Adı:
Venedik Taciri
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
115
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053604549
Orijinal adı:
The Merchant of Venice
Çeviri:
Özdemir Nutku
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
William Shakespeare (1564-1616): Oyunları ve şiirlerinde insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle dört yüz yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdüren efsanevi yazar, en ünlü ve en güçlü eserlerinden biri olan Venedik Taciri’nde hemen her karakterle seyirciyi büyülemektedir. Shylock başta olmak üzere her karakterde onca zıtlığı bir arada barındırabilen insan doğası çok büyük bir maharetle sergilenmektedir. Seyirci pek sevdiği bir karakterden, hemen bir sahne sonra nefret ettiğini ve bir tiradıyla tekrar sempati duymaya başladığını hissedebilir. Bu yüzden Venedik Taciri, Shakespeare büyüsünün doruk noktalarından biri olmaya devam etmektedir.

Özdemir Nutku (1931): Türk tiyatrosuna büyük katkıları olan eğitimci ve yönetmen Özdemir Nutku, eleştirmen, yazar ve çevirmen olarak da önemli yapıtlar ortaya koydu. Sahnelediği pek çok oyunun yanı sıra, araştırma, inceleme ve çevirileriyle de ödüller kazandı. Ülkemizde olduğu kadar yurtdışında da sahneye koyduğu oyunlar, verdiği ders ve konferanslarla tanınmaktadır.
115 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10 puan
Şeytan, işine gelirse,
Kutsal Kitap’tan örnek verebilir
Kendine kutsal tanık bulan kötü bir ruh,
Yüzü gülen bir haindir,
Dışı güzel, içi çürümüş bir elmaya benzer.
Ah şu sahtekârlık, ne namuslu görünür dışardan!
115 syf.
·1 günde
Bu puanı sırf güzel ve zeki Portia için veriyorum. Shakespeare'in diğer eserlerine kıyasla çok etkilemedi beni, olay örgüsü sıradan geldi. Yahudi düşmanlığı ve Hristiyanlık övgüsü yeterince göz devirmeme sebep oldu. Ana kötü karakterimiz merhametsiz ve katı kalpli biri de olsa bence onu aşağılayanların da ondan kalır yanı yoktu fakat onun aksine bu karakterler süslenmiş ve bize iyi oldukları görüntüsü çiziliyordu, günün sonunda onların da bir şeyler kaybetmesini dilerdim.
115 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Shakespeare bir dehadır benim için. Aşağı yukarı 10 yıl önce izlediğim bir tiyatronun dün gibi aklımda, ruhumda kısacası tüm hücrelerimde oluşunun nedenlerini hep düşünmüşümdür. İzlediğim tiyatro eserlerinin arasından Shakespeare ' in yükselmesinin nedeni, yine Shakespeare' in insanların tek taraflı kutsallığına olan isyanıdır. Yani bir insan ne büsbütün iyi olabilir ne de büsbütün kötü. İnsan çelişiktir azizim. Bizlerin insanlar konusundaki hayal kırıklığı da aynı sebepten doğar. O insanın zaten kötü yanı hep vardı ya da iyi yanı... Sen yeni gördün ve canın acıdı. Eğer beklentilerini düşürürsen, yani onu kutsallaştırmazsan, canın yanmaz demiyorum. Daha az yanar(!)

İnsanlık üzerine çok düşünürüm. Arzuları, kıskançlıkları, nefretleri, sevinçleri; hepsini toparlayacak olursak davranımları üzerine... Gerek evrimsel gerek teolojik olarak vardığım nihai sonuç, insanın öngörülemez bir canlı oluşudur. Shakespeare bize bunu anlatır. İnsanoğlunun ikircikliğini...

Yeşilçam'ın toplumumuza verdiği zararı yıllardır kimseye anlatamadım. İnsanlar hep bir ikilem içerisindedir bizde. Ya sağcısındır ya solcu; ya iyisindir ya kötü; ya realistsindir ya idealist... Bu böyle uzar gider. Tüm arabesk furyası şarkı sözlerini, yeşilçam repliklerini okuyun... Bir toplumun acılarının ve bölünmüşlüğünün özetidir. Yalnız bu özet didaktiktir, buraya dikkat(!)

