mehmet temiz profil resmi
üniversite
kahramanmaraş
Erkek
1657 okur puanı
09 Ağu 2016 tarihinde katıldı.
  • 384 syf.
    ·4 günde·Beğendi·8/10
    Sigrid Undset'in ''Kristin Lavransdatter'' isimli üçlemesinin ikinci kitabı. Yazar, bu kitapta, birinci kitabın ( Gelin Tacı ) sonunda düğünü yapılan Kristin'in sonraki yaşantısına odaklanıyor.

    Kristin, artık evli bir kadındır. Çocukluğunun geçtiği kasabayı terkederek , kocası Erlend'in çiftliğinin bulunduğu uzak bir kasabaya yerleşir. Artık o, evinin, çiftliğinin hanımı, çocuklarının annesi olacaktır. Her ne kadar karakteri, yaşadığı dönemdeki kadın tiplemesine pek uymasa da, yani başına buyruk, bağımsız, erkekler karşısında güçlü bir yapıya sahip olsa da kadın yine de kadındır. O da her kadın gibi yaşantısını sürdürmek zorundadır. Kocasına olan aşırı sevgisi, ister kocasından kaynaklansın isterse başka sebeplerden olmuş olsun, içine düştüğü zorlukları atlatmasında kendisine en çok yardımcı olan duyguyu oluşturmaktadır. Zaman zaman pişmanlıklar yaşasa da bu duyguyu hep içinde taşımaktadır.

    Bu arada Kristin'in ilgi çekici hikayesiyle birlikte 14.yüzyıl Norveç'indeki sosyal yaşantı, toplumsal ve siyasal gelişmeler de kitapta yeteri kadar yer almaktadır.

    Kitapta olduça yer kaplayan Kristin 'in gündelik yaşantısının anlatıldığı bölümler, durağan ve benzer olaylarla karşımıza çıktığından dolayı okuyucuda zaman zaman bıkkınlığa sebep olsa da kitap genelinde akıcılık ve sürükleyicilik hakimdir.

    Bence bu kitaba damgasını vuran karakter ise Kristin'in eski nişanlısı Simon'dur. Yazar, Simon'u ''adam gibi adam'' diyeceğimiz bir karakter özelliğiyle karşımıza çıkartmaktadır. Kristin'in kocası Erlend ise oldukça zor ve sıkıntılı bir yaşam sürmektedir. Dolayısıyla bu durumdan Kristin de fazlasıyla etkilenmektedir.

    Bu harika serinin üçüncü kitabı olan ''Korset ( The Cross ) '', henüz Türkçeye çevrilmemiş olduğundan, maalesef Kristin'in hayatının bundan sonraki dönemi hakkında bilgi sahibi olmak şu anda mümkün değil gibi görünüyor.

    1928 yılında Nobel Edebiyat ödülünü almış olan yazarın otuzdan fazla yayınlanmış kitabı bulunmaktadır. Böylesine önemli bir yazarın Türkçe'ye çevrilen kitaplarının sayısı ise sadece dörttür. Yani otuz küsur kitaptan sadece dört tanesini okuma şansına sahibiz. Onları da ancak sahaflardan temin ederek okuyabiliriz. Yazarın şu anda piyasada yeni baskı hiçbir kitabı bulunmamaktadır. Umarım bir yayınevi bu durumun farkına vararak böylesine önemli bir yazarın kitaplarını Türkçe'ye çevirir de, biz de okuma şansına sahip oluruz.

    Serinin bu ikinci kitabını da ben, beğenerek okudum ve okunmasını da tavsiye ederim.
  • Henri Lebel'in çalkantılı hayatında tüm ayrıntılarıyla hatırladığı kilometre taşları vardı. Gestapo'nun onu ve Klara'yı tutukladığı gün. İrina Dezov'la tanıştığı gün. Bir de Auschwitz felaketinden sonra yeniden yaşamaya başladığı gün.
    Glenn Meade
    Sayfa 148 - Kırmızıkedi - Ocak - 2017
  • Lebel savaşı atlatmıştı, ama bu arada Auschwitz'de önce gaz odasında öldürülen, daha sonra da cesedi fırında yakılan karısını kaybetmişti; Yahudi oldukları için değil, Lebel'in Fransız Komünist Direniş Örgütü üyesi olması nedeniyle.
    Glenn Meade
    Sayfa 147 - Kırmızıkedi - Ocak - 2017
  • Lebel'in vücudunu diğer cesetlerin yanına, toplu mezara taşıdıkları sırada belli belirsiz bir inilti duyup, göz kapaklarında küçücük bir titreme gördükten sonra onun hala hayata sarıldığını anladılar.
    Glenn Meade
    Sayfa 147 - Kırmızıkedi - Ocak - 2017
  • mehmet temiz paylaştı.
    184 syf.
    Ezop, fabl denen öyküleriyle ünlüdür. Anlattığı öyküler yaşama ilişkin bir öğüt ya da ders verir. Kahramanları ise hayvanlardır. Ezop'un öykülerinde hayvanlar konuşur ve tıpkı insanlar gibi davranır. Öyküden çıkarılacak ders, sonunda okura öğüt biçiminde verilir
    Bir tane paylaşmak istiyorum....

