Adı:
Yeni Hayat
Baskı tarihi:
Kasım 2013
Sayfa sayısı:
247
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750826481
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Yeni Hayat
Yeni Hayat
"Yeni Hayat özel bir vaka."
-The Guardian-

Orhan Pamuk'un tuhaf, şiirsel ve başdöndürücü bu romanı 1994 yılında yayımlandığında, tıpkı anlattığı sihirli kitap gibi esrarlı havasıyla kült roman olmuş, bir anda yüz binlerce okura ulaşmış, kırkı aşkın dile çevrilmişti.

"Yeni Hayat insana Walter Benjamin'in, 'Bütün büyük edebiyat eserleri bir biçimi ya sona erdirir ya da bir yenisini başlatır, yani özel vakalardır' sözünü hatırlatıyor. Yeni Hayat özel bir vaka."
-The Guardian-

"Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti." Orhan Pamuk'un coşkulu, lirik ve sihirli romanı Yeni Hayat bu sözlerle başlıyor. Okuduğu bir kitaptan sarsılarak etkilenen, sayfalardan neredeyse fışkıran ışığa bütün hayatını veren ve kitabın vaat ettiği yeni hayatın peşinden koşan genç bir kahramanın olağanüstü hikâyesi bu. Kitabın etkisiyle âşık oluyor, üniversite öğrenciliğinden uzaklaşıyor, İstanbul'dan ayrılıyor, bitip tükenmeyen otobüs yolculuklarına çıkıyor, taşra şehirlerine doğru savruluyor. Onunla birlikte ve aynı hızla sürüklenen okuyucu, kahramanın okuduğu kitabı değil, başından geçenleri izleyerek bize özgü bir hüznün ve şiddetin ta kalbinde buluyor kendini. Siyah-beyaz televizyonlu kahvelere, video seyredilen otobüslere, trafik kazalarına, siyasi kumpas ve cinayetlere, bayi örgütlerine, paranoyakça kuramlara, saat kadar dakik muhbirlere, kaybolan eski eşyaların şiirine ve taşranın öfkesine uzanan bu harikulade yolculuk, Orhan Pamuk'un çağdaş dünya romanının en özgün yaratıcılarından biri olduğunu bir kere daha kanıtlıyor. Bir yandan Hayat'ın, Eşsiz Anlar'ın, Ölüm'ün, Yazı'nın, Kaza'nın sırlarına, bir yandan da çocukluğun resimli romanlarına, bir belirip bir kaybolan arzu meleğine ve Dante'nin, Rilke'nin şiirlerine açılan benzersiz bir roman. Hayatla okumanın kesiştiği alanda seyreden ve her sayfada katman katman genişleyen sarsıcı bir yol hikâyesi.
(Tanıtım Bülteninden)
Geç tanıştım Orhan Pamuk’la, erken tanıdım ama gerçek manada tanışmam, kalemini okumam geç oldu ama iyi ki de daha erken okumayıp bu yaşlarda okudum diyorum; 10 sene önceki ben Orhan Pamuk’un hakkını veremezdim çünkü. Metin T. Abi’nin dediği gibi romanın Mandrake’si Orhan Pamuk. Kaleminde bir sihir, bir büyü var Orhan Pamuk’un (kalemi diyorum çünkü gerçekten de hâlâ dolmakalemi ile yazar romanlarını), postmodern unsurları en ince ayrıntısı ve üstün zekası ile kullanır, görmek isteyenlerin, anlamak isteyenlerin zihninde bir ampul yaktırır, gördüğümüz yani düz bir şekilde gördüğümüz birçok şeye farklı açıdan baktırır, tabir-i caizse bunu görürsünüz de, ona bakar durursunuz da ama bunu aklınıza getiremezsiniz der gibi yüzümüze yüzümüze vurur cümlelerinde. Siyasi konularda, dini konularda ise bu üslubunu zirvede kullanır. Sol görüşlü birini anlamak ister kitaplarında, onlara hak verir, onların açısından bakar ama onların fenalıklarını da gösterir okura, sağ görüşlü birini de anlamak ister, ona da hak verir ve onun da fenalıklarını gösterir, dinsize de bunu yapar, normal bir dindara da yapar, aşırı dinciye de bunu yapar, her kesimi kendi taraflarından anlatır bizlere. Görmek istemeyene taraflı bir kalemdir Orhan Pamuk, görmek isteyene ya da daha doğrusu görebilene ise tarafsız bir kalemdir ve herkese önce kendi gözünden bakar, kendi tarafından yazar sonra karşıt görüşün gözünden, karşıt görüş üzerinden yazar, kararı ise okura bırakır. Ülkeyi veya bir toplumu ne olduğundan kötü gösterir romanlarında ne de olduğundan iyi, ne görüyorsa onu yazar kitaplarında ve evet büyük bir cesaret göstererek yapar bunları.

