1000Kitap Logosu
Resim
Cahit Sıtkı Tarancı

Cahit Sıtkı Tarancı

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.5
2.252 Kişi
9,9bin
Okunma
2.219
Beğeni
41bin
Gösterim
Tam adı
Hüseyin Cahit Tarancı
Unvan
Şair, Yazar
Doğum
Diyarbakır, Türkiye, 4 Ekim 1910
Ölüm
Viyana, Avusturya, 12 Ekim 1956
Yaşamı
Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en önemli şairlerinden birisidir. En ünlü şiirleri "Yaş Otuz Beş" ve "Memleket İsterim"'dir. 4 Ekim 1910’da Diyarbakır’da dünyaya geldi. Babası, Diyarbakır'da ticaret ve ziraatle uğraşan köklü Pirinçcizadeler ailesinden  Bekir Sıtkı Bey; annesi, babasının amca kızı Arife Hanım'dır.  Ailesi, ona dedesinin ismi olan “Hüseyin Cahit” adını verdi. Akrabaları 1934'te Soyadı Kanunu ile “Pirinççioğlu” soyadını aldığı halde aynı yıl pirinç ekiminden çok zarara uğrayan babası Bekir Sıtkı Bey, bu duruma kızarak “çiftçi” anlamına gelen “Tarancı” soyadını almıştır.  Diyarbakır'da başladığı ilk eğitimin ardından aile geleneğinden ötürü orta öğrenim için Kadıköy Fransız Saint Joseph Lisesi'ne gönderildi. Lise öğrenimi için 1927 yılında Galatasaray Lisesi'ne geçti. Fransızcayı çok iyi öğrenerek Baudelaire, Rimbaud, Mallarme'yi özümsedi. Şiir yazmaya lise yıllarında başladı. İlk şiirleri Galatasaray Lisesi’nin “Akademi” isimli dergisinde ve Servet-i Fünun dergisinde yayımlandı. Ömürboyu yakın dost olacak Ziya Osman ile 1928-1929 yılında okulda tanıştı. 1931’de girdiği Mülkiye Mektebi'nden ikinci senenin sonunda atılınca Yüksek Ticaret Okulu'na girdi ancak memuriyet sınavını kazanıp Sümerbank’ta çalışmaya başladıktan sonra bu okuldan da ayrılmak zorunda kaldı. “Ömrümde Sükût” adlı ilk şiir kitabı henüz Mülkiye Mektebi’nde iken yayımlandı. Çalıştığı pozisyonun Zonguldak, Karabük’e atanması üzerine Sümerbank’ta başladığı memuriyetten ayrıldı; çalışma hayatını öykülerini yayımlamakta olduğu Cumhuriyet gazetesinde sürdürdü. Cumhuriyet Gazetesi sahipleri Nadir Nadi ile Doğan Nadi'nin desteği ile Üniversite yüksek öğrenimini tamamlamak üzere Paris'e gitti. 1938-1940 yılları arasında Sciences Politiques'e devam etti. Paris'te iken Paris Radyosu'nda Türkçe yayınlar spikerliği yaptı; bir yandan da gazeteye öyküler göndermeye devam etti. Paris’teki öğrenciliği sırasında Oktay Rıfat ile tanıştı. İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman uçakları 1940 yılında Paris’i bombalamaya başlayınca öğrenimini tamamlayamadı; bisiklet ile kaçarak Lyon ve Cenevre yoluyla Türkiye'ye geri döndü. 12 Mart 1941'de askerliğini yapmak için hazırlık kıtasına katılmış, nisan ayı sonlarına doğru Ankara Yedek Subay Okulu'nda altı aylık döneminin ardından 10 Kasım 1941'de piyade asteğmeni olarak Burhaniye II. Tabur 5. Kıta Bölük Komutanlığı emrinde kıta hizmetine başlamıştır. Ünlü “Haydi Abbas” şiiri, askerlik döneminin bir ürünüdür. O yıllarda ailesi artık İstanbul’a yerleşmişti; bir süre babasının Eminönü’deki ticarethanesinde çalıştı ancak içki sorunları yüzünden babası ile arası açılınca Ankara’ya gitti. Sırasıyla Anadolu Ajansı'nda, Toprak Mahsulleri Ofisi'nde ve Çalışma Bakanlığı'nda tercüman olarak çalıştı. “Otuz Beş Yaş” şiiri ile 1946'da CHP Şiir Ödülü'nde birincilik aldı ve yurt çapında tanınan bir şair oldu. Çalışma Bakanlığı'ndaki görevi sırasında tanıştığı Cavidan Tınaz ile 4 Temmuz 1951’de evlendi. Evlendikten sonra yazdığı şiirlerini “Düşten Güzel” adlı kitapta topladı. 