Sadık Kocak profil resmi
Sadık Kocak kapak resmi
İnstagram ; Sadikkocak24
Öğrenim Görevlisi ;)
Lisans
Kadıköy
Istanbul, 1 Ocak 1996
Erkek
1.923 kütüphaneci puanı (Geçen ay: 333)
703 okur puanı
19 Oca 2017 tarihinde katıldı.
İnstagram ; Sadikkocak24
Öğrenim Görevlisi ;)
Lisans
Kadıköy
Istanbul, 1 Ocak 1996
Erkek
1.923 kütüphaneci puanı (Geçen ay: 333)
703 okur puanı
19 Oca 2017 tarihinde katıldı.
  • İslam aleminde Türkler için model yoktur; çünkü biz modem bir dünyada muasır medeniyeti hem benimsemek, hem de onunla kavga ederek tarihimizi ve kimliğimizi korumak zorunda olan bir milletiz. Bunu yaparken çok büyük kahramanlıklar, çok asil manzaralar çizdiğimiz gibi çok büyük sersemlikler, şaşkınlıklar da sergiliyoruz. Hepsi kendi çizdiğimiz tarihi senaryoya, hepsi yazdığımız maceranın muhtevasına dahildir. Bunu böyle bilesiniz.
  • Çok açıktır ki, bu imparatorluğun kuruluş ve gelişmesinde büyük hükümdarların çok payı vardır. Bunlardan birisi, "hükümdarların en sonuncusu ve zamansız, geç geldiği için katkısı anlaşılamayan" Il. Abdülhamid Han'dır. Gerilemenin, yavaşlamanın asrında ortaya çıkmıştır. Yapabileceği fazla bir şey yoktur. Cihanşümul bir imparatorluğun sonuna gelinmiştir. Bu bakımdan II. Abdülhamid "Dünya İmparatorluklarının", yani muhtelif dinlerden olan ve muhtelif diller konuşan birtakım milletlerin bir arada yaşadığı cihanşümul denilen imparatorlukların üçüncüsü ve aslında sonuncusunun son hükümdarıdır. Çünkü kendisinden sonraki hükümdarların ikisinin şahsiyet olarak kayda değer bir yanı yoktur.
  • Farklı yorumların yanında tarihçiliğin kaçınılmaz bir yönü, onun zengin bir yorum malzemesine sahip olmasıdır.
  • 2 kitap olduğunu öğrendikten sonra diğer kitabın önsözünde bırakıp, elime aldığım bu kitapta gerçekten aslında güzel bir seri gördüğümü düşünüyorum. Tabi iki kitabın da içindekiler kısmına bakmadığımı söylersem, yalan söylemiş olurum.
    Be makam-ı Kostantiniyye el Mahmiyye. Yüzyıllarca Osmanlının tüm fermanlarının giriş cümlesi, şimdi Kostaniyye falan derseniz sizi sopayla da kovalarlar. Bilmez ki küçük Yunanların kralı Konstantin ile tarihteki büyük Konstantin’in aynı olmadığını. Gene bilmezler ki Yunanlıların Ata sporu yüzücülük dışında bir de yalancılıkta ön planda olduğunu. Gerçi onlarla en büyük dalga Adanalı dizisinde geçilmişti. Bir de sonradan Şahan Gökbakar el attı aynı işe. Bunlar büyük mesajlar. Yok Yunan Döneri, Kebabı yok Yunan Kahvesi falan. Türk Milleti yer mi bunları bee.
    Osmanlı’da bir aile kurumundan bahsediliyor ki burada üzerinde durmamak mümkün değil. Bazılarının düşündüğünün aksine sadece Boş Ol demekle olan durum değil, NEDEN sorusunun cevabını vermeyen erkekler yüzünden toplumda aslında Feministliğin kadında değil erkeklerde başladığını dahi söyleyebiliriz. Ciddiyim. Düşünün kadın başkasına bakmıyor(ki o ne güzel kadın), baksa bile erkek onu asla terk edemiyor. Çağımızın en büyük hastalığı Millet Ne Der anlayışı burada da hakim. Birbirini sahiplenme çok fazla ve insanlar en büyük aldatmalarda bile başkası ne der, hesap veremem korkusundan hiçbir şey yapamıyor. Gene de toplum yapısı sağlam ve anne babalar çocuklarına her durumda sahip çıkıyor. Bizim de birkaç Klasik eserimiz vardır bu konuda. Kadınların aldatması ama erkeklerin ayrılmamasına yönelik. Neyse ki o muhteşem zekam (!) gene bu eserleri hatırıma getiremediği için sizlerden özür diliyorum.