Bir gün bir kitap okuyan ve bütün hayatı değişen, yaşamında 22 yılı geride bırakan ve yeni hayatın peşinde koşan, mühendislik okuyan bir gencin romanı Yeni Hayat, arayışının, yeni hayata uzanmak isteyişinin romanı. İstediği yeni hayatı bulmak için odasını geride bırakıyor, evini geride bırakıyor, annesini, okulunu, her gün yürürken kuruyup yere düşmüş yaprakların, üzerine bastığı bu yaprakların doğaya karışmaya beklediği sokağını, şehrini geride bırakıyor, terk ediyor tüm hepsini ve yeni hayata hayatında yol açıyor. Bir arayışa giriyor karakterimiz, postmodern bir arayışa. Yaşam ve ölüm arasında gidiyoruz ve geziyoruz bu arayışta. Bir buhran, bir hüzün içinde yeni hayatı arıyoruz ama bunların ikisini de bir keyfin içinde yaşıyoruz. Hiç ölümün mü yoksa hayatın mı içindeyim diye düşündünüz mü? Yaşam, ölüm, aşk, kaza, kader ve inanç gibi hatta aklın da olduğu kavramlara yoğunlaşan bir sihrin içinde düşlediniz mi? Peki bu sihrin içinde ne derece, ne kadar iyi bir arayış yapabilirsiniz? Hepsini cümlelerin içinde bulmaya, öğrenmeye başlıyoruz, karakterimiz de bilmiyor bunların hiçbirini, çünkü kitap boyunca her bir sayfasında, gittiği her yeni bir şehir, bindiği her otobüste, yapılan, diğer otobüslere güm diye bindirilen trafik kazalarında belki Galip’in de sıkı bir takipçisi olduğu Milliyet’in köşe yazarı Celal Salik’in köşe yazılarında arıyor. Bu sihirli yolculuklar boyunca çağdaş edebiyatın, postmodern bir romanın güzelliğine bırakıyoruz kendimizi. Birçok paranoyakça düşüncelere, birçok öfkeye, birçok duyguya ve birçok bilinmezliğe de bu arayışla beraber ortak oluyoruz. Kitap sürekli bir şekilde aynı motifler aynı desenlerin üzerinde dönmekte, aslında kitap bir bütün olarak sanki kendi içinde de dönüyor gibi, bir daire çizme havası veriyor. Başlarda okuduğumuz bir cümle, bir betimleme sonralarda bir tekrar gibi, yeniden yaşamak gibi karşımıza çıkıyor, sanki bu arayışın içinde bir bulma oluyor da sonradan kaybetme oluyor ve sonra tekrardan arama oluyor gibi. Buralarda Pamuk aslında sık sık toplumun sorunlarına da değiniyor, bir türlü önüne geçemediğimiz, ki geçemeyeceğimiz trafik kazalarına, siyasal çatışmalara, şüphelere, paranoyak düşüncelere gibi gibi. Doğu ile Batı arasındaki çatışmaya, arasındaki farklara, Batı’nın Doğu üzerindeki etkisine, Doğu’nun bu etkiye verdiği tepkilere, fast-food’un yaygınlaşması, markalaşmanın önemi gibi başka birçok ironi sahibi tespitli maddeler de sayabiliriz.

Dediğim gibi, bir arayışın kitabı Yeni Hayat, adından da anlaşılacağı üzere yeni bir hayatı istekle, mecburiyetle olan arayışın kitabı. Birçok duygu, birçok etken var kitabın içinde, arayış, kaybediş, keşfediş var, siyasi kumpaslar, cinayetler, sorular, sorular ve yine sorular var, bu sorulara verilen doğru ve yanlış cevaplar var, aşk var ve aşk ın olmazsa olmazı kıskançlığı var. İronik bir mizah da hâkim kitaba, hâkimiyetin olduğu bu kısımlarda birçok kesime göndermeler var ve bazı yerler gerçekten de içten bir şekilde güldürüyor. Bu ironilerde emperyalizm etkisini görüyoruz, dikkat etmek lazım, kola filan içersek, onlara para kazandırırsak kendi kiralık katilimizi tutmuş oluruz sonuçta(!)

