Yeni Hayat

7,6/10  (163 Oy) · 
590 okunma  · 
121 beğeni  · 
3.236 gösterim
"Yeni Hayat özel bir vaka."
-The Guardian-

Orhan Pamuk'un tuhaf, şiirsel ve başdöndürücü bu romanı 1994 yılında yayımlandığında, tıpkı anlattığı sihirli kitap gibi esrarlı havasıyla kült roman olmuş, bir anda yüz binlerce okura ulaşmış, kırkı aşkın dile çevrilmişti.

"Yeni Hayat insana Walter Benjamin'in, 'Bütün büyük edebiyat eserleri bir biçimi ya sona erdirir ya da bir yenisini başlatır, yani özel vakalardır' sözünü hatırlatıyor. Yeni Hayat özel bir vaka."
-The Guardian-

"Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti." Orhan Pamuk'un coşkulu, lirik ve sihirli romanı Yeni Hayat bu sözlerle başlıyor. Okuduğu bir kitaptan sarsılarak etkilenen, sayfalardan neredeyse fışkıran ışığa bütün hayatını veren ve kitabın vaat ettiği yeni hayatın peşinden koşan genç bir kahramanın olağanüstü hikâyesi bu. Kitabın etkisiyle âşık oluyor, üniversite öğrenciliğinden uzaklaşıyor, İstanbul'dan ayrılıyor, bitip tükenmeyen otobüs yolculuklarına çıkıyor, taşra şehirlerine doğru savruluyor. Onunla birlikte ve aynı hızla sürüklenen okuyucu, kahramanın okuduğu kitabı değil, başından geçenleri izleyerek bize özgü bir hüznün ve şiddetin ta kalbinde buluyor kendini. Siyah-beyaz televizyonlu kahvelere, video seyredilen otobüslere, trafik kazalarına, siyasi kumpas ve cinayetlere, bayi örgütlerine, paranoyakça kuramlara, saat kadar dakik muhbirlere, kaybolan eski eşyaların şiirine ve taşranın öfkesine uzanan bu harikulade yolculuk, Orhan Pamuk'un çağdaş dünya romanının en özgün yaratıcılarından biri olduğunu bir kere daha kanıtlıyor. Bir yandan Hayat'ın, Eşsiz Anlar'ın, Ölüm'ün, Yazı'nın, Kaza'nın sırlarına, bir yandan da çocukluğun resimli romanlarına, bir belirip bir kaybolan arzu meleğine ve Dante'nin, Rilke'nin şiirlerine açılan benzersiz bir roman. Hayatla okumanın kesiştiği alanda seyreden ve her sayfada katman katman genişleyen sarsıcı bir yol hikâyesi.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2013
  • Sayfa Sayısı:
    247
  • ISBN:
    9789750826481
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Uğur D. 
 05 Ağu 20:13 · Kitabı okudu · 6 günde · 8/10 puan

Geç tanıştım Orhan Pamuk’la, erken tanıdım ama gerçek manada tanışmam, kalemini okumam geç oldu ama iyi ki de daha erken okumayıp bu yaşlarda okudum diyorum; 10 sene önceki ben Orhan Pamuk’un hakkını veremezdim çünkü. Metin T. Abi’nin dediği gibi romanın Mandrake’si Orhan Pamuk. Kaleminde bir sihir, bir büyü var Orhan Pamuk’un (kalemi diyorum çünkü gerçekten de hâlâ dolmakalemi ile yazar romanlarını), postmodern unsurları en ince ayrıntısı ve üstün zekası ile kullanır, görmek isteyenlerin, anlamak isteyenlerin zihninde bir ampul yaktırır, gördüğümüz yani düz bir şekilde gördüğümüz birçok şeye farklı açıdan baktırır, tabir-i caizse bunu görürsünüz de, ona bakar durursunuz da ama bunu aklınıza getiremezsiniz der gibi yüzümüze yüzümüze vurur cümlelerinde. Siyasi konularda, dini konularda ise bu üslubunu zirvede kullanır. Sol görüşlü birini anlamak ister kitaplarında, onlara hak verir, onların açısından bakar ama onların fenalıklarını da gösterir okura, sağ görüşlü birini de anlamak ister, ona da hak verir ve onun da fenalıklarını gösterir, dinsize de bunu yapar, normal bir dindara da yapar, aşırı dinciye de bunu yapar, her kesimi kendi taraflarından anlatır bizlere. Görmek istemeyene taraflı bir kalemdir Orhan Pamuk, görmek isteyene ya da daha doğrusu görebilene ise tarafsız bir kalemdir ve herkese önce kendi gözünden bakar, kendi tarafından yazar sonra karşıt görüşün gözünden, karşıt görüş üzerinden yazar, kararı ise okura bırakır. Ülkeyi veya bir toplumu ne olduğundan kötü gösterir romanlarında ne de olduğundan iyi, ne görüyorsa onu yazar kitaplarında ve evet büyük bir cesaret göstererek yapar bunları.