1953 yılında geçirdiği bir krizden sonra felç oldu. Yatağa bağlı ve yarı bilinçli durumda olan şair; İstanbul ve Ankara’da çeşitli hastanelerde tedavi gördü; bir yıl kadar Diyarbakır’daki baba evinde bakıldı. Dönemin bakanı Samet Ağaoğlu'nun yardımıyla 6 Eylül 1956'da kardeşi Halit Tarancı refakatinde Viyana'da gönderilmiştir. Zatülcenp hastalığına yakalanarak 12 Ekim 1956’da Viyana'da vefat etti Cenazesi Ankara’da Cebeci Asri Mezarlığı’na defnedildi. Arkadaşı Ziya Osman’a yazdığı mektuplar 1957’de “Ziya'ya Mektuplar” adıyla yayımlandı. Kitaplarına almadığı şiirlerle şiir çevirileri ve kendisi için yazılanlar “Sonrası” adlı kitapta toplanarak 1957’de yayımlandı. Ailesinin Diyarbakır’daki evi 1973 yılında "Cahit Sıtkı Müze Evi" olarak ziyarete açıldı. Öyküleri, “Cahit Sıtkı Tarancı Hikâyeciliği ve Hikâyeleri" adıyla Selahattin Önerli tarfından 1976'da kitaplaştı. Şairi anlatan kapsamlı bir araştırma, Prof. Dr. Ramazan Korkmaz tarafından 2002 yılında "İkaros’un Yeni Yüzü – Cahit Sıtkı" adıyla yayımlanmıştır. Edebi yaşamı Şiir yazmaya lise yıllarında başlayan Cahit Sıtkı’nın Fransız okullarında okumuş olmasının etkisiyle ilk şiirlerinde Fransız şairlerin üsluplarıyla benzerlikler görüldü. Kimileri 'Muhit' ve 'Servet-i Fünun/Uyanış' dergilerinde yayımlanan ilk şiirlerini 1933 yılında yayımlanan Ömrümde Sükut adlı kitapta topladı. Otuz Beş Yaş şiirinin, 1946’da, Cumhuriyet Halk Partisi’nin düzenlediği, yarışmada birincilik kazanmasıyla ününü pekiştirdi ve Cumhuriyet Dönemi’nin önemli şairleri arasına girdi. Sanat için sanat ilkesine bağlı kaldı. Ona göre şiir, kelimelerle güzel şekiller kurma sanatıdır. Vezin ve kafiyeden kopmamış; ama ölçülü veya serbest, her türlü şiirin güzel olabileceği inancını taşımıştır. Açık ve sade bir üslubu vardır. Çoğu gerçeğe bağlı olan mecazları, derin, karışık ve şaşırtıcı değildir. Uzak çağrışımlara ve hayal oyunlarına pek itibar etmemiştir. Zaman zaman bazı imaj ve sembollere başvurmuştur. Şiirlerinde en çok yaşama sevinci ve ölüm temalarına yer vermiş, nedense hep ölümün üstüne gitmiştir. Ayrıca yitik aşklar, mutlu sevdalar, yalnızlık, yaşadığı bohem hayatın buruklukları, çocukluk özlemi de şiirlerine konu olmuştur.
280 syf.
·
3 günde
·
8/10 puan
Öldük, ölümden bir şeyler umarak.
Şiirle ölümün dansı gibi bir şey. Hayatın en acımasız, en belirsiz gerçeği olan ölüm ele alınıyorsa o eser beni en baştan kendisine çekmeyi başarıyor zaten. Tam olarak kitap kurdu olmadığımdan her türde olduğu gibi şiir arazisinde de bir keşif içerisindeyim. Şimdiye kadar okuduğum şairler arasında kendime yakın hissettiğim bir başka isim daha tanımış oldum. Naçizane çabalarımla bir şiirini de seslendirmeye çalıştım. Keşke otuz beş yolun yarısı olsaymış...
Otuz Beş Yaş
8.5/10 · 8,8bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
245 syf.
