Sadık Kocak'ın Kapak Resmi
Sadık Kocak, İkinci Mesih'i inceledi.
12 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitabımız 20 yıl önce İsrail'de gerçekleşen bir kaza anını ve bir papazın, gelen Roma emriyle parşömenleri gideceği yere ulaşmaması için çabalarını anlatması sonrası günümüze dönüyor. Hemen akabinde de Roma'dan devam ediyor.
Birazda kitabın başına ve karakterlere devam edelim istiyorum. Jack Cane var, kitabın başında ailesini kaybeden, babası gibi arkeoloji işine devam eden birisi. Bulduğu parşömen çalınıyor ve çalan kişi babasının eski arkadaşı Profesör Green'i öldürüyor. Asıl bölüm bundan sonra başlıyor. Çocukluk arkadaşı Lela'nın polis olup davaya atanması gibi.
Bunun yanında eski kazada hayatını kurtaran John Becket yeni Papa oluyor ve tek gayesi Vatikan sırlarının halkla paylaşılması. Hasan Malik var, Jack Cane'i önce kullanıp sonra öldürmek isteyen birisi. Geçmiş ve şimdiki zamanın iç içe olduğu ve oldukça bağlayıcı bir yazı.
Ayrıca Ali Cevat Akkoyunlu'nun yaptığı çevirilerle de değinmeden edemeyeceğim. Adam hangi kitabı çevirse, sanki yazıldığı dilde okuyorum gibi harika bir çeviri kalitesi var.
Sırların açığa çıkmasıyla Papa’nın hayatının tehlikeye girmesi olsun, Mehmet Ali Ağca’nın adının geçmesi olsun, en mühimi de ölen Profesör Green’in yeğeni olarak bilinen Yasmin Green’in gerçekte 10 yıl önce öldüğünü akrabaları bildirsin, bunlar çok önemli detaylardı. Ayrıca kitaba olan merakımı da arttırıyordu ve kitabın durağan olmaması benim için oldukça önemliydi.
Kitabın finalinin kişiye göre mutlu bittiğini söyleyebilirim. Finale doğru özellikle Papa suikastı ve sonrasında söylenen Papa’nın sözü de oldukça iyiydi. “Tanrının benim için planları var.” Gerçekten de baştan sona beni çekti. Keyifli okumalar dilerim..

Sadık Kocak, bir alıntı ekledi.
Dün 07:18 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Dinlerin Temeli
Başlangıçta karanlık vardı ve Tanrı ışığı yarattı.

İkinci Mesih, Glenn Meade (Sayfa 59)İkinci Mesih, Glenn Meade (Sayfa 59)
Sadık Kocak, Sarı Surat'ı inceledi.
09 Ara 13:15 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

Beril Taç Davası adı altında başlıyoruz kitabımıza. Daha yazarı görünce: “Acaba ne buldu gene bizim ki?” diye sordum kendi kendime.
Kaybolan bir taç, kendi oğlundan şüphe eden bir bankacı ve gerçek hırsızı bulmak için uğraşan Sherlock. Eh böyle şeyler de tadından yenmez tabi. Tacın üzerindeki mücevherler kayboluyor tabi. Kahramanımız ise beklenildiği gibi hızlı ve atik bir şekilde sorunu çözüyor.
Bir sonraki hikayemiz; Surat. Bu hikaye bana bir yerden tanıdık gelir gibi oldu desem yeridir. Bir adam, eşi ve eşinin önceki kocasından olan çocuğunu konu edinen kısa bir hikaye. O yüzden fazla üstünde durmam anlamsız olur.
Tavşan Dudaklı Adam. Bir sonraki hikayemiz. Tabi biraz basit kalmış diğerlerinden. Sherlock sonuca nasıl ulaştı sorusu akıllara geliyor. Gene de fena değildi.
Kayıp Rugby Oyuncusu da bir diğer hikayemiz. Kitabı bitirince -mutlu sonla- aranızda polis olmak istemeyen var mı? Kaldı mı böylesi? Peki şimdi gerçek hayata dönelim. Hepimiz gerçek hayatın kitaplardaki gibi olmasını mutlaka bir kitapta istemişizdir. Bu da benim için öyle bir kitaptı. Polisiye seven insanların baş tacıdır Sherlock. Şiddetle tavsiye ediyor, keyifli okumalar diliyorum..