Bir gün bir kitap okuyan ve bütün hayatı değişen, yaşamında 22 yılı geride bırakan ve yeni hayatın peşinde koşan, mühendislik okuyan bir gencin romanı Yeni Hayat, arayışının, yeni hayata uzanmak isteyişinin romanı. İstediği yeni hayatı bulmak için odasını geride bırakıyor, evini geride bırakıyor, annesini, okulunu, her gün yürürken kuruyup yere düşmüş yaprakların, üzerine bastığı bu yaprakların doğaya karışmaya beklediği sokağını, şehrini geride bırakıyor, terk ediyor tüm hepsini ve yeni hayata hayatında yol açıyor. Bir arayışa giriyor karakterimiz, postmodern bir arayışa. Yaşam ve ölüm arasında gidiyoruz ve geziyoruz bu arayışta. Bir buhran, bir hüzün içinde yeni hayatı arıyoruz ama bunların ikisini de bir keyfin içinde yaşıyoruz. Hiç ölümün mü yoksa hayatın mı içindeyim diye düşündünüz mü? Yaşam, ölüm, aşk, kaza, kader ve inanç gibi hatta aklın da olduğu kavramlara yoğunlaşan bir sihrin içinde düşlediniz mi? Peki bu sihrin içinde ne derece, ne kadar iyi bir arayış yapabilirsiniz? Hepsini cümlelerin içinde bulmaya, öğrenmeye başlıyoruz, karakterimiz de bilmiyor bunların hiçbirini, çünkü kitap boyunca her bir sayfasında, gittiği her yeni bir şehir, bindiği her otobüste, yapılan, diğer otobüslere güm diye bindirilen trafik kazalarında belki Galip’in de sıkı bir takipçisi olduğu Milliyet’in köşe yazarı Celal Salik’in köşe yazılarında arıyor. Bu sihirli yolculuklar boyunca çağdaş edebiyatın, postmodern bir romanın güzelliğine bırakıyoruz kendimizi. Birçok paranoyakça düşüncelere, birçok öfkeye, birçok duyguya ve birçok bilinmezliğe de bu arayışla beraber ortak oluyoruz. Kitap sürekli bir şekilde aynı motifler aynı desenlerin üzerinde dönmekte, aslında kitap bir bütün olarak sanki kendi içinde de dönüyor gibi, bir daire çizme havası veriyor. Başlarda okuduğumuz bir cümle, bir betimleme sonralarda bir tekrar gibi, yeniden yaşamak gibi karşımıza çıkıyor, sanki bu arayışın içinde bir bulma oluyor da sonradan kaybetme oluyor ve sonra tekrardan arama oluyor gibi. Buralarda Pamuk aslında sık sık toplumun sorunlarına da değiniyor, bir türlü önüne geçemediğimiz, ki geçemeyeceğimiz trafik kazalarına, siyasal çatışmalara, şüphelere, paranoyak düşüncelere gibi gibi. Doğu ile Batı arasındaki çatışmaya, arasındaki farklara, Batı’nın Doğu üzerindeki etkisine, Doğu’nun bu etkiye verdiği tepkilere, fast-food’un yaygınlaşması, markalaşmanın önemi gibi başka birçok ironi sahibi tespitli maddeler de sayabiliriz.