Kahramanımız ile bu arayışın içindeyken Orhan Pamuk’un Yeni Hayat’ı yazdığı döneme göre önceden yazdığı ya da yazmadığı romanlarından kesitler görüyoruz. Celal Salik’in köşe yazılarından, düşüncelerinden haberimiz oluyor, bir gece vakti karakterimiz dışarıdan “bozaaaaaa” diye bağıran satıcının seslenişini duyunca Mevlut’un sokaktan geçtiğini hissettim, birkaç cümle sonra sokakta çete gibi gezen ve saldırganca havlayan köpekleri okuyunca köpekler yine Mevlut’u korkuttu, yine Mevlut’a saldırdı dedim, yeni hayatı arayan karakterimiz camdan dışarı baktığında çırağı ile beraber çalışan, kuyu kazan, su bulmaya çalışan kişileri görüyor, aynı Kara Kitap’ı yazarken camdan dışarıyı gözleyen Orhan Pamuk gibi, aynı Kırmızı Saçlı Kadın’daki Mahmut Usta ile çırağı Cem gibi. Dr. Narin eşyaların hafızası vardır diye her söylemesinde Benim Adım Kırmızı geldi aklıma, Yeni Hayat karamelalarından yenildikçe Alaaddin’in dükkanına gittim ve geldim, farklı farklı nesneleri, saatleri okudukça Masumiyet Müzesi’ni hissettim. Bir kitabını okurken bir yazarın, okurunu diğer kitaplarının içinde hissettirmesi, diğer kitaplarına göndermeler yapması çok güzel bir şeydir ve gayet de olağandır ama Orhan Pamuk gibi yazmış olduğu kitaplar kadar daha yazmadığı kitaplara da göndermeler yapması bana göre büyük bir başarıdır ve Orhan Pamuk haricinde de kolay kolay kimsenin yapamayacağı bir şeydir. Bu durum da Orhan Pamuk’un ne kadar planlı olduğunu, romanlarında ne kadar titiz ve derin çalıştığının bir göstergesi. Otobüs yolculuklarını seven ben, Yeni Hayat’ı aslında otobüs yolculuğu süresince okumak istedim, belki yolculuk boyunca kitap beni korkutacak, kim bilir 36, 37 ve 38 numaralı koltuklara bakışımı değiştirecek, 23 numaralı koltuğu bana istettirecek ama etkisinin de otobüs yolculuğunda da, bende de fazlasıyla olacağı da bir gerçek. Şunu da söylemek isterim ki kitabı Kara Kitap’tan sonra okumanızı tavsiye ederim, tavsiye değil hatta şart koşmak isterim, hem içindeki güzel göndermelerin tadını almak için hem de dikkatli bir okuyucunun yiyebileceği bir “spoiler” olduğu için. Farklı birçok kitaba da göndermeler, atıflar var kitabın içinde, Dante’nin Yeni Hayat’ından, Eco’nun Gülün Adı’na, İbn Arabi’nin Fususü’l Hikem’inden, Jules Verne’ye, oradan da Neşati Akkalem’in Dâhiler de Çocuktu eserlerine ve Doğu’nun ile Batı’nın birçok eserlerine kadar. Bir kitap okuyup hayatı değişen karakterimizin okuduğu kitabının da bunlardan bir karışım olduğu da bir gerçek.

