Adı:
Ev Sahibesi
Baskı tarihi:
Ocak 2011
Sayfa sayısı:
159
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053600749
Kitabın türü:
Çeviri:
Tansu Akgün
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Ünlü eleştirmen V. Belinski bu eser üzerine Dostoyevski'den geleceğin büyük yazarı olarak söz etti. Yazar 1849'da I. Nikola'nın baskıcı rejimine muhalif Petraşevski grubunun üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Kurşuna dizilmek üzereyken cezası sürgün ve zorunlu askerliğe çevrildi. Cezasını tamamlayıp Sibirya'dan döndükten sonra Petersburg'da Vremya dergisini çıkarmaya başladı, yazdığı romanlarla tekrar eski ününe kavuştu. 1847-1848 yılları arasında yayımlanan Ev Sahibesi, Bay Proharçin, Dokuz Mektupluk Roman ve Polzunkov en güzel öyküleri arasında yer aldı.
(Tanıtım Bülteninden)
Bugün benim adım Ordinov, ben bugün kilisede gördüğüm Katerina'ya aşık oldum.. Onun gezdiği yollarda geziyor havaya sinen kokusunu içime çekiyorum. Arasıra gökyüzüne bakıyorum. Katerina'nın derin mavi gözleri orada duruyor. Kocası var Katerinanın oda fark etmiş ki ters ters bakıyor. Bir gün çok hasta oldum Katerina'nın kollarındayım. Beni sarıp sarmalayıp iyileştirdi. Oda beni seviyor mu ne. Neyse daha fazla spoiler vermeyeyim. Zaten Dostoyevski okurlarına yazdıklarını içten içe, ilmek ilmek işliyor.

Eleştireceğim tek konu ise Dostoyevski ile değil bizimle ilgili. Konu Dostoyevski Tolstoy vs olunca kilise, din, ayin, mum yakma gibi dini ögeler gayet normal karşılanır. Konu bizim kendi yazarlarımız olunca cami, namaz, oruç, gibi dini öğeler yadırganır. Yobaz, dinci yazar diye yaftalanır. Müslümanlıkta hoşgörü var ama müslümanlarda hoşgörü yok.
Dostoyevski'nin kaleminin sesleri artarak benliğinin saf haline doğru yaklaşmaya devam ediyordu.

"En azından deneme" kavramını yükseklere çıkarmış Dostoyevski, deneyselliğin sınırlarında dolaşan öykülerinde kendisi benim için kitaplarının son sayfalarında sanırım uyuyakalarak kitaplarını öylece bastıran bir adam oluverdi. Öyle ki şimdiye kadar okuduğum kitaplarında -bu kitap da dahil olmak üzere- yine sonlandırılmak istenmemiş öyküler gördüm. Aslında insanın varoluşu gibi bir yazını var Dostoyevski'nin, biz de korku ve ümit dengesi arasında yaşayıp gidiyoruz şu hayatta ve ölümümüzden sonra ne olacağımızın merakında yaşıyoruz... Dostoyevski de gerek Ev Sahibesi gerek bu kitaptaki diğer öyküleriyle son kelimesinden sonra nelerin gelebileceğinin merakında bırakıyor bizi. Kitapta bahsi geçen karakterleri ister al Rusya'nın 24 saat açık kalan lunaparklarında iliklerin donana kadar onlarla çarpışan arabalara bin, istersen de al onları unutulmaya yüz tutmuş bir kültür olan tiyatro kültürünün bir tiyatro parçasındaymışcasına doya doya izle, dinle, deneyimle.

Çok ilginç, çok özgün bir tarzı var yahu... Beğenip beğenmemek gibi bir şey gelmiyor aklıma Dostoyevski okurken. Adam sanki Le Corbusier'in 1929 yılında modern mimarlığın butonuna Villa Savoye ile basması, Van Gogh'un kendine has hayat dolu spiritüel çizgileri, Karuan'ın müziklerine Doğu ezgileriyle birlikte Batı ögelerini katması, matematiğin irrasyonel sayılar kümesi gibi bir adam.

Ev Sahibesi kitabıyla birlikte Dostoyevski'nin değişen ruhsal akımlarının etkisinde topraklanmalarımı kaybediyorum sanırım, yakın zamanda ona dair okuyacak olan kitapların heyecanı beni şimdiden etkisi altına aldı bile.
Ev Sahibesi, Dostoyevski'nin dört öyküsünden oluşan bir eser. Tabiki ben Türkiye İş Bankası Yayınları'ndan okudum. Diğerlerinde belki değişiklik gösterebilir.

