Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·200 syf.··
Beğendi
·
2024 19. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2024 18:34
Cumhuriyetimizin erken dönem yazarlarından olmasına rağmen adı pek öne çıkmamış olan Osman Cemal Kaygılı'nın önemli eserlerinden biri. Yazar tıpkı diğer kitaplarında olduğu gibi bizi cumhuriyetin ilk yıllarındaki İstanbul'un kenar mahallelerine götürerek yaşanan olayları anlatıyor. Bir bayram günü henüz çocuk yaştayken yolları birleşen Hasan ve Mediha'nın, darbukacı abla Zehra ve Aygır Fatma ile birlikte olan ve yıllara yayılan dramatik hikayelerini okuyoruz. Arka planda bir aşk anlatılırken, esas olarak da olayların gelişimi ve çokluğu dolayısıyla o dönemin toplumsal yaşam tarzıyla ilgili geniş bilgiler veriliyor. Ben beğenerek ve keyif alarak okudum. Özellikle dönem romanlarını sevenlere okumalarını tavsiye ederim.
Aygır FatmaOsman Cemal Kaygılı · Kapra Yayınları · 2022390 okunma
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2023 23. kitabı
Osman Cemal Kaygılı ismini, kitaplarını neden bu kadar az duyuyoruz diye sorguladım biraz. Lisede ortaokul da neden hiç önermediler mesela? Kitaba gelecek olursak, dönemi çok güzel anlatmış, dili akıcı ve net. Eski Istanbulu okumayi sevenler için harika. Ve keşke yazarın kıymeti daha çok bilinse.
Aygır FatmaOsman Cemal Kaygılı · Kapra Yayınları · 2022390 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2023 69. kitabı
İstanbul’un yerli hayatını özellikle esnaf ve zanaatkâr kesimi ve hayat mücadelelerini anlatan Osman Cemal Kaygılı kitaplarında gündelik hayatı yansıtır.Daha önce kitaplarından bahsettiğim yazarın bu romanında da doğduğu,büyüdüğü ve yaşadığı çevreden kopmayışının izleri bulunur.Sandalım Geliyor Varda romanında İstanbul’un kıyılarını gezerken 1936 yılında tefrika edilen bu romanındaysa Kağıthane,Şehzadebaşı,Fatih, Bayrampaşa adeta gezilir. Çocukken Hasan ve Mediha’nın bir bayram eğlencesinde tanışmalarıyla başlayan ,ardından yıllar içinde aralıklarla görüşmeleriyle devam eden ve bu aşka baştan sona tanık olanlarla ilerleyen roman Şehzadebaşı eğlence ve sanat hayatını da anlatan bölümleriyle dönemin sosyal yaşamını yansıtır.Olaylar Meşrutiyet döneminde geçer. Mediha ve Hasan ‘ın çocukken bir arada bayramda geçirdikleri eğlencede darbukacı bir kız vardır.Mediha ve Hasan’ın yıllar içinde ara sıra görüşmelerinin birinde onlar bu darbukacı kız Zehra ile tesadüfen karşılaşırlar. Zehra’nın annesiyse Aygır Fatma’dır.Yıllar sona gelen bu buluşma bir hadise sonucu olur ve bu hadiseden sonra peş peşe acı olaylar yaşanır. Hasan, Mediha’dan her ayrı düştüğünde Mediha’nın yokluğunun acısını dindirmek için başka kızlarda teselli arar. Kader tesadüflerin ve kötü insanların yaptıklarıyla Mediha, Hasan, Zehra,Aygır Fatma ,Ahmet yani roman karakterlerinin birçoğu için kötü ilerlemektedir. Kaderinin cilvesine ,acı tesadüflerin doğurduklarına karakterlerin aldığı kararlar da eklenir . Aygır Fatma’nın kendine has karakteri,Mediha ve Hasan’ın aşkı, Hasan ve Mediha’nın karakter olarak geçirdikleri değişim ve kıyıdaki, köşedeki insanların kanlı canlı bir biçimde anlatılmaları beni çok etkiledi. Yazar eserlerini genel olarak eğlenceli sahnelerle işler ve dramatik bir biçimde sonlandırır. Bu
Aygır FatmaOsman Cemal Kaygılı · Kapra Yayınları · 2022390 okunma
7/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2023 45. kitabı
Hasan kucuk cocuktur bayram gunu eglence yerine gider orada medihayi gorur birbirini severler sonra ayrilirlar ondort yasina geldiginde tekrar birbirini bulurlar birlikte gezerken onlara serseriler takilir onlari vurur .aygir fatma olanlari gorur ve hasana yardim eder biraz sohbet edince aygir fatma tanidik cikar.olaylar bundan sonra aygir fatma etrafinda gelisir.
