Otuz Beş Yaş (Bütün Şiirleri)

·
Okunma
·
Beğeni
·
13.465
Gösterim
Adı:
Otuz Beş Yaş
Alt başlık:
Bütün Şiirleri
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755100173
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Otuz Beş Yaş
Otuz Beş Yaş
Otuz Beş Yaş
Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder. / Dante gibi ortasındayız ömrün. / Delikanlı çağımızdaki cevher, / Yalvarmak yakarmak nafile bugün, / Gözünün yaşına bakmadan gider.

Cahit Sıtkı Tarancı'nın, bu dizelerle başlayan "Otuz Beş Yaş" şiiri, Türk edebiyatının kült şiirleri arasındadır. Bir başka şiir ustamızın, Behçet Necatigil'in deyişiyle: "Şiirlerinde yaşamanın ve aşkın güzelliğini öven, ölümün üstünlüğünü vurgulayan, Türkçe'yi bütün tatlılık ve anlatım gücüyle şiire geçiren Cahit Sıtkı Tarancı, döneminin en çok okunan şairlerinden biri olmuş, hiçbir akıma bağlanmadan kendine özgü bir şiir geliştirmiştir. Şiirle ilgili bir soruya verdiği yanıt da bu doğrultudadır: 'Şiirle hayat arasındaki sıkı ilişkiye inandığım içindir ki, şiiri hiçbir zaman bir düşüncenin kanıtlanması (...) olarak düşünmedim. Şiirin yapısının gerektirdiği bu bağımsızlık, şairlerin özgürlük aşkıyla da açıklanabilir. Bunun için, baskı rejimlerinde ilk isyan bayrağını açanların daima şairler olduğuna şaşmamak gerekir.'" Tarancı'nın bütün şiirlerini, değerli eleştirmen Asım Bezirci'nin titiz derlemesiyle sunuyoruz.
280 syf.
·10/10
Sene 1900lerin sonu milenyuma gireceğiz. Ortaokuldayız. Çok sevdiğim, gecemizin günümüzün bir geçtiği, sevdiğimiz yemeklere kadar her zevkimiz ortak olan arkadaşımla tek farkımız; ben kitap okuma delisi o ise hiç sevmezdi.

Ona kitap okumayı sevdirmek istiyordum ki hiç farklı yanımız kalmasın. Okul kütüphanesinde iki adet Cahit Sıtkı Tarancı 35 yaş şiir kitabı vardı. Şiir kitabını okunması kolay olduğu için seçtim. Her gün okuldan eve dönerken sesli bir şekilde bir mısra o, bir mısra ben okuyoruz sokakta yürürken.

Bir gün ders ortasında arkadaşım bir kelimenin anlamını bulamadığını söyledi. Cebimizde telefon yok tabi bilgiye kolay ulaşamıyoruz. Sıranın altında kitabı açıp kelimeyi gösterirken öğretmene yakalandık. Kızdı bağırdı. Kitabı aldı yırttı paramparça etti bizi de disipline verdi.

Müdürün yanına gittik. Müdür de aynı şekilde kızıyor bağırıyor neden rahat durmuyorsunuz diyordu. Arkadaşım çok ağlıyordu. Bense ona karşı mahcup olmuştum. SUÇ!! benimdi. Onu okumaya ben teşvik etmiştim. Biz sustukça müdür daha çok bağırıyordu. "Vereceğim elinize tastiknamelerinizi
sizi okuldan atacağım" dedi. Okuldan atılırsam babam çok kızardı. Cümle aleme rezil olurdum. En son dayanamadım. "Biz ne yaptık, neden okuldan atılıyoruz, kitap okumak suç mu hem derste okumadık sadece bir şey gösterdi" dedim. Ayağa kalkıp gömleğinin kolunu yukarıya sıyırdı. Bizi dövecek zannettim. Feci bir yara gösterdi. Evet suç, kitap okumak suç. Ben de gençliğimde kitap okuduğum için bana bunu yaptılar dedi. Korktuk. Ağladık. Kitap okuyana neden öyle yaparlar hiç anlamadık.