Dediğim gibi, bir arayışın kitabı Yeni Hayat, adından da anlaşılacağı üzere yeni bir hayatı istekle, mecburiyetle olan arayışın kitabı. Birçok duygu, birçok etken var kitabın içinde, arayış, kaybediş, keşfediş var, siyasi kumpaslar, cinayetler, sorular, sorular ve yine sorular var, bu sorulara verilen doğru ve yanlış cevaplar var, aşk var ve aşk ın olmazsa olmazı kıskançlığı var. İronik bir mizah da hâkim kitaba, hâkimiyetin olduğu bu kısımlarda birçok kesime göndermeler var ve bazı yerler gerçekten de içten bir şekilde güldürüyor. Bu ironilerde emperyalizm etkisini görüyoruz, dikkat etmek lazım, kola filan içersek, onlara para kazandırırsak kendi kiralık katilimizi tutmuş oluruz sonuçta(!)

Kahramanımız ile bu arayışın içindeyken Orhan Pamuk’un Yeni Hayat’ı yazdığı döneme göre önceden yazdığı ya da yazmadığı romanlarından kesitler görüyoruz. Celal Salik’in köşe yazılarından, düşüncelerinden haberimiz oluyor, bir gece vakti karakterimiz dışarıdan “bozaaaaaa” diye bağıran satıcının seslenişini duyunca Mevlut’un sokaktan geçtiğini hissettim, birkaç cümle sonra sokakta çete gibi gezen ve saldırganca havlayan köpekleri okuyunca köpekler yine Mevlut’u korkuttu, yine Mevlut’a saldırdı dedim, yeni hayatı arayan karakterimiz camdan dışarı baktığında çırağı ile beraber çalışan, kuyu kazan, su bulmaya çalışan kişileri görüyor, aynı Kara Kitap’ı yazarken camdan dışarıyı gözleyen Orhan Pamuk gibi, aynı Kırmızı Saçlı Kadın’daki Mahmut Usta ile çırağı Cem gibi. Dr. Narin eşyaların hafızası vardır diye her söylemesinde Benim Adım Kırmızı geldi aklıma, Yeni Hayat karamelalarından yenildikçe Alaaddin’in dükkanına gittim ve geldim, farklı farklı nesneleri, saatleri okudukça Masumiyet Müzesi’ni hissettim. Bir kitabını okurken bir yazarın, okurunu diğer kitaplarının içinde hissettirmesi, diğer kitaplarına göndermeler yapması çok güzel bir şeydir ve gayet de olağandır ama Orhan Pamuk gibi yazmış olduğu kitaplar kadar daha yazmadığı kitaplara da göndermeler yapması bana göre büyük bir başarıdır ve Orhan Pamuk haricinde de kolay kolay kimsenin yapamayacağı bir şeydir. Bu durum da Orhan Pamuk’un ne kadar planlı olduğunu, romanlarında ne kadar titiz ve derin çalıştığının bir göstergesi. Otobüs yolculuklarını seven ben, Yeni Hayat’ı aslında otobüs yolculuğu süresince okumak istedim, belki yolculuk boyunca kitap beni korkutacak, kim bilir 36, 37 ve 38 numaralı koltuklara bakışımı değiştirecek, 23 numaralı koltuğu bana istettirecek ama etkisinin de otobüs yolculuğunda da, bende de fazlasıyla olacağı da bir gerçek. Şunu da söylemek isterim ki kitabı Kara Kitap’tan sonra okumanızı tavsiye ederim, tavsiye değil hatta şart koşmak isterim, hem içindeki güzel göndermelerin tadını almak için hem de dikkatli bir okuyucunun yiyebileceği bir “spoiler” olduğu için. Farklı birçok kitaba da göndermeler, atıflar var kitabın içinde, Dante’nin Yeni Hayat’ından, Eco’nun Gülün Adı’na, İbn Arabi’nin Fususü’l Hikem’inden, Jules Verne’ye, oradan da Neşati Akkalem’in Dâhiler de Çocuktu eserlerine ve Doğu’nun ile Batı’nın birçok eserlerine kadar. Bir kitap okuyup hayatı değişen karakterimizin okuduğu kitabının da bunlardan bir karışım olduğu da bir gerçek.

Okuduğumuz her bir sayfanın, her bir cümlenin okuduğumuzun çok ötesinde derin bir anlamı var, kimisini tamamen anlıyoruz, kimisinden bir şeyler kapıp sonradan anlıyoruz, kimisinden ise hiçbir şey anlamıyoruz; bu da biz okurların ayıbı olsun artık.

