Kara Kitap

8,1/10  (185 Oy) · 
591 okunma  · 
146 beğeni  · 
4.000 gösterim
Galip, çocukluk aşkı, arkadaşı, amcasının kızı, sevgilisi ve kayıp karısı Rüya'yı karlı bir kış günü İstanbul'da aramaya başlar. Çocukluğundan beri yazılarını hayranlıkla okuduğu yakın akrabası gazeteci Celâl'in köşe yazıları, bu arayışta ona işaretler yollayacak ve eşlik edecektir. Okuyucu, bir yanda her bacası, her sokağı, her insanı başka bir esrarlı âlemin işaretine dönüşen İstanbul'da Galip'in araştırmalarını ve karşılaştığı kişileri izlerken, bir yandan da bu araştırmaları değişik işaretler ve tuhaf hikâyelerle tamamlayan Celâl'in köşe yazılarıyla karşılaşır. Eski cellatların hikâyelerinden Boğaz'ın sularının çekileceği felaket günlerine, kılık değiştiren paşalardan kültür tarihimizde kalmış esrarlı cinayetlere, karlı gecenin aşk hikâyelerinden yüzlerimizin üzerindeki anlamın sırlarına, İstanbul'un ücra ve karanlık köşelerinden gülünç ve tuhaf kişilerine, yakın tarihimizden günlük hayatımızın unutulmuş ve şaşırtıcı ayrıntılarına kadar uzanan bu araştırma Galip'i hem kayıp karısına, hem de hayatımızın içine gömüldüğü kayıp esrara doğru çekecektir.

"Zengin, yaratıcı, modern bir ulusal destan." 
-The Sunday Times, İngiltere-

"Pamuk Kara Kitap'la, romanın bir edebi tür olarak hâlâ hayatta olduğunu, hâlâ bir potansiyeli ve geleceği olduğunu kanıtladı. Bunları yapan biri ne zamandır çıkmıyordu." 
-Nobel Komitesi Başkanı Horace Engdahl-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2013
  • Sayfa Sayısı:
    476
  • ISBN:
    9789750826139
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Uğur 
 29 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 15 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitap okumayan insanların Orhan Pamuk’a yaptığı karalama kampanyasına kitap okuyan bir kişi olarak kanmam ve Orhan Pamuk’a senelerce önyargımın oluşmasından ötürü kendime ne kadar kızdığımı anlatamam. Pamuk’un kalemine tek kelime ile bayıldım desem abartmış olmam. Galip’i İstanbul sokaklarında yürütmesi, İstanbul’u anlatırken Galip’in düşüncelerini bizlere birebir yaşatabilmesi, kurduğu o uzun uzun cümlelere rağmen insanı sıkmamasını çok beğendim gerçekten. Uzun cümleler sıkmıyor ama zorlamıyor da değil. Uzun cümlelerin bazılarını da anlayabilmek için daha doğrusu gerçek manada kavrayabilmek için birden fazla da okuduğumu söylemek isterim. Aslında bu güzel kitabı birden fazla okumam gerek ya.

Tahsin Yücel’in “Kara Kitap Üzerine” isimli yazısında dediği gibi kitap içinde fazlası ile topal cümleler olduğu da bir gerçek evet hatta bu dediğim cümlelerin okurken o cümlenin haddinden fazla uzun olması maalesef bazı cümleleri havada bıraktığı da doğru. Özneye sanki birden fazla yüklenen yüklemlerin cümle içinde ağır geliyor ve özne de bu yüklemleri kaldıramıyor gibiydi; ama ben şahsen ne Tahsin Yücel’in dediği gibi Orhan Pamuk’un Türkçe’sinin yetersiz olduğunu düşünüyorum ne de İlber Ortaylı’nın dediği gibi Türkçe’sinin zengin olmayıp fakir olduğunu da düşünmüyorum. Bana göre kesinlikle Orhan Pamuk’un kaleminin, tarzının bu şekilde olduğunu düşünüyorum. Tahsin Yücel’in yazısının tamamına linkten ulaşabilirsiniz. http://www.dipnotkitap.net/...tap_Tahsin_Yucel.htm Hatta Nüket Esen’in Kara Kitap Üzerine Yazılar kitabını okuyarak Kara Kitap üzerine fazlası ile de eleştiri yazılarını okuyabilirsiniz.