Okuduğumuz her bir sayfanın, her bir cümlenin okuduğumuzun çok ötesinde derin bir anlamı var, kimisini tamamen anlıyoruz, kimisinden bir şeyler kapıp sonradan anlıyoruz, kimisinden ise hiçbir şey anlamıyoruz; bu da biz okurların ayıbı olsun artık.
Satırlar ‘’Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti. Daha ilk sayfalarındayken bile kitabın gücünü öyle bir hissettim ki içimde, oturduğum masadan ve sandalyeden gövdemin kopup uzaklaştığını hissettim. Ama gövdemin benden kopup uzaklaştığını sanmama rağmen, sanki bütün varlığım ve her şeyimle, her zamankinden daha çok sandalyede ve masanın başındaydım ve kitap bütün etkisini yalnız ruhumda değil beni ben yapan her yerde gösteriyordu ‘’ şeklinde dökülmeye başladı kalbime ve beni fethetti. Çünkü ben de bir kitap okuyup hayatı değişenlerdenim. Kitabın sayfalarını çevirdikçe mistik, gizemli, esrarengiz dokunuşlar ruhumu okşamaya başladı. Her bir sayfa çevirişimde cümlelerin bana olan oyununu gördükçe, evet baştan alıp hiçbir satırını kaçırmamam gerekiyor dedim. Bu kitapta sadece aşk yok. İçimizdeki arayışın farklı yollardan aktarılmaya çalıştığı gizli bir devrim var. Keyifli bir kasvetin verdiği buhran denizinde daralmanın, daraldıkça kör noktanızda kalan arayışın mücadelesinin muazzam betimlemelerde yer alması, kulağınızda daha önce hiç duymadığınız melodilerin çınlamasıyla devam ediyor. Kitabı okurken, kitabın içindeki kitabı arıyordu zihnim. Soğuk kış günlerinde sıcak bergamotlu çayın kokusunun ve dumanının odayı doldurması gibiydi Yeni hayat...

Yirmi bir kere Osman, yirmi iki kere Canan’ı aradı. Ah o sayılar sayılar, olmasını istediğim şeylerde bir sayıdan başlayıp, sayma bittiğinde istediğim şeylerin olacağını inandırdığım günlere götürdü beni. Kelimelerin gücü, kasvet, kitaptan bir huzme şeklinde yüzüme fışkıran ışıklar, aşk, kıskançlık, olay örgülerinin nakış gibi işlenmesi. Siyasi ve dini çatışmaların içindeki ironi, batılılaşma etkileri, markalar, kitabın sonlarına doğru okura seslenişler, evet bir kere daha okumam gerekir dedim bu kitabı.

“Nedir hayat? Bir zaman! Nedir zaman? Bir kaza! Nedir kaza? Bir hayat, yeni bir hayat…” nakaratları eşliğinde arayışımızın iğne ile kuyusunu kazdık diyebilirim. Loş bir odada tütsünün verdiği mistik kokuların ahengi ile dönüyor kelimeler zihnimde. O otobüs, o ışık, o melek, o kayboluş, o incelmek, o yok oluş benim iç dünyamın arayışı Olabilir miydi?

Şunu da aklımızın bir köşesine iliştiriveriyor Pamuk ‘’okuya okuya sonunda bir çeşit kitap kurdu oldum ben, ama aydınca özentilere de kapılmadım. Daha da önemlisi, bu özentilere kapılanları da küçümsemedim. Kitapları okumayı, tıpkı sinemaya gitmeyi, gazeteleri dergileri karıştırmayı sevdiğim gibi seviyordum. Bunları bir yarar, bir sonuç beklediğim için, ne bileyim, kendimi başkalarından daha üstün, daha bilgili, daha derin sanmak için yapmıyordum. Hatta diyebilirim ki kitap kurtluğu bir alçakgönüllülük de öğretmişti bana ‘’