Müdür, okul öğretmenin yaptığı salaklığı savunmak adına bizi harcıyordu, kısaca "derste başka şeyle ilgilenmeyin" diyebilirdi ama kitap okumayı kötüleyip kalbimizde derin yaralar açıyordu farkında değildi. "Bu seferlik sizi affediyorum. Okul kütüphanesine girmeniz yasak. Okuyacaksanız sadece ders kitaplarınızı okuyun" dedi.

Arkadaşım bir daha eline kitap almadı. Bense uzun bir süre okuyamadım sonra dayanamadım evde gizli gizli okudum, okudum, okudum. O kitap hala bende durur. Öğretmen arkadaşın kitabını yırtmıştı ama bendekini saklamıştım. Kütüphaneye girmem yasaklandığı için iade edememistim. Hala saklarım o günün anısına.

Kitap o zaman için yarım kalmıştı şimdi tekrar baştan okudum ama içimdeki o sızı hala devam eder. Kitap incelemesine gelince yaş 35 yolun yarısı eder deyip 46 yaşında ölen bir şairin kitabı için neler yazılır bilemedim.
280 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Hayatımızda yaptığımız en büyük hatalardan biri ertelemektir. Yaşamın hep süreceğini, ölümün kapımızı tıklatmayacağını düşünürüz oysa ki ne büyük yanılgı, sevdiklerimizi bir bir toprağa vermeye başladığımızda bizden ayrı olmayan "ölüm"ü acı da olsa fark ederiz...

Ölüm korkusu iliklerine kadar işlemiş bir adam, Cahit Sıtkı... Dini inancı pek kuvvetli olmamasından dolayı bir türlü ölümü benimseyememiş ve isyanını her dizede dile getirmiştir. Hep bir karamsarlık hakimdir mısralarında zaten ölümden bu denli korkan, derdini paylaşacak bir nefes bulamayan bir adamın şiirlerinde aşk, mutluluk, çiçek böcek temalarını işlemesine olanak var mı? Dost konusunda yüzü hiç gülmeyen Tarancı arkadaşlığı, mutluluğu, bir ağaçtan, kuştan ve hatta bazen eşyalardan beklemiştir.
"Can yoldaşı olmadı mı neylersin
En güzel tabiat manzarasını?
Cennet bile olsa orda yaşanmaz."

Şiirlerinde genellikle karanlık, yalnızlık teması işlese de sevdasına ve vatan sevgisine de yer vermiştir zaman zaman, modernleşme süreci de değindiği konulardan. Kentleşirken büyük bir bedel ödedik malesef. Yaşama arzusuza yaptığımız en büyük darbeydi, kat kat duvarlar ardında yalnızlaştık iyice.
"Uzun olaydı o günler!
Yere düşen ekmek parçasını
Öpüp başıma götürdüğüm günler!"

Kitap, akıcı ve anlaşılır bir dille yazılmış. Bazen ruhunuz daralacak bazen durup uzun uzun düşüneceksiniz. Herkesin kütüphanesinde bulunması gereken şahane bir eser. Geçip giden şu kısacık ömürde, yaşama bu kadar aşık Cahit Sıtkı'yı okumadan geçmeyin...
280 syf.
·1 günde·9/10
Kitabı
Listen to Yedi Güzel Adam - Özlem - Entrümantal by Yedi Güzel Adam #np on #SoundCloud
https://soundcloud.com/...edi-guzel-adam-ozlem
müziği eşliğinde okumak ayrı bir huzur verdi.

Ölümden korkanlar asla bu tip şiirler yazamaz ancak ölüme seranad yazanlar bu hislerle şiir yazıp okuruna hissettirir.

46 yaşında hayatını yitirmiş. Otuz beş yaş yolun yarısı etmemiş onun hayatı için. Fakat Otuz Beş Yaş şiiri ile hayatını sonsuza çevirdiği kesin.

Her bir şiirinde ayrı yaşlara geçtiğim, şairin ağlamasını hissettiğim ve ağladığım, bunalmışlığın arasında huzuru keşfettiğim bu şiir kitabını okumak ve okutmak gerek.