İşte tam da bu noktada, bundan 400 yıl önce bir adam çıkıyor, Shakespeare...

Seyircinin ilk perdede sevdiği bir insanı, Shakespeare son perdede aynı seyirciye nefret ettirebiliyor. Ya da ifrit olunan Sherlock (kötü karakter), bir mahkeme salonunda bir anda sevimli hale gelebiliyor. 16. yy hocam, altını çiziyorum. Shakespeare bize insanı anlatıyor...

Demem o ki, Shakespeare 'in bir aynası var. Kim bakarsa baksın, yüzünün yarısı mide bulandırıcı yarısı hayran olunasıdır. Tırnak içinde, gerçek olan da bu değil mi? :)

Şiddetle tavsiye ediyorum...

~~Kitapla kalınız~~
115 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar En İyi Tiyatro Yazarlarından Williams Shakespeare’in diğer eserleri gibi muhteşem bir eser olan Venedik Taciri bir tiyatro oyunu ve iyinini kötünün,acıma,merhamet,adalet gibi konuların harmanlanıp işlendiği bir eserdir.Okurken zevk alarak okudum Shylock adlı bir yahudi tüccarın Antonio’ya verdiği borcu ödemeyemez ve bunun için kendine et almasıyla başlayan bir oyundur.Okurken bu kadar kısacık bir eserin nasıl bir şaheser olduğunu göreceksiniz.Yazarın olağanüstü konuları işlemesine ve sanatsal yönünün muhteşem bir dille anlatmış.
En beğendiğim bölümü ;
Aynı yemekle besleniyoruz, aynı silahlarla yaralanıyoruz. Aynı hastalıklara yakalanıyoruz. Aynı şekilde iyileşiyoruz. Aynı yaz ve kışla ısınıp, üşüyoruz.
Bizi keserseniz kanamaz mıyız?
Şaka yaparsanız, gülmez miyiz?
Bizi zehirlerseniz, ölmez miyiz?
Ve bize zarar verirseniz, intikam almaz mıyız?
Keyifli Okumalar Dilerim
115 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Yahudi tüccar Shylock, Shakespeare'nin "adalet" arayan öfkeli ruhunca, doya doya cezalandırıldı. Erkek kılığına giren Portia ve Nerissa'nın işveli cinsel göndermeleri ve şakaları, büyük şairin gizemli fantezi dünyası ile ilgili kışkırtıcı bir merak uyandırıyor. Shakespare okuyup da "beğenmeme" seçeneğinden alabildiğine istifade etmek istememe rağmen, kitabı beğendiğimi ifade etmem gerek.
115 syf.
·1 günde·9/10 puan
YouTube kitap kanalımda Shakespeare'in hayatı, mutlaka okunması gereken kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz: https://youtu.be/rGxh2RVjmNU

Bu yazıyı okuyan herhangi bir kişi çok yüksek ihtimalle karantina sınırları içerisinde bulunan bir şehirde yaşıyor. Peki, karantinalar sadece virüslerden dolayı mı olur? Düşünsel karantinalarımız, sorgulama dezenfektanlarımız ve bilinç maskelerimiz bunun neresinde kalıyor?

Karantina sözcüğü aslında Venedikçe "cuaranta", yani kırk sözcüğünden geliyor. Sebebi ise Venedik'e gemiyle gelen yolculara uygulanan kırk günlük karaya çıkma yasağından dolayı. Örnek olarak bu kitaptaki Yahudi'ye yapılan ırkçılığın da bir ırk karantinası olduğunu düşünebiliriz. Bizler de kitap okuyan insanlar olarak yabancılaştığımız toplum hayatının içerisinde belki de ömürlük bir karantinaya mahkumuzdur...