    Tabii burada mevzu bahis konuları en iyi olarak sizlere sunmak istiyorum: https://i.hizliresim.com/JDNkmJ.png
    Görüldüğü üzere birçok bahis var. Devşirmeler, Aile Kurumları, İstanbul Tarihi ve bu tarihe çıkmayan Aziz İstanbullu yani bizler, ki İlber hocamın en çok üzerinde durduğu konu tarihi mirasımıza sahip çıkmaktır, Osmanlı Mutfağı, Seyahatnameler ve Saraylar üzerinde duruluyor.
    Mimar Sinan gibi öne çıkan isimler, Fatih Sultan Mehmet, Osmanlı Padişahları ve Paşaları üzerine de duruyoruz.
    İlber hocamın en çok yanlış anlaşılmaya müsait konusu Osmanlı’yı Roma İmparatorluğuna benzetmektir. Bunu burada birkaç kelime ile anlatmak mümkün olmadığından, eğer tarihçi arkadaşlar bana ulaşırlarsa onlara özel olarak belgeleri Mail yoluyla gönderebilirim. En azından faydalanırlar. Böylelikle 1 güne 2 tarih kitabı sığdırmış olduk. İçim rahat bir şekilde dinlenmeye hatta tabiri caizse inzivaya çekilebilirim. Esen kalın, keyifli akşamlar..
  • IV. Murad, büyük bir sporcudur. 17. yüzyılın bu büyük mareşali ağır gürz taşır, çok iyi ok atar fakat bu iri yarı sporcu adamın kendinden beklenemeyecek bir sanatı daha vardır. Güzel yazı yazan, ince sanat sahibi bir hattattır. Şiir ve musiki bilir ve sever.
  • Fatih bir Rönesans senyörüdür. Rivayetler, kendisinin çok lisan bildiği etrafındadır. Bu boş bir söz değildir. Mesela Trazepuntus Giacomo Languschi diyor ki; onun kadar Helen kaynaklarını iyi okuyan yok.
  • 19. yüzyıla kadar kimseye burnundan kıl aldırmayan İstanbul, aklımızı başımıza toplarsak gene aldırmaz. Potansiyeli bu kadar yüksek, gelişmeye bu kadar müsait, bu kadar güzel ve bu kadar zengin mirasa sahip başka şehir nerede? Hangi şehrin böyle bir silueti var? İstanbul'un dışı cihanı yakar, içindeki keşmekeş de bizi. Elli senedir onu çirkinleştirmek için her şeyi yapıyoruz ama gene de güzel.
  • Merhaba arkadaşlar. Oldukça güzel bir kitabımızı daha sona erdirirken hemen söylemem gereken bir durum var. Bu kitap 304 sayfa değil, 192 sayfa. Maalesef yetkili olduğum halde bu durumu değiştiremiyorum ama olsun ziyan yok. Tarih sevmeyen arkadaşlar bir de uzun diye merak ettikleri kitabı bırakmasınlar. 192 sayfa nedir ki, hemen bitiyor gözünüz korkmasın.
    Ayrıca burada bizimkilerin sevmediği birine (şimdi neden öyle dediğimi anlarsınız) ben teşekkür edeceğim. Hatta kocaman teşekkür edeceğim. O kişi Editör İsmail Küçükkaya. İlber Hoca ne derse tamam deyip kolları sıvayan bu kişi, el attığı kitapları o kadar güzel düzenleyip sunuyor ki, sayfalar su gibi akıyor, gayet düzenli ve pratik. Her şehirde bir resim çalışması yapmış ve İlber Hoca’yı da mutlaka araya sığdırmış. Böyle bir emeğe de teşekkür etmeden geçmek; sadece ve sadece yobazlık olurdu.
    Şöyle bir bakacak olursak bizim en büyük dertlerimizden biri olan Kırım üzerinden başlıyoruz. Neden en büyük derdimiz Sadık Koçak? Bu soruyu soracak olursanız da birazdan bahsedeceğim.