Sadık Kocak, bir alıntı ekledi.
09 Ara 12:26 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Ne Çok Kullandık Bunu..
Eski bir özdeyişim var, imkânsızı tükettiğinde, imkânsız gibi gözükse de, kalan gerçektir

Sarı Surat, Arthur Conan DoyleSarı Surat, Arthur Conan Doyle
Sadık Kocak, Yarın Yokum'u inceledi.
08 Ara 19:49 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 7/10 puan

Bir intihar bombacısını nasıl anlarsınız ? Kadınsa 11, Erkekse 12 maddede. Peki fark nedir ? Erkeğin topluma karışmak için kestiği sakalı. Lakin bu görüntü bile anlaşılır. Kitaba da böyle başlanırsa tabii ki ilgi çeker. He bu arada kahramanımızı söylemeden duramam sanırım; Jack Reacher.
Kahramanımız bir bombacıdan şüpheleniyor lakin bombacı diye şüphelendiği kadın gece treninde kendi kendini vurup intihar ettiğinde kitabımızın rengi de değişiyor. Ayrıca yazarın Müslümanları bombacı olarak tanımlaması da açıkçası sahtekarlık. Hiçbir dinle bir insanın canını almak bağdaştırılamaz. Net olarak Şerefsiz dediğim bir yazar oldu ama kitap güzel gidiyor diye biraz da merakımdan devam ettim.
Lee, Jacop Mark ve bizimki tutsak ediliyor. Bir kaçış sahneleri var. Yazar heralde o ara sarhoş falan olsa gerek. Jack dışarı çıkıyor malzeme alıyor falan geri geliyor. Sonra bizimkiler aynı yerden kaçmak yerine zemini delmeler, kanalizasyon çukuru falan farklı fantaziler. Hayır yani kitap zaten güzel gidiyor da böyle saçmalıklara uzatmanın da mantığı yok ki ama değil mi ? Böyle şeyler yakalarsam affetmem. 
Sayfalar ilerledikçe kitap yeni doğan bir bebek gibi gelişmeye devam ediyordu. Araştırmalar ve bağlantılar bir noktadan sonra Usame Bin Ladin'e kadar ulaşıyordu. Bunlar da sizi merakta bırakıyor. Tabi bu kısımlar kötü falan değil onu da belirtmek gerek.
Kaybolan bir fotoğraf. Kimin dostu veya düşmanı olduğu belli değil. Bulmak için harcanan çabalar ve Jack Reacher. Lakin bu sefer olmamış sanki. Yani kötü değil ama standart polisiye tadında hani tam aşacak gibi oluyor ama aşamıyor. Birkaç yıldır patlaması beklenen genç oyuncu gibi olmuş kitap. Tabi okunabilir. Hani okumazsanız da bir kaybınız olmaz. İyi okumalar..

Sadık Kocak, bir alıntı ekledi.
08 Ara 08:47 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Hayat
Çoğunluğun ideallerine uyacak şekilde hareket ederek azınlığın fikirlerini değiştirmek oyunun konuşulmayan kurallarından biriydi.

Yarın Yokum, Lee ChildYarın Yokum, Lee Child
Sadık Kocak, bir alıntı ekledi.
07 Ara 10:13 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Sansom fotoğrafın altına "Bazen arkadaşlarımız düşmanımız olur ve bazen düşmanlarımız arkadaşlarımız" notunu düşmüştü.

