Otuz Beş Yaş (Bütün Şiirleri)

·
Okunma
·
Beğeni
·
9.082
Gösterim
Adı:
Otuz Beş Yaş
Alt başlık:
Bütün Şiirleri
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755100173
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Otuz Beş Yaş
Otuz Beş Yaş
Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder. / Dante gibi ortasındayız ömrün. / Delikanlı çağımızdaki cevher, / Yalvarmak yakarmak nafile bugün, / Gözünün yaşına bakmadan gider.

Cahit Sıtkı Tarancı'nın, bu dizelerle başlayan "Otuz Beş Yaş" şiiri, Türk edebiyatının kült şiirleri arasındadır. Bir başka şiir ustamızın, Behçet Necatigil'in deyişiyle: "Şiirlerinde yaşamanın ve aşkın güzelliğini öven, ölümün üstünlüğünü vurgulayan, Türkçe'yi bütün tatlılık ve anlatım gücüyle şiire geçiren Cahit Sıtkı Tarancı, döneminin en çok okunan şairlerinden biri olmuş, hiçbir akıma bağlanmadan kendine özgü bir şiir geliştirmiştir. Şiirle ilgili bir soruya verdiği yanıt da bu doğrultudadır: 'Şiirle hayat arasındaki sıkı ilişkiye inandığım içindir ki, şiiri hiçbir zaman bir düşüncenin kanıtlanması (...) olarak düşünmedim. Şiirin yapısının gerektirdiği bu bağımsızlık, şairlerin özgürlük aşkıyla da açıklanabilir. Bunun için, baskı rejimlerinde ilk isyan bayrağını açanların daima şairler olduğuna şaşmamak gerekir.'" Tarancı'nın bütün şiirlerini, değerli eleştirmen Asım Bezirci'nin titiz derlemesiyle sunuyoruz.
Sene 1900lerin sonu milenyuma gireceğiz. Ortaokuldayız. Çok sevdiğim, gecemizin günümüzün bir geçtiği, sevdiğimiz yemeklere kadar her zevkimiz ortak olan arkadaşımla tek farkımız; ben kitap okuma delisi o ise hiç sevmezdi.

Ona kitap okumayı sevdirmek istiyordum ki hiç farklı yanımız kalmasın. Okul kütüphanesinde iki adet Cahit Sıtkı Tarancı 35 yaş şiir kitabı vardı. Şiir kitabını okunması kolay olduğu için seçtim. Her gün okuldan eve dönerken sesli bir şekilde bir mısra o, bir mısra ben okuyoruz sokakta yürürken.

Bir gün ders ortasında arkadaşım bir kelimenin anlamını bulamadım nedir diye sordu. Cebimizde telefon yok tabi bilgiye kolay ulaşamıyoruz. Sıranın altında kitabı açıp kelimeyi gösterirken öğretmene yakalandık. Kızdı bağırdı. Kitabı aldı yırttı paramparça etti bizi de disipline verdi.

Müdürün yanına gittik. Müdürde aynı şekilde kızıyor bağırıyor neden rahat durmuyorsunuz diyor. Arkadaşım çok ağlıyordu. Bende ona karşı mahcup olmuştum. SUÇ!! benimdi. Onu okumaya ben teşvik etmiştim. Biz sustukça müdürün daha çok bağırıyordu. Sizi okuldan atarım diyordu. En son dayanamadım. Biz ne yaptık, kitap okumak suç mu dedim. Ayağa kalkıp gömleğinin kolunu yukarıya sıyırdı. Dövecek sandım. Bize feci bir yara gösterdi. Evet suç, kitap okumak suç. Bende gençliğimde kitap okuduğum için bana bunu yaptılar dedi. Korktuk. Ağladık. Kitap okuyana neden öyle yaparlar hiç anlamadık.

Müdür, okul öğretmeninin yaptığı salaklığı savunmak adına bizi harcıyordu, kısaca derste başka şeyle ilgilenmeyin diyebilirdi ama kitap okumayı kötüleyip kalbimizde derin yaralar açıyordu farkında değildi. Arkadaşım bir daha eline kitap almadı. Bense uzun bir süre okuyamadım sonra dayanamadım evde gizli gizli okudum okudum okudum. O kitap hala bende durur. Öğretmen arkadaşın kitabını yırtmıştı ama bendekini saklamıştım. Hala saklarım o günün anısına.