Aygır FatmaOsman Cemal Kaygılı · Kapra Yayınları · 2022390 okunma
Tesadüfler Silsilesi Bir Roman
7/10
·152 syf.··
2024 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2024 19:52
Aygır Fatma, ilk kez 1936 yılında Son Posta gazetesinde tefrika edilmiş bir roman. Dili oldukça anlaşılır olmakla birlikte yazarın zaman zaman kullandığı sokak ağzı, argo ifadeler romana renk katmış. Osman Cemal Kaygılı, belki döneminin belli başlı yazarları kadar sükse yapmamış fakat kendisinin çok iyi bir gözlemci olduğunu yazdıklarından çıkarmak mümkün. Üslubu ve anlayışı bana hep Hüseyin Rahmi Gürpınar’ı anımsatıyor. Gürpınar gibi halkı anlatan, her kesimden insana eserlerinde yer veren, üslup bakımından da kıvrak, akıcı, bolca diyalog kullanan, yerel söyleyişleri sıklıkla tercih eden bir isim. Romanın konusuna uzun uzun yer vermeyeceğim. Kitabın arka kapağında özeti mevcut. Kitap özellikle ismiyle dikkat çekiyor. Mizahi bir şeyler olabilir hissi veren bir ada sahip olsa da durum pek öyle değil. Yer yer acıklı, halkın içinden bir aşk hikâyesi diyebiliriz. Romanın zaman aralığı 1880’lerin sonundan, tahminen 1920’lere kadar uzanır. Özellikle zamana dair bir bilgi göremesek de başkahramanımız Hasan’ın İkinci Meşrutiyet’in ilanında yaşadığı bazı olaylar esnasında yaşı da verilir. Buradan hareketle olayların zaman aralığını tespit edebiliyoruz. Bahsi geçen dönemin İstanbul’unda, Hasan’ın çocukluğunda bir bayram yerinde yaşadığı macerayla roman başlar. O bayram yerinde yaşanan macera, aslında Hasan’ın tüm hayatına etki edecek, onun yolunu çizecektir. Fakat kendisi bunun hiç farkında değildir. Hasan’ın çocukluğuna ve gençliğine yoğunlaşan romanda birçok tesadüf yaşanır. Roman baştan sona bir tesadüfler zinciri desek sanırım yanlış olmaz. 6-7 yaşlarında yaşadığı macera ile tanıştığı bazı kişiler, Hasan’ın hayatının birçok yerinde karşısına çıkar. Karşısına çıkmakla kalmaz, biraz önce dediğim gibi hayatının dönüm noktası olur. Romanda yaşanan bu sürekli tesadüfler, bir
Aygır FatmaOsman Cemal Kaygılı · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024390 okunma
8/10
·152 syf.··
2024 55. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2024 17:25
Merhaba sevgili okur, Öncelikle, kendim için doğum günü hediyesi seçmemi isteyen canım Fatoş’a zıpırlık yaparak Aygır Fatma’yı istediğimi söyledim o da hemen aldı ve birlikte, benzer duygularla okuduk. Bu kitabı spoiler vermeden anlatmak biraz zor, bu sebeple olaylara dair değil ancak bende bıraktığı izlenime dair bir miktar tat kaçırabilecek bilgi içerdiğini söylemek isterim. Aşk romanlarıyala arası iyi olan bir okur değilim ama bu başka. Hız çağında alıştığımız, akşamdan sabaha biten aşklardan sonra böyle uzun soluklu bir aşk hikayesi okumak ilginçti. Kitabın ismini görünce pek anlam verememiştim, böyle bir roman çıkacağı aklıma gelmezdi açıkçası. Hayatlarının farklı kesitlerinde yolları bir şekilde kesişen insanların hikayesini, oldukça keyifli bir üslupla ve Türk filmi tadında anlatıyor Osman Cemal Kaygılı. En azından dönemin argo kültürünü sevenler için keyifli desem daha doğru olacaktır. Üstelik günümüz Türkçe’si ile yazışmış ve okura anlama konusunda zorluk yaşatmıyor. Kahramanları önce çok sevdim, sonra onlara çok kızdım ve günün sonunda ne hissedeceğimi bilemedim. Suçlu kim, haklı kim, mağdur kim, hepsi birbirine karıştı. Dengeler sürekli değişti. Bu dengelerin değişiminde en önemli unsur toplum yargıları ve dedikodulardı. Hasan’ın basiretsizliği de cabası oldu. En garibi de kimsenin kimseyi suçlamaması oldu. Bir şekilde birbirlerini anladılar ya da anlamasalar bile olanları olduğu gibi kabullendiler. Belki de ilişkilerinin temelinde dürüstlük olduğu için zorlanmadılar. Yazar yer yer hoş benzetmeler yapıyordu. Özellikle ‘kalp arkadaşı’ tanımı çok hoşuma gitti. Mizah anlayışı da ayrıca keyifliydi. Bu kitabı Fulya çiçeği ile hatırlayacağım. Aygır Fatma’ya selam olsun…