Romanın konusuna gelecek olursak genel olarak söyleyemem o kadar sayıda kitap okumadım ama benim okuduğum kitaplara göre bana en farklı gelen kitap Kara Kitap diyebilirim; hatta sadece bana göre olmadığı da çok açık ki kitabın bu kadar seveni var iken bu kadar da sevmeyeni mevcut. Galip’in Rüya’yı araması, arar iken de ilgisiz taraflara yönelmesi ama ilgisiz tarafları ilgili şekilde okuyabilmek çok güzeldi. Roman içinde geçen Alaaddin’in Dükkan’ı çok güzel, çok başarılı, fazlası ile haklı olarak da ilgi çekici anlatılmış ve şimdi bu zamanda olduğunu bilsem bu dükkanın kesinlikle ziyaretine giderdim.

Bayan Okur 
05 Oca 16:43 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 7/10 puan

Orhan Pamuk'un uzun cümle sanatını konuşturduğu bir kitabını daha okumuş bulunmaktayım. Kitaptaki Celal karakterine hayran kaldım ama bu hayranlığımı kendime açıklayamıyorum. Celal karakterinin korkusuzluğu beni kendine çekti galiba. Aynı zamanda Pamuk'un kafamı karıştıran sözleri de var ki bunları da sizinle paylaşıp fikirlerinizi alacağım. Kitap genel olarak keyif vericiydi aslında. Cevdet Bey ve Oğulları'nı bir kere daha okumayı düşünüyorum çünkü Orhan Pamuk'u bu kitabıyla daha iyi tanıdığımın kanaatindeyim. Yeni okumaya başlayanlara tavsiye etmem ama kendini hazır hissettikten sonra okuduktan sonra kafanda soru işaretleri bırakan bir kitap. ( Ki bence böyle kitaplar okuyucuya daha fazla yarar sağlar.) Keyifli okumalar dilerim kitap dostlarım. :)

insan_okur 
 28 Kas 2016 · Kitabı okudu · 11 günde · Beğendi · 10/10 puan

Evet Orhan Pamuk ile tanıştım, ama bu nasıl bir tanışmak. “ Kara Kitap “ evet gerçekten büyük mutlulukla okudum; çünkü bu kadar güzel kitaplar arada nadide çıkıyor. Gerçekten okuyup beğendiklerim arasında ilk 10’a girecek romanlardan. Neden sevilmez Orhan Pamuk bilmem. Kişiliği beni pek ilgilendirmiyor. Edebiyatının, dilinin ve kurgusunun güzelliği çok nadide. Belki geç bile kaldım yazarla tanışmak için ama git gide kendimi hızlandırıyorum okumada.

Nasıl bir yazar Orhan Pamuk ? Cümleler gayet uzun. Bazı yerlerde bir paragraflık cümleler gördüm. Hayretler içinde kaldım. Noktalama o kadar güzel kullanılmış ki. Eğer bu noktalamalara uymazsanız inanın paragrafı anlamıyorsunuz. Hatta ben bir çok kez başa dönüp dönüp durdum. Çünkü anlam düşüklüğü oluyor. Ha bu arada mutlaka sessiz ve sakin kafayla okumanızı tavsiye ederim. Gerçekten çok önemli derecede güzel ve zor bir kitap. Kelime düşüklüğü mü yoksa özne eksikliğimi bilemem ama bazı yerler gerçekten kopuktu. Tekrar tekrar okuyarak anlayabildim. Romanın kurgusu ve konuları ise zaten harika ötesi. Gerçekten güzel bağlantılarla romanı tamamlattı yazar. Betimlemeler , tarih bilgisi ve karakter analizleri çok güzeldi. Çok katmanlı, farklı olaylar ve konularla bezeli bir modern romanların kırılma kitabı, yazarı.