Kitap o zaman yırtıldığı için yarım kalmıştı şimdi tekrar baştan okudum ama içimdeki o sızı hala devam eder. Kitap incelemesine gelince yaş 35 yolun yarısı eder deyip 46 yaşında ölen bir şairin kitabı için neler yazılır bilemedim.
Hayatımızda yaptığımız en büyük hatalardan biri ertelemektir. Yaşamın hep süreceğini, ölümün kapımızı tıklatmayacağını düşünürüz oysa ki ne büyük yanılgı, sevdiklerimizi bir bir toprağa vermeye başladığımızda bizden ayrı olmayan "ölüm"ü acı da olsa fark ederiz...

Ölüm korkusu iliklerine kadar işlemiş bir adam, Cahit Sıtkı... Dini inancı pek kuvvetli olmamasından dolayı bir türlü ölümü benimseyememiş ve isyanını her dizede dile getirmiştir. Hep bir karamsarlık hakimdir mısralarında zaten ölümden bu denli korkan, derdini paylaşacak bir nefes bulamayan bir adamın şiirlerinde aşk, mutluluk, çiçek böcek temalarını işlemesine olanak var mı? Dost konusunda yüzü hiç gülmeyen Tarancı arkadaşlığı, mutluluğu, bir ağaçtan, kuştan ve hatta bazen eşyalardan beklemiştir.
"Can yoldaşı olmadı mı neylersin
En güzel tabiat manzarasını?
Cennet bile olsa orda yaşanmaz."

Şiirlerinde genellikle karanlık, yalnızlık teması işlese de sevdasına ve vatan sevgisine de yer vermiştir zaman zaman, modernleşme süreci de değindiği konulardan. Kentleşirken büyük bir bedel ödedik malesef. Yaşama arzusuza yaptığımız en büyük darbeydi, kat kat duvarlar ardında yalnızlaştık iyice.
"Uzun olaydı o günler!
Yere düşen ekmek parçasını
Öpüp başıma götürdüğüm günler!"

Kitap, akıcı ve anlaşılır bir dille yazılmış. Bazen ruhunuz daralacak bazen durup uzun uzun düşüneceksiniz. Herkesin kütüphanesinde bulunması gereken şahane bir eser. Geçip giden şu kısacık ömürde, yaşama bu kadar aşık Cahit Sıtkı'yı okumadan geçmeyin...
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.352 Oy)19.116 beğeni43.539 okunma3.020 alıntı183.574 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.752 Oy)13.461 beğeni34.652 okunma3.444 alıntı146.568 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.580 Oy)8.860 beğeni28.808 okunma850 alıntı140.144 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.921 Oy)8.880 beğeni26.413 okunma2.687 alıntı115.203 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.595 Oy)9.102 beğeni25.436 okunma1.571 alıntı127.202 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.497 Oy)7.903 beğeni21.447 okunma4.030 alıntı129.900 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.677 Oy)5.782 beğeni19.731 okunma848 alıntı101.588 gösterim
  • Çalıkuşu
    8.8/10 (4.298 Oy)5.146 beğeni18.869 okunma822 alıntı77.865 gösterim
  • Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
    8.3/10 (3.150 Oy)3.365 beğeni15.038 okunma832 alıntı46.724 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.317 Oy)9.282 beğeni25.736 okunma1.842 alıntı119.233 gösterim
Kitabı
Listen to Yedi Güzel Adam - Özlem - Entrümantal by Yedi Güzel Adam #np on #SoundCloud
https://soundcloud.com/...edi-guzel-adam-ozlem
müziği eşliğinde okumak ayrı bir huzur verdi.

Ölümden korkanlar asla bu tip şiirler yazamaz ancak ölüme seranad yazanlar bu hislerle şiir yazıp okuruna hissettirir.

46 yaşında hayatını yitirmiş. Otuz beş yaş yolun yarısı etmemiş onun hayatı için. Fakat Otuz Beş Yaş şiiri ile hayatını sonsuza çevirdiği kesin.

Her bir şiirinde ayrı yaşlara geçtiğim, şairin ağlamasını hissettiğim ve ağladığım, bunalmışlığın arasında huzuru keşfettiğim bu şiir kitabını okumak ve okutmak gerek.