Aygır FatmaOsman Cemal Kaygılı · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024390 okunma
6/10
·145 syf.··
2025 80. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2025 08:27
ⓘ Sürprizbozan cümleler içerir. Yılın son kitabını da böylelikle okumuş oldum. Puanlama yaparken genelde önceki kitapla veya bulunduğu klasik dizisindeki herhangi bir kitapla hiçbir kıyaslama yapmadan, tamamen kitabı kendi içinde değerlendirmeye çalışıyorum. Fakat sanırım ilk kez, önceki kitaba verdiğim puana bakıp da bir kitaba +1 ekledim. (Buradaki lafım Salon Köşelerinde'ye, yanlış anlaşılmasın.) Kötü değildi. Ama iyi de değildi. Kitabın sonunda bir şeylerin eksik kaldığını hissettim. Başlıkların da düzgün seçilmesi gerektiğini düşünüyorum. Aygır Fatma kitabında Fatma Hanım’ın bir adım değil, birkaç adım geri planda kaldığını düşünüyorum. Başlığa taşınacak kadar baskın bir karakter değildi. Evet, neredeyse her olayın sonu ona varıyordu ama Hasan’ın, Zehra’nın ve Mediha’nın yaşadıkları çok daha önemli konulardı. Hasan karakteri beni derinden etkiledi. Küçüklüğünden itibaren anlatıldığı için küçük Hasan ile büyük Hasan arasındaki farkı bu kadar acı bir şekilde görmek, büyümenin bana gereksiz bir şey olduğunu hissettirdi. Hep çocuk kalmak istiyorum... Şunu da eklemeliyim ki kendisi aşırı gıcık bir karakter. Sevdiği kadının yokluğunu başka bir kadınla gidermeye çalışan, iğrenç bir herif. Annesini göz ardı etmesi de buna eklenebilir. Ayrıca ABLA dediğin biriyle de evlenmezsin be Hasan! Uzak Şehir adlı dizi gibi görüp de iğrendiğim bir durumdu. Kitabın dili ve yazar hakkında konuşursam; samimi ve akıcı bir metindi ama bana biraz fazla sade geldi. Klasikler dizisinde daha süslü, daha ağır bir dile alışkın olduğumuzdan mı bilmiyorum, okurken hitap ettiği yaş grubunun çocuklar olduğunu hissettirdi. Yazara gelecek olursak. Her şeyi biriktirip biriktirip sonda toplu katliam çıkarılması olayından nefret ediyorum. Hayır yani illa karakter öldürecekseniz bunu yayın. Biri
Alıntı
Aygır FatmaOsman Cemal Kaygılı · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024390 okunma
Debreli Hasan, İstanbullu Hasan
7/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2025 66. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ağustos 2025 16:30
Bayram sefasında Kağıthane'ye tur atan muhacir arabasında seyahat eden minik Hasan ile minik Mediha'nın bu çocukluk hatıraları zamanla hafızalarına kazınır. Beş, altı sene sonra tekrar karşılaşan Hasan ile Mediha ara ara görüşmüş olurlar ama Mediha'nın Hasan'ı son görüşünde yanında mahalleden serseri arkadaşları olması Hasan'ın dünyasını başına yıkar. Ailesiyle beraber başka mahalleye taşınan Hasan'ı, arkadaşları tiyatro kumpanyalarına, ortaoyunlarına alıştırır. Maymun iştahlı, şıpsevdi Hasan şimdi de oyuncu, revücü, kantocu, cambaz kızlara tutulur. Mahallede yaşayan filozof kılıklı ihtiyar adamın ortanca kızı Zaika ile birbirleri arasında elektriklenme olur ama bunu fark eden mahalle arkadaşı Çapraz Selahattin buna engel olmak peşindedir. Gel zaman git zaman Mediha ve arkadaşı Rana ile karşılaşan Hasan'ı ve kızları, mahalle serserilerinden iriyarı, devanası Aygır Fatma kurtarır ve roman ilerledikçe olaylar çeşitlenir ve hayatlar farklı yollara sapar. Yüzkırkbeş sayfada çok çeşitli olaylar ve durumlar anlatan yazarımız, Çingeneler kitabında olduğu gibi bu kitabında da sokağın ruhunu, sıradan insanların günlük yaşamını, dönemin kültürel faaliyetlerini gayet başarılı bir şekilde ifade etmiştir. Bir gün içinde okunabilecek bu eseri herkese tavsiye ederim. İyi okumalar...