Bazen diyorum. Lisede bize bu insanların hangi akıma mensup oldugunu anlatmak yerine kitaplarını okutup hislerimizi sorsalar, daha sonra hislerimizi alevlendiren yazar ve şairlerin hayatlarını merakla biz araştırsaydık edebiyata olan ilgimiz daha derin olurdu sanırım.

Ne yazık ki Lys sınavinda edebiyat sınavına girecek öğrenciler mecburen ezbere bilgileri bilmek ve bıktırıcı soğuk testleri çözmek zorundalar.

Bir öğrencim neredeyse edebi eserlerin çoğunu okumuştu, yazar ve şairlerin hayatını okuduğu kitaplara duyduğu ilgiden dolayı kendiliğinden öğrenmişti. Ben ona matematik çözerken "edebiyatı yetiştirebiliyor musun? Aran nasıl?" diye sorduğumda yukarda anlattıklarımı cevap olarak almıştım. Sonuç ne oldu: bu öğrencim edebiyat sınavından sadece bir boş bıraktı gerisi doğru idi.Bunları neden anlattım yaşayarak yaşatarak öğrenmenin önemini göstermek için.

Kendi hayatıma bir göz atacak olursam bir öğretmenimin bize Sezai Karakoç'un "Mona Roza" şiirini okurken ki hislerini yaşatması, adeta kendi yazmışcasına hissettirmesi, sesinin tonundaki titremeler... Beni şiirle tanıştıran bu öğretmenimdi. Branşı edebiyat da değildi. Hayatımda bir yol çizmeme sebeptir bu olay. Demek ki edebiyata ilgili olmak için edebiyatçı olmak zorunlu değil. Ve yaşayan bir kitap olup öğrencilere anlatmak gerek.

Keyifli okumalar.
158 syf.
·Beğendi·9/10
Öncelikle hepinize güzel akşamlar dilerim dostlarım. Epey zaman oldu inceleme yapmayalı bir şiir kitabına üstelik. Çok düşündüm nasıl bir giriş yapsam diye Sevgili Cahit Sıtkı Tarancı'nın en bilindik şiirinin adı verilen bu kitabını sizlere anlatmaya. Hiç dinlenmeden ara vermeden yazmak istiyorum içimden gelen bu satırları. Zira dinlenmedikçe ömrün artarmış, öylesi güzelmiş Cahit'ciğime göre. Sense "kulak ver ki" o diyor böyle, bir anlamı olsun bu satırların. Şiirlerinin çoğunda bir şekilde değiniyor Sevgili Cahit ölüme hem de gayet tatlı bir dille çiçekler için mesela ölülerin sükunu diyor ne güzel bir tabir!
"İnsanlar bilseydiniz ne bekler 
Bir gün açmak için bu çiçekler;"
Ne bekler sizce çiçekler açmak için sevgili okurlar, baharın gelmesini mi, dallarından koparılıp birine verilmeyi mi ya da bir ölünün mezarında yeşerebilmeyi mi?

Şarkılar yarıda ne zaman kalır peki biliyor musunuz? Bahar gittiği ölüm geldiği zaman Cahit'cim için.
Sadece ölüme değindiği mısralarında değil sevgilisine, sevdiğine seslendiği dizeleriyle de vurdu beni Cahit.

Yanan alnımı elinin gölgesi soğutur, suya eğil bir bak senin güzelliğin benimse gençliğim orada diyor
ve evlilik teklifi ediyor sanki şu cümleleriyle müthiş bir şirinlikte:
"Yorgun başımı göğsünde emniyette bileyim; 
Artık taslarımız ayrı çeşmelerden dolmasın."
Evet benim tasımı da çesmemizden sen doldurucaksan :))
"Ne yardan geçilir, ne serden; 
Korkuyoruum bu gecelerden."
Bunu okuyunca geceden korkmak bile bana güzel geldi o söyledi diye sadece.