Bazen diyorum. Lisede bize bu insanların hangi akıma mensup oldugunu anlatmak yerine kitaplarını okutup hislerimizi sorsalar, daha sonra hislerimizi alevlendiren yazar ve şairlerin hayatlarını merakla biz araştırsaydık edebiyata olan ilgimiz daha derin olurdu sanırım.

Ne yazık ki Lys sınavinda edebiyat sınavına girecek öğrenciler mecburen ezbere bilgileri bilmek ve bıktırıcı soğuk testleri çözmek zorundalar.

Bir öğrencim neredeyse edebi eserlerin çoğunu okumuştu, yazar ve şairlerin hayatını okuduğu kitaplara duyduğu ilgiden dolayı kendiliğinden öğrenmişti. Ben ona matematik çözerken "edebiyatı yetiştirebiliyor musun? Aran nasıl?" diye sorduğumda yukarda anlattıklarımı cevap olarak almıştım. Sonuç ne oldu: bu öğrencim edebiyat sınavından sadece bir boş bıraktı gerisi doğru idi.Bunları neden anlattım yaşayarak yaşatarak öğrenmenin önemini göstermek için.

Kendi hayatıma bir göz atacak olursam bir öğretmenimin bize Sezai Karakoç'un "Mona Roza" şiirini okurken ki hislerini yaşatması, adeta kendi yazmışcasına hissettirmesi, sesinin tonundaki titremeler... Beni şiirle tanıştıran bu öğretmenimdi. Branşı edebiyat da değildi. Hayatımda bir yol çizmeme sebeptir bu olay. Demek ki edebiyata ilgili olmak için edebiyatçı olmak zorunlu değil. Ve yaşayan bir kitap olup öğrencilere anlatmak gerek.

Keyifli okumalar.
Aşk, doğa, ölüm temaları etrafında şekillenen şiirlerini , akıcı ve anlaşılır bir üslupla yazmış Üstad.
Şiir seven sevmeyen herkes, okumaktan zevk alacağı, kendinden bi şeyler bulacağı, sıcacık mısralar bulacak bu sayfalarda.
"Desem Ki " şiiri, Cemal Süreya 'nın " Aşk" ı ile birlikte en çok hangisini sevdiğime karar veremediğim iki şiirden biridir.
Ve "Sevdalı" ve "Memleket İsterim" ve "Otuz Beş Yaş Şiiri" ve daha niceleri tadı damakta bırakan, elden bırakılmayacak şiirler.
Pdf ' ten okudum ve gidip almaya karar verdim kitabı .Kitaplığımda olmasını istediğim- tıpkı Nazım' ın Henüz Vakit Varken Gülüm'ü gibi- şiir kitaplarından birisi oldu bu eser.
Okumalısın...
" Dante gibi ortasındayız ömrün"

Daha çocukken ki o kaygısızlığımızla, okul kitaplarında okuduğumuz o şiirin şimdilerde aklımda en çok dolanan dizesi.

Oysaki ömrümün ortasında da değilim.
Ama zaman geçtikçe , yazarın dediği gibi insan her doğan günün bir dert olduğunu anlıyor.

Çocukluksa, çocukluk işte.
Başlı başına bir özlem.
Geçti mi bir kere geri kalan tüm ömür sızısıyla kalıyor.

Cahit Sıtkı Tarancı ölümün, yalnızlığın, geçen ömrün, saçlarımıza kar misali düşen akların, yaş aldıkça insanın vardığı farkındalıkların, geç kalmanın , telafisi olmayan zamanın acısını anlatıyor şiirlerinde.

Bazen insanca isteklerinde de bahsediyor.

Tek şikayetin ölümden olduğu bir memleket istiyor mesela.
Ya da nimet gibi bir sevgiliye aşkını anlatıyor.

Ama daha çok umarsızca geçen yıllarının pişmanlığını geri kalan tüm ömründe yaşayan bir adamın şiirlerini okuyoruz.

Bu şiirler bizi derin derin düşündüren bir melankoliye düşürüyor.