Edebiyat
Aygır FatmaOsman Cemal Kaygılı · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024390 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2025 55. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Eylül 2025 20:28
İstanbul'un pek çok semtinde bizi gezdirip Anadolu'ya kadar götüren bir aşk hikayesi aslında kitap. Kahramanımız Hasan ve çocukluk aşkı Mediha'nın tesadüflerle başlayıp zamanla kadere dönüşen hikayesi bu. 1930’ların İstanbul’unu, özellikle de kenar mahalle kültürünü mizahi ama aynı zamanda gerçekçi bir dille anlatan, güçlü toplumsal gözlemler içeren bir roman Aygır Fatma. Dönemin sosyokültürel yapısını, mahalle yaşamını, gelenek-görenekleri ve insan ilişkilerini yalın ama etkileyici bir dille sunuyor bize. Kaygılı’nın dili oldukça canlı, yer yer argoya kaçan bir halk diliyle örülmüş. Betimlemeleri, karakter diyalogları ve mizahi tonu, romanı hem düşündürücü hem de keyifli geldi bana.
1000Kitap
Aygır FatmaOsman Cemal Kaygılı · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024390 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
Beğendi
·
2020 127. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2020 09:54
Osman Cemal Kaygılı’nın hayatını araştırırken, 1894 depreminde Feshane’deki Cezri Kasımpaşa Camii içindeki okulda ( okula henüz başlamış) enkaz altında kaldığını gördüm.Kendisinden üç yaş büyük bir kız tarafından kurtarılmış. Aygır Fatma’da Zehra üzerinden bu kurtarıcısını anlatmış Kaygılı. “İstanbul’un geniş halk yığınlarını, kenar semtlerde yaşayan insanlarını, alaturka tiplerini esnaf tabakasını çok yakından tanıyan Osman Cemal, bu çevrelerin yaşayışını ve kişilerini son derece canlı, renkli bir gözlem ve gerçeklik içinde eserlerine aktarmıştır.” diyen Şemsi Kutlu’yu doğrular adeta Aygır Fatma’da Osman Cemal Kaygılı. Çocukluğunun geçtiği kenar mahalleyi mekân seçer Osman Cemal Kaygılı, Hasan ile Mediha’nın aşkını anlatırken. Zehra’nın annesi eli maşalı Aygır Fatma’yı çok sevdim.