Venedik ile ilgili bir anımı anlatayım öncelikle. Bir gün Venedik'te arkadaşlarımla birlikte yürürken bir çılgınlık yapmak istedim ve arkadaşlarımın yanından ayrılıp her kanal gördüğüm yere kadar koşup suya atlarmış numarası yaptım. Gerek gençliğin verdiği toy enerjiden dolayı gerekse de Venedik'te kendimi bir yabancıymış gibi hissetmemden ötürü özgürlüğümü doruk noktasında hissettiğim günlerden geçmiştim. Belki ben de bir Venedik taciriydim ve karantinaya alınmış özgürlüğümün peşinden koşuyordum. Belki ben de bir Venedik taciriydim ve insanlar arasında ilişkilerin tabulaştığı bir zamanda kendi varoluşunu aşkta arayan içimdeki adama tacirlik yapıyordum.

Aslında Shakespeare'i çok iyi anlamaya başladım. Çünkü bu kitaptaki Yahudi tefeci olan Shylock ile tamamen olumsuz bir karakter tiplemesi çizmiş olsa bile, ileride kurgulayacağı karakterlerinde olumlu-olumsuz ruh dönüşümlerine yer verecek olması tamamen beni ve bu yazıyı okuyan pek çok insanı çağrıştırıyor. Biz de zamanında karamsar, hırslı ve tamamen olumsuz dönemlerimizden geçtik. Fakat sonrasında Frank Capra'nın Şahane Hayat filmindeki gibi bir aydınlanma yaşadık ve birden iyi ki doğdumuzun farkına vardık. İçimizdeki Venedik gondolları düşüncelerimiz oldu ve beyin kıvrımlarımız içerisinde düşünce turistlerini ağırladı, hayatımıza giren adamlar ve kadınlar bize gelen dövizler oldu ve en çok kazancı onlar bıraktı bize. Esas Venedik taciri olmayı başaranlar, insan ilişkilerinde sorgulama dezenfektanlarını ve bilinç maskelerini kullanabilen insanlar oldu.

Şu an tamamen karantinada bulunan şehirlerden bir tanesi olan Venedik, trenden indiğinizde sizi mavi ve yosunlu bir kokuyla karşılar. Sanki o şehirde olup biten olaylar, çalınan şarkılar, Türk dokuması halılar, Hintlilerin hediyelik eşya dükkanları açma sesleri hemen sizi karşılamak için can atar. Venedik'e gitmeniz sizin de aslında bir bilgi ve deneyim tacirliği yapmanız sonucunda olmuştur. Zaten şehirleri neden gezeriz ki? Yeni bilgiler öğrendikçe daha çok bilgi öğrenmemiz gerektiğini idrak etmemiz gibi yeni şehirler gezdikçe daha çok şehir gezmemiz gerektiğinin farkına varırız ve bu sonsuza kadar gider. En sonunda bizi "Bütün bu kitapları okumaya ömrüm nasıl yetecek?" sorusu gibi "Bütün bu ülkeleri gezmeye ömrüm nasıl yetecek?" sorusu karşılar.

Venedik taciri belki de sizin aşkınızı yönlendirmeyi isteyebileceğiniz bir tabeladır, karanlık yolunuzda bir fenerdir ve insanların varoluşlarını aşkta araması gibi, Aylak Adam'daki C.'nin, Sis kitabındaki Augusto'nun, Don Quijote'un, Kayıp Zamanın İzinde'deki Marcel'in peşinde koştuğu, birden orada "O"nun da olabileceğinin farkına vardığı bir ihtimalin güzelliğidir belki. Kafka'nın kendisine belirlediği hedefe ulaşmanın tereddütlerinden konuşulacaksa, Venedik, bir Rönesans şehri olma özelliğiyle birlikte insanı insan gibi hissettiren ve onun duymak, yaşamak, okumak isteyeceği şeyleri ona sunmaya hazır bir şehir tacirliği yapıyor diyebiliriz.