Nesli 
 02 Ağu 10:04 · Kitabı okudu · 3 günde · 10/10 puan

Satırlar ‘’Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti. Daha ilk sayfalarındayken bile kitabın gücünü öyle bir hissettim ki içimde, oturduğum masadan ve sandalyeden gövdemin kopup uzaklaştığını hissettim. Ama gövdemin benden kopup uzaklaştığını sanmama rağmen, sanki bütün varlığım ve her şeyimle, her zamankinden daha çok sandalyede ve masanın başındaydım ve kitap bütün etkisini yalnız ruhumda değil beni ben yapan her yerde gösteriyordu ‘’ şeklinde dökülmeye başladı kalbime ve beni fethetti. Çünkü ben de bir kitap okuyup hayatı değişenlerdenim. Kitabın sayfalarını çevirdikçe mistik, gizemli, esrarengiz dokunuşlar ruhumu okşamaya başladı. Her bir sayfa çevirişimde cümlelerin bana olan oyununu gördükçe, evet baştan alıp hiçbir satırını kaçırmamam gerekiyor dedim. Bu kitapta sadece aşk yok. İçimizdeki arayışın farklı yollardan aktarılmaya çalıştığı gizli bir devrim var. Keyifli bir kasvetin verdiği buhran denizinde daralmanın, daraldıkça kör noktanızda kalan arayışın mücadelesinin muazzam betimlemelerde yer alması, kulağınızda daha önce hiç duymadığınız melodilerin çınlamasıyla devam ediyor. Kitabı okurken, kitabın içindeki kitabı arıyordu zihnim. Soğuk kış günlerinde sıcak bergamotlu çayın kokusunun ve dumanının odayı doldurması gibiydi Yeni hayat...

Yirmi bir kere Osman, yirmi iki kere Canan’ı aradı. Ah o sayılar sayılar, olmasını istediğim şeylerde bir sayıdan başlayıp, sayma bittiğinde istediğim şeylerin olacağını inandırdığım günlere götürdü beni. Kelimelerin gücü, kasvet, kitaptan bir huzme şeklinde yüzüme fışkıran ışıklar, aşk, kıskançlık, olay örgülerinin nakış gibi işlenmesi. Siyasi ve dini çatışmaların içindeki ironi, batılılaşma etkileri, markalar, kitabın sonlarına doğru okura seslenişler, evet bir kere daha okumam gerekir dedim bu kitabı.

“Nedir hayat? Bir zaman! Nedir zaman? Bir kaza! Nedir kaza? Bir hayat, yeni bir hayat…” nakaratları eşliğinde arayışımızın iğne ile kuyusunu kazdık diyebilirim. Loş bir odada tütsünün verdiği mistik kokuların ahengi ile dönüyor kelimeler zihnimde. O otobüs, o ışık, o melek, o kayboluş, o incelmek, o yok oluş benim iç dünyamın arayışı Olabilir miydi?

Şunu da aklımızın bir köşesine iliştiriveriyor Pamuk ‘’okuya okuya sonunda bir çeşit kitap kurdu oldum ben, ama aydınca özentilere de kapılmadım. Daha da önemlisi, bu özentilere kapılanları da küçümsemedim. Kitapları okumayı, tıpkı sinemaya gitmeyi, gazeteleri dergileri karıştırmayı sevdiğim gibi seviyordum. Bunları bir yarar, bir sonuç beklediğim için, ne bileyim, kendimi başkalarından daha üstün, daha bilgili, daha derin sanmak için yapmıyordum. Hatta diyebilirim ki kitap kurtluğu bir alçakgönüllülük de öğretmişti bana ‘’

Raflarınızda yer alması gereken, merdivenleri ağır ağır ama başarılı tırmandıracak bir kitap. Her kitap okuyuşunuzda bilgilerinizle başkalarını dövmeye çalışmayıp, alçakgönüllülüğünüzle paylaşım yapabileceğiniz keyifli okumalarınız olsun ve kitaplığınızda Mutlaka Orhan Pamuk olsun!