Edebiyat
Aygır FatmaOsman Cemal Kaygılı · Destek Yayınları · 2011390 okunma

Yazar Hakkında

Osman Cemal KaygılıYazar · 12 kitap
Osman Cemal Kaygılı, Türk yazardır. Roman, hikâye, oyun, sözlük ve araştırma-inceleme türlerinde eserler yazmıştır. Yaşadığı dönemde edebiyat dünyasının dışında kalmış Kumkapı, Kasımpaşa, Samatya, Hasköy gibi semtleri; bu semtlerdeki sosyal hayatı; çingeneler, tulumbacılar, hovardalar, akşamcılar, külhanbeyleri gibi tipleri; meyhâneler, kahvehâneler, gazinolar gibi eğlence yerlerini, eserlerine malzeme olarak seçmiştir. Ahmet Mithat’la başlayan Hüseyin Rahmi ve Ahmet Rasim’le süren geleneğin son halkası olarak değerlendirilir. 1932’de tefrika edilen "Argo Lügatı" adlı eseri, Türkçenin ilk argo sözlüklerindendir. 1890 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Babası mahallenin bakkalı Mustafa Efendi, annesi Ülfet Hanım’dır. Orta öğrenimini Eğrikapı Merkez Rüştiyesi'nde tamamladıktan sonra Menşei Kuttab-ı Askeriye'yi (Askeri Kâtip Yetiştirme Okulu) bitirerek Erkan-ı Harbiye-i Umumiye dairesinde (1906), Kıtaat-ı Fenniye Müfettişliği kaleminde çalıştı (1909).İkinci Meşrutiyet’in ilânından sonra İttihat ve Terakki Fatih Kulübü’ne üye oldu. İlk yazısı Baha Tevfik'in Eşek adlı güldürü dergisinde yayımlandı. Yazarın bu dergide birkaç mizahî yazısı daha yayımlanır. Şebâb dergisinde e de mizahî manzumeler ve yazılar yazmaya başlasa da asker olduğundan bu yıllarda yazarlığı meslek edinemedi. 1912’de Tepebaşı Tiyatrosu’nda bir gösteride taşkınlık yapmasından ve Mahmut Şevket Paşa suikastına adının karışmasından sonra birçok muhalif aydınla birlikte Sinop'a sürgün edildi. Sinop’ta üç yıl kaldı. Döndüğünde Kıtaat-ı Fenniye Müfettişliği’ndeki görevine devam etti. I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla seferberlik ilan edilince bir süre kâtiplik göreviyle gezici tümenlerde bulundu. Hastalığı nedeniyle emekliye ayrıldı (1918). Geçimini sağlamak için pazarcılık, vapurlarda biletçilik gibi çok çeşitli işler yaptı. Geçimi için tiyatrculuk da yapan Osman Cemal’in ortaoyununda kavuklu, pişekar ve zenne rollerinde bulunduğu, karagöz oynattığı, çok sayıda taklit yapabildiği bilinmektedir. 1920 yılından itibaren devrin gazete ve dergilerinde yazılar yayımlamaya başladı. Sürgündeyken yazdığı ilk hikâyesi Çuvalcı Şeyhinin Halefi Alay dergisinde yayımlandı. 1921’de Güleryüz dergisinde O.C. imzasıyla hikâye ve mizahî şiirler yayımladı. 1922 yılında Aydede dergisinde yazmaya başladı. Asıl ünü Akbaba dergisinde yakaladı. Bazı yazılarında "Anber" takma ismini kullandı. 1923’te de ilk hikâye kitabı Altın Babası yayımlandı. Bunu diğer hikâye kitapları izledi. Semih Lütfi’nin çıkardığı Zümrüd-i Anka’da (1923), daha sonra yayın hayatına giren Yıldız’da (1924), Papağan adlı mizah dergisinde (1924-1926) hikâye ve mizahî yazılar yazdı. 1928’den itibaren gazetelerde daha çok fıkra yazarı olarak tanındı. Sabah, İkdam, Payitaht, Alemdar, Akşam, Cumhuriyet, Yenigün, Son Saat, Vakit, Son Posta, Kurun, Haber, Açıksöz, Son Telgraf düzenli olarak yazdığı gazetelerdendir. Cumhuriyetten sonra İstanbul İmam Hatip Okulu'nda, Çemberlitaş Ortaokulu'nda, Fener Kız Lisesi'nde öğretmenlik yaptı. 1926 yılında Leman Hanım’la evlenen yazarın bir oğlu oldu. Oğlunu üç yaşında iken kaybetmek onu derinden etkiledi. 1928 yılında Kaygılı soyadını aldı. Oğlunun ardından annesini, 1934’te eşi Leman Hanım’ı kaybetti. 1935’te ikinci eşi Sabriye Hanım ile evlendi. 1931’d Yeni Gün gazetesinde İstanbul’un Köşe Bucağı başlığıyla gezi yazıları yayımladı. 1932’de Haber gazetesinde "Argo Lügatı" adlı eseri tefrika olarak yayımlanmıştır. Bu eser, Türkçenin ilk argo sözlüklerindendir. 1935'te Tulunbacı Edebiyatı adıyla tefrika edilen halkbilim çalışmasını 1937'de kitap olarak yayımladı. Midesinde kanser, ciğerlerinde verem tespit edilen yazar 9 Ocak 1945'te hayatını kaybetti.