Raflarınızda yer alması gereken, merdivenleri ağır ağır ama başarılı tırmandıracak bir kitap. Her kitap okuyuşunuzda bilgilerinizle başkalarını dövmeye çalışmayıp, alçakgönüllülüğünüzle paylaşım yapabileceğiniz keyifli okumalarınız olsun ve kitaplığınızda Mutlaka Orhan Pamuk olsun!
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.746 Oy)18.346 beğeni41.524 okunma2.735 alıntı174.753 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.236 Oy)8.552 beğeni27.458 okunma788 alıntı133.799 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.580 Oy)8.534 beğeni25.198 okunma2.312 alıntı108.905 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.382 Oy)12.970 beğeni33.180 okunma3.147 alıntı139.529 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.271 Oy)7.619 beğeni20.619 okunma3.727 alıntı123.402 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.289 Oy)8.733 beğeni24.307 okunma1.304 alıntı119.767 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.896 Oy)8.844 beğeni24.302 okunma1.646 alıntı112.729 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.477 Oy)5.579 beğeni18.944 okunma777 alıntı96.853 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.158 Oy)7.728 beğeni21.731 okunma783 alıntı84.966 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.790 Oy)6.102 beğeni16.071 okunma2.713 alıntı82.916 gösterim
Okuyana çok şey katacak bir roman.Kurgusu olduça farklı.Orhan Pamuk romanını belli bir tekniğe gore yazmış.Belli ki çok araştıran ve okuyan bir yazar.Bildiklerini okuyucusuyla paylaşan ve okuyucuyu da araştırmaya öğrenmeye yönlendiren biri.Romanın bazı yerlerinde yazarı yanıbaşınızda hissediyorsunuz.Orhan Pamuk un gelecekle ilgili öngörüsüne katılmamak mümkün değil.Diğer kitaplariyla yola devam...
Zengin hayal gücü ve zengin anlatım gücünün muazzam buluşması.
Kitapla ilgili ilk notlarıma şunu yazmışım: “Ne okuyorum ben? Masal mı? Değil. Ama masal kelimesi olmadan ne okuduğumu da anlatamam ki.”
Okunan bir kitabın etkisiyle yeni bir hayat bulma çabasını anlatıyordu Yeni Hayat. Ve çok güzel anlatıyordu.
Bir kitap. Okurken yüzünüze bir ışık vuruyor. Heyecanlanıyorsunuz. Arayışlara giriyorsunuz. Kafanızda bir melek sembolü.-anlamlandırmadığım kısımlardan- Sonra otobüs yolculukları. Yeni hayatı arıyorsunuz. Yollar, garajlar. Arada aşık olmuştunuz tabii. Sonra? Sonra sevdiğinizin sevdiğinin baba evine geldiniz. Ve bir anda garip kumpasların içine düştünüz. Ne yolculuktu!

Güzel olmasına güzel ama biraz da karmaşık veya dağınık bir kitaptı Yeni Hayat. Ben bu dağınıklığı Mehmet karakteri üzerinden biraz toparlayabileceğimizi düşündüm.
Bu kısım spoiler içererir,dikkat!

------------

Önce biraz Mehmet’in geçirdiklerinden bahsedelim. Mehmet. Veya Nahit. Veya Osman. Dr. Narin’in oğlu.
O da kitabı okuyor, heyecanlanıyor. Bizim karakterimizin geçtiği yollardan geçiyor. Sonra Canan’la tanışıyor. Onunla tanıştığında “kitaptan fışkıran ölümü”(167) fark etmişti aslında. Ama Canan Mehmet’i canlandırıyor. Kitabı o da okuyor ve bu sefer beraber arayışlar. Uzatmayalım. Sonunda ise sakin bir kasabada, sakin bir hayat. Kitabın heyecanından uzak.

Yani, aynı bedende kitabın farklı etkilerinin görüldüğü üç ayrı isme sahipti bu karakter.

Nahit: Malum kitabın ilk okunduğu
zamanlarda, yeni hayatı ısrarla arayan.
Mehmet: Kitabın bahsettiği yeni hayatı bulma konusunda tereddüt eden. O arayışta geçen buhran dönemi. Bizim karakterimiz üzerinde daha etkili gibiydi aslında. Şöyle bir şey demişti hani: “Kendim olamıyorum. Kimse olamıyorum. Yardım et bana. Senin yazdığını, bu odayı, kitabı aklımdan çıkarayım, eski hayatıma huzurla döneyim.”(166)
Osman: Yeni hayatı arayışın - anladığım kadarıyla- son bulduğu zamanki arkadaş. Osman bizim karaktere şöyle demişti: “Her şeyin aslına, İlk Neden’ine, kökenine varmak istiyorsun değil mi? Saf olana, bozulmamış olana, sahih şeye ulaşmak istiyorsun. Ama yok öyle bir başlangıç. Hepimizin taklidi olduğu bir asıl, bir anahtar, bir söz, bir köken aramak boşuna.” (170) Bizim karakterin son sayfalarda geldiği nokta.

Yani, önce kitabı okudu. Yeni, anlamlı bir hayata inandı. Sonra ise anlamlı bir hayatı aramanın anlamsızlığına.
Önemli olan yepyeni, değerli bir hayat bulmak mıydı, yoksa sahip olduğun hayata değer katmak mı? İşte bu üç kişili karakterin hayatı bu soruya cevap niteliğinde. Ve tabiki bizim karakterimizin de.