Fırat Çağlar MANTAŞ 
 29 Ara 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · 10/10 puan

Okuduğum en akıcı Orhan Pamuk kitabı… Pamuk’un eserlerinde akıcılığı aramadım hiç, böyle bir beklentiyle okumadım en azından, fakat Yeni Hayat bu konuda diğer kitaplarından çok daha farklıydı. Kitaba başlar başlamaz romanın farklılığını, sürükleyici ve detaylarla dolu olduğunu anlıyorsunuz. Her zamanki gibi küçük nesnelere bile koca anlamlar yüklüyor Orhan Pamuk. İsimler, markalar, şehirler her biri titizlikle seçilmiş. Aslında tüm bu detayların simgelediği şeyleri daha iyi anlayabilmek için, romanı en az iki kere okumak gerektiğini düşünüyorum. Ya da çok detaylı bir okumayla kitabın derinliklerine inmek gerekiyor. Kitabı bitirince böyle bir istek oluştu bende. Ne kadar dikkat etsem de kaçırdığım detaylar vardır diye düşünüyorum.

Bir kitapla değişen birçok hayat var romanda. Ve bunlar başkahramanımız Osman tarafından anlatılıyor bizlere. Canan'a olan aşkı ve okuduğu kitabın etkisiyle yıllarca yolculuk yapan Osman tuhaf hislerle hayatına yön veriyor ve bu yüzden hikaye oldukça ilginç ilerliyor. Şaşırdığım noktalar oldu kitapta. Farklı ve zekice hazırlanmış bir kurguya sahip. Bu titizliği bütün Orhan Pamuk kitaplarında görmek mümkün. Birçok farklı noktaya da değiniyor yazar. Mesela Batının kendi ürünlerini piyasamıza sokarak, yıllardır tüketmekte olduğumuz şekerlerimizden bile bizi nasıl vazgeçirdiğini anlatıyor. Kendi değerlerimizi unutarak, Batının varlığını her alanda hissettirmesine izin vermemizden bahsediyor. Bunu yaparken elbette marka isimlerini de kullanıyor. Ayrıca yazarın diğer kitaplarından izlerde bulacaksınız. Bence bu da güzel bir hava katmış kitaba.

Hayranlıkla okuduğum ve oldukça etkilendiğim bir Orhan Pamuk kitabıydı. Belki başkahramanı etkilediği kadar etkilemeyecektir hayatımı fakat güçlü bir etki bıraktığını söyleyebilirim. Keyifli okumalar.

Detaylara dikkat ederek okunmak şartıyla, okuyucuyu içine çeken, duygularınıza hitap eden bir kitap Yeni Hayat. Bir gün bir kitap okuyup hayatı değişen bir genci anlatıyor. Gizemli bir havada geçiyor herşey ve neyi anlatmak istediğini bir süre anlayamadım. Ta ki Dr. Narin karakteriyle tanışana kadar. Kazalar, ölümler, aşk, değişim, zaman, unutuş, çocukluk... Kurgusu da tevafuklarla dolu bir kitap. Hatta ne kadar dikkatli okursanız o kadar çok ayrıntı yakalıyorsunuz bu da ayrı bir zevk oluyor. Ve şu uyarıyı benim de yapmam gerekecek: Otobüs yolculuğundayken sakın okumayın !

HÜLYA BİLGİN 
06 May 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kitabın iflah olmaz kahramanı ile yolculuk yapmak büyüleyici...her yolculuk ayrı bir dünya...her durak ayrı bir yolculuk...Pamuk'un sihirli dünyası yine etkileyici.. Biraz karmaşık olsa da elinizden düşmeyecek bir kitap.