"İnsan öleceğini
bile bile
nasıl yaşar?
Ya çıldırır
ya da öleceğini
unutur"


Ya da şair olur...
Cahit Sıtkı Tarancı'yı halk içinde çoğu insan "Yaş otuz beş, yolun yarısı eder" dedikten sonra 46 yaşında ölen şair olarak bilir. Doğrusu bende böyle biliyordum. Çünkü bu bana böyle empoze edildi. Okulda Cahit Sıtkı Tarancı'nın ismini bir kere duydum. O da işte "Yaş otuz beş, yolun yarısı eder" dedikten sonra 46 yaşında ölen bir şair olarak bize öğretildi. O sınıfta 20 öğrenci vardı. Hepimiz bunu böyle öğrendik. Sonra televizyon izlerken hangi kanal, hangi proğram hatırlamıyorum ama Cahit Sıtkı Tarancı'nın ismi yine aynı şekilde geçti. O proğramı izleyen kişiler ne yazık ki 20 kişi değildir sadece. İzleyen herkes bunu böyle öğrendi. Daha sonra misafirliğe gittiğimiz bir gün yaşıtım olan bir kızın elinde gördüm Cahit Sıtkı Tarancı'yı. Amcalardan biri okuma saçma sapan kitaplar dedi. Akrabalar bir ağızdan hurraa onay verdiler. O kız sonra o kitabı okudu mu bilmiyorum. Umarım okumuştur..
O amcalar, o proğram, o öğretmen yüzünden kitaba sıfır beklentiyle başladım. Ve bu kitabı okuduktan sonra diyorum ki, Cahit Sıtkı şairlerin üstatlarından. Her şiirinde ayrı bir tat var. O tadı alabilene ne mutlu..
Keyifli okumalar..
Bahar aylarında şiir okumak çok başka, kitabı bulur bulmaz diğerini yarım bırakıp başladım hemen. İki gülüm böceğim yazanlar yüzbinler satmalarına karşı Cahit Sıtkı Tarancı gibi isimlerin gereken değeri görmemesine çok üzülüyorum..
Kesinlikle okumalısınız, doyumsuz bir şiir ziyafeti sunuyor, mutlaka kendinize ait bir şiir bulacaksınız. Birsürü şiirim oldu benim kendimi keşfettiğim...
Sınav yoğunluğu dolayısıyla okuduğum son kitap olarak kalsın burda..
Şiir bir çığlıktır, bir ilan-ı aşktır, sallanan bir yumruktur, bir umuttur, bir kurtuluştur diyen Cahit Sıtkı Tarancı'da aramızdan erken ayrılan şairlerdendir. (Geçirdiği kısmi felç sonucu konuşma yeteneğini yitirdi.Tedavi için götürüldüğü Viyana'da 12 Ekim 1956'da 46 yaşındayken yaşamını yitirdi.) Sanki erkenden gideceğini hissetmiş gibi yazdığı şiirlerin çoğunda ölümden bahsetmiştir. Ölüm korkusu şiirlerinde bariz bir şekilde görülse de şiirleri tabiki de sadece bu temayla sınırlı değil.
Şiirlerinde dostluğu, aşkı, yaşama arzusunu, vatan sevgisini de zaman zaman işlemiş. Yine de Cahit Sıtkı Tarancı'nın kalemindeki tılsım bana göre hayata olan melankolik, karamsar bakışında ve yaşamından çıkardığı derslerde gizli...

Kitabı okumadan önce Cahit Sıtkı Tarancı'nın bilinen ve şiirlerine yansıyan karamsar havası beni hep korkuturdu.Ama kitabı okuyunca öyle olmadığını gördüm ve neredeyse her şiirinde beğendiğim noktalar oldu. Ahengini yakalayıp içinde kaybolabildiğiniz zaman şiir okumak güzeldir. Fakat her şair ve şiiri sizin o potansiyeli yakalamanıza olanak vermez, sizi düşünmeye, sorgulamaya yönlendirmez ,okurken duygulandırmaz.
Cahit Sıtkı şiirleriyle beni hem düşündürdü hem de duygulandırdı.Kısacık ömrüne güzel eserler sığdırabilen şairi rahmetle anıyorum.
Ve şiir severlerin, muhakkak kütüphanesinde bulunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.
Şimdiden keyifli okumalar...
30 yaşıma yeni girdim ve tekrar okuma ihtiyacı hissedip okudum. Yaş ilerledikçe eskiden okuduğum satırlar aynı olsa da; geçen yıllarla bakış açısının değişmesi, yılların kazandırdığı tecrübe ve ağırbaşlılıkla kelimeler farklı anlam kazanabiliyor zihnimizde.
Evet güncel uygulamada yaptığım ilk inceleme, uygulamaya alıştım mı hayır, sevdim mi sayılır neyse uygulamayı sonra değerlendiririz şimdi kitaba geçelim...
Şiir okumaya başladım deyip de Otuz Beş Yaş'ı atlasaydım olmazdı heralde... Otuz beş yaş yolun yarısı etmiyormuş aslında şiirlerinde de bunu vurgulamış şair hep, kitapta en çok kendini hissettiren duyguydu ölümün yakın oluşu... Mısralarda ağlamak, gülmek, hissetmek, şairin duygularını okudukça koybolmak şiirler arasında ne kadar huzur verici, dinlendirici oluyor.
Çok güzel değerler bunlar okumamış olarak bırakmayalım lütfen, geç kalmadan okumak lazım...
İyi okumalar.
Merhaba...

