Kreutzer Sonat

8,5/10  (222 Oy) · 
569 okunma  · 
180 beğeni  · 
3.839 gösterim
Kreutzer Sonat (Kroyçer Sonat), Kroyçer Sonat, bir tren yolculuğu öyküsüyle başlıyor, insanoğlunun ruhunun derinliklerinde uyuyan şiddete, kıskançlığa, zavallılığa uzanıyor. Trende başlayan bir söyleşi sırasında yolcular arasında bulunan, kitabın baş kahramanı Pozdnişev, nasıl olup da böyle çöktüğünü, bezginleştiğini anlatır. Gençliğinde sefih bir hayat sürmüş, sonradan kendinden iğrenmeye başlamıştır. Terzilerin, güzellik uzmanlarının yardımıyla erkeklerin hayvansal içgüdülerini alevlendirdikleri için toplumun ve kadınların suçlu olduğu kanısına varmıştır. İçinde uyanan pişmanlık Pozdnişev’i değişime itmiş, o da bu doğrultuda evlenmiş, çocuk sahibi olmuştur. Ancak, kadınlarla erkekler arasındaki onulmaz farklar, bir yandan da Pozdnişev’in kıskançlığı nedeniyle bir süre sonra karısıyla birbirinden nefret etmeye başlamışlardır. Karısının onu bir müzisyenle aldattığından kuşkulanmasıyla birlikte Pozdnişev’in ruhunun derinlerinde yatan şiddet açığa çıkmış, geri dönüşsüz zararlara yol açmıştır. Pozdnişev’in öyküsü, Lev Tolstoy’un yaşadığı dönemin ahlâk anlayışının ve bazı değerlerin değişmesiyle yaşanan sancıların bir panoraması niteliğindedir. Kadın-erkek ilişkilerinde erdemin gerekliliğine inanan Tolstoy, kendi görüşü doğrultusunda erdemsizliğin insanoğlunu ne gibi çıkmazlara sürüklediğine işaret etmeye çalışıyor. Tabii, Beethoven’ın ünlü Kroyçer Sonat’ını dinleyip dinlememek, size kalmış.
  • Baskı Tarihi:
    2013
  • Sayfa Sayısı:
    140
  • ISBN:
    9786053608929
  • Orijinal Adı:
    Kreytserova Sonata
  • Çeviri:
    Ayşe Hacıhasanoğlu
  • Yayınevi:
    Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:

Tolstoy’un bu eserini okumayı düşünmüyordum aslında ama kitabı okuyup, yorumlayan arkadaşlar kararımı değiştirdi. Eser hakkında yazılanlar, eserin oldukça sansasyonel olduğunu gösteriyordu ve öyle de çıktı.

Kitabın başında geçen konuşmaları bir türlü zihnim almadı, sonrasında kitaba adapte olabildim. Başlarda kitaba adapte olamayışımın sebebini, ilk defa gördüğüm, Tolstoy’un felsefe yapma gayretine bağlıyorum. Schopenhauer temalı felsefe gayretini biraz askıda ve kitaba kötü iliştirilmiş bir detay olarak görüyorum. Tolstoy’un ahlakçı tarafı, bu kitapla birlikte zirveye ulaşmış gibi gözüküyor. Vaazcı Tolstoy’u hissetmemek elde değildi. Bu yüzden de eseri ahlaki ve edebi açıdan değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum.

Yazar, hemen hemen her kitabında değindiği, toplumsal çarpıklıkların oluşmasının en büyük sebeplerinden biri olarak gördüğü, genelevlerin işleyiş tarzından bahsederek, bu kurumların toplum için ne kadar tehlikeli olduğunu belirtmiş. Bu kurumlara giden insanları ve bunlara destek veren aileleri kötülemiş. Orada çalışan kadınların ne kadar çirkin yaratık olduğundan bahsetmiş. Cinselliğin gereksiz ve özellikle böyle kurumlarda yapılması son derece yanlış bir şey olduğundan dem vurmuş. Tolstoy, sokakta, bedenini teşhir eden kadınların amacının, kendilerini erkeklere beğendirmek olduğunu söylemiş. Erkeklerin de bu kadınlara kanarak, cinsel arzu hissetmelerini ya da onlarla birlikte olma isteklerini son derece yanlış bulmuş. Doğum kontrol haplarının ve çocuk yapımının gereksizliğinden, cinsel isteğin törpülenmesi gerektiğinden, evliliklerde nasıl bir yol izlenmesi gerektiğinden bahsetmiş. Genel anlamda baktığımız zaman, Tolstoy’un söyledikleri kimilerine mantıklı gözükebilir ama bu düşünce tarzının oldukça tehlikeli tarafları mevcuttur. Bu düşüncenin neticesini şu an ülkemizde yaşıyoruz; hamile kadının sokakta dolaşmasının istenmediği ve mini etek giyen kadının dövüldüğü bir yönetime tabiiyiz. Ahlakçı anlayışın unuttuğu bir şey vardır , bu beni her zaman rahatsız eder, suç toplumda değil, bireydedir. Öncelik bireysel eğitimden geçer. Toplumdaki genelevleri kapatmak, insanı eğitmedikten sonra, istenilen neticenin oluşmasını sağlamaz. Yasakçı ve sapık zihniyetlerin tohumları her zaman ahlakçı düşüncelerde atılır. Tolstoy da bu kitabıyla maalesef en büyük ahlakçı rolüne bürünmüş ve söyledikleriyle toplumu şekillendirmeyi kendisine görev bellemiş. Yazdıklarını, özellikle kitabın son kısmında yazdıklarını, okuduktan sonra uzun bir süre düşündüm ve inanın zihnim Tolstoy’un söylediği çoğu şeyi kabullenemedi. Bütün bunları söyleyen bir yazarın, on üç çocuk sahibi olmasını da ayrıca idrak edemedim.

Tolstoy'un erkeğin, kadına bakış açısı konusunda söylediklerine hak verdim. Kadın geçmişten günümüze, erkeğin zevk aracı olarak kullanılmış ve -azalsa da- kullanılmaya devam etmektedir. Özellikle gelişmemiş toplumlarda kadın, erkek tarafından, ruhsal ve bedensel olarak sömürülmektedir. Evlilik konusunda söylediği bazı kısımlarda da yazara hak verdim. Sırf cinsel tatmini sağlamak amaçlı yapılan evlilikler olumsuz sonuçlanmakta ve bu evliliklerden doğan çocuklar yeterli sevgiden mahrum yetişmektedir.

Tolstoy, gerilimi yüksek bir yazıma imza atmış. Gerek ana karakter gerekse yan karakterler, okura, ustaca aktarılmış . Paranoyak erkek modeli ve onun yaşadıkları okurun kitabı elinden bırakamamasını sağlıyor. Kısa ama buna rağmen, oldukça doyurucu bir eser olmuş.

Edebi açıdan beğendiğim, savunduğu düşünceler bakımından sevemediğim bir Tolstoy kitabı oldu. Herkese iyi okumalar diliyorum.