Çiçek eren 
 23 Mar 21:00 · Kitabı okudu · 12 günde · Beğendi · 9/10 puan

Orhan PAMUK'un okuduğum ilk kitabı. Aslında defalarca karşıma çıkmasına rağmen bir türlü almamıştım en son mülksüzler eserini almak için giderken birden okumam gerektiğini düşündüm. Çünkü kitabın ilk cümlesinde ki Bir gün bir kitap okudum ve tüm hayatım değişti cümlesine kesinlikle inananlardanım. İlklerde okurken anlayamamıştım ve bitirmem uzun sürdüğünden dolayı buradaki incelemelere baktım çoğu okur detaylara dikkat edilmesi gerektiğini vurgulamıştı ve tekrardan okumaya karar verdim ki çok daha akıcı gittiğini fark ettim o kadar zekice işlenmiş ki kitabın sonuna geldiğinizde yavaş yavaş parçalar birleşiyor. sizi adeta içine alıyor. genç üniversiteli dostumuzun (osman) Canan'a olan aşkı ve yaptıkları gezileri meleği arama çabaları yeni hayat için her şeyi birden bırakıp yolculuklara çıkması ve birden kendini bir kumpasın içinde bulması derken uğradığı şaşkınlıklar.. ölümler kırık kalpler bayiler rıfkı amca mehmet nahit ..okudukça osman gibi düşünmeye başlıyorsunuz.. Osman ın canandan vazgeçememesi ve aşık olmasını da kıskanmadım diyemem..aslında çokta her şeyi anlatıp kitabın büyüsünü kaçırmak istemiyorum ama başta bana sıkıcı gelen yeni hayatın aslında çok şey kattığını söyleyebilirim..ayrıca okumanız gereken bir kitap olduğunu söylemeden edemeyeceğim.

DİPNOT: detaylar..detaylar

Birsen Erol 
12 Kas 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

'Yeni Hayat' ilk çıktığında en çok okunan ama en az anlaşılan kitaplardanmış. Ben de ilk okuduğumda aynı çelişkiyi yaşamıştım. Yıllar sonra yüksek lisans yaparken hocamız Orhan Pamuk'u inceleyeceğimizi belirttiğinde 'Yeni Hayat'tan hiçbir şey anlamadığımı söylemiştim ve şansıma (?) üzerinde çalışmam için bana verildi. Birbirinden farklı katmanlarla örülmüş, sembollerle donanmış bir roman. Güç anlaşılması da belki de bu sebeple. Postmodernist bir yazar olan Pamuk, hemen bütün kitaplarında bu yönteme yer veriyor ve kullandığı bir şekerleme paketinden saat markasına kadar bütün renklerin, isimlerin vb. hepsine bir amaç ve anlam yüklüyor. 'Yeni Hayat' üzerinde en çok söz söylenen, çalışma hazırlanan romanlarından biri. Yapısalcı kuramdan tasavvufa kadar birçok yöntemle incelenmiş, hatta renkler üzerinde bile söz söylenmiş. Ben de Lacan psikolojisine göre inceledim ve yazarın hepimizin hayatında var olan bir yolculuğun izlerini buldum. İlkinde anlamadıysanız bile farklı zamanlarda bir daha okumanızı tavsiye ederim.

Handan sarıcaoğlu 
03 May 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 5/10 puan

Ve bitti.. beni tatmin ettiğini söyleyemicem. Kitabı sonradan anlamaya algılamaya başladım galiba.. benim açımdan çok yeterli bir konuya sahip değildi biraz iteleyerek okudum.Aslında anlatmak istediği çok daha başka bir konu ama ben içeriğe fazla giremedim ya gerçekten zor bir kitap yada ben odaklanamadım. Yine de Orhan PAMUK`un diğer kitaplarına şans vermek isterim.

Musarra_beyit 
28 May 15:20 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Gizemli bir kitap çevresinde ve okuyan gençlerin ekseninde, yol, yolculuk, hayat, ölüm, şiir gibi sorgulamaların yapıldığı, postmodern tekniklerin oldukça yoğun olarak kullanıldığı lirik ögelerle bezenmiş poetik bir roman olarak nitelenebilir. Osman?, Canan, Nahit?, Mehmet?, Dr.Narin... etrafında yaşanan bir arayış ve yol romanı.