    Akabinde Orta Doğu üzerinden konuşuyoruz. Suriye, Şam, Halep, Kudüs, Irak, Lübnan. Bunlardan bahsediyoruz. Ben özellikle bir konuya değineceğim. Biz neden bu topraklarda halen bizleri bekleyen Irkdaşlarımızla iletişime geçmiyoruz? Benim tüm problemim bu aslında ve bu yıl sınava girdim. Girdiğim sınavda çok da kötü olmayan bir puan alsam da tercihimde sadece Coğrafya ve Tarih bölümlerini yazdım. Çünkü en büyük amacım eğer bir Coğrafya yahut Tarih bölümü mezunu olabilirsem; o topraklara gidip araştırmalar yapmak, tarihimize katkıda bulunabilmek ve geçmiş dönemimizin aydınlatılmasını sağlayarak geleceğe ışık tutan insanların yanında bulunmak. Allah nasip ederse olacak.
    Mısır, Bahreyn, Yemen gibi ülkeler ve burada yaşadıklarımızdan da konu açtık. İskenderiye Kütüphanesi olsun, Osmanlı Mirası olsun, bize çok sıkıntı yaşatan ve adına türküler yazdığımız Estergon ve Yemen üzerine bahsettik.
    Bir Yunan kültürüne giriş yaptık. O konuda halen sıkıntımız var ama medyanın yansıttığı gibi Yunanlarla değil; kendi ırkdaşımız Türklerle. Sıkıntı şu. Hristiyan diye onları Mübadele zamanı Yunana zorla gönderdik. Gidecek olanlar Hristiyan olanlar değil Türk olanlardı ve kendi amcalarımız, dayılarımız bize düşman kesilmiş gibi düşünün. Durum tam olarak böyle oldu. Onlar suçsuz, gönderen de CAHİL olunca sonuç böyle yansıdı işte. Girit, Atina, Ayranoz ama bir Türk için en önemli şehirlerden olan Selanik bizim bahsettiğimiz yerler. Selanik neden önemli diyen bu konuda ciddiyse Türkiye Cumhuriyetini kuran zatı muhteremin doğum yerine bir baksın diye tavsiye ediyorum.
    Arnavut, Makedon ve Bosnalı kardeşlerimiz; Budapeşte gibi gezilen görülen yerlerin hem tanıtımı hem kültürel özellikleri üstünde iyi durduk. Akabinde bir İran girişi vardı ki, gerçekten İran ile neden düşman olunduğunu anlamıyorum ben. Biri diyor çok savaştık, biri diyor İslam doğru yaşanmıyor falan. Arkadaşlar, ona bakacak olursak dünyanın en çok birbiriyle savaşan kuzenler diyebileceğimiz milletler kendi arasında AB denilen birliği kurdular. Yani bu kafadan artık çıkılması gerekiyor. Aynı kafa Osmanlı gibi bir İmparatorluğun sonunu getirdi. Bu artık bağnazlık olmaz mı yani? Gelişen dünyaya göre biz de komşularımızla iyi geçinmeliyiz. Zaten en çok etkilendiğimiz kültür bunlar olduğuna göre bunlara düşman olursak bir yerde kendi kültürümüze de düşman olmuş olmaz mıyız? Çok karışık bunlar çok.
    Aynı şeyi Rusya bahsinde de söyleyeceğim ama fazla tekrar etmeye gerek yok. Zaten şu son olaylar artık işin siyasi boyutunu tamamen kenara bırakarak konuşacak olursak, bizlere Batı ve Doğu’nun tamamen kopmaya yakın olduğu ve Doğu ülkelerinin kendi arasında dayanışmaya gittiğini gösteriyor. Burada da devlet adamlarının zekası belirleyici rol olacaktır. Rusya da özellikle Kültür anlamında Türklerle askeri ve eğitim hatta evlilik alanında da oldukça birleşik bir ülke olduğundan bu etkileşim kaçınılmaz olacaktır ve bizler bunun iyi tarafını almalıyız. Rusya dendiğinde aklımıza ne zaman ki sapıkça kadınları getirmezsek; işte o zaman kendimizi kültür anlamında zenginleşmiş bulacağız. Ayrıca işlenen bir konu da Kafkasya.