Yarın Yokum, Lee ChildYarın Yokum, Lee Child
Sadık Kocak, Hazel'i inceledi.
06 Ara 15:57 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Ben seni sadece buradan kopartabiliyorum, sen beni bütün hayattan. Kitabımız daha ilk başından böyle başlayınca insan beklentiye girmesin de ne yapsın durumuyla karşı karşıya kalıyor.
Ali tam bir yabancı karşıtı, elinde ne varsa yerli olsun aman yabancı olmasın tarzı bir arkadaşımız. Sevgilisi galiba ilk başlarda Sinem denilen bir kadındı lakin hem yalancı hem de riyakar olması daha kitabın başında beni soğuttu. Bir de Hazel var ki güzeller güzeli ve masum stajyerimiz.
Kitabın ilerleyişi ve işleyişi o kadar masum ki okurken sıkılmıyor veya bir abartı da göremiyorsunuz. Örneğin 12. Bölümün sonuna geldiğimizde okuduğum yer beni yolda mahvetti resmen. Böyle içten kitapları da öyle seviyorum ki. Bu kitabı benle tanıştıran kişiyi de öyle...
Kitapta insanı üzen noktalar mevcut. Mesela İsmet Kartal şahsına çok sinir olacaksınız. Özellikle ülke tanıtımı için yaptıkları sunumu bu adamın şirketinin yapması ve Ali’nin içeriden vurgun yemesi sizi çok sinirlendirecek hatta belki de üzecek lakin kitabın acayip bir tadı var. Çok sevdiğiniz bir şeyi yedikten sonra dudaklarınızda kalan son kırıntıların tadı gibi bir tat alacaksınız. Hep orada olsa dediğiniz.
Kitabımızın sonunun mutlu veya mutsuz olması kişiye göre değişebileceği gibi burada da bitmiyor. En son yazarımız çok güzel bir farkındalık yaparak hem karakterleri bize veriyor hem de hikayenin devamında merak edilebilecekleri düşünüyor.
Mesela sonda devam eden hikayeler var ve bunun yanında Ali’nin miras meselesi ile gerçekte yaptıkları işleniyor.
Kitap gerçekten de beğeneceğiniz bir tarzda. Yani sanırım modern edebiyatta okuduğum ilk aşk kitabıydı ve beğendim. Hatta bildiğiniz bir aşk konulu kitabı tavsiye edeceğim. Çok fazla duygusalsanız mümkünse dışarıda da okumayın derim. Sizin için söylüyorum çünkü ağladığını falan biri görsün istemezsiniz sanırım ya da ben öyle düşünüyorum. Her neyse keyifli okumalar diliyorum. Tadı damağımda kaldı..

Sadık Kocak, bir alıntı ekledi.
06 Ara 09:00 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Vay vay vay..
Halime gülene seni tarif et, seni tarif bile bence marifet. Tesadüf olamaz bunca zarafet, Yaradan elinden nakıştır sana…

Hazel, Tayfun ŞahinHazel, Tayfun Şahin
Sadık Kocak, Babalar ve Oğullar'ı inceledi.
05 Ara 19:35 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Romanımız 1859 yılıyla başlıyor lakin kaleme alınış tarihi olarak 1862 yılını belirtmek gerek. Anlaşıldığı üzere bir baba ve babanın kendine benzemeyen oğulları var. Ancak daha dikkat çeken unsur burada Nihilistler (doğru yazdım mı?) ve Bolşevikler arasında başlayan çekişmeler ve fikir savunuculuğu üzerine işliyor.
Dünya Klasiklerine bu kitapla ara vermeyi düşünüyorum. Hep bir ‘Mutsuz Son’ görüyorum. Şuan oldukça iyi giden bir aşk ilişkisine adım attığım için mutsuz biten sonlar görmek istemiyorum. Bu nedenle bir süre ara vereceğim bayağı tribe girdim sanırım. 
Şaka bir yana kitabımızın anlatımı oldukça güzel. Okuyucuyu fazla sıkmıyor tabi bazı yerlerde durgunluk hem de oldukça durgunluk mevcut ama kitabın geneline bakarsak iyi bir mantık görüyoruz. Oldukça güzel ilerliyor. Dünya Klasikleri sevenlere tavsiye ediyorum..