Kitabın konusuna gelince o kadar çok konu var ki… Yani çok şeyler yazmak geliyor içimden ama not aldıklarımı sizlerle kısa kısa paylaşmak istiyorum. Öncelikle Milliyet gazetesinde köşe yazarı olan Galip’in Celal’i ve Rüya’yı ararken kendini bulması yada bulmak istemesi. Hatta ve hatta ana tema “ İnsan nasıl kendi olur ? “ “ İnsan nasıl başkası olur ? “ bu sorulara cevap olarak bir çok konuyla işlenmiş bir roman. İçerisinde ülkenin 90’larda siyasi durumu ele alınmış. 80’ler ve 90’ların moda konuları işleniyor. Mankenliğe ayrı bir cümle açmalıyım. Reyonlardaki mankenlerin canlandırılması onları metafor olarak kullanması çok iyiydi. Ülkenin çağdaşlaşması ve belli tabularının yıkılması konularını işlemiş. İslamiyet, islam alimleri, dergahlar, cemaatlar hakkındaki bilgisi de çok şaşırtıcı. Nakşibendi’den tutun Galata Mevlevihane’sine kadar ne isimler geçmiyor arada. Polisiye ve gerilim romanlarına da baya atıfta bulunuyor romanın başından sonuna kadar. Türkan Şoray ve Müjde Ar’ın olduğu bölüm, genelev ve Vesikalı Yarim filminin canlandırılması çok hoştu. Kahkahalarla güldüm. Bir bölüm ise Marcel Proust ve Kayıp Zamanın İzinde kitabına atıfta bulunmuş. Tez zamanda bu seriyi okumalıyım. Mevlana ve Şemş hikayesi de unutmadığım bölümler arasında. Tarikat yolcusunun gerçeğe kavuşması nedir ? Nasıl olur? Doğruyu ve yanlışı okurun yüzüne vuruyor bu konuda yazar. Okumalısınız yine… Abdi Paşa ve Cellat’ın hikayesi.

Bu konuya ayrı paragraf açıyorum çünkü çok etkilendiğim bir bölüm de burası. Hurufilik…. Harfler ve yüzler. Nesnelere isim vermek, canlandırmak ve hayal gücünü geliştirmek. İnsanın yüzünden yaşadığını anlamak. Yüzündeki duyguyu dile getirmek. Çok güzel bir bölümdü. Halden anlamak nedir? Çok güzel anlatılıyor.

Yine farklı bir paragraf açmam gereken yer. Osmanlı Devleti’nin yönetim şekli. Daha doğrusu şehzade eğitim şekli. Çok güzel anlatmış yazar psikolojik durumu.

Esrarengiz kaçmalar, hayaller alemi, Fatih Sultan Mehmet, Mevlevilik, İstanbul, Kadıköy, Karaköy, Beyoğlu ve Nişantaşı,gizli tarih ve daha nicesiyle harika bir eser.

Kesinlikle kişilik oluşumunu etkileyecek bir eser bence. İnsanın kendisi olabilmesi için mutlaka okunmalı ve üzerinde durulmalı. Çok beğendim ve 10 puanı kesinlikle hak eden bir eser. Mutlaka tavsiye ediyorum.

Avcı 
13 Tem 03:01 · Kitabı okumadı

''Ancak, anlatacak hiçbir şeyi kalmadığında insan kendisi olmaya iyice yaklaşmış demektir,'' derdi Şehzade. ''Ancak, insan anlattığı şeylerin tükendiğine, bütün hatıraların, kitapların, hikâyelerin ve hafızanın sustuğuna ilişkin o derin sessizliği içinde duyduktan sonradır ki, kendi ruhunun derinliklerinden, kendi benliğinin sonsuz ve karanlık labirentlerinden kendisini kendisi yapacak kendi gerçek sesinin yükselişine tanık olabilir.''