    AKREP VE KURBAĞA
    Akrep nehrin kenarında durmuş karşı kıyıya bakmaktadır. Geçmek istemekte ama suyu geçmek için yaratılmamıştır, korkar. Dostu olan kurbağaya seslenir:

    -Kurbağa kardeş, seninle dostuz biz, dostluğumuz hatırına beni karşı kıyıya geçirir misin?

    Kurbağa kendinden emin bir şekilde:
    - Yapamam akrep kardeş, evet seninle biz dostuz ama uzak durmalıyım senden. Sen bir akrepsin ve
    zalim bir iğnen var, çekinirim senden.

    Akrep, kurbağanın endişesini anlar, ama vazgeçmemiştir. Bak kurbağa kardeş; şimdi sen beni sırtına alıp karşıya geçirirken seni sokabilir miyim hiç? Bunu ancak bir aptal yapar. Ben yüzme bilmem ki, seni sokarsam ben de boğulur ölürüm.

    Mantıklı gelmiştir kurbağaya. Hem eski dosttular, neden soksun ki? Kabul eder. Akrep yaklaşır ve kurbağanın sırtına biner. Suyu geçmeye başlamışlardır yavaş yavaş. Derken, tam da suyun ortasında, kurbağa sırtında bir yanma hisseder. Akrep sokmuştur. Acı içerisinde başını çevirir:

    Neden? Neden yaptın bunu, bak şimdi sen de boğulup öleceksin...Akrep üzgün ve pişman bir şekilde şöyle der:

    Elimde değil. İŞTE BENİM TABİATIM BU...

    Bu ezop masalını nereye çekersen çek her yöne gider. Akrep "Akrepliğinin" farkındadır, kurbağa "Kurbağalığının" "Dost" kelimesini ağza sakız edince inanıverir kim olsa... Masaldaki diğer bir ilginçlik de olayın derenin ortasında son bulması. Akrepteki nasıl bir karakterse artık... Hem kendini hem kurbağayı ölüme götürecek kadar acımasız! Öbür kıyıya geçmeyi bekleyemeyecek kadar sabırsız...
    Cahilce bir gözü karalık...
    Uzun lafın kısası; hikayeyi okuyan anlayacağını anlamıştır... (diye ümit ediyorum.) Ne akrep tükenir bu memlekette ne de kurbağa. Dere olduğu yerde durur, sıradakileri bekler. Zamanı geldiğinde de bulanır da bulanır... Akrebe kurbağa olmamanız dileğiyle...
    Keyifli okumalar.
  • Eğer ona muhalefet eden olursa, Stalin onları genellikle öldürtürdü. Kurban, aile sahibi bir erkekse, onunla birlikte karısı ve on iki yaş üstündeki çocukları da öldürülürdü. Öte yandan, on ikiden daha küçük çocuklar devlet yetimhanesine gönderilir, iyi birer komünist olarak yetiştirilir, diğer bir deyişle, tam da ailelerinin nefret ettikleri insanlardan olurlardı.
    Glenn Meade
    Sayfa 117 - Kırmızıkedi - Ocak - 2017
  • ''Bu kadarla da bitmiyor. Zehirlenmesini önlemek için, Stalin'in ağzına aldığı her lokma, dudaklarını değdirdiği her yudum daha önce başkalarınca kontrol edilip tadılıyor. Sadece çay yapıp vermesi için özel olarak tuttuğu bir kadın bile var. Her çay paketi semavere konulana kadar özel bir kasada saklanıyor. Bir keresinde, tam olarak mühürlenmemiş bir paket buldular. Ne oldu biliyor musunuz? Kadını kurşuna dizilmek üzere Lubyanka hapishanesine gönderdiler.''
    Glenn Meade
    Sayfa 113 - Kırmızıkedi - Ocak - 2017
  • mehmet temiz paylaştı.
    Hediyeni aldım ...
    Benden haklı olarak ; haber bekliyorsun, ilgi bekliyorsun, sevgi bekliyorsun, cevap bekliyorsun.. Nasıl olduğumu merak ediyorsun..
    Kişi , kendisinde var olanı verir , iyi veya kötü... Var olmayanı ise veremez...
    Sana güzel şeyler verememenin üzüntüsü içindeyim.
    Çünkü iyi değilim..
    Benim iletişim zorluğu yaşadığımız sağlık sorunlarım ile ilgili tedavim zorunlu olarak devam edecek..
    Zaten doktorun tavsiyesi de bu..
    Bu süreçte seni ne kadar sevdiğimi ve özlediğimi yaşayarak anlıyorum.
    Bu süreçte; senden hep sakladığım , bir burgu gibi beynimi oyan o fikirlerden , düşüncelerden kurtulmaya çalışıyorum.. kaçmaya çalışıyorum, çözmeye, anlamaya, karşı koymaya, savunma hatları geliştirip oraya sığınıp delirmemeye çalışıyorum.. Majino Hat'larım yeterince beni koruyamıyor o kendi kendimi eritip bitiren mahçubiyet duygusunu , suçluluk duygusunu yok edemiyorum..
    Bu mahçubiyet ; benim kendi kendime karşı, şartlarımdan dolayı hissettiğim ve yaşadığım saplantısal bir duygu..
    Bu duygunun seninle kesinlikle alakası yok.. Bir daha söyleyeyim seninle kesinlikle alakası yok..
    Sana ; yazdıklarımdan , söylediklerimden, hissettiklerimden, yaptığımız planlardan ( kendi adıma olan bölümünden ) utanıyorum..
    " Çok sağlıklıymışım ve şu halime bak onun için neler hissedip ne planlar yapıyorum.................." .....diyorum..
    ((((. ............nokta noktaları sen doldur... Ben yazamadım , sen doldur..
    Çünkü o saplantı cümleleri o kadar yorgun ve en sonunda da kendi kendimi öyle yıpratan cümleler ki buraya yazamadım...))))
    Düşünebiliyor musun bu öyle bir hırpalanmış ve suçluluk duygusu ki ;
    Bu duygu ve düşüncelerin normal OLMADIĞINI bilmeme rağmen, kendimi bunlardan kurtaramıyorum..
    Bunlar beynimde hep aynı şeyleri tekrarlayıp duran takılı plak gibiler.. Bunlarla nasıl baş edeceğimi, bunları nasıl yok edeceğimi , bilemiyorum.
    Bana dua et.. Duana ihtiyacım var.
    Seni öpüyorum.