--------

Kitap, çok çok güzeldi. Okurken kaç kere durup “ne kadar güzel bir şey okuyorum ben” dediğimi hatırlamıyorum bile. Kendimi kelimelerin akışına bırakıp ne yazdığını anlamadığımdan aynı cümleyi defalarca okuduğum da oldu. Orhan Pamuk düz yazının içine şiiri nasıl bu kadar güzel serpmiş, sihir mi yapmış, ne yapmış anlayamadım :) Öylesine etkileyici bir anlatımı vardı. Masal gibi.
Fakat önceden belirttiğim gibi biraz karışıktı. Yani, parça parça gibiydi. Ve ben parçaları tam olarak birleştiremedim. O yönden biraz zorlayıcı bir kitaptı. Ama bu durum güzelliğine gölge düşürecek kadar değildi, kesinlikle :)
Bu kitap öncesi Orhan Pamuk’a dair bilgim yok denecek kadar azdı. Sadece, okuduktan sonra sonuna kadar hak ettiğini düşündüğüm, Nobel ödüllü bir yazar olduğunu biliyordum.

#31684193

Bu güzel etkinlik sayesinde kalemiyle de tanışmış oldum, teşekkür ederim :))

Bu kitabı çokça tavsiye ediyor ve iyi okumalar diliyorum : )
Günümüzde oluşmuş ve kendimde de bulunan Orhan Pamuk ön yargısı nedeniyle yazara karşı bir tutumum NigRa 'nın okuma etkinliğiyle yıkma girişimine giriştim. Bu amaçla da Yeni Hayat ve Kımızı Saçlı Kadın eserlerini edinerek ilk olarak Yeni Hayat’ı okumaya başladım. Eser, sizi bir labirent içine fark ettirmeden sokarak ilgili ipuçlarını takip ederek olası çıkış noktalarına götürmektedir. Bu esnada okuyucunun kafasında pek çok soru işaretleri bırakarak devam etmekte olup o sorulara cevap bulmak ya da bulmamak oldukça keyif verici boyutlara varmaktadır. Hiç kuskusuz bu durum yazarın eseri arayış teması üzerine kurmuş olması sağlamaktadır. Bu sayede ön yargılarımdan kurtularak Orhan Pamuk okumaya devam etmekte fayda olduğunu düşünmekteyim. İyi okumalar.
Mükemmeldi! Düş müydü gerçek miydi? İkisi arasında gidip geldim doğrusu. Bence otobüs yolculuğu yapmanın zamanı geldi.. Yolculuklar bitmeyen yolculuklar
Detaylara dikkat ederek okunmak şartıyla, okuyucuyu içine çeken, duygularınıza hitap eden bir kitap Yeni Hayat. Bir gün bir kitap okuyup hayatı değişen bir genci anlatıyor. Gizemli bir havada geçiyor herşey ve neyi anlatmak istediğini bir süre anlayamadım. Ta ki Dr. Narin karakteriyle tanışana kadar. Kazalar, ölümler, aşk, değişim, zaman, unutuş, çocukluk... Kurgusu da tevafuklarla dolu bir kitap. Hatta ne kadar dikkatli okursanız o kadar çok ayrıntı yakalıyorsunuz bu da ayrı bir zevk oluyor. Ve şu uyarıyı benim de yapmam gerekecek: Otobüs yolculuğundayken sakın okumayın !
Bir üniversite öğrencisinin raslantı sonucu bulup okuduğu bir kitaba bütün benliğiyle inanmasını ve kitabın etkisiyle bir kıza aşık olmasını anlatıyor.Kitaptan etkilenen gencin yeni bir hayatı bulmak için sayısız yaptığı yolculuktan ve bu yollarda geçmişteki ve günümüzdeki yaşantıları ele alıyor. Yaptıgı yolculuklarda hiçbir sonucu bulamayan geç eski hayatına geri dönüyor uzun bir süreden sonra tekrar araştırma yapıyor tam geçmişini okuduğu kitabı hersyi silip yeniden başlayacakken de kitapta anlatılan hep beklediği yeni hayata ama hiç beklemediği bir anda kavuşuyor ölüyor. Bir kitabın insana ne çok şey kattığını, yeni bir hayat yaşamak için hiçbir şeyi beklemememiz gerektiğini anladim. Küçük bir tavsiye kitabı yolculuk yaparken okumayın sakın.:)
Kitabın iflah olmaz kahramanı ile yolculuk yapmak büyüleyici...her yolculuk ayrı bir dünya...her durak ayrı bir yolculuk...Pamuk'un sihirli dünyası yine etkileyici.. Biraz karmaşık olsa da elinizden düşmeyecek bir kitap.
Orhan PAMUK'un okuduğum ilk kitabı. Aslında defalarca karşıma çıkmasına rağmen bir türlü almamıştım en son mülksüzler eserini almak için giderken birden okumam gerektiğini düşündüm. Çünkü kitabın ilk cümlesinde ki Bir gün bir kitap okudum ve tüm hayatım değişti cümlesine kesinlikle inananlardanım. İlklerde okurken anlayamamıştım ve bitirmem uzun sürdüğünden dolayı buradaki incelemelere baktım çoğu okur detaylara dikkat edilmesi gerektiğini vurgulamıştı ve tekrardan okumaya karar verdim ki çok daha akıcı gittiğini fark ettim o kadar zekice işlenmiş ki kitabın sonuna geldiğinizde yavaş yavaş parçalar birleşiyor. sizi adeta içine alıyor. genç üniversiteli dostumuzun (osman) Canan'a olan aşkı ve yaptıkları gezileri meleği arama çabaları yeni hayat için her şeyi birden bırakıp yolculuklara çıkması ve birden kendini bir kumpasın içinde bulması derken uğradığı şaşkınlıklar.. ölümler kırık kalpler bayiler rıfkı amca mehmet nahit ..okudukça osman gibi düşünmeye başlıyorsunuz.. Osman ın canandan vazgeçememesi ve aşık olmasını da kıskanmadım diyemem..aslında çokta her şeyi anlatıp kitabın büyüsünü kaçırmak istemiyorum ama başta bana sıkıcı gelen yeni hayatın aslında çok şey kattığını söyleyebilirim..ayrıca okumanız gereken bir kitap olduğunu söylemeden edemeyeceğim.