Cahit Sıtkı Tarancı kadar, şiirlerinde ölümden, karanlıktan, yalnızlıktan, karamsarlıktan dem vuran başka bir şair var mıdır? Tarancı, o kadar kendisini yalnız hissedermiş ki okuduğu dönemde herkese mektup gelir kendisine gelmeyince üzülür, kendi adına mektuplar yazar, postaya verir, sonra da mektup gelince sevinirmiş. Şiirlerinde ki derin karamsarlık, yalnızlık belki de o döneminin yansımalarıdır, kim bilir...

Kitap, değerli edebiyat araştırmacı Asım Bezirci derlemesiyle Şiir Üstüne, Öncekiler, Ömrümde Sükut, Aradakiler, Otuz Beş Yaş, Düşten Güzel, Sonrakiler ve Çeviri Şiirler başlıklı sekiz bölümden oluşuyor. "Şiir Üstüne" adlı bölümde değerli şairimizle yapılan röportajla, onun edebiyata nasıl başladığı, şiir hakkındaki düşüncelerini, yaşadığı dönemin edebiyatı hakkında ki görüşlerini ve kimlerden etkilendiğini öğrenme imkanı buluyoruz. Şairimizi, daha iyi tanımamız açısından güzel bir giriş olmuş röportaj.

Son olarak düşüncelerimi, şairimizin meşhur şiirine yapılan, Hümeyra'nın eşsiz yorumuyla seslendirdiği şarkıyla bitirirken, herkese keyifli okumalar ve keyifli dinlemeler dilerim.

https://www.youtube.com/watch?v=Arf9QYcAPAo
!!!!!!!İNCELEME DEĞİL, BODOSLAMA YORUMLAMA!!!!!!

Eveeeet çocuklar. Samet, oku bakalım "otuz beş yaş" şiirini!
Tabi örtmenim!!

"Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider"
...

Sanırım buna benzer sahneyi bir çoğumuz yaşamışızdır. Bir kısmını hala ezbere biliriz. Halk arasında bile "yolu yarıladık" demenin şiircesidir bu sözler. Dante gibi ortasındayız ömrün. Ne gocaman bir laf.

Sabahın köründe hangi akla hizmet bilmiyorum bu şiir kitabını okumaya başladım ve birden yaşlandığımın farkına vardım. Yüzüme vurma Cahit abiğğ dedim sessizce.

Bu kitaptaki şiirlerinde ana his şu bence;

"Gençlik bir kuş idi tutamadık,
Yaşlılık bir mal idi satamadık"

Dizelerinde sürekli yakınma var. "Genç olsam şimdi" havası ile darlandım. Yahu gençken neler yaşadın be adam dedim ve hayatına baktım biraz.

Şair Galatasaray Lisesi mezunu. Paris'te yaşamış. Haliyle Fransız şairlerden etkilenmiş olsa gerek ki, yazdığı şiirlerde bu sezilebiliyor. Şiirlerinde genelde ölüm ve yaşam sevinci temaları var. Ama ağırlıklı olarak ölüm havası hakim. Bohem bir hayatı olmuş şairin. Yitik aşklar, mutlu sevdalar, yalnızlık, yaşadığı hayatın
buruklukları, çocukluk özlemi de şiirlerine yer bulmuş.

Cahit Sıtkı, geçirdiği kısmi felç sonucu konuşma yeteneğini yitirmiş, tedavi için götürüldüğü Viyana’da 12 Ekim 1956’da 46 yaşındayken yaşamını yitirmiş.