mehmet temiz 
29 Nis 17:45 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitabı nihayet bitirebildim.bugüne kadar okuduğum kitaplar arasında belkide benim için en zor olanıydı.çok ilginç,çok garip ve çok ta müthiş bir kitap.türü roman olmasına roman ama tam olarak dram değil,polisiye değil,gerilim değil,aşk romanı değil,belgesel değil,tarihi bir roman hiç değil,felsefi bir kitap değil,mistik değil,yani nasıl bir kitap olduğuna ben karar veremedim.belki de hepsinin birleşmesinden oluşmuş adı gibi bir kara kitap. o kadar sıkıcı ve uzun bölümler var ki,insan, kaç defa okumayı bırakmayı düşünüyor; ama tam o anda yazar, bilerek veya bilmeyerek,ustalıkla veya tesadüfen okuyucunun sabrının sonuna gelmiş olduğunu hissedercesine hemen çok ilginç bir olay anlatmaya başlıyor ve elinizdeki kitaba sıkı sıkı yapışıyorsunuz.
Orhan Pamuk'un okuduğum ilk kitabı.diğerlerini bilmiyorum onun için pek bir şey söyleyemeyeceğim.topu topu yazsan bir kaç sayfayı geçmeyecek bir olayı 400 küsür büyük sayfa olarak bir kitap haline getirmek Orhan Pamuk gibi bir yazarın mesleğinde ne kadar ehil olduğunu bize gösteriyor. Bizim söylediğimiz tabirle söylersek, ''Eee elin adamı bir insana boşuna ödül vermiyor kardeşim,bu iş bu kadar kolay değil''.
Bu kadar okuması zor olan bir kitabı okumaktan dolayı pişman mıyım? kesinlikle hayır. harcadığım zamana yazık mı ettim?kesinlikle hayır. peki neden diye sorarsanız. kitabı bitirdiğimde,daha önce bilmediğim o kadar çok bilgi sahibi oldum ki,bütün yorgunluğumu unuttum.
Kitapla ilgili olarak yurt dışında yayınlandığı sıralarda yapılan eleştirilerden birini Orhan Pamuk'un anlatımıyla burada yazmak istiyorum.''Bunlardan birinde sivri dilli bir İngiliz eleştirmen böyle sıkıcı bir kitabı yalnızca Fransızların sevip okuyabileceğini ve İsveçlilerin de ünlü ödüllerini vereceklerini yazmıştı,alaycılıkla. Bu kehanet de on iki yıl sonra kitabın ruhuna uygun bir şekilde doğru çıktı''.
Bilindiği gibi kara kitap'ın, 2006 yılı nobel edebiyat ödülünün , Orhan Pamuk'a verilmesinde payı büyüktür.ben böylesine farklı bir kitabın biraz da sabırla ama yine de mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum.
Ayrıca da yazarın daha kolay okunabilecek şekilde yazılmış kitapları varsa,okuyan arkadaşlar bildirirse çok sevinirim. her kese keyifli okumalar diliyorum.

Sidar Sadık 
21 Ağu 12:48 · Kitabı yarım bıraktı · Puan vermedi

Orhan Pamuk'un "Kara Kitap"ını yarım bırakmış bulunmaktayım. Daha önce "Benim Adım Kırmızı, Sessiz Ev, Masumiyet Müzesi, Beyaz Kale" gibi kitaplarını okumuşluğum var. Yani önyargıyla yaklaşan biri değilimdir. Ancak şunu kesinlikle söyleyebilirim ki modernist sanatçıların bu kitaba yönelttikleri eleştirilerin çok ciddi haklılık payı var (Okuma gerekçem bir arkadaşımın "Bu kitabı okumayan roman okudum demesin" gibi boyundan büyük bir cümle kurmasıydı). Bu kadar laf salatasına bulanmış bir kitap bana cidden bıkkınlık verdi. Modernist tutumdan hiç hoşlanmamama rağmen ne yazık ki bu kitap konusunda onların söylediklerine pek çok anlamda katılıyorum. Bence gerçekten çok başarısız. Şu kadarcık duygu kırıntısı olmayan, tamamen rasyonel bir akılla örülmüş, üsluben beceriksizce yazılmış, kurguyla kusurlar kapatılmaya çalışılmış bir kitap. 300. sayfaya kadar kendimi zorlayarak ilerledim ve gerçekten Galip'in kendini arayışa çıktığı yolculuğu, geçtiği İstanbul sokakları zerre kadar beni ilgilendirmiyor. İlgimi çekme derecesi ise sıfır!

Eğer mevzu "kendini arayış" ise bunu katbekat iyi yapan Hermann Hesse gibi yazarlar varken bu kitap için kendinizi zorlamayın derim. Orhan Pamuk'un Benim Adım Kırmızı eserinden çok etkilendiğimi, Masumiyet Müzesi'ni çok beğendiğimi hatırlıyorum. Yani bu eleştiriyi yazarken kesinlikle onu karalamak, duruşunu eleştirmek gibi bir amacım yok. Ama Orhan Pamuk'un yazdıklarında genel olarak beni rahatsız eden bir şey var ve bu kitaptan sonra bu duygu had safhaya ulaştı.

