Adı:
Çocukluk
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053322085
Orijinal adı:
Detstvo-Otroçestvo-Yunost
Çeviri:
Ayşe Hacıhasanoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Çocukluk Yılları
Çocukluğum
Çocukluk
Çocukluğum, usta yazar Tolstoy’un on yaşından itibaren çocukluk ve ergenlik devresini içtenlikle ve kendine has üslubuyla kaleme aldığı unutulmaz bir eser. Yazıldığı dönemden günümüze en çok okunan Tolstoy kitaplarından biri olan Çocukluğum, devrin toplumsal yapısını, anne baba sevgisini, eğitim sistemini, yaşanan çocukça aşkları, anne ölümüyle girilen çalkantılı ruh halini ve sevgi ile nefret arasındaki gidiş gelişleri ele alıyor. Çocukluğum sadece kendi edebi gücü bakımından değil, aynı zamanda Tostoy’u anlamak için de önemli bir çalışma.
inci Hanımın sitede başlatmış olduğu geniş katılımlı Tolstoy etkinliği, benim adıma da artık ustayla gerçek anlamda tanışmak için bir vesile oldu. İncelemeye başlarken kendisine emekleri ve desteği için çok teşekkür ederim.

Çocukluk adlı bu eserimiz, İlkgençlik ve Gençlik 'le beraber bir üçlemenin ilk kitabı aslında... Bazı yayınevleri bu üç kitabı tek bir ciltte birleştirmişler. bence de böylesi çok daha mantıklı... Benim gibi Tolstoy'u kendi elleriyle büyütmek ve dev eserlere bu şekilde hazırlanmak isteyenler için güzel bir başlangıç serisi...

Çocukluk, Tolstoy'un da ilk eseri olarak geçiyor aynı zamanda... Konu ne zaman Tolstoy olsa, Dostoyevski'nin de ruhu bir şekilde gelir girer ortama... Adet yerini bulsun diye mini bir karşılaştırma da ben yapayım;

Bu seriden de anladığımız gibi Tolstoy edebiyat dünyasına biraz daha kıyıdan, denizin sığ sularından girmiş. Yavaş yavaş açılmış ve neredeyse görünmeyecek kadar derinlere gitmiş zamanla... Dostoyevski ise ilk kitabı olan İnsancıklar ile direkt denizin en lacivert yerinden dalmış suya. Onun hiç kıyıyla işi olmamış, hep derinlerde yüzmüş:) Netice de ikisi de yüz yıllar boyunca okunacak harika eserler yazmışlar... O yüzden ikisini sürekli karşılaştırmak yerine ikisinden de olabildiğince faydalanmak benim bakış açıma göre en mantıklısı...

Kitap yarı otobiyografik olduğu için kişilerin ve olayların hangisinin gerçek, hangisinin kurgu olduğu konusunda yüzde yüz bir bilgiye sahip değiliz. Ancak bir şekilde orada anlatılan hikayenin Tolstoy'un çocukluk yıllarıyla öyle ya da böyle ilişkili olduğunu biliyoruz. Peki bundan nasıl bir çıkarım yapabiliriz diye düşünürsek belki şunları sıralayabiliriz;

* Tolstoy çocukluğundan itibaren çok iyi bir gözlemci olmuş. Hane halkını ayrı ayrı gözlemlemiş, her biriyle ilgili kafasında geniş bir dünya kurmuş.

* Çok duygusal bir çocuk. Yani şaşırtacak derecede duygusal ve hassas... Olumsuz en ufak bir olay göz yaşı olarak dışarıya akıyor şelale gibi:) Bir o kadar da utangaç...

* Sınıf farkına daha çocukluk yıllarından itibaren anlam verememiş. Yaşadığı evde, o dönemin şartları içinde efendiler ve hizmetçiler/köleler var. Tolstoy, efendiler tarafında. Ancak hizmetçilerin pek çoğuyla duygusal ve sevgiye dayalı bir bağ kurmuş. Buna karşın, ufak tefek çatışmalarda bir anda kendisinin konumunu göstermek zorunda hissediyor karşı tarafa. Ancak genel olarak neden böyle olması gerektiğine de tam bir anlam veremiyor. Gözünü açtığından itibaren beraber yaşadığı insanların bir günde asıl efendi (baba) tarafından işten çıkarıtılabiliyor olması bu sınıf farkına olan bakış açısını tetikliyor. Buna benzer başka detaylar da var.

* Kendini hem fiziksel olarak hem de karakter olarak oldukça yetersiz görüyor. O yüzden hayatındaki insanları fazlasıyla yüceltirken kendini aşağılara çekip duruyor. Mesela erkek kardeşi onun gözünde daha yakışıklı, her şeyi başarabilen örnek bir çocuk. (Büyükanneye hediye verme sahnesi bu duyguyu çok iyi yansıtıyor.)

* Kendine olan güvensizliği ve başkalarını yüceltme huyu arkadaşı Seryoja hayatına girdikten sonra zirveye varıyor. Onun yerini başka biri alana kadar neredeyse bütün hayatı Seryoja'nın etkisi altında geçiyor.

* Az önce de bahsettiğim gibi hanenin alt tabakadan olan insanlarıyla çok daha yakın ilişkiler kuruyor. Bunun nedeni belki de annesini çok erken yaşta kaybetmiş olmasıdır. Natalya Savişna adlı evin erzak sorumlusu kadınla kurduğu derin bağ, bu durumla ilişkilendirilebilir.

* Yeri gelmişken, kitaptaki anne tamamen kurgu olduğu için onunla olan ilişkisine fazla girmiyorum. Ancak kitapta en etkilendiğim bölüm bir cenaze sahnesi ardından yapmış olduğu iç tahlilin dile getirildiği bölüm oldu... Burada en yakınlarını kaybeden insanların dahi cenaze ortamında, bazı durumlarda nasıl hem kendilerini hem de başkalarını kandırabildikleri konusunda gerçekten çok farklı ve ilgi çekici bir tahlil var.

Tolstoy'un 'çocukluğundan' bana kalanları kısaca böyle özetleyebilirim. Açıkçası, 'Dede' bana güzel bir yolculuk vadediyor ve uzun bir Tolstoy yolculuğu için kendimi hazır hissediyorum. Bu çocuğun büyümesini seyretmek ve ileride yapacaklarını yaşayarak, okuyarak görmek istiyorum.

İlerleyen yaşlarda görüşmek üzere...

herkese keyifli okumalar dilerim...
Tolstoy’un yarı otobiyografik üçlemesinin ilk kitabıdır “Çocukluk”.
Benim için ise, Tolstoy’un, okura yaşamının ve kalbinin gizli kalmış yanlarını açtığı ilk kitap. Vefakâr ve sevgi dolu bir annenin, kumarbaz ve keyfine düşkün bir babanın oğlu olan Tolstoy, yaşamında iz bırakan diğer insanlara da eserinde yer vermiş.
Bu kitap sayesinde, onun ilk aşkının, çocuksu kıskançlığının, bir türlü peşini bırakmayan utangaçlığının, küçük bir çocukken bile yaşından beklenemeyecek derecede kendisini sürekli vicdan muhâkemesine tabi tutuşunun, sevdiği bir yakınını kaybetmekten duyduğu acısının bir tanığı oldum.

Çocukluğun o yapmacıksızlığına, saflığına, neşesine duyduğu özlemi ben de kitap boyunca duydum ve çocukluğumu özledim.
Her ne kadar Tolstoy, çocukluk anılarını anlatırken bile örnek bir Hristiyan’ın sergilemesi gereken davranışları okuyucuya fark ettirmeden hatırlatsa da, kitabı çok samimi buldum.
Onu daha iyi tanımak adına üçlemenin diğer kitaplarıyla okuma serüvenime devam edeceğim.

Kitabı okurken ara ara açıp dinlediğim, ne zaman dinlesem beni alıp çocukluğuma götüren şarkıyı incelememe eklemek istiyorum:
https://m.youtube.com/watch?v=pOTezKP5DIY

Herkese iyi okumalar dilerim. :)
İçindeki çocuğu hiç büyütmeyenlere selâm ve sevgiler...
Çocukluk, Tolstoy'un çocukluğuna dair birçok noktayı yakalayabileceğimiz "şeker portakalı" tadında bir kitap.
Karakterler derin ruh tahlillerine tabi tutulmamasına rağmen kalbimizde hemencecik yer ediniyorlar. Karl İvanoviç(öğretmeni), Natalya Nikolayevna (annesi), Natalya Savişna ise kitapta beni en çok etkileyen karakterler. Sırf Natalya Savişna'nın sadıklığı ve Natalya Nikolayevna'nın efsane güzel kalbi için bile okunabilir.

Tolstoy'un derin anne sevgisi ise şu dizelerde açıklamaya ihtiyaç duyulmadan anlaşılıyor:

Zaten güzel olan annemin yüzü, gülümseyince, bir kat daha güzelleşir, çevreye sanki neşe saçardı. Eğer, yaşamımın en acı dakikalarında bir an için olsun, bu gülümsemesini görmek fırsatını bulsaydım, keder nedir bilmezdim. Yüz güzelliği denen şey, bence tatlı bir gülümsemede toplanır, eğer gülümseme bir yüzü güzelleştiriyorsa, o yüz güzeldir, eğer değiştiriyorsa, bu yüz şöyle böyle bir yüzdür, bozuyorsa çirkindir.

Acaba Tolstoy'un bu kadar etkileyici şekilde anlatmasının altında, karakterleri okuyucuya benimsetip kendi yaşamından kesitlerin olduğu bölümleri kaçırmamızı sağlamak olabilir mı?Saçmalıyorum büyük ihtimalle ama olur mu olur.

Din konusunda neden bu kadar takıntılı olduğu benim için halen merak konusu. Çocukluğunu anlattığı kitapta dahi,
Hristiyanlığın bağnazlık yönüne kaşla göz arasında Grişa karakteri üzerinden değinmiş.
Buradan çıkaracağımız sonuç, çocukluğunda bu tür bağnazlıklardan etkilenmesinden dolayı doğruyu aramaya çalışması olarak görülebilir mi?

Ben etkileyici buldum. Öneririm. İlkgençlik ile devam ediyorum, tüm 1k okurlarına keyifli okumalar dilerim :))
Tataaam diye gösterişli bir giriş olsun çünkü Tolstoy'um geliyor :-)
Tolstoy deyince bende akan sular duruyor zira pek bir severim kendisini. Çocukluk, ilk gençlik ve gençlik üçlemesine başladım. Keşke tam bir otobiyografi olsaydı da yazılanların gerçekliğinden emin olsaydık ama ca'anım Tolstoy'um kendi dünyasıyla karıştırmış ve yarı otobiyografik bir eser çıkarmış ortaya: Çocukluk.
Tolstoy askerdeyken tuttuğu günlükte bir sayfaya şöyle yazmış: " Yarın büyük bir roman yazmaya başlıyorum. " Daha yazıya dökmeden ortaya çıkacak eserin "büyük" olacağını biliyor çünkü yıllarca kendini geliştirdi bu güzel adam ve askerde yazdı ilk eserini.
Bu romanda ana karakterimizin adı: Nikolay. Gerçekten her özelliğiyle Tolstoy mu bilemiyoruz fakat ben hayalimdeki Tolstoy'cuğuma pek bir benzettim :-) Soylu bir ailede büyümenin özelliklerini küçük yaşlardan görüyoruz Nikolay'da fakat sonra ezilen alt tabakayı görünce onları savunmasını ve babasına kızmasını da görüyoruz. Hoşlandığı kızla dans edebilmek için bir cesaretle atılıyor sonra her zaman olduğu gibi utanıyor ve saçma bir hareketle mahvediyor. Çocuksu meraklarının peşinden gidiyor, abisiyle sürekli kendisini kıyaslıyor ve kendisini fiziksel olarak hiç beğenmiyor. Yazdığı ilk şiirle nasıl gurur duyduğunu okuyoruz önce, sonra sıra okumaya geldiğinde şiiri nasıl aptalca bulduğunu hissediyoruz. Bütün bu olayları Tolstoy öyle güzel yazıya dökmüş ki bir film sahnesi gibi canlanıyor her şey. Dans ederken o komik ayak hareketini görüp gülüyorsunuz, şiiri okuyamayınca cesaret veriyorsunuz. Her şey gözünüzün önünde sanki adım atsanız yanındasınız küçük şaşkın Nikolay'ın.
Beni en çok etkileyen bölüm Nikolay'ın annesini kaybettiği bölüm oldu zira bizim Tolstoy annesini henüz iki yaşındayken kaybetmişti. Eserde Nikolay'ın annesini kaybedince hissettikleri o kadar net, o kadar insanca, bir o kadar da çocukça. Annesini hiç tanımayan Tolstoy'un bir annenin yokluğunu bu kadar güzel anlatmasına şaşırdım mı, tabi ki hayır.
Tolstoy'u mutlaka okuyun ve okutturun diyorum.
Tolstoy'un yarı otobiyografik denebilecek üçlemesinin ilk kitabı. Aslında kitap otobiyografiden ziyade roman. Yarı otobiyografik diyoruz çünkü, Tolstoy yaşamını doğrudan anlatmamış değişiklikler yapmış. Ne gibi? Mesela başkarakter Nikolenka Tolstoy'un kendisi, fakat Nikolenka'nın babası, kendi babası değil, babasının komşusu ve arkadaşı, annesi ise kitapta çokça yer almasına rağmen gerçekte Tolstoy 3 yaşındayken ölmüş yani annesini hatırlamıyor. Nedense gerçek yaşama kurguyu katmış.
Tolstoy bu kitabı 23 yaşındayken yazmış yayınlanan ilk eseri bu, ona rağmen ruh çözümlemeleri, karakterler ve kurgu çok iyi.
Kitabı 1999 Cumhuriyet Gazetesi Yayınlarının bastığı kitaptan okudum bu yayının artık baskısı yok ben de zaten askeri kütüphaneden aldım. Çevirmen de Rana Çakıröz.
Tolstoy'u daha iyi tanıma adına kitabın devam kitapları olan İlkgençlik ve Gençlik kitaplarını da okumayı düşünüyorum inşallah.
Tolstoy edebiyat hayatına kendi çocukluğunu anlatarak giriş yapmış. Roman havasında yazmaya çalışmış ama bana pek sürükleyici gelmemişti. Yine de yazarı tanıma adına bu otobiyografisini okumak gerektiğini düşünüyorum.
Yine elimde kitap varken aldığım bir kitap.
Kitabı aldığımda öğrendim ki "Çocukluk" Tolstoy'un basılan ilk yazısıymış.
Ve bu kitap genel özellikleriyle gerçeğe çok yakındır. Kitaptaki kahramanların bir çoğu kendi hayatından alınmıştır. Kendisi, arkadaşları ve ailesi...
Ben kitabı çok sevdim, inşallah sizler de okuduğunuz da seversiniz. Ayrıca kitabı okumanızı tavsiye ederim.
Tolstoy ailesini, arkadaşlarını, öğretmenleriyle olan ilişkilerini bütün samimiyetle anlatmış. Annesinin cenazesine gelenleri incelemesi ve tüm iç dünyasını içtenlikle aktarması ilgimi çekmişti. Okunması gereken çok hoş bir kitap.
çox maraqlıdır menim üçün; - hemin dövrün uşaqların - zedagan uşaqlarının heyat terzi gündelik yaşamı ile tanış oluruq ..... axşam duaları barede oxuyanda nenelerimizin bize oxutdurduğu dualarla hemen-hemen eynidir.......
Dikkat spoiler içerebilir.!
Lev Nikolayeviç Tolstoy'un yarı otobiyografik kitabı okunmaya değer bir kitap. Kesinlikle tavsiye ederim. Annesine duyduğu sevgi ve babasının kendisini ve abisini eğitim amaçlı anneden uzaklaştırması(tabii tamamen babanın kendi hayatını,eğlenceyi Moskova'da özgürce yaşama isteği asıl sebebi yüzünden)beni duygulandırdı ve hüzünlendirdi biraz.
Tolstoy'un on yaşından itibaren çocukluk ve ergenlik devresini içtenlikle ve kendine has üslubuyla kaleme aldığı bir eser. 1800 lerin ikinci yarısının toplumsal yapısını, anne babasını sevgisini, eğitim sistemini, anne ölümüyle girilen çalkantılı ruh halini ve sevgi ve nefret arasındaki gidiş gelişleri ele alıyor . Tolstoy ve eserlerini anlamak için bunu da okumalıyız, bence.
Otobiyografik bir kitap olmasına rağmen Tolstoy'un kendine has betinlemeleri ile bazen bir roman okuyormuş hissine kapıldım. Çocukluk ve ergenlik döneminin kaygılarını, sevinçlerini, hüzünlerini ve aşklarını okuyuca aktarmış. Tolstoy'un bu eserini okuyunca; insanoğlunun doğasının dünyanın neresinde olursanız olun, belirli dönemlerde ortak kaygıları güttüğünü görüyoruz.
Annemin yüzü zaten güzeldi, ama gülümsediği zaman daha da güzelleşir ve etraftaki her şey daha da parlak görünürdü.

Eğer hayatımın acılı anlarında bu tebessümü bir an için bile olsa görebilseydim acı nedir bilmezdim.
İnsanlara ne kadar bağlı kalırsanız kalın, ne kadar iyilik yaparsanız yapın, yine de değeriniz bilinmez, Nikolay. dedi.
- "Size göre ego nedir?" diye sordu.

- "Ego..." dedim, "Herkesten daha iyi ve zeki olduğumuza inanmaktır."
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 250 - Kitap zamanı
“Yaşamın herkesçe bilinen, küçük sıkıntılarla ve üzüntülerle dolu karanlık yanını başkalarından saklamayı ve kendinden uzaklaştırmayı o kadar iyi bilirdi ki, onu kıskanmamak olanaksızdı.”
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 46 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 3.Basım, Ç: Ayşe Hacıhasanoğlu

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çocukluk
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053322085
Orijinal adı:
Detstvo-Otroçestvo-Yunost
Çeviri:
Ayşe Hacıhasanoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Çocukluk Yılları
Çocukluğum
Çocukluk
Çocukluğum, usta yazar Tolstoy’un on yaşından itibaren çocukluk ve ergenlik devresini içtenlikle ve kendine has üslubuyla kaleme aldığı unutulmaz bir eser. Yazıldığı dönemden günümüze en çok okunan Tolstoy kitaplarından biri olan Çocukluğum, devrin toplumsal yapısını, anne baba sevgisini, eğitim sistemini, yaşanan çocukça aşkları, anne ölümüyle girilen çalkantılı ruh halini ve sevgi ile nefret arasındaki gidiş gelişleri ele alıyor. Çocukluğum sadece kendi edebi gücü bakımından değil, aynı zamanda Tostoy’u anlamak için de önemli bir çalışma.

Kitabı okuyanlar 621 okur

  • Mustafa Bilici
  • Helen Üce
  • Tubshhhhh
  • Cemile yılmaz
  • İzgi Ekinci
  • Rümeysa Yılmaz
  • Ozkanc
  • berfin
  • Ozgur ozgur
  • Derya

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.3
14-17 Yaş
%9.8
18-24 Yaş
%18.8
25-34 Yaş
%29.8
35-44 Yaş
%25.7
45-54 Yaş
%8.6
55-64 Yaş
%2.4
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%55.2
Erkek
%44.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.5 (27)
9
%20.1 (31)
8
%25.3 (39)
7
%14.3 (22)
6
%5.8 (9)
5
%1.9 (3)
4
%1.9 (3)
3
%0
2
%0.6 (1)
1
%1.9 (3)

Kitabın sıralamaları