Güzel memleketim için bile hissiyatını öyle bir içtenlikle dile getirmiş ki aşık olunası cidden yazacağım şu cümleler de:

"Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;"
Olsun be Cahit'cim ölmek sonrası gibi kederli değil. Şehit haberlerinin duyulmadığı, aç ve üşüyen, başlarını sokacak bir evi bile olmayan insanların, mendil satan minik çocukların olmadığı, insanlar tarafından hayvanların eziyete maruz kalmadığı, ağaçların kesilmediği, kuşların gökyüzünde özgürce uçabildiği, fabrika dumanlarının gökyüzünü hiç kirletmediği, deniz sularının masmavi ve tertemiz kaldığı, çiçeklerin hiç solmadığı ve hasretin hiç olmadığı bir memleketimiz hatta dünyamız olsun, haklısın :))

Şiirleri aynı zamanda çok yalın sade ve anlaşılır şairimizin. Bu kadar basit cümleler bir araya gelince şiir olur mu derseniz olur en güzel tanımıyla Cahit'cimde.

"Ne yapsam, gün doğmuyor gönlümce;
...
... ümitler sende ölüm"

"Ne isterseniz benden
Bilmem ki hatıralar"
Hatıralar ne ister sahi insandan tutar yakasına da bırakmaz ya da öyle güzeldir ki insan onu düşünmeyi bırakmaz, bazen yumuşacık bir dokunuş yarı mutlu yarı hüzünlü, bazen sert ve acı bir çarpış yüreğe...
"Alıştığımız bir şeydi yaşamak"
Alışmak tehlikelidir, bırakamazsın öyle kolay alıştığın şeyi, ondan mıydı yaşamaya bu denli bağlılığın onu bırakamayışın ve bunu şiirlerinle bizlere yansıtışın Cahit'ciğim?

"Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki...
İnan bana sevgilim inan,
...
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
...
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum."

En çok bu şiiri sevdim galiba en çok bundaki cümlelerin altını çizdim zira. Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor diyor sevdiğine, denizlerin en mavisini sende izliyorum, çiçeklerin en solmazını senden kopardım diyor.
Ben de ona diyorum ki mısraların en sıcağını sende hissettim, sevgilerin en bitmezini senden öğrendim Tarancı...

"Aşkımı kuşlara sor sevgilim;
Öleceğim günü kuşlar bilir."
Sen ölsen bile aşkın ölmesin ama değil mi? Bak burada bizimle, kalbimizde :)
"Şayet ölürsem,
Helâlleşmeye vakit kalmadan, 
Hatırdan çıkarmayın beni;
Dünyaya benden selam olsun.
Her nefes alıp verişiniz."

Öldün, her daim hatrımızda olmasan da hatırdan da çıkmadın, dünyadan sana çok selam olsun, aldığım ve verdiğim her nefes şiirlerini okurken şaircim...

"Güneşin batmak istemediği belli."
Çok belli ama işte güneş batmadan olmaz insan ölmeden sonsuza kadar kalamaz, çiçek kurumazsa bir gün, atan kalp de durmazsa olmaz Cahit'ciğim zira her güzel şeyin bir sonu vardır, okuduğum şiirlerin gibi.

Aşk nedir ona göre ay buluta girdiği gece en yanık türküleri söyletendir, yanmak da olsa onunla yaşar Cahit :)
"Ben sevda çekerim, hepsinden beter" diyen de o "Senden uzak olduktan sonra. Nerde olsa yaşıyor insan;" diyen, "Sensiz doğan günü neyleyim" diyen de o.
Sevgilisinin bir gülümsemesi dünyayı gözden çıkarmasına bedel imiş, o bir gülümsese dinecekmiş yağmur :)
Bakın ne diyor
"Sevmeğe geldim insanları,
Gönlümle, elimle, kafamla sevmeğe; 
Hesapsız, karşılıksız,
Ayrılık gayrılık gözetmeden, 
Gün gelip gidersem şayet,
Öyle severekten gideceğim ki,"
Dedim ki ben de keşke herkes böyle içten ve çıkarsız sevse ve gidecekse şayet bir gün böyle güzel gidebilse..