DİPNOT: detaylar..detaylar
Kuşkusuz beni yeniden başlatan kitap oldu hiç unutmam. Anlatılan kitabın ışığı benim de içime doldu ve ben de bilemedim ne yaptığımı, unuttum o anlar içimi kemiren acılarımı, tüm derdim oldu o anlar Osman’ın yolculuğu. Gerçekten tarifi olmayan bir sürüklenmeyle kalbimdeki “Aşk” yanı aydınlandı, tamamen anladığıma emindim her kelimesinde. Zamanlamam da harikaydı ve ağladıkça ağladım okuyarak, bırakamayarak, sızlayarak.. Fazlasıyla gerçekti anlatılan dünya, melekler ve şeytanlar.. Bana kattıkları sonsuzluğu kadar da kapalıydı elbet, içimde yaşattı. Çok acı çekiyordum ve bana yardım eden Yeni Hayat oldu. Sona yaklaşmıştım çok kısa bir zamanda tabii bu da acıttı ama önceki Berfin olmayacağım güç verdi, ne de olsa Yeni Hayat’tı.
"Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti" Bir kitabın, insanın hayatının değiştirebileceğini aşık edebileceğini, insanın olaylara bakış açısını değiştirebileceğini işliyor bu roman. Postmodernizmin nerdeyse bütün tekniklerinin kullanıldığı lirik bir roman.
Orhan Pamuk, Nobel Edebiyat ödülü aldığında birçok kişi siyasi nedenlerle bu ödül verildi. Dedi. Orhan Pamuk Nobel Edebiyat ödülünü kaleminin teriyle aldığını bu ve diğer romanlarında ispatlamış bir yazar
Arkasından koşmak istedim, ama yüreğim öyle hızlı atıyordu ki nefes alamamaktan korktum.
Yalnızlıktan korkuyordum. Benim gibi bir budalanın büyük bir ihtimalle yapacağı gibi, kitabı yanlış anlamış olmaktan, yüzeysel olmaktan, ya da olamamaktan, yani herkes gibi olamamaktan, aşktan boğulmaktan ve her şeyin sırrını bilip bu sırrı öğrenmeyi hiç mi hiç istemeyenlere bir ömür boyu anlatıp gülünç olmaktan, hapse girmekten, kafadan çatlak gözükmekten, en sonunda dünyanın benim sandığımdan da zalim olduğunu anlamaktan ve güzel kızlara kendimi sevdirememekten korkuyordum.
Orhan Pamuk
Sayfa 15 - Yapı Kredi Yayınları
"Kitapları hep altını çizerek okurum ben ,siz de öyle yapın "
Orhan Pamuk
Sayfa 188 - Iletişim yayınları
Hayatı severek yaşamasını öğrenirseniz, mutlu olmak için ne yapacağınızı da anlarsınız.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yeni Hayat
Baskı tarihi:
Kasım 2013
Sayfa sayısı:
247
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750826481
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Yeni Hayat
Yeni Hayat
"Yeni Hayat özel bir vaka."
-The Guardian-