·
14 günde
Sevmek devam eden en güzel huyum. 
Kitabın içeriğinden önce okuduğum en güzel derleme şiir kitabı olduğu için Can yayınlarına ve özellikle
Asım Bezirci
'ye teşekkür ediyorum. Eserin ilk giriş kısmındaki şiir üzerine yapılmış ( Varlık dergisi 1951,1956, Kaynak dergisi 1949) röportajlar şairi tanıma açısından hem de şairin şiir ve edebiyata dair verdiği esinlenmeler çok özel,şairin yeni şairlere ufuk açıcı bilgi niteliğinde önerilerinin bulunduğu röportajlarda en hoşuma giden kısmı şiirleri kalıplara sığdırmaktan ziyade konuya en uygun biçimde kelimeleri ele alıp şiirde yaşatmak en makbul olanı... Sözcüklerinin su gibi yolunu bulup dizelere döküldüğünü mısralar eşliğinde şiir seli biçiminde yol aldığını eserin içlerindeki şiirlerle sele kapılarak yolculuk yaptırıyor şair dizeleriyle, şairin dizelerin bazıları sele kapıldığında tutunacak bir dal gibi... Kitabın Derlemesi o kadar hoşuma gitti ki sondaki çeviri olarak yaptığı şiirlerle karşılaşmak adete yağmurdan sonraki toprak kokusu gibi içimi ferahlattı, teşekkürler
Asım Bezirci
ve Can yayınları. Herkese Keyifli okumalar.
Otuz Beş Yaş
8.5/10 · 8,8bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
158 syf.
·
10 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Acıdan geçmeyen şiirler biraz eksiktir...
"Gökyüzünün başka rengi de varmış! Geç farkettim taşın sert olduğunu. Su insanı boğar, ateş yakarmış! Her doğan günün bir dert olduğunu, İnsan bu yaşa gelince anlarmış." Yalnızlık, ölüm temasının hakim olduğu ve birçok şiiriyle okuyucu üzerinde karamsar bir atmosfer oluşturan bu kitabı çok severek okuyacağınızın garantisini verebilirim;) Sadece 'acıdan geçmeyen şarkılar' değil 'acıdan geçmeyen şiirler de biraz eksiktir.' Şiirlerinde doğal ve sade bir dil tutturan şairimiz zaten her zaman sade bir dil yanlısı olduğunu da belirtmektedir. Sade dilinin dışında şiirlerinde ayrıca bireysel temaları işlediğini de bu kitabında net bir şekilde görüyoruz. Şiirler aşk, ölüm, yalnızlık, bahar ve doğa konuları üzerinden ilerliyor. Hem seçtiği konulardaki duygu akışını yakalayıp okuyucuya aktarması hem de bunu çok duru, sade bir dille başarmış olması gerçekten ne kadar iyi bir şair olduğunu kanıtlar nitelikte. Bu kitabıyla birlikte Cahit Sıtkı'yı çok sevip, çok iyi tanıyacağınızın da garantisini verebilirim:) Ancak...! Rahatsız olduğum küçük bir detaydan da bahsetmeden geçemeyeceğim. Belki ben bu konularda fazla hassas davrandığım için böyle detaylarda boğulmuş olabilirim bunu da baştan belirteyim;) Şairimizin birkaç şiirinin bazı dizelerinde kadınlara dair kullandığı tabirler beni rahatsız etti. Bunlar 'kancık, kızoğlan kız ve oruspu', ve ayrıca 'Gün Olur Ki' şiirinde geçen 'Gün olur ki ne kız, ne rakı, ne şiir/ Hiçbir şey insanı sarmaz, kandıramaz' dizesindeki kadını nesneleştiren tavır. Yazıldığı döneme göre değerlendirerek es geçebileceğim bir durum olsa da günümüz için bu gibi tavırlara karşı rahatsızlığımızı belirterek duyarlılaşabileceğimize inandığım için bu durumların altını çizmek istedim. Hak verip vermemek tabii ki size kalmış;) Son olarak dediğim gibi yazıldığı döneme göre es geçdiğim bir eksi özelliği dışında çok severek okuduğum bir şiir kitabı oldu. O yüzden siz okumayan sevgili arkadaşlarıma da gönül rahatlığıyla öneriyorum. Keyifli okumalar herkese...
Otuzbeş Yaş
8.5/10 · 8,8bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.