Ölüm de bir şey varmış ki hayattan daha da güzel bunu diyordu rüyasında onu çağıran ölüler o ise
"İstemem o dehşet gün gelip çatsın;  Bana kimseler anam kadar yanmaz,." diyordu. Haklıydı en çok anne yüreğiydi yanan gerisi elbet bir gün unuturdu.

"Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?" Diye yazdığın bu satırlara verdiğim cevabı duyamayacaksın biliyorum ama
46 yaşında, Viyana'da uyudun sonra uyanamadın... :(
Bir yolculuktayım şimdi uyuyacağım birazdan, sonra uyanabilecek miyim meçhul? Şimdi ben de diyeyim kimbilir nerde, nasıl kaç yaşında öleceğim diye... Belki sayılı saatler kaldı belki yıllar var daha ama teşekkür ederim sana bunu düşündürdüğün için bana bir kez daha şaircim.

Son olarak şu mısralarınla bitirmek isterim incelememi sana dair
"Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün."
20'me girmeme sayılı günler kalmışken 15 yıl sonramı görür müyüm bilmem ama Cahit'ciğim bildiğim bir şey varsa
"Hayat kısa, kuşlar uçuyor." der Cemal Süreya. Değerini bilelim yaşamanın nefes almanın, sevdilerimizin yanında olmanın, gökyüzünü görebilmenin, yıldızları izleyebilmenin güzelliğini ve hâlâ nefes alıyor olduğumuzun, kalbimizin her bir atımı ve yaşadığımız her an için şükredelim. En güzeli de şiirle kalalım. Şiir olalım hatta. Bir gün ölsek bile bir bulut olamasak da gökyüzüne, yağmur olup kalplere yağmış olalım yaşarken.

Buraya kadar okuyan güzel kalbinize içten sevgilerimi yolluyorum. Çok yoruldum daha da yazamacağım. :))

Kitaba dair sevdiğim birçok mısranın yanısıra ısınamadığım mısralar da yok değil tabi :))
Hepinize bol şiirli geceler dilerim dostlarım
280 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Aşk, doğa, ölüm temaları etrafında şekillenen şiirlerini , akıcı ve anlaşılır bir üslupla yazmış Üstad.
Şiir seven sevmeyen herkes, okumaktan zevk alacağı, kendinden bi şeyler bulacağı, sıcacık mısralar bulacak bu sayfalarda.
"Desem Ki " şiiri, Cemal Süreya 'nın " Aşk" ı ile birlikte en çok hangisini sevdiğime karar veremediğim iki şiirden biridir.
Ve "Sevdalı" ve "Memleket İsterim" ve "Otuz Beş Yaş Şiiri" ve daha niceleri tadı damakta bırakan, elden bırakılmayacak şiirler.
Pdf ' ten okudum ve gidip almaya karar verdim kitabı .Kitaplığımda olmasını istediğim- tıpkı Nazım' ın Henüz Vakit Varken Gülüm'ü gibi- şiir kitaplarından birisi oldu bu eser.
Okumalısın...
280 syf.
·2 günde·Beğendi
" Dante gibi ortasındayız ömrün"

Daha çocukken ki o kaygısızlığımızla, okul kitaplarında okuduğumuz o şiirin şimdilerde aklımda en çok dolanan dizesi.

Oysaki ömrümün ortasında da değilim.
Ama zaman geçtikçe , yazarın dediği gibi insan her doğan günün bir dert olduğunu anlıyor.

Çocukluksa, çocukluk işte.
Başlı başına bir özlem.
Geçti mi bir kere geri kalan tüm ömür sızısıyla kalıyor.

Cahit Sıtkı Tarancı ölümün, yalnızlığın, geçen ömrün, saçlarımıza kar misali düşen akların, yaş aldıkça insanın vardığı farkındalıkların, geç kalmanın , telafisi olmayan zamanın acısını anlatıyor şiirlerinde.

Bazen insanca isteklerinde de bahsediyor.

Tek şikayetin ölümden olduğu bir memleket istiyor mesela.
Ya da nimet gibi bir sevgiliye aşkını anlatıyor.

