Otuz Beş Yaş Bütün Şiirleri

8,4/10  (303 Oy) · 
1.278 okunma  · 
289 beğeni  · 
6.969 gösterim
Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder. / Dante gibi ortasındayız ömrün. / Delikanlı çağımızdaki cevher, / Yalvarmak yakarmak nafile bugün, / Gözünün yaşına bakmadan gider.

Cahit Sıtkı Tarancı'nın, bu dizelerle başlayan "Otuz Beş Yaş" şiiri, Türk edebiyatının kült şiirleri arasındadır. Bir başka şiir ustamızın, Behçet Necatigil'in deyişiyle: "Şiirlerinde yaşamanın ve aşkın güzelliğini öven, ölümün üstünlüğünü vurgulayan, Türkçe'yi bütün tatlılık ve anlatım gücüyle şiire geçiren Cahit Sıtkı Tarancı, döneminin en çok okunan şairlerinden biri olmuş, hiçbir akıma bağlanmadan kendine özgü bir şiir geliştirmiştir. Şiirle ilgili bir soruya verdiği yanıt da bu doğrultudadır: 'Şiirle hayat arasındaki sıkı ilişkiye inandığım içindir ki, şiiri hiçbir zaman bir düşüncenin kanıtlanması (...) olarak düşünmedim. Şiirin yapısının gerektirdiği bu bağımsızlık, şairlerin özgürlük aşkıyla da açıklanabilir. Bunun için, baskı rejimlerinde ilk isyan bayrağını açanların daima şairler olduğuna şaşmamak gerekir.'" Tarancı'nın bütün şiirlerini, değerli eleştirmen Asım Bezirci'nin titiz derlemesiyle sunuyoruz.
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2017
  • Sayfa Sayısı:
    280
  • ISBN:
    9789755100173
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
DUA 
 18 Eyl 2017 · 10/10 puan

Sene 1900lerin sonu milenyuma gireceğiz. Ortaokuldayız. Çok sevdiğim, gecemizin günümüzün bir geçtiği, sevdiğimiz yemeklere kadar her zevkimiz ortak olan arkadaşımla tek farkımız; ben kitap okuma delisi o ise hiç sevmezdi.

Ona kitap okumayı sevdirmek istiyordum ki hiç farklı yanımız kalmasın. Okul kütüphanesinde iki adet Cahit Sıtkı Tarancı 35 yaş şiir kitabı vardı. Şiir kitabını okunması kolay olduğu için seçtim. Her gün okuldan eve dönerken sesli bir şekilde bir mısra o, bir mısra ben okuyoruz sokakta yürürken.

Bir gün ders ortasında arkadaşım bir kelimenin anlamını bulamadım nedir diye sordu. Cebimizde telefon yok tabi bilgiye kolay ulaşamıyoruz. Sıranın altında kitabı açıp kelimeyi gösterirken öğretmene yakalandık. Kızdı bağırdı. Kitabı aldı yırttı paramparça etti bizi de disipline verdi.

Müdürün yanına gittik. Müdürde aynı şekilde kızıyor bağırıyor neden rahat durmuyorsunuz diyor. Arkadaşım çok ağlıyordu. Bende ona karşı mahcup olmuştum. SUÇ!! benimdi. Onu okumaya ben teşvik etmiştim. Biz sustukça müdürün daha çok bağırıyordu. Sizi okuldan atarım diyordu. En son dayanamadım. Biz ne yaptık, kitap okumak suç mu dedim. Ayağa kalkıp gömleğinin kolunu yukarıya sıyırdı. Dövecek sandım. Bize feci bir yara gösterdi. Evet suç, kitap okumak suç. Bende gençliğimde kitap okuduğum için bana bunu yaptılar dedi. Korktuk. Ağladık. Kitap okuyana neden öyle yaparlar hiç anlamadık.

Müdür, okul öğretmeninin yaptığı salaklığı savunmak adına bizi harcıyordu, kısaca derste başka şeyle ilgilenmeyin diyebilirdi ama kitap okumayı kötüleyip kalbimizde derin yaralar açıyordu farkında değildi. Arkadaşım bir daha eline kitap almadı. Bense uzun bir süre okuyamadım sonra dayanamadım evde gizli gizli okudum okudum okudum. O kitap hala bende durur. Öğretmen arkadaşın kitabını yırtmıştı ama bendekini saklamıştım. Hala saklarım o günün anısına.

Kitap o zaman yırtıldığı için yarım kalmıştı şimdi tekrar baştan okudum ama içimdeki o sızı hala devam eder. Kitap incelemesine gelince yaş 35 yolun yarısı eder deyip 46 yaşında ölen bir şairin kitabı için neler yazılır bilemedim.