    İtalya ve İspanya ile etkileşimler, İtalya ile süregelen yılların ilişkisi zaten ortada. Bu konuda paylaşım da yaptım zaten çok detaya girmeyeceğim. İspanya tamamen farklı bir konu. Çok sevdiğim bu Latin ırkı tam manasıyla çözdüğümde daha net bahisler üzerinden ve onlar üzerine yazılmış bir kitaptan sonra daha net bilgilerle bahsedeceğim onlardan.
    Almanya, Çek Cumhuriyeti ve Hindistan bahislerimizden sonra asıl konumuz Japonya ve Çin’e geliyoruz. Şimdi Japonlar zaten çok başka Irk. En son döviz bürosunda bir Japonun aynı paraya sürekli daha fazla TL alması muhabbetiyle intihar ettiğini anımsayınca hani onların karakteri hakkında yorum yapmanın fazladan bizlere katacağı unsur sadece Kültür. Biz kültürsüz değiliz; bazı toplumlar fazla kültürlü.
    Son konumuz da Çin. Bilinen tarihimizden beri çekiştiğimiz ve kopamadığımız tabiri caizse bizim Amcaoğulları. Aramızda bitmeyen savaş, askeri deha, eğitim ve kültür. Bitmiyor. Bitmez de. Benim onlarda en hayran olduğum konu ise saygı. 1 Milyardan fazla nüfus ile trafik yok eziyet yok.
    Heh şimdi şu konuya gelelim. İşte Çinliler şuna işkence yapıyorlar, şöyle böyle falan duyuyoruz değil mi? Şimdi İstanbul’a gelen Çinli gruplara ara sıra Sultanahmet civarına gidince göz atmanızı isteyeceğim. Ellerinden ekmeklerini alsanız gider bir ekmek daha alır onu da size verirler. Hani bu bizim ülkemizdeki tecavüzcülerin, pedofililerin basına yansıması gibi. O şerefsizler var diye hepimiz öyle değiliz sonuçta. Tabi biz sadece işimize gelen tarafı aldığımızdan gerisini önemsemiyoruz, sonra da neden geriyiz? Geri olursun tabi. Bak bakalım insanlar hangi yüzyılda. 21. Yüzyıl toplumunda halen Milatı geçememiş insanlarla yaşayanınız vardır. Allah asıl sizlere sabır versin.
    Böylece güzel bir kitabı daha bitirdik. Sizlere çok net bir şey ekleyerek bitireceğim. Hani İlber Ortaylı ya da Tarih konusu size zor, sıkıcı, uzun falan gelebilir. Doğaldır. Bazen bende bayılıp gidiyorum. Ama kitabı düzenleyen isimlere bakın. Asıl iş o isimlerde. O düzenleme işini yapanlar bu işin ehliyse kolay kolay sıkılmazsınız. Böylece tatilin son gününde sizlere mutlu okumalar ve bol gezmeler diliyorum. Gördüğüm kadarıyla kimse evde değil. Keyifli ve mutlu günler dilerim..
İnstagram ; Sadikkocak24
Öğrenim Görevlisi ;)
Lisans
Kadıköy
Istanbul, 1 Ocak 1996
Erkek
1.923 kütüphaneci puanı (Geçen ay: 333)
703 okur puanı
19 Oca 2017 tarihinde katıldı.

Okuduğu kitaplar 456 kitap

  • Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek
  • Eski Dünya Seyahatnamesi
  • Zoraki Tabip
  • Türklerin Tarihi
  • Türkiye Teşkilat ve İdare Tarihi
  • Araf
  • Şampiyon
  • Deha
  • Efsane
  • Dikenlikler Kralı

Kütüphanesindekiler 86 kitap

  • İyi Psikopatın Yaşam Kılavuzu
  • Don Camillo Ve Şeytan
  • Derin İmparatorluk
  • Fatih Harbiye
  • Rahibe
  • Aşk Köpekliktir
  • Tarihi Değiştiren Olaylar
  • Paradokya Sırlar Geçidi
  • İhanet Noktası
  • Kaybolan Düşler Senfonisi

Beğendiği kitaplar 425 kitap

  • Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek
  • Eski Dünya Seyahatnamesi
  • Zoraki Tabip
  • Türklerin Tarihi
  • Türkiye Teşkilat ve İdare Tarihi
  • Araf
  • Şampiyon
  • Deha
  • Efsane
  • Dikenlikler Kralı