Ama daha çok umarsızca geçen yıllarının pişmanlığını geri kalan tüm ömründe yaşayan bir adamın şiirlerini okuyoruz.

Bu şiirler bizi derin derin düşündüren bir melankoliye düşürüyor.

"İnsan öleceğini
bile bile
nasıl yaşar?
Ya çıldırır
ya da öleceğini
unutur"


Ya da şair olur...
114 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Cahit Sıtkı Tarancı'yı halk içinde çoğu insan "Yaş otuz beş, yolun yarısı eder" dedikten sonra 46 yaşında ölen şair olarak bilir. Doğrusu bende böyle biliyordum. Çünkü bu bana böyle empoze edildi. Okulda Cahit Sıtkı Tarancı'nın ismini bir kere duydum. O da işte "Yaş otuz beş, yolun yarısı eder" dedikten sonra 46 yaşında ölen bir şair olarak bize öğretildi. O sınıfta 20 öğrenci vardı. Hepimiz bunu böyle öğrendik. Sonra televizyon izlerken hangi kanal, hangi proğram hatırlamıyorum ama Cahit Sıtkı Tarancı'nın ismi yine aynı şekilde geçti. O proğramı izleyen kişiler ne yazık ki 20 kişi değildir sadece. İzleyen herkes bunu böyle öğrendi. Daha sonra misafirliğe gittiğimiz bir gün yaşıtım olan bir kızın elinde gördüm Cahit Sıtkı Tarancı'yı. Amcalardan biri okuma saçma sapan kitaplar dedi. Akrabalar bir ağızdan hurraa onay verdiler. O kız sonra o kitabı okudu mu bilmiyorum. Umarım okumuştur..
O amcalar, o proğram, o öğretmen yüzünden kitaba sıfır beklentiyle başladım. Ve bu kitabı okuduktan sonra diyorum ki, Cahit Sıtkı şairlerin üstatlarından. Her şiirinde ayrı bir tat var. O tadı alabilene ne mutlu..
Keyifli okumalar..
280 syf.
·131 günde·10/10
Up uzun bir inceleme yaptıktan sonra ''okudum'' kısmına basıp tüm o yazının silinmesi.. Az önce bunu yaşadım. Hem de böyle olmasını hiç istemeyeceğim bir kitapta. Her neyse bitmemesi için elimden geleni yaptığım bir kitaptı. Beraber birçok otobüs terminali, birçok şehir, birçok sahil, birçok park ve birçok kez baş başa kaldık. Baş ucu kitabım olmaktan çok benimle gezen bir kitaptı diyebilirim. Benimle bu kadar iç içe olmuş iki şiir kitabı oldu bugüne kadar onlardan biri de senin kitabın Cahit Sıtkı Tarancı. Bana 24 ünde ''Otuz Beş Yaş'' kitabını okutturan insan; nur içinde yat :)
280 syf.
·Beğendi·10/10
Şiir bir çığlıktır, bir ilan-ı aşktır, sallanan bir yumruktur, bir umuttur, bir kurtuluştur diyen Cahit Sıtkı Tarancı'da aramızdan erken ayrılan şairlerdendir. (Geçirdiği kısmi felç sonucu konuşma yeteneğini yitirdi.Tedavi için götürüldüğü Viyana'da 12 Ekim 1956'da 46 yaşındayken yaşamını yitirdi.) Sanki erkenden gideceğini hissetmiş gibi yazdığı şiirlerin çoğunda ölümden bahsetmiştir. Ölüm korkusu şiirlerinde bariz bir şekilde görülse de şiirleri tabiki de sadece bu temayla sınırlı değil.
Şiirlerinde dostluğu, aşkı, yaşama arzusunu, vatan sevgisini de zaman zaman işlemiş. Yine de Cahit Sıtkı Tarancı'nın kalemindeki tılsım bana göre hayata olan melankolik, karamsar bakışında ve yaşamından çıkardığı derslerde gizli...

