

Kralın akrabası ve adamı olan Macbeth, 3 cadının kendisine geleceği ile ilgili bilgiler vermesi üzerine kendisini kanlı olaylar zincirinin içinde bulur. Oysaki bu olaylardan önce herkes Macbeth'i iyi bir insan olarak bilirdi.

-SPOILER-

Karısı Macbeth'in içindeki kral olma hırsını uyandırır ve kralı öldürme planları yapar. Kralı öldüren Macbeth bundan bir miktar üzüntü duysa da bu, ölümlerin sonu olmayacaktır. Hırsına yenik düşen karakterimiz önünde engel olan herkesi öldürmeyi planlanmaktadır.
114 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10 puan
Yeni bir Shakespeare kitabı ile karşınızdayım. Bu sefer kan var, vahşet var, acı ve gözyaşı var!
Kısaca trajedi...

İnceleme Videosu: https://youtu.be/oiKASplEvoE

Shakespeare'in 40'lı yaşlarında yazmış olduğu Macbeth, İskoçya'da geçer. Küçük bir isyan bastırılmıştır ve bu isyanın bastırılması da çok güçlü ve cesur olan ana karakterimiz Macbeth sayesinde olmuştur. Korkusuzca düşmanların üzerine atılarak her birisini kılıcı ile doğramıştır.

Macbeth bir başka İskoçya soylusu olan Banquo ile savaştan dönerken karşılarına 3 tane cadı çıkar. Cadılar kehanette bulunur ve Macbeth'e önce Cawdor Beyi daha sonra da kral olacağını söylerler. Banquo'ya ise çocuklarının kral olacağını. Macbeth buna inanmaz önce...

Cadılar ortadan kaybolur ve İskoçya kralı Duncan'ın yollamış olduğu soylular Macbeth'e gelir ve derler ki kral sana hayran kaldı bu yüzden de sen artık Cawdor Beyisin.
Macbeth şaşırır. Cadıların söyledikleri bir bir ortaya çıkıyor der. Yoksa, yoksa ileride de kral mı olacaktır?
Banquo bu durumdan işkillenir ve Macbeth'e, "Onların her dediğine inanırsan,
Kral olmak sevdasına düşersin." der.

İşte bütün hikaye de bu noktada başlar. Kral olma sevdasına düşüp kralı öldürmeye çalışacak mıdır Macbeth?
Çok sevdiği kralını haince öldürecek midir?

Tabii ki de yüreği dayanmaz buna ama şu acı sözleri söyler: "Beni mahmuzlayan tek şey, kendi yükselme hırsım..."

Yükselme arzusu ve politik hırs ile bir insan neye dönüşecektir? Shakespeare usta bir dille gösterir bize bunu.

Peki, "Sokrates ne alaka?" dediğinizi duyar gibiyim. Bahsedeyim...
Sokrates kişinin bilerek ve isteyerek kötülük yapamayacağını savunur. Her kötülük cehaletten ortaya çıkar. Bilmediğiniz için kötülük yaparsınız aslında.

Shakespeare ise buna karşı çıkar ve der ki, her şeyi bilerek ve sonuçlarına da katlanarak kişi kötülük yapabilir. Bilgisizlik değil yükselme hırsıdır kötülüğün kaynağı...

Macbeth işte Sokrates'e yapılan bir karşı çıkıştır aslında.

Kitabı okumak isteyen herkese keyifli okumalar dilerim :)
112 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Belkide ortaokul da oynadığım tiyatro oyunlarından sonra ilk defa okuduğum bir tiyatro eseri diyebilirim
Akıcı ve anlaşılır bir dil, okuduğunuzda karmaşa bir şeyler oluşsa da anlaşılır bir kurgu var.
Olay entrikalar, krallik ve hümdarlığı ele geçirme cerçevesinde gelişiyor.
Macbeth in cadılardan yardım istemesini
Arthur un kılıcı filminde ki Arthur un babasını öldüren amcasının cadılardan yardım istemesine benzettim.
Bir ara bu tür cadı ve büyücü filmler sanki bu tiyatro eserinden esinlenerek yapıldı diye geçirdim içimden belki de öyledir...
Beni çocukluğuma götüren cadıların büyü yapmak için kullandığı malzemaler oldu...
Kaplumbağ gözü, kertenkel kuyruğu, ejderha dişi, cadı mumyası tozu gibi büyü hazırlamaları beni hem güldurdü hem de duygulandirdı.
Bildiğiniz bir kurgu aslında ilk defa okudum ve nasıl bir şeyse dünyada ün yapan bu tür eserler okumasanızda onünüze muhtemelen çıkmıştır ya bir televzyon sahnesinde ya da ona uydurulmuş bir film de gorebiliyorsunuz.