Otuz Beş Yaş şiiriyle şiir yarışmasında birincilik kazanan şair, herkes tarafından ölüm şairi olarak nitelendiriliyormuş.

Şiirlerinde romantizm ve sembolizm etkileri var. Yazı dili gayet açık, ahenkli, sade ve içten. Çok fazla derinlik yok şiirlerinde. Öküz altında buzağı aramıyoruz yani. Çünkü anlatmak istediklerini gayet açık bir şekilde anlatıyor. Şiirlerinde her ne kadar Garip akımının izleri olsa da vezin ve kafiyeden kopmamış Cahit Sıtkı. Güzel bir harman olmuş diye düşünüyorum. Ayrıca yer yer halk deyimlerine yer vermesi de, şiirlerinin halk tarafından daha sıcak karşılanmasında etkili olduğunu düşünüyorum.

Genç cumhuriyet dönemimizin, erken demir alan karizmatik, ölümün ve özlemin kuşattığı şairini saygıyla anarken, işbu şiiri iliştiriyorum

OTUZ BEŞ YAŞ ŞİİRİ

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?

Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.


Okuyacak olan arkadaşlara keyifli okumalar şimdiden. :)

NOT: İlk defa sanırım, bir şiir kitabı hakkında bir kaç söz söylüyorum. Kopuklukların farkındayım. Umarım çok sırıtmamıştır. Sırıtmış ise de çok bozuntuya vermeyiniz :)

NOT 2: Şimdi aklıma geldi. İlk şiir kitabı yorumlamam değilmiş :/
MEMLEKET İSTERİM

Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikâyet ölümden olsun.
Desem ki
Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki...
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Otuz Beş Yaş
Alt başlık:
Bütün Şiirleri
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755100173
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Otuz Beş Yaş
Otuz Beş Yaş
Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder. / Dante gibi ortasındayız ömrün. / Delikanlı çağımızdaki cevher, / Yalvarmak yakarmak nafile bugün, / Gözünün yaşına bakmadan gider.

Cahit Sıtkı Tarancı'nın, bu dizelerle başlayan "Otuz Beş Yaş" şiiri, Türk edebiyatının kült şiirleri arasındadır. Bir başka şiir ustamızın, Behçet Necatigil'in deyişiyle: "Şiirlerinde yaşamanın ve aşkın güzelliğini öven, ölümün üstünlüğünü vurgulayan, Türkçe'yi bütün tatlılık ve anlatım gücüyle şiire geçiren Cahit Sıtkı Tarancı, döneminin en çok okunan şairlerinden biri olmuş, hiçbir akıma bağlanmadan kendine özgü bir şiir geliştirmiştir. Şiirle ilgili bir soruya verdiği yanıt da bu doğrultudadır: 'Şiirle hayat arasındaki sıkı ilişkiye inandığım içindir ki, şiiri hiçbir zaman bir düşüncenin kanıtlanması (...) olarak düşünmedim. Şiirin yapısının gerektirdiği bu bağımsızlık, şairlerin özgürlük aşkıyla da açıklanabilir. Bunun için, baskı rejimlerinde ilk isyan bayrağını açanların daima şairler olduğuna şaşmamak gerekir.'" Tarancı'nın bütün şiirlerini, değerli eleştirmen Asım Bezirci'nin titiz derlemesiyle sunuyoruz.

Kitabı okuyanlar 1.739 okur

  • Kitapsaire
  • Beyza Alpargun
  • Ö...
  • Fildişi Kulesi Sakini
  • Eustass Kidd
  • Feyzan Keçeci
  • Özlem Damla Arık
  • Şeydanur
  • Buse
  • Kır papatyası

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.2
14-17 Yaş
%6.5
18-24 Yaş
%27.1
25-34 Yaş
%31.9
35-44 Yaş
%20.3
45-54 Yaş
%6.9
55-64 Yaş
%1.3
65+ Yaş
%2.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%63.3
Erkek
%36.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31.1 (144)
9
%20.1 (93)
8
%24 (111)
7
%12.7 (59)
6
%3.5 (16)
5
%1.7 (8)
4
%0.6 (3)
3
%0.2 (1)
2
%0.2 (1)
1
%0.4 (2)

Kitabın sıralamaları