Kitabı okumadan önce Cahit Sıtkı Tarancı'nın bilinen ve şiirlerine yansıyan karamsar havası beni hep korkuturdu.Ama kitabı okuyunca öyle olmadığını gördüm ve neredeyse her şiirinde beğendiğim noktalar oldu. Ahengini yakalayıp içinde kaybolabildiğiniz zaman şiir okumak güzeldir. Fakat her şair ve şiiri sizin o potansiyeli yakalamanıza olanak vermez, sizi düşünmeye, sorgulamaya yönlendirmez ,okurken duygulandırmaz.
Cahit Sıtkı şiirleriyle beni hem düşündürdü hem de duygulandırdı.Kısacık ömrüne güzel eserler sığdırabilen şairi rahmetle anıyorum.
Ve şiir severlerin, muhakkak kütüphanesinde bulunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.
Şimdiden keyifli okumalar...
280 syf.
·Beğendi·9/10
30 yaşıma yeni girdim ve tekrar okuma ihtiyacı hissedip okudum. Yaş ilerledikçe eskiden okuduğum satırlar aynı olsa da; geçen yıllarla bakış açısının değişmesi, yılların kazandırdığı tecrübe ve ağırbaşlılıkla kelimeler farklı anlam kazanabiliyor zihnimizde.
MEMLEKET İSTERİM

Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikâyet ölümden olsun.
Desem ki
Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki...
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Cahit Sıtkı Tarancı
Sayfa 114 - Varlık Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Otuz Beş Yaş
Alt başlık:
Bütün Şiirleri
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755100173
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Otuz Beş Yaş
Otuz Beş Yaş
Otuz Beş Yaş
Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder. / Dante gibi ortasındayız ömrün. / Delikanlı çağımızdaki cevher, / Yalvarmak yakarmak nafile bugün, / Gözünün yaşına bakmadan gider.

Cahit Sıtkı Tarancı'nın, bu dizelerle başlayan "Otuz Beş Yaş" şiiri, Türk edebiyatının kült şiirleri arasındadır. Bir başka şiir ustamızın, Behçet Necatigil'in deyişiyle: "Şiirlerinde yaşamanın ve aşkın güzelliğini öven, ölümün üstünlüğünü vurgulayan, Türkçe'yi bütün tatlılık ve anlatım gücüyle şiire geçiren Cahit Sıtkı Tarancı, döneminin en çok okunan şairlerinden biri olmuş, hiçbir akıma bağlanmadan kendine özgü bir şiir geliştirmiştir. Şiirle ilgili bir soruya verdiği yanıt da bu doğrultudadır: 'Şiirle hayat arasındaki sıkı ilişkiye inandığım içindir ki, şiiri hiçbir zaman bir düşüncenin kanıtlanması (...) olarak düşünmedim. Şiirin yapısının gerektirdiği bu bağımsızlık, şairlerin özgürlük aşkıyla da açıklanabilir. Bunun için, baskı rejimlerinde ilk isyan bayrağını açanların daima şairler olduğuna şaşmamak gerekir.'" Tarancı'nın bütün şiirlerini, değerli eleştirmen Asım Bezirci'nin titiz derlemesiyle sunuyoruz.

Kitabı okuyanlar 2.633 okur

  • Sevda Adar Kedek
  • Hüsna Aytaç
  • Nisâ
  • Kevser Biliktü
  • Zeynep Sude Sahin
  • Yuşa CAN
  • İpek gür
  • Selcuk B
  • Isimsiz İsim
  • namutenahi_murekkep

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.2
14-17 Yaş
%6.5
18-24 Yaş
%27.1
25-34 Yaş
%31.9
35-44 Yaş
%20.3
45-54 Yaş
%6.9
55-64 Yaş
%1.3
65+ Yaş
%2.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%63.3
Erkek
%36.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.6 (203)
9
%18.8 (125)
8
%21.4 (142)
7
%10.7 (71)
6
%3.3 (22)
5
%1.2 (8)
4
%0.5 (3)
3
%0.2 (1)
2
%0.3 (2)
1
%0.3 (2)

Kitabın sıralamaları