Şüphesiz ki Dostoyevski = Hayat...
Bu bağlantı nereden geldi diyenler için: Belirsizlik... Kocaman soru işaretleri, boşluklar... Hayat da belirsiz değil midir? Hepimiz sonunu bilmeden yaşamıyor muyuz bu hayatı? Dostoyevski de sonu belirsiz eserlerin ustası.
Kitaptaki en kafa karıştırıcı hikaye de, eserin ismini aldığı hikaye. Aşk hikayesi gibi gözükse de, altında din ile ilgili, psikoloji ile ilgili anlamlar yatmakta. Ana konu aşk tabiki ve bu betimlemeler ile donatılmış. Bu aşkla ilgili güzel betimlemeler için bu hikayeyi okumalısınız. Benim Dostoyevski ile karışık aşk anlatımım nasıl olurdu? :
" Onunla karşılaştığım günden beri, gözümü her kapatışımda yüzünü görüyorum. O tatlı ancak köşeye sıkıştırıcı his, aklımdan çıkmayışı ile daha da sık tekrarlanıyor. Düşündüğümde beynimden tüm vücuduma yayılan sıcaklanma ve karıncalanma ile birlikte sanki baygınlık geçirmişçesine, kendimden geçerek hayallere dalıyorum. Ufacık gülümsemesi bile kalbimin havaya uçması için yeterli oluyor. İstemsizce gözlerimden kocaman yaşlar dökülüyor bazen. Düşündükçe delirdiğimi hissediyorum. Biliyorum ki yakınımda olsa bile dokunamayacağım, uzağımda olsa yaklaşmak istedikçe uzağa gidecek. Elimi uzattıkça itecek... Yangın yeri de olsa içim, her tarafımdan alevler saçılsa da bu duygunun son bulmasını istemiyorum, istemeyeceğim. Acılar katlanılmaz olsa bile ondan vazgeçmeyeceğim."

Aşık olsam fena olmazmış aslında. Belki olmuştum, belki oldum, belki de olacağım. Kim bilir?
Belki şu an göz yaşlarım şelale olmuştur. Ya da hepsi bir oyun. Hayat gibi... Daha fazla söz yok, yazacağım yok acıdan başka...
https://youtu.be/Fr_-xItKlWI
Dostoyevski "insandaki vicdan müsveddesinin" tutanağı, hislerin algoritması, sığ kalıpların külçe gibi ağırlığı...


Dostoyevski'nin bu eserinde 4 öykü bulunuyor. Kitaba ismini veren novellamız "Ev Sahibesi" mükemmel bir ironi ürünü.

Öykümüzün içeriğine değinecek olursak; kendine yeni bir oda kiralamak zorunda kalan soylu Ordinov kilisede gördüğü Katerina'nın peşinden adeta kedi yavrusu gibi sürüklenir. Ve onların mevkisindeki bir odayı kiralar ve olaylar silsilesi bu şekilde başlar. Peşinden sürüklendiği kadının evli olduğunu düşünüp sonrasında ev sahibinin kızı olduğunu düşünen Ordi, bir zaman sonra Katerina'nın deli olduğunu ortaya atan kocası ve arkadaşının düşüncelerinin arasında sıkışır. Tabi o zamana kadar Katerina'nın aşkına kendini teslim eden aşık ne derece bu duruma inanır, okuyarak kendimizi bir muammanın ortasında buluyoruz. Kehanetler, büyüler, gerçekdışı tasvirlemeler...

Dostoyevski bu eserinde bir kaç anlatımıyla adeta Shakespeare anlatımına bürünüyor. (-Kalbimi de al, aşkımla dalga geçecek olsan bile güzel kız.) romantik bir havaya bürünüp sonra kendi hümanizmasına dönerek (-Artık kimsem kalmadı, başıma buyruk yaşıyorum, kalbimi de bazı vefasızların yaptığı gibi satmadım, ama bedava vermeye hazırım.)diyerek aşkını diğer insanların vefasızlıklarına dem vurup fakat kendi vicdanının temiz olduğunu ortaya koyan gururlu Rus gencimiz (burda öyküdeki başkahramanımız Ordinov'dan bahsediyorum) gönlümüzü adeta bir duygu karmaşasının girdabına sokuyor.

Dostoyevski'nin üslubunda yer yer Shakespeare'leşen, içeriğinde ise ilahi ikonalarıyla yer yer Dante'leşen farklı bir Dostoyevski novellası.