Bence bu Shakespeare kitabı, Venedik'e uçak bileti almadan gitmenin alternatif bir yoludur. Üstüne de Olmak ya da Olmamak filmini izlerseniz güzel bir cila yaparsınız bence.
115 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Venedik Taciri; beni hukuk fakültesinin ilk yılına götüren, hatta hukuk başlangıcı dersimizin vize sorusu olarak karşımıza çıkan kitap. Sınav sorusu olarak karşıma çıktığında beni oldukça zorlamış olsa da kitabın kanunların yorumlanması açısından ne kadar çarpıcı bir örnek olduğunu okuduğumda bir kez daha kavradım.
Bendeki maneviyatının yanı sıra temel ve yan kurguları ile etkileyici bir eser olmasına rağmen yer yer rahatsızlık duyduğum söylemler nedeniyle keşke belli bir din ve ırk özelinde bu kadar ötekileştirme yapılmadan tamamen karakterlerin kişilikleri üzerinde tasvir yapılsaydı diye düşündüm. Ancak sanırım bu eleştiriyi yaparken eserin 1500lü yılların bakış açısında kaleme alındığını ve toplumu, toplumun yaşayışını, tutumunu yansıttığı gerçeğini de unutmamak gerekiyor.
152 syf.
·1 günde·7/10 puan
"Zamanın değirmeni öğütüyor her şeyi."

Antonio, yakın arkadaşı Bassanio için Shylock'tan borç ister. Yıllardır hor görülen yahudi Shylock bunu fırsat bilerek borcun ödenmemesi durumunda hristiyan olan Antonia'nun göğüs kısmından yarım kilo et parçası kesip alacağını söyler.
En başından çarpıcı bir konuya sahip olan kitap, dönem eleştirisini başarıyla yapmış durumda.

Kısa bir tiyatro eseri olduğu için kısa sürede bitirdiğim bir kitap, beğendim ama filmini izleme konusunda önyargılı olduğumu da kenara iliştirmem gerekli.

İyi okumalar -.-
170 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Venedikli tacir Antonio'nun arkadaşının bir yahudiden aldığı borç için kefil olması ve ödemediği takdirde yahudinin şartı Nefret ettiği Antonio' dan bir dirhem et kesip almak istemesi.

William Shakespeare' in okuduğum ilk kitabı, kitapta ayrıca adalet sistemi doğrulukla çerçevesinde mizahi bir şekilde sergileniyor.
128 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Bir roman ortaya çıkarmak zordur; tüm yönleri ile harika bir roman çıkarmak çok daha zordur ancak yine de belli sayıda kitap okuyarak veya belli bir yerden sonra sanatsal bir değeri olmasa bile herkes bir konu bulup bir roman yazabilir. Fakat bir tiyatro eseri orataya çıkarmak bence imkansıza yakındır özellikle sanatsal değeri olan, okuduğun zaman gözünde canlanan, sıkmayan, her yönüyle kusursuz olan... bir tiyatro eseri ortaya çıkarmak imkansızdır. Evet W. Shakespeare imkansızı başarıyor; sadece bu eserinde değil önceden okuduğum Romeo ve Juliet’te de imkansızı başarıyor ve bence okumadığım diğer eserlerinde de bu böyle ve o eserleri okumak için sabırsızlanıyorum. Shakespeare gibi tiyatro yazarı kaldı mı? Bence kalmadı.

Eseri hocamın tavsiyesi üzerine aldım, okudum. Okuduğum bölümden kaynaklı olarak en çok adalet, senet, mahkeme... gibi konular dikattimi çekti. Zaten hocamda bu amaçla tavsiye etmişti. Eserden şu sonucu çıkardım ve bu sonuç beni gerçekten etkiledi: hakkımızı aramak için olağan tüm kanun yolarrını tüm gayretimizle aramak ve sonunda kendimizi kanun adamı olan yargıcın eline bırakmak gerekir. Zaten adaletin esası da budur. Fakat bu adaletin gerçekleşmesi için iyi bir kanuna ve iyi bir yargıca ihtiyacımız vardır; iyi bir kanun ve iyi bir yargıça denk gelmekte öyle kolay değildir. Bu da bizi hakkımızı elde etmeye götüremiyecek...

Venedikli tacir Antonio’nun kardeş kadar yakın olduğu dostunun sevdiğine kavuşması için Shylock’tan borç alır fakat bunun için de bir sened imzalarlar. Senette Antonio vadesi geldiğinde borçunu ödeyemezse Shylock, kalbine yakın bir yerden 3 kilo et alacaktır diye yazılmaktadır. Fakat vade gelir borç ödenmez Shylock hakkını almak için tüm çabayı gösterir ve kendini adaletin kollarına bırakır. Fakat ondan merhamet edilmesi istenilmektedir ancak böyle bir şeyi hiçbir şekilde istemez çünkü artık onu intikam hırsı bürümüştür. Venedik adaletine göre Shylock’un isteği yerine getirilmelidir çünkü yasa öyledir ve yasa her şeyin üstündedir ancak yargıç sivri zekasıyla yasayı yorumlayarak Shylock’un bu isteğine adeta ket vurmaktadır; adalet arayışında olan Shylock’un buna bir diyeceği yoktur çünkü yargıç yasayı uygulamaktadır çünkü venedikte yasa üstünde başka bir güç yoktur...

Keyifli okumalar..
Parıldayan her şeyi altın sanma;
Sık işitmişindir bunu, sakın aldanma.
Dış görünüşüme bakan,
Bu yüzden hayatını satan
Sayısız bunca insan.
Beynimiz duygularımızı dizginleyecek yasalar koyabilir, ama ateşli tutkular soğuk kuralların üstünden atlayıp geçer: gençlik denilen çılgınlık öyle bir tavşandır ki kötürüm olan doğru bir öğüdün ağlarının üstünden atlayıverir.
Eğer iyi olanı yapmak bilmek kadar kolay olsaydı, küçük kiliseler katedrallere, yoksulların kulübeleri de kral saraylarına dönerdi. Kendi nasihatlerini dinleyen kişi ancak bir rahip olabilir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Venedik Taciri
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
115
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053604549
Orijinal adı:
The Merchant of Venice
Çeviri:
Özdemir Nutku
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
William Shakespeare (1564-1616): Oyunları ve şiirlerinde insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle dört yüz yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdüren efsanevi yazar, en ünlü ve en güçlü eserlerinden biri olan Venedik Taciri’nde hemen her karakterle seyirciyi büyülemektedir. Shylock başta olmak üzere her karakterde onca zıtlığı bir arada barındırabilen insan doğası çok büyük bir maharetle sergilenmektedir. Seyirci pek sevdiği bir karakterden, hemen bir sahne sonra nefret ettiğini ve bir tiradıyla tekrar sempati duymaya başladığını hissedebilir. Bu yüzden Venedik Taciri, Shakespeare büyüsünün doruk noktalarından biri olmaya devam etmektedir.

Özdemir Nutku (1931): Türk tiyatrosuna büyük katkıları olan eğitimci ve yönetmen Özdemir Nutku, eleştirmen, yazar ve çevirmen olarak da önemli yapıtlar ortaya koydu. Sahnelediği pek çok oyunun yanı sıra, araştırma, inceleme ve çevirileriyle de ödüller kazandı. Ülkemizde olduğu kadar yurtdışında da sahneye koyduğu oyunlar, verdiği ders ve konferanslarla tanınmaktadır.

Kitabı okuyanlar 4.934 okur

  • B A
  • Özge Yaşar
  • El Gringo
  • Alper Kalyoncu
  • Nurseda
  • Sena nur paçacı
  • Çocuk Adam
  • Emel
  • Ümülistan
  • Berrin Umut

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%4
13-17 Yaş
%3.7
18-24 Yaş
%26.5
25-34 Yaş
%38.5
35-44 Yaş
%19.1
45-54 Yaş
%5.7
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%1.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%62.3
Erkek
%37.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.1 (301)
9
%20.8 (284)
8
%21.7 (296)
7
%11.6 (159)
6
%2.6 (36)
5
%1.3 (18)
4
%0.5 (7)
3
%0.1 (2)
2
%0.1 (2)
1
%0.1 (2)

Kitabın sıralamaları