Orhan Pamuk'un tuhaf, şiirsel ve başdöndürücü bu romanı 1994 yılında yayımlandığında, tıpkı anlattığı sihirli kitap gibi esrarlı havasıyla kült roman olmuş, bir anda yüz binlerce okura ulaşmış, kırkı aşkın dile çevrilmişti.

"Yeni Hayat insana Walter Benjamin'in, 'Bütün büyük edebiyat eserleri bir biçimi ya sona erdirir ya da bir yenisini başlatır, yani özel vakalardır' sözünü hatırlatıyor. Yeni Hayat özel bir vaka."
-The Guardian-

"Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti." Orhan Pamuk'un coşkulu, lirik ve sihirli romanı Yeni Hayat bu sözlerle başlıyor. Okuduğu bir kitaptan sarsılarak etkilenen, sayfalardan neredeyse fışkıran ışığa bütün hayatını veren ve kitabın vaat ettiği yeni hayatın peşinden koşan genç bir kahramanın olağanüstü hikâyesi bu. Kitabın etkisiyle âşık oluyor, üniversite öğrenciliğinden uzaklaşıyor, İstanbul'dan ayrılıyor, bitip tükenmeyen otobüs yolculuklarına çıkıyor, taşra şehirlerine doğru savruluyor. Onunla birlikte ve aynı hızla sürüklenen okuyucu, kahramanın okuduğu kitabı değil, başından geçenleri izleyerek bize özgü bir hüznün ve şiddetin ta kalbinde buluyor kendini. Siyah-beyaz televizyonlu kahvelere, video seyredilen otobüslere, trafik kazalarına, siyasi kumpas ve cinayetlere, bayi örgütlerine, paranoyakça kuramlara, saat kadar dakik muhbirlere, kaybolan eski eşyaların şiirine ve taşranın öfkesine uzanan bu harikulade yolculuk, Orhan Pamuk'un çağdaş dünya romanının en özgün yaratıcılarından biri olduğunu bir kere daha kanıtlıyor. Bir yandan Hayat'ın, Eşsiz Anlar'ın, Ölüm'ün, Yazı'nın, Kaza'nın sırlarına, bir yandan da çocukluğun resimli romanlarına, bir belirip bir kaybolan arzu meleğine ve Dante'nin, Rilke'nin şiirlerine açılan benzersiz bir roman. Hayatla okumanın kesiştiği alanda seyreden ve her sayfada katman katman genişleyen sarsıcı bir yol hikâyesi.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 1.106 okur

  • thdikmen
  • Sir Nicholas
  • Hülya
  • Zehranur Yavuz
  • Okur adam
  • YÜKSEL ŞENDİL
  • Şilan Türel
  • Esma Gedik
  • Şahmettin K.
  • Cemile Adar

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.9
14-17 Yaş
%3.4
18-24 Yaş
%14
25-34 Yaş
%24.9
35-44 Yaş
%37.5
45-54 Yaş
%14
55-64 Yaş
%1.6
65+ Yaş
%0.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%56.6
Erkek
%43.4

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19 (66)
9
%16.4 (57)
8
%22.7 (79)
7
%20.4 (71)
6
%8.9 (31)
5
%5.2 (18)
4
%2.9 (10)
3
%2 (7)
2
%0.6 (2)
1
%1.1 (4)

Kitabın sıralamaları