Özlem Ekici 
07 Mar 23:48 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti” kısa ama bir o kadarda çarpıcı olan bu cümleyle başlıyor kitap. Okuduğu bir kitaptan sarsılarak etkilenen, sayfalardan neredeyse fışkıran ışığa bütün hayatını veren ve kitabın vaat ettiği yeni hayatın peşinden koşan genç bir kahramanın olağanüstü hikâyesi bu… Her satırı derin anlamlarla dolu, kurgusu ve üslubuyla adeta bir başyapıt. Orhan Pamuk’tan “bir arayış” romanı demek yerinde bir tespit olacaktır. Kitaptaki lirik ve derin anlatım yıllar sonra ortaya çıkacak “Masumiyet Müzesi’nin” doğum sancılarıdır adeta.
-Bir yolculuk vardı, hep vardı, her şey bir yolculuktu. Bu yolculukta beni hep izleyen, en olmadık yerde karşıma çıkıverecekmiş gibi yapan, sonra kaybolan, kaybolduğu için de kendini aratan bir bakış gördüm; suçtan günahtan çoktan arınmış yumuşak bir bakış… Ben o bakış olabilmek isterdim. O bakışın gördüğü dünyada olmak isterdim. O kadar çok istedim ki bunları, o dünyada yaşadığıma inanasım geldi. Hayır, inanmaya bile gerek yoktu; orada yaşıyordum ben.”

4 /

Kitaptan 117 Alıntı

Nesli 
01 Ağu 21:05 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Kendim olamıyorum. Hiçbir şey olamıyorum. Yardım et bana.

Yeni Hayat, Orhan Pamuk (Sayfa 166)Yeni Hayat, Orhan Pamuk (Sayfa 166)
Uğur D. 
31 Tem 09:37 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Korkuyordum...
Yalnızlıktan korkuyordum. Benim gibi bir budalanın büyük bir ihtimalle yapacağı gibi, kitabı yanlış anlamış olmaktan, yüzeysel olmaktan, ya da olamamaktan, yani herkes gibi olamamaktan, aşktan boğulmaktan ve her şeyin sırrını bilip bu sırrı öğrenmeyi hiç mi hiç istemeyenlere bir ömür boyu anlatıp gülünç olmaktan, hapse girmekten, kafadan çatlak gözükmekten, en sonunda dünyanın benim sandığımdan da zalim olduğunu anlamaktan ve güzel kızlara kendimi sevdirememekten korkuyordum.

Yeni Hayat, Orhan Pamuk (Sayfa 15 - Yapı Kredi Yayınları)Yeni Hayat, Orhan Pamuk (Sayfa 15 - Yapı Kredi Yayınları)

Kendime inandım. Kendime inandığım için benim irademe ve hayatımın şiirine başkaları da inandı.

Yeni Hayat, Orhan Pamuk (Sayfa 128)Yeni Hayat, Orhan Pamuk (Sayfa 128)
Fırat Çağlar MANTAŞ 
27 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

"Çünkü zaman üç boyutlu bir sessizliktir diye yazmıştı kitap."

Yeni Hayat, Orhan Pamuk (Sayfa 52 - İletişim Yayınları)Yeni Hayat, Orhan Pamuk (Sayfa 52 - İletişim Yayınları)
Birsen Erol 
12 Kas 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

" Ben bir zamanlar başka biriydim, o başka biri de ben olmak isterdi."

Yeni Hayat, Orhan Pamuk (Sayfa 60)Yeni Hayat, Orhan Pamuk (Sayfa 60)
Uğur D. 
03 Ağu 21:34 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Çünkü, niye öfkeliyim, diye soruyordum, niye hırçın oldum, söyle bana, kim olduğunu, neyin nesi olduğunu çıkartamadığım melek söyle! En azından dikkat et bana, uyar beni de öfkenin hışmıyla yoldan çıkmadan, yuvasını korumak isteyen mutsuz bir aile babası gibi dünyadaki kötülükleri ve talihsizlikleri kendimce bir çekidüzene koyup ateşler içindeki Cananıma bir an önce kavuşayım.

Yeni Hayat, Orhan Pamuk (Sayfa 140 - Yapı Kredi Yayınları)Yeni Hayat, Orhan Pamuk (Sayfa 140 - Yapı Kredi Yayınları)

Neden kelimelerle düşünür de insan, görüntüler yüzünden acı çeker.

Yeni Hayat, Orhan Pamuk (Sayfa 102 - İletişim Yayınları)Yeni Hayat, Orhan Pamuk (Sayfa 102 - İletişim Yayınları)
Fırat Çağlar MANTAŞ 
28 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

"Hayat ne kadar da kırık dökük..."

Yeni Hayat, Orhan Pamuk (Sayfa 235 - İletişim Yayınları)Yeni Hayat, Orhan Pamuk (Sayfa 235 - İletişim Yayınları)