"Ev Sahibi" beni etkilediğinden dolayı en baskın öyküsü olarak bu öyküsünü ele almak istedim. Diğer öyküleri de ellerinizden öper. Saygılar...
Ev Sahibesi... ne anlatsam, nereden başlasam bilemiyorum. Kitap ciddi mana da çok açık noktalar bırakmış öyle ki yazar bunu bilhassa yapmış da olabilir. Bende etki yaratan nokta, olayın örgüsünden daha ziyade karakterler ve onların ruh halleriydi. Ana karakter Ordinov, içine kapanık bilime değer veren ve her daim bilim ile uğraş içerisinde olan bir adam. Bunun yanında Ordinov başıboş plansız sokak arşınları ise gelecekteki efsane karakter Raskolnikov'un temelini atar nitelikteydi. Katerina, her insanın yaşamına mutlaka bir şekilde girmiş, ucundan kıyısından hayatlarımıza dokunmuş olan, ruh hali olabildiğine değişken insan profilinde bir bayan. Bir yandan sevgi dolu sözcükler ve gözyaşları diğer yandan umursamaz tavırlar. (Zihnimde, Katerina'nın bahsi geçtiği her kısım sürekli birilerini çağrıştırdı.) Genel anlamda kitap, gerçek ve hayal arası sürekli çelişkilere düşeceğiniz sahnelerin mevcut olduğu, yazının başında da söylediğim gibi açık noktalarını zaman zaman sizlerin tamamlaması gereken, şahane bir eser. Tabi ki öneririm.
Ev Sahibesi 4 öyküden oluşmuş bir eser. Bu öykülerden kitaba ismini veren Ev Sahibesi adlı kısım nerdeyse kitabın yarısını kaplamış olmasindan dolayı insanın hafızasında en fazla kalan öykü olmuş. Ama ben daha önce Dostoyevskinin Suç ve Ceza , Karamazov Kardeşler, Yer Altından Notlar ve Kumarbaz adlı eserlerini okuduğum için midir bilemiyorum bu eserin sönük kaldığını düşünüyorum. Belki de deneme tarzında olması beni böyle düşünmeye sürükledi.
Konu olarak biraz bahsedecek olursam Ordinav kendini odasına kapatmış içine kapanık bilimle uğraşan bilim kitaplari okuyan bir karakter. Ev sahibinin başka bir yere taşınmasından dolayı kendine yeni bir ev aramak için sokaklarda dolaşırken kiliseye giren bir ihtiyar ve yanındaki güzel bayan Katerina ya rastlamıştır olay örgüsü bundan sonra başlamaktadır. Katerina ile ilgili kısımlar gerçek mi hayal mi anlamakta ben bile zorlandim. Velhasıl daha fazla bilgi vermeyeyim gerisini okurken öğrenirsiniz.
Dostoyevskinin o güçlü kaleminin hissediyorsunuz ancak deneme olması kısa oykulerden oluşması bana diğer kitapların daki tadı vermedi.
Çok önce okuduğum bir kitaptı ve sanki damakta bir Dostoyevski tadı bırakmamıştı. Bilmiyorum belkide Suç ve Cezadan sonra okumuş olmam beni böyle düşündürdü. Ama yine de sanki kitap eksik gibiydi. Olmamış, bitmemiş veya bir sonuca varılamamış gibi bitti. Nokta konulmamış bir cümle gibi yüklemi eksik....
Dosto'nun bu kitabıyla tanışacaksanız sizi 4 tane ilginç hikaye bekliyor. Genel olarak insanların yüzeysel samimiyetleri yerden yere vurmuş , insanların dıştan masum görünmesini kanmamak gerektiği ince noktalardan göstermiş , attığın adımları ve yaptığın olayları dikkat etmezsen başına neler getirebileceği kara mizahla ışık tutuyor öykülerde. İlginç insanlarla tanışmak içinde eşsiz bir kitaptır kendileri. Vehasıl Dosto candır iyi bir yayın evinden basılan da büyük bir edebi lezzettir.
YineDostoyevski,acısı,ızdırabı,hastalıgı,yabaniligi olan bır karakter Ordinov'la bize yine mutsuz bir sevda ve aşağılılık duygularıyla süslenmis bır kitap sunuyor.Kitap döneminde elestırmen belinski tarafından agır elestirilere ugramıstır
öyle ki kimi elestirmen ve yazara göre Dostoyevski'nın ilk kitabı insancıklar'dır.
ev sahibesi umutsuz,antipatik bir karakterin ''ben de varım'' dercesine insanların gözüne batma cabasını betimler. Ordinov karakterinın bası-bos,plansız sokak arşınları Raskolnikov u anımsatır. Yine görüyoruz ki Dostoyevski tüm karakterlerinde kendinden bir kaç para iz bizlere yansıtıyor.
Yazarımızın yazma yeteneği... Nasil oluyor da bütün bu içsel olayları, buhranları, hayalle gerçek arasında bocaladığı anları biz okuyuculara anlaşılır biçimde sunabiliyor ? Bu apansız AŞK güzel mi , kötü mü ? Okuyunca karar verirsiniz. Ben bu yıkımı yaşadım okurken.
Kitapta ki dört hikayeyi de beğendim. Yazarın farklı bir dili ve farklı bir kurgu yapısı var. Kara Mizah denilebilecek bir şekilde yazıyor anlatmak istediklerini bize yazar. İnsanların iki yüzlülüklerini, kararsızlıklarını, iç dünyalarında ki çatışmalarını farklı bir bakış açısıyla ortaya koyuyor.