Iyi okumlara dilerim
154 syf.
·2 günde·10/10 puan
Ana karakter Macbeth hak ederek çeşitli büyük görevlere getirilir.Ancak hiçbiri ile yetinmeyi bilmeyen bu karakter kötü yollara başvurarak daha da yükselmeye çalışır.Sonunu kendi hazırlar.Yazar bu eserde insanoğlunun doyumsuzluğunu açık bir şekilde,ustalıkla anlatmış.Kesinlikle ders çıkartılması gereken bir eser.Okuyun okutturun :)
144 syf.
·2 günde·8/10 puan
Shakespeare’in eserleri arasında en kısa oyunu olarak gösterilen Macbeth tragedyası, oyuna adına veren Macbeth’in, tahta geçme hırsı yüzünden işlediği cinayetin ardından çektiği vicdan azabı ve karmaşık duygularını konuları ele alır. Oldukça akıcı bir dil ile de oyunu okurken hayal gücüyle izleyebilirsiniz. Teşekkür ederiz Shakespeare
İyi okumalar dilerim herkese.
Malcolm:
İndirme şapkani gözlerinin üstüne;
Duygularını açığa vur! Dile gelmeyen acı
Kalbe yüklenir ve kırar onu.
William Shakespeare
Sayfa 119 - Remzi yayınevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Macbeth
Baskı tarihi:
Ocak 2019
Sayfa sayısı:
154
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754588590
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
William Shakespeare (1564-1616): Oyunları ve şiirlerinde insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle yaklaşık 400 yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdüren bu efsanevi yazar, büyük olasılıkla 1606 yılında yazdığı Macbeth’le "yükselme arzusu ve politik hırsın" kişiyi neye dönüştürebileceğini dünü, bugünü ve yarını kapsayacak bir derinlikle öngörmüştür.

Shakespeare'in bu ölümsüz oyunu genellikle evrensel ahlaki değerler açısından ele alınır, Macbeth'in bilinçli bir şekilde kötülüğü seçmesi ve bu seçimin bireysel ve toplumsal sonuçları üzerinde durulur. Ancak Macbeth Shakespeare'in diğer kötü adamlarına benzemez. Çünkü III. Richard ve lago gibi karakterlerin aksine, yaptığı kötülüklerden hiç de zevk almaz; dahası, ilk cinayetini işlediğinde gerçekten acı çeker, sözlerine bakılırsa benliğinde bir iç savaş yaşamaktadır.
Peki doğrununu, yanlışın ne olduğun bilen, ileriyi görme yeteneği olan bir adam niçin kötülüğü seçer? Belki de Macbeth'in trajedisi, geleceğe hükmetmeye çalışırken kötülüğe giden yolda attığı her adımın ona azap vermesinden, ahlaki değerlerden ne denli uzaklaştığını bile bile yoluna devam etmesinden kaynaklanır.

Kitabı okuyanlar 10,3bin okur

  • E
  • bardolatry
  • Mayna Mikanayeva
  • Özcan Özenir
  • Hakan
  • Salih Doğukan SÖNMEZ
  • naz
  • Bahri Doğukan Şahin
  • Melo
  • Ayrık Otu

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%3.9
13-17 Yaş
%8.3
18-24 Yaş
%31.4
25-34 Yaş
%33.7
35-44 Yaş
%14.5
45-54 Yaş
%5.1
55-64 Yaş
%0.8
65+ Yaş
%2.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%61.7
Erkek
%38.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.8 (723)
9
%22.8 (637)
8
%23.8 (667)
7
%10.4 (291)
6
%3 (83)
5
%1.1 (30)
4
%0.3 (9)
3
%0.1 (3)
2
%0 (1)
1
%0.1 (4)

Kitabın sıralamaları