Aslıhan Alpaslan 
27 Tem 11:16 · Kitabı okudu · 45 günde · Puan vermedi

Biraz zor oldu ama bitti. Okumak için yanlış zaman seçmişim. Antalya'da hava sıcak, işler yoğun kitabı anlamak ve sindirmek için biraz zamana ihtiyacım var. Ayrıca okuduğum yorumlar ve eleştiriler kafamı karıştırdı. Şu anda kendime ait bir fikir oluşturamıyorum. Zaten o kadar çok şey söylenmiş, yazılmış ki oluşturacağımız her fikir mutlaka birinden etkilenecektir.

Fırat Çağlar MANTAŞ 
 10 Ara 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · 9/10 puan

Üzerine yazılan onca şeyden sonra (kitap,makale,tez, vs.),bu kitap için bir şeyler yazmak oldukça zor. Orhan Pamuk’un belki de en çok ses getiren kitabıdır Kara Kitap. Bunun sebebini kitabı bitirmeden de anlamak mümkün aslında. Okuduğum en yoğun içerikli kitaplardan biriydi çünkü..
Kullandığı dil ve üslup çok fazla eleştirilmiş. Öyle ki Orhan Pamuk’un Türkçe bilmediğini söyleyecek kadar ileri giden eleştiriler bile var. Cümlelerin yapısı karmaşık ve uzun, bu benim çok sevdiğim bir tarz. En çok da bu konuda eleştiri almış yazar. Açıkçası okuyup da anlamadığım tek bir cümle yoktu kitapta. Bu kadar yerden yere vurulmasının sebebi Orhan Pamuk’un dili kullanımı değil elbette! Bunu artık biliyoruz…
Kitabın en sevdiğim taraflarından biri Celal’in köşe yazılarıydı. Her biri dolu dolu yazılar. İğneleyici, bazı kesimlerin canını sıkacak tarzda cesurca yazılmış yazılar. Kitabı okurken birçok not alacaksınız bu yazılar sayesinde. Okurda merak uyandırıyor hepsi.

Galip, Celal’le o kadar özdeşleşmiş ki, onun yerine yazı yazabilecek, konuşabilecek hale gelmiş. Zaman zaman Galip’in bir hayalin içinde olduğunu düşünmeme neden oldu bu durum. Belki de amaç budur. Bu kadar özdeşleştiği bir yazarın yazılarından yola çıkarak, eşini bulma çabası da duygusal anlamda bir zenginlik katmış kitaba.

Yazılan onca şeye rağmen oldukça keyif alarak okudum kitabı. Çok akıcı veya kolay anlaşılır bir kitaptı demiyorum ama okurken her satırın titizlikle yazıldığını anlayacaksınız. Ve bunun bir okur için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Keşke daha güzel bir inceleme yazabilseydim ama zaten fazlasıyla yazılan şey var. Ben okuyun derim :)

Melike Uzunoğlu 
31 Tem 22:39 · Kitabı okudu · 11 günde · 8/10 puan

Bazı kitaplar vardır, küçük olayları büyük anlatır. Onlara göre en küçük olayda bile bir gizem, eşelenmesi gereken bir avuç toprak vardır. İşte bu da o kitaplardan. Pamuk bu kitabında anıları, fikirleri, ruh hallerini, duyguları küçük olaylara iliştirerek ilerlemiş. Bu yolla akışı yavaşlatmış ve okuyucularını daha da meraklandırmış. Sonuna geldiğinizde içinizde çırpınan bir merakın yavaş yavaş sakinleştiğini hissedeceksiniz. Ve bu kitabı, bu güzel ve uzun cümleleri okuduğunuz için kendinizle gurur duyacaksınız. Yazara böyle bir eseri yazdığı için teşekkürler edeceksiniz.
İyi okumalar :)

Nadiye Aksu Bozan 
17 Şub 15:27 · Kitabı okudu · 9 günde · 8/10 puan

15 yıl önce daha ortaokul öğrencisiyken KAR ile birlikte almışım sağ üst köşedeki bilgiler öyle söylüyor. Ama Kar o kadar yormuş ki beni bunu okumadan kitaplıkta sarartmisim.
Alıp da okuyamadiklarima şans tanıma kararımin sonucunda nihayet okudum bitti. Ama ben hala eski Istanbul'da köhne bir apartmanda kaldım. Bir kitap alıyorsunuz elinize ama onlarca hikaye çıkıyor karşınıza. Galip'in kaybolan karısını bulma mücadelesine siz de katılıyorsunuz. Belki okuma yetisi çok gelişmiş arkadaşlar çok farklı anlamlar çıkarabilir kitaptan ama ben sadece arka fonda kalan hikayelere bıraktım kendimi. Osmanlı'ya yurdum insanına yer yer göndermelerini dikkate almadan sinirlenmeden güzelliklere odaklanip keyif aldım.

4 /

Kitaptan 258 Alıntı

BİROL COŞKUN 
25 Ara 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir başkasının belleğini ağır ağır edinmekten başka neydi ki okumak?

Kara Kitap, Orhan Pamuk (Sayfa 325)Kara Kitap, Orhan Pamuk (Sayfa 325)
Bayan Okur 
18 Oca 10:30 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

"Her hayat benzersizdir. Her hikaye başka bir eşi olmadığı için hikayedir."

Kara Kitap, Orhan Pamuk (Sayfa 107)Kara Kitap, Orhan Pamuk (Sayfa 107)
Bayan Okur 
21 Oca 21:05 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Hepimiz kör olmuştuk, hepimiz, hepimiz...

Kara Kitap, Orhan Pamuk (Sayfa 131)Kara Kitap, Orhan Pamuk (Sayfa 131)
Bayan Okur 
17 Oca 09:34 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Film
"Aldatıldı, üzüldü, kahroldu; biz de kederle seyrettik..."

Kara Kitap, Orhan Pamuk (Sayfa 88)Kara Kitap, Orhan Pamuk (Sayfa 88)
Uğur 
 15 Ağu 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Kedi
Akıllı bir hayvan olan kedi nankör değildir; yalnızca köpekleri seven yazarlara güvenilmeyeceğini bilir.

Kara Kitap, Orhan Pamuk (Sayfa 93)Kara Kitap, Orhan Pamuk (Sayfa 93)
Filinta 
 06 Haz 07:07 · Kitabı okudu · Puan vermedi

İŞARET
Hiçbir şey, hiçbir şeyin işareti olmadığı gibi, her şey her şeyin işareti de olabilirdi.

Kara Kitap, Orhan PamukKara Kitap, Orhan Pamuk
Ayşe Y. 
23 Eyl 14:23 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Mutsuzluğun yorgunluğu ile uyurken
"Rüya denen hayatın tam orta yerinde, çamurlu şehrin apartman ormanı içinde, karanlık sokaklarla daha karanlık suratlar arasında bir yerde. Mutsuzluğun yorgunluğuyla uyurken seninle karşılaştım."

Kara Kitap, Orhan Pamuk (Sayfa 353)Kara Kitap, Orhan Pamuk (Sayfa 353)
Mehmet Deligöz 
11 Eki 01:06 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

bir süre sonra aramak bulmaktan daha önemli bir iş olup çıkmıştı.

Kara Kitap, Orhan Pamuk (Sayfa 237 - YKY)Kara Kitap, Orhan Pamuk (Sayfa 237 - YKY)
mehmet pak 
15 Mar 11:53 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kimse Albertine 'i tanımadığı , kimse Prost 'u bilmediği için bu kadar sefil ve acıklı bizim ülkemiz , diye düşünürdü ihtiyar gazeteci. Bir gün Proust ' ve Albertine 'i anlayacak birileri bu ülkede çıktığında , evet belki o zaman sokaklardaki bıyıklı ve yoksul insanlar daha iyi bir hayat yaşamaya başlayacaklar , belki o zaman, ilk kıskançlık anında birbirlerini bıçaklayacaklarına , Proust gibi sevgililerinin hayalini gözlerinin önünde nasıl canlandırdıkları üzerine hayallere dalacaklardı.

Kara Kitap, Orhan Pamuk (Sayfa 178 - Yapı Kredi Yayınları)Kara Kitap, Orhan Pamuk (Sayfa 178 - Yapı Kredi Yayınları)

Kitapla ilgili 1 Haber