Kitap rusça aslından çevrildiği için sanırım çeviri de hatalar yok. Buna rağmen kitapta çoğu yerde boşluklar, anlamda ikililikler, yer yerde kopukluklar vardı. Ev Sahibesi romanında acaba bir detay mı kaçırıyorum diye aynı yeri 3 kere okudum ama yine de anlatımda boşluk olduğunu düşünüyorum. Bir kaç yerde daha aynı şey olunca acaba sorun bende mi yazarın nüktesini mi anlamıyorum acaba bilerek mi yoksa farkında olmadan mı açık bıraktı diye düşündüm durdum :)

Sizi de uzun zaman düşündürecek ve akıldan çıkmayacak bir kitap olacağına eminim. Zannımca bir kere daha okuyacağım. Sorunun cevabını bulursam incelememi güncellerim :)
Okuduğum kitap 1951 basımı. Romanda olaylar, doktorasını tamamlayan kahramanımız ordinov'un ev aramasıyla başlar. Okumaya meraklısı, kalabalıktan hoşlanmayan duygusal olan Ordınov’u ummadığı olaylar örgüsüyle karşı karşıya kalması.
İlk kez aşkı tanımaya başlayan, aradığı insanı bulduğunu sanan Ordinov, senaryonun figüranı olduğundan habersizdir. Satranç oyununun bir piyonu olduğunu geçte olsa farkedince bir anda dünyası kararacak hayata küser ve
Ordınov, sonunda oturduğu evi değiştirmeye karar verir sonrasında ise olaylar olaylar.Kitabın sonunda son nokta konulmuyor içinizi birşeyler eksik kalmış gibi bir his kaplıyor.
Siz fazla kitap okumaktan bu hale gelmişiniz, beyninizi kitaplarla doldurmuşunuz; biz köylüler halk dilinde buna okumaktan beyniniz sulanmış deriz...
Dostoyevski
Sayfa 78 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Hasan Ali Yücel Klasikleri, 5. Basım, Mayıs 2016, İstanbul, Çevirmen : Tansu Akgün
"... siz fazla kitap okumaktan bu hale gelmişiniz, beyninizi kitaplarla doldurmuşsunuz ;biz köylüler halk dilinde buna okumaktan beyniniz sulanmış deriz..."
Dostoyevski
Sayfa 78 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ev Sahibesi
Baskı tarihi:
Ocak 2011
Sayfa sayısı:
159
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053600749
Kitabın türü:
Çeviri:
Tansu Akgün
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Ünlü eleştirmen V. Belinski bu eser üzerine Dostoyevski'den geleceğin büyük yazarı olarak söz etti. Yazar 1849'da I. Nikola'nın baskıcı rejimine muhalif Petraşevski grubunun üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Kurşuna dizilmek üzereyken cezası sürgün ve zorunlu askerliğe çevrildi. Cezasını tamamlayıp Sibirya'dan döndükten sonra Petersburg'da Vremya dergisini çıkarmaya başladı, yazdığı romanlarla tekrar eski ününe kavuştu. 1847-1848 yılları arasında yayımlanan Ev Sahibesi, Bay Proharçin, Dokuz Mektupluk Roman ve Polzunkov en güzel öyküleri arasında yer aldı.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 719 okur

  • Meltem
  • Mihrii
  • Xibalba
  • Çetin Oğulcan Yücel
  • Emre Altın
  • kadir şarkı
  • Murat Özer
  • Keziban Turgut
  • B. Bulut Sağlam
  • İbrahim Halil Öztürk

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.4
14-17 Yaş
%5.1
18-24 Yaş
%24.9
25-34 Yaş
%39.1
35-44 Yaş
%19.2
45-54 Yaş
%6.4
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%2.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%53.2
Erkek
%46.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%13.1 (26)
9
%16.1 (32)
8
%28.1 (56)
7
%21.1 (42)
6
%14.1 (28)
5
%4 (8)
4
%3 (6)
3
%0.5 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları