Çocukluk

Lev Tolstoy
Çevirmen:
Elanur Bahar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2021 348. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2021 20:51
Çocukluk. Tolstoy’un üçlemelerinin tek bir kitapta toplanmış halide mevcut olan ama tek tek okunması, anlaşılması bakımından daha değerli bir eseridir. Masumiyet üzerine yazılmış bir eserdir. Yeni doğan bir çocuk düşünün, masumluk nedir, uyurken seyrettiyseniz daha iyi anlarsınız beni sanıyorum. Evet, sevdiğini seyretmek de aynı hissiyatı verebilir ama ikisini birlikte seyretmenin verdiği o keyfi, sanırım açıklayamayacağım. Aynı zamanda yazarın ilk kitabı olarak da bilinen bu eser, kendi çocukluk döneminden de izler taşıdığını düşündürdü bana. Bilmem, katılır mısınız? Çünkü bu kadar iyi bir anlatım için biraz da insan kendinden katmalı diye düşünürüm ben yazarlar için. Bunu gördüğüme inanıyorum. İyi okumalar dilerim..
ÇocuklukLev Tolstoy · İskele Yayıncılık · 20079,4bin okunma
8/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2022 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2022 20:58
Çocukluk ~ Lev Nikolayeviç Tolstoy Tolstoy'un ilk defa 1852 yılında bir dergide yayımlanan yarı otobiyografik üçlemesinin ilk kitabı olan Çocukluk, bir çocuğun duygularını ancak bu kadar samimi anlatabilirdi dedirtti bana. Tolstoy elbetteki eşsiz bir yazar. Fakat on dokuz yaşında, bu kadar derin duyguları okuyucuya geçiren satırlar nasıl yazabilmiş diye düşünmeden edemedim yinede. Bu romanın genel olarak gerçeklere dayandığı söylenir. Karakterlerin birçoğu yaşamından alınmış. Kendisi, arkadaşları ve ailesi.. Çocuk masumiyetini, saflığını, ilk aşkını, tertemiz sevgisini, özellikle annesine olan sevgisi öyle içten ve derinden anlatılmış ki.. okurken sizde derinden hissedebiliyorsunuz. Biz kitap kulübümüzle beraber okuduk. İyi ki okuduk diyorum. Üçlemenin sonraki kitabı olan İlkgençliği merak etmeye başladım bile. Tolstoy’u tanımak ve anlamak için okunması gereken kitaplarından. Merak edenlere tavsiyemdir.
ÇocuklukLev Tolstoy · İskele Yayıncılık · 20079,4bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2020 70. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2020 21:10
Tolstoy'un okuduğum ilk kitabı. Tolstoy'u okumaya başlayanlar için güzel bir başlangıç kitabı olduğunu düşünüyorum. Kitap; oldukça akıcı, yalın ve gayet anlaşılır bir üslupla kaleme alınmış, hem otobiyografik hem anı niteliği taşısa da daha çok küçük Tolstoy'un çevresindeki kişileri, olayları, mekanları tasviri ön plânda. Özellikle annesi, öğretmeni Karl Ivanoviç ve annesinin dadısı Natalya ile ilgili duygu ve düşünceleri çocuk yaşına rağmen ne kadar nahif ve dikkatli bir gözlem gücü olduğunu gösteriyor. Kitabın olumsuz yanı; kitapta pek olay örgüsü yok, heyecan, sürükleyicilik ön planda değil, betimlemeler ve sayfaların olaysız sürmesi biraz sıkıcı olabilir ama yazarı tanımak ve kitaplarını okumaya başlamak için güzel bir başlangıç. Şimdiden keyifli okumalar.
ÇocuklukLev Tolstoy · İskele Yayıncılık · 20079,4bin okunma
Bu Tolstoy ne yaşıyormuş da bunları yazmış?..
Puan vermedi·152 syf.··
2023 42. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2023 17:38
Sanki bu kitap gerçekten bir yaşam da siz her duygusunu hissediyorsunuz.. Başlarda sıkıcı gibi gelse de kitap sona yaklaştıkça daha da içine giriyorsunuz. Nikolay’ın hislerini öyle derinden hissettim ki kitabın sonuna gözlerim dolu dolu geldim.. Çocukluk
Edebiyat & Roman
ÇocuklukLev Tolstoy · İskele Yayıncılık · 20079,4bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2025 9. kitabı
8/10 Karakterlerin ruh çözümlemeleri bizi hikayenin içinde tutup bırakmadı. Başkarakterimizin ailesine arkadaşlarına balolara evdeki çalışanlara tavrı düşünceleri konuşmalarını okuduk. Her karakter yeni duygular demekti baba figürü otoriter sert olmayan zengin bir adam anne figürü Nikolaya çok bağlı cok sevecen herkesin sevdiği köyün ileri gelen hanımlarından, erkek kardeşi biraz ağırbaşlı başarılı, hizmetçileri bakıcıları sorumlulari artık evde bulunan herkes hakkında da az çok bilgi sahibi olduk büyükanneleri ve karakterimizin aşık olduğu ya da etkilendiği kızlar da dans edişleri sohbetleri oyunlar yine akıcı bi dildeydi. Sonu hüzünle bitti annesini kaybetmesi karakteri derin yasa boğdu acı da sevgi de insanı insan yapan şeydir zaten ""Çocukluğun verdiği o başıboş canlılık,sevgi ihtiyacı ve çocukluktaki inanç gücünün bir daha yeri gelmesine imkan var mı?"" ""Hayatımızda çocukluğumuzun o tertemiz sevinciyle, sınırsız seveceğiniz daha etkili bir ruhun bulunduğu bir başka dönem var mı? O ateşli dualar nerede şimdi, duygusallığın o tertemiz gözyaşları, o her şeyden daha güzel olan hediye nerede? Göklerden koruyucu bir melek iniyor gülümseyerek o gözyaşlarını kuruluyor ve çocukluğun bozulmamış hayal gücünün ürünleri olan düşleri de alıp götürüyordu""
1000Kitap
ÇocuklukLev Tolstoy · İskele Yayıncılık · 20079,4bin okunma
En Yakın Arkadaşımla Nasıl Tanıştım? How I Met My Bestfriend? Legendary!
9/10
·168 syf.·
Beğendi
·
2018 60. kitabı
Dünya tarihindeki en önemli Rus yazarları arasında yer alan Tolstoy... Aristokrat bir ailenin ferdi olan yazar, aile konağında meydana geldi. Para durumları iyiydi, Dostoyevski gibi yokluktan gelmiş bir yazar değil kendisi; ancak aile durumları hiç de iç açıcı değil. 2 yaşında(1930) annesini, 9 yaşında(1937) babasını kaybediyor. Çok iç açıcı bir çocukluk değil; ancak ruh tahlillerini ve insan psikolojisini derinlemesine işleyebilen yazarların %99'unun hayatı travmalarla dolu, sevip üzülmüşler; kitapta bu durum şu alıntıyla desteklenmiş: "Ancak çok güçlü sevebilen insanlar, çok güçlü üzüntüler de yaşayabilir." geri kalan %1'lik kesim ise olağanüstü empati gücüne sahipler. Tolstoy'un birçok başarılı romanının kaynağı aslında bu nokta. Kendisi aile sevgisi görememiş ki, sevgi neredeyse aile oradadır diyemedi. Çok yoğun duygular altında kaldı; aileleri, hayatı, ölümü, ilişki mutluluğunu derinlemesine işledi( Anna Karenina, İvan İlyiç'in Ölümü, İtiraflarım, Aşkın Yasası - Şiddetin Yasası). Tabi ülkemizde en ok okunan kitabı "İnsan Neyle Yaşar" oldu. Çünkü kısa ve harika reklamı yapılarak dağıtıldı, ama abartılacak bir öykü kitabı değil. Eh işte. Gelelim benim çocukluğuma... Bugün bu konuda konuşmak istedim, bir anda esti. Tolstoy'un çocukluğu anne babasını kaybettiği noktada çoktan bitmişti. Benimse çocukluğum sürekli kırılma noktalarından geçiyor. Bitiyor, yeniden örüyorum bir süre sonra tekrardan deliniyor; ama bir yolunu bulup yine çocuksulaşıyorum. Benim için altın oran çocuk kalbi ve çocuksu sevgidir, insan olmanın en kutsal boyutunu nasıl geçtiğini anlamadığımız çocukluğumuzda yaşıyoruz. Neyse, gelin bir kırılma noktamdan bahsedeyim size. Babam mühendis, annem hemşire. Yoğun bir iş tempoları varmış. Sağ olsunlar, 21 yaşına geldim ve ne istesek eksik etmediler. Sürekli çalışmak zorunda kaldılar. Küçüklüğümde
ÇocuklukLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20249,4bin okunma
Kabahatlerin en kötüsü nankörlüktür
Puan vermedi·168 syf.··
Beğendi
·
2024 25. kitabı
Çocukluk eserine inceleme yazmadan önce Tolstoyun aile yapısına bakacak olursak. Dönemin Rusya’sına göre epey varlıklı ve zengin bir ailenin çocuğu olarak çok geniş bir ailede ve geniş bir evde doğuyor Tolstoy. Evlerinde hizmetçiler, annesinin ve babasının yardımcıları, aşçılar, hayvan bakıcıları, çocukların eğitimi için gelen özel öğretmenler. Yapmak istediği her şeyi yapabilecek bir varlıkla doğuyor kısacası. Çocukluğundan İlkgençliğine olan dönemde çevresindeki kişilerin ve olayların anlamını bulmaya çalışıyor. Algıları açık, sorgulamaya müsait. Bu kadar mütevazi ve sorgulayan, pek çok şeye karşı nasıl bu kadar hassas olduğuna şaşırıyoruz. Utangaç bir çocuk Tolstoy. Kitap da Nikola'nın ailesini tanıyoruz kitapta İlk aşkını, babasını, annesini, kardeşlerini, büyükannesini, kuzenlerini, arkadaşlarını tanıyoruz. Bence , çocukluk demek masumiyet demektir ya, kitabın genelinde de o masumiyet havası hakim. Nikola'nın oynadığı oyunlar, olsun utangaç olduğu anlar, ilk aşkını tarif edişi. Hepsi çok güzeldi.
ÇocuklukLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20249,4bin okunma
Çocukluk
Puan vermedi·172 syf.·
2025 68. kitabı
Lev Tolstoy ‘un yarı otobiyografik üçlemesinin ilk eseri Çocukluk kitabı yazarın ilk romanı, 1852 yılında Yazarın kendi çocukluk anılarından ve deneyimlerinden izler taşıyan kurgusuyla, samimi diliyle Tolstoy yirmili yaşlarından çocukluğuna fısıltılı ve zamanın sisleri ardından sesleniyor… Eser Roman türüne yakın dursa da, kendi yaşamından esinlenerek kurgusal bir anlatı kaleme alıyor. Soylu bir ailenin çocuğu olan Nikolenka'nın çocukluk yıllarını, iç dünyasını, ailesiyle ve çevresiyle olan ilişkilerini anlatıyor. Tolstoy kendi çocukluk anılarından yola çıkarak,o dönemin duygularını, düşüncelerini, hayal kırıklıklarını ve ilk deneyimlerini samimi bir dille aktarıyor. "Çocukluk" eserinde en etkilendiğim sahne Nikolenka'nın annesini kaybettiği kitabın duygusal dönüm noktasını yansıtıyor. Bu bölüm, Nikolenka'nın çocuk dünyasının sarsıldığı, ilk büyük acısıyla yüzleştiği anı, evdeki hüzünlü ortamı kavramaya çalışan, ancak o bu durumu tam olarak anlamakta zorlanıyor. Cahit Sıtkı Tarancı ‘nın dizeleri mananın özünü yansıtıyor. Annem olmasaydı ben olmazdım, Dünya olmazdı. Varlığım ona bağlı, Her şeyim ona bağlı. Annem gülerse güneş doğar, Annem ağlarsa ben ölürüm. Annem bir gün gül kokladı mı Bütün bahçeler gül olur. Tolstoy ustalığını burada gösteriyor, bir çocuğun gözünden kaybın nasıl deneyimlendiğini, acının yavaş yavaş nasıl idrak edildiğini ve bu durumun bir çocuğun ruhunda yarattığı derin etkiyi evdeki gelişen olaylarla sarsıcı bir biçimde yansıtıyor. Annenin gülümsemesi yitince çocukluk biter, insan büyür. "Çocukluk", masumiyetin, hayal gücünün ve ilk toplumsal intibahların bir yansıması olarak İlk intibaların, intibahlara dönüştüğü çocukluk eseri Tolstoy’u tanımak için ve kalemiyle tanışmak ilk eser olarak okunur...
Düşünce
ÇocuklukLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20249,4bin okunma
Puan vermedi·172 syf.··
2025 52. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2025 17:40
Tolstoy’un Çocukluk eseri, okurken insanı kendi çocukluğunun en unutulmuş köşelerine geri götüren, yumuşak ama bir o kadar da sarsıcı bir anlatı. Bu kitapta sadece bir çocuğun büyüme hikâyesini değil, aynı zamanda insan olmanın ilk acılarını, ilk sevinçlerini ve ruhun ilk çatlaklarını görüyorsun. Nikolay’ın dünyası, yetişkinlerin gürültülü karmaşasından uzak, duyguların çok daha yüksek sesle konuştuğu bir yer. En küçük kırgınlık bile ruhunda iz bırakıyor, küçük bir tebessüm bile içini ışıkla dolduruyor. Onun gözünden dünyaya bakarken, unutulmuş bir masumiyeti yeniden hatırlıyorsun. Kitap boyunca en çok anne figürü insanın içine işliyor. Tolstoy, anne sevgisini öyle sıcak öyle saf bir dille anlatıyor ki, Nikolay’ın ona olan bağlılığında kendi içindeki o küçük çocuğu yakalıyorsun. Annesinin gülüşü neredeyse sayfadan taşıp insanın ruhuna dokunuyor. Babasının daha uzak, daha karmaşık, bazen güven veren bazen de anlaşılmaz hali ise çocukluğun o tipik “büyüyememiş yetişkin” imgelerini hatırlatıyor. Nikolay’ın babasını anlamaya çalıştığı anlar, insanın hayatta ilk kez fark ettiği o garip duyguyu taşır: Sevdiğin insanlar sandığından çok daha kusurlu olabilir. Tolstoy’un tasvir ettiği ev; hizmetliler, akrabalar, tuhaf davranışlar, açık hesaplaşmalar ve gizli kırgınlıklarla dolu küçük bir sahne gibi. Her karakter Nikolay’ın iç dünyasında bir renk bırakıyor. Bazısı sert, bazısı sıcak… Ama hiçbiri unutulacak gibi değil. Eserin en güçlü yanı, çocuğun içindeki o hassas dalgalanmayı gerçek bir yetişkin berraklığıyla anlatması. Utanma, kıskançlık, hayranlık, öfke, huzur… Kitap boyunca duygular birbirine karışıyor ve Tolstoy seni adım adım Nikolay’ın kalbine götürüyor. Bazı cümleler öyle içten ki insan kendi çocukluğundaki o ilk haksızlığı, ilk kırgınlığı ya da ilk gurur
Alıntı
ÇocuklukLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20249,4bin okunma
"Bir daha geri gelmeyecek mutlu çocukluk dönemi!"
8/10
·168 syf.··
2023 11. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2023 22:58
Dünya tarihinin ve Rus Edebiyatının en büyük, en iyi yazarlarından biri olan Lev Tolstoy varlıklı bir ailenin çocuğu olarak 1828 yılında doğmuştur. Oldukça küçük bir yaşta (sanırım 2) annesini ve 8-9 yaşlarındayken de babasını kaybetmiştir. Anne ve babasını kaybettikten sonra yakınları tarafından yetiştirilmiştir. Gerçekçi edebiyatın en büyük temsilcilerinden biri olan yazar otobiyografisini ele aldığı üçlemin ilk kitabı olan Çocukluk romanında biraz bu durumdan -nesnellik anlamında- uzaklaşmıştır.  Kitapta da varlıklı bir ailede dünyaya gelen; 10 yaşındaki Nikolenka üzerinden okura aktarmaktadır. Roman salt bir kurgudan oluşmuyor. Anılarının içine aslında olmasını istediği, hayal ettiği kurgu durumlarını eklediğini düşünüyorum. Bilhassa da annesi üzerinden.Annesini erken yaşta kaybetmesinin ve onunla ilgili hiçbir anısının olmamasının burukluğunu biraz da olsa Nikolenka üzerinden gidermeye çalışıyor. Kitapta Nikolenka annesine oldukça düşkün ve ona karşı büyük bir hayranlık, sevgi ve saygı duyan bir çocuk. Belki de karakter üzerinden annesiyle daha uzun zaman birlikte kalsaydı nasıl bir ilişkileri olacağını aktarmaya çalıştı.  Çocukluk kitabında yazar; özel öğretmeniyle ilgili düşünceleri, annesine olan sevgisini, kardeşleri ve arkadaşlarıyla olan ilişkisi ve aslında neden kendini çirkin bulduğunu arka planını okura sunuyor. Birebir kendi hayatını kitapta aktarmasa da; aslında kişiliğinin, duygu ve düşüncelerinin nasıl geliştiğini, şekillendiğini daha çok aktarmaya çalışmıştır.   Çocukluk otobiyografik üçlemesinin ilk kitabıdır. Diğer kitapları İlk Gençlik ve Gençlik . Yazarı daha iyi tanımak, özümsemek isteyenler için oldukça güzel bir başlangı olduğunu düşünüyorum. Şahsi fikrim her yazarın her kitabını ve biyografisini okumak mümkün değil ancak dünya ve Rus
Edebiyat
ÇocuklukLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20249,4bin okunma

Yazar Hakkında

Lev TolstoyYazar · 205 kitap
Lev Tolstoy 28 Ağustos 1828 tarihinde Moskova'da doğdu. Babası Kont Nikolay İlyiç Tolstoy, 1812 Napolyon Savaşlarına katılmış emekli bir yarbaydı. Tolstoy romanlarında, insanoğlunun ne kadar değişik karakterli olduğunu vurgular. ''Savaş ve Barış'', ''Anna Karanina'' insan tahlileri ve canlı tasvirler bakımından birer baş eserdir. Lev Tolstoy'un kendini arayış serüveni ölünceye kadar sürdü. Karısı bile onu anlamadı. Tolstoy, bir çocuk gibi hayata küstü ve kaçtı. Seksen iki yaşındaki karanlık ve yağışlı bir Ekim gecesinde köyünden ayrıldı. Yolda hastalandı 7 Kasım 1910'da küçük bir tren istasyonunda hayata veda etti. Lev Tolstoy zengin bir ailenin çocuğu olarak Rusya'nın Tula şehrindeki Yasnaya Polyana adlı konakta doğdu. Çok küçük yaşlarında önce annesini, sonra babasını kaybetti, yakınlarının elinde büyüdü. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. Öğrenimini tamamlamak için Moskova'ya gitti. Çalışkan zeki bir öğrenci olarak başarı ve sevgi kazandı. Fransızcasını ilerletmiş, Voltaire'i ve J. J. Rousseau'yu okumuş, bu iki yazarın kuvvetli etkisinde kalmıştı. Yasnaya-Polyana'ya döndü, yoksul köylüler arasına katıldı. İlk eseri olan "Çocukluk"u bu sıralarda yazdı. Lev Tolstoy Bir süre sonra orduya girdi; Kafkasya'ya gitti. Kafkas halkının yoksulluk dolu yaşayışlarını ele aldığı izlenimlerle ilk gerçekçi hikâyelerini yazdı. 1854'te Kırım savaşı'na subay olarak katıldı. Sonra askerlikten ayrılıp Petersburg'a gitti. Bir kısım eserlerini oldukça sakin geçirdiği o yıllarda yazdı. Gene de içinde, aradığını bulamayan bir ruh çalkalanıyordu. Batı Avrupa ülkelerinde uzun bir gezintiye çıktı. Almanya, Fransa, İsviçre'de dolaştı. Yurduna dönüşünde gene Yasnaya-Polyana'ya yerleşti. Asalet ünvanlarından, lüksten sıkılıyordu. Köyünde bir okul kurdu. Bu okul, öğrenim, eğitim bakımından yepyeni bir kurumdu. Huzura kavuştuğuna kanaat getirdikten sonra, 1862'de evlendi. Lev Tolstoy evlendiğinde karısı Sophie Behrs kendisinden 16 yaş küçük olup henüz 18 yaşındaydı. Bu evlilik onun düzenli bir hayat özlemini giderecekti. Bu evlilikten 13 çocukları oldu; bu çocukların 3'ü bebek iken, biri 5 diğeri de henüz 7 yaşında iken öldü. Eserlerinden en kuvvetli olan iki romanı "Savaş ve Barış" ile "Anna Karenina'yı" bu dönemde yazdı. Karısı, eserlerini yazmasında en büyük yardımcısıydı. Hatta "Savaş ve Barış"ın düzeltmelerini 12 kez yapıp yazmıştır. Aradan bir süre geçince yeniden, bu sefer eskilerden daha şiddetli bir moral çöküntüsüne uğradı. Geniş halk yığınlarının, özelikle Rus köylüsünün yoksul, perişan durumu onu çok üzüyordu. Bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Kaba saba giyiniyor, giydiği her elbiseyi kendisi dikiyordu. Değişmeyen tek tarafı bıkıp usanmadan yazmasıydı. "Kroyçer Sonat", "Efendi ile Uşak", "Karanlıkların Gücü", "İman nedir", "İnciler", "Kilise ve Devlet", "İtiraflarım" hep bu yılların ürünleridir. Lev Tolstoy Eserlerinde insanlığın çeşitli meselelerine değinen Tolstoy'un dünya ölçüsünde bir sanat ve fikir değeri vardır. Kendi ülkesinin toplumsal siyasal çalkantılarını, halkının yaradılışını, yaşayışını büyük bir ustalıkla yansıtmıştır. Gerçekçi edebiyatın en büyük temsilcilerinden olduğu kadar, bir filozof ve bir eğitimci olarak da ün kazanmıştı. Yukarıda sayılanların dışında "Diriliş", "Gençliğim", "Çocukluk", "Hacı Murat", "Ayaklanış", "Sergi Baba", "Tanrı Bizim İçimizdedir", "Kazaklar", "Tesadüf", "İki Süvari" gibi eserleri vardır. Lev Tolstoy 82 yaşındayken, 1910 yılında öldü. Kış ortasında evini terk ettiğinde hasta düştükten sonra, Astapovo'da tren istasyonunda zatürre'den öldü. Polis, cenazesine katılmak isteyenlere ulaşımı sınırlandırmak için çalıştı, ama binlerce köylü cenazesinde sokakları doldurdular. 82 yaşında vefat eden Lev Tolstoy birçok kez büyük sıkıntılar yaşamıştır. Marksizm'den etkilenerek oluşturduğu mülkiyet konusundaki radikal fikirleri nedeniyle bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Bu sebeple ailesiyle arası açıldı. Hıristiyan anarşizmini geliştirmeye çalıştığı kitabı "tanrının egemenliği içimizdedir" kitabıyla yeni bir hristiyanlık akımı tanımlaması, Ortodoks Kilisesi tarafından aforoz edilmesine sebep oldu. Tolstoy, ömrünün son yıllarını büsbütün derbeder bir şekilde geçirdikten sonra, bir küskünlük sonucunda, evini bırakıp yollara düştü. Astapovo tren istasyonunda ölü olarak bulundu. Ölümüne zatürrenin sebep olduğu bilinmektedir. Hayatı boyunca yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalıştı. Eserlerinde bunu eksiksiz olarak yansıtmayı hedef edinmiş en büyük Rus yazarlarından birisi olarak edebiyat ve dünya tarihindeki yerini aldı.