    Not: Mektup sahibinin sorularla daha da
    bunaltılmaması ricası ile..
  • Ama içlerinden en acımasızı, Rusya kışıydı. O kadar soğuktu ki işediğinizde donmuş sidiğinizi parmağınızla kırmanız gerekirdi. Stepleri süpürüp gelen Baltık ve Sibirya rüzgarları o kadar keskindi ki çöküp ıkınmanızdan saniyeler sonra yerdeki bokunuz beton gibi olurdu.
    Glenn Meade
    Sayfa 36 - Kırmızıkedi - Ocak - 2017
  • Rus mezarlıklarında aile ve yakınlar için mezarlara bakan küçük sandalyeler vardır. Oraya oturulur, votka içilir, ölenle konuşulur.
    Glenn Meade
    Sayfa 24 - Kırmızıkedi - Ocak - 2017
üniversite
kahramanmaraş
Erkek
1657 okur puanı
09 Ağu 2016 tarihinde katıldı.
2019
3/100
3%
3 kitap
1.430 sayfa
3 inceleme
39 alıntı
4 günde 1 kitap okumalı.
En çok okuyanlar'da 1267. sırada.

Şu anda okuduğu kitap

  • Kar Kurdu

Okuduğu kitaplar 287 kitap

  • Kasırga
  • Okyanus Kokusu ve Angoli Mala
  • Gelin Tacı
  • Sevgiline Söyle Eve Geri Dönüyorum
  • Palmiyelerin Altında Stevenson
  • Borges'in Evinde
  • Altın Gözlü Kız
  • Louis Lambert
  • Bette Abla
  • Zalimce Bir Oyun

Okuyacağı kitaplar 78 kitap

  • Köle
  • Gizli Günce
  • Diriliş
  • Decameron
  • Oblomov
  • Rahel Tanrı’yla Hesaplaşıyor
  • Zorbaların Elinde
  • Sevgi Bağı
  • Yüzbaşı ve Kadınlar Taburu
  • Quo Vadis?

Kütüphanesindekiler 334 kitap

  • Köle
  • Gizli Günce
  • Diriliş
  • Decameron
  • Oblomov
  • Rahel Tanrı’yla Hesaplaşıyor
  • Zorbaların Elinde
  • Kasırga
  • Sevgi Bağı
  • Yüzbaşı ve Kadınlar Taburu

Beğendiği kitaplar 259 kitap

  • Her Kadın Gibi
  • Gelin Tacı
  • Büyük Umutlar
  • Kasırga
  • Sevgiline Söyle Eve Geri Dönüyorum
  • Budala
  • Bette Abla
  • Meyhane
  • Okyanus Kokusu ve Angoli Mala
  • Karamazov Kardeşler

Beğendiği yazarlar 18 kitap

  • Stefan Zweig
  • Pearl S. Buck
  • Honore De Balzac
  • Emile Zola
  • Zülfü Livaneli
  • Güler Bilkay Aygün
  • Emily Brontë
  • Necib Mahfuz
  • José Saramago
  • Cengiz Aytmatov