mehmet temiz
mesaj-gonder
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
TAKİP ET
mehmet temiz
@mdemet
egitim
üniversite
harita
kahramanmaraş
v3_profil_bos
3392 okur puanı
gecmis
09 Ağu 2016 tarihinde katıldı
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
ROUGON-MACQUART serisi - EMİLE ZOLA
Rougon-Macquart serisi Fransız yazar Emile Zola'nın 23 yılda yazdığı, içinde 'Meyhane', 'Nana', Germinal' gibi çok bilinen romanların da yer aldığı 20 kitaptan oluşan bir seridir. İlk kitap 1871 de, son kitap ise 1893 yılında yayınlanmıştır. Sayfa sayısı ise yayınlayan kitabevine göre değişmekle beraber ortalama 9 bin civarındadır. Zola bu seride bizi ikinci imparatorluk dönemi Fransa'sına götürmekte ve bir ailenin 5 kuşaklık hikayesini anlatmaktadır. Anneleri bir, babaları farklı olan Rougon- Macquart ailesi. Anne Adelaide'in resmi olarak evlendiği Rougon soyadını taşıyan kocasından Pierre Rougon adında bir oğlu olmuştur. Kocasının ölümünden sonra beraber yaşadığı Macquart soyadlı kişiden ise (gayri meşru kabul edilen ilişki ) bir oğlu ve bir kızı olmuştur. Dolayısıyla serideki bütün karakterler Adelaide'in çocukları ve torunlarıdır. Zola, seriyi o kadar ilginç yazmıştır ki, her kitap bir bütünün parçası olduğu gibi aynı zamanda da seriden bağımsız farklı bir kitapmış gibi de okunabilmektedir. Bu yüzden seri genelde tek kitaplar halinde bilinir. Kitapların her birinin bir serinin parçası olduğu çoğu kişi tarafından bilinmemektedir. Örn. Nana, Germinal Serinin bugüne kadar 19 kitabı Türkçeye çevrilmiştir. 6 no'lu kitap ise henüz Türkçeye çevrilmemiştir. Son yıllarda serinin kitaplarını yayınlamaya başlamalarını takdir ettiğim 'Payel' ve 'Yordam kitap' yayınevlerinin gayretleri sonucunda bugün serinin sadece birkaç kitabı hariç tamamını piyasada bulmak mümkündür. Oysa ben serinin altı kitabını büyük zorluklarla sahaflardan temin ederek okumuştum. Zola, kitaplarda 1848-1873 yılları arasındaki Fransa'yı anlatmaktadır. O döneme ait siyasi ve sosyal olaylar, toplum yaşamı, insan ilişkileri, teknolojik gelişmeler, ekonomi... başta olmak üzere yaşamın her alanına yer vererek, kendisinin de bir parçası olduğu dönemi bizlere çok ayrıntılı bir şekilde anlatmaktadır. Her kitapta ayrı bir konuya yer vermektedir. Konuları çok derinlemesine inceleyerek yazdığı aşikar olan Zola'nın, ilk kitaptan son kitaba kadar yazım disiplininden bir an kopmadığı , kitapları aynı ciddiyetle ve aynı ustalıkla yazmış olduğu gözlemlenmektedir. Kitapların hemen hepsinde dram vardır. Sadece dereceleri farklıdır. Bazı dramlar okuyucuyu çok etkileyecek , hatta isyan ettirecek düzeyde olmasına rağmen , Zola bazı dramlar yazmıştır ki okuyucuyu rahatlatacak şekildedir. Kitaplarda aşk mutlaka vardır ama Zola usulü aşktır var olan. Yani mutlaka dramatik olan aşk. Kitaplar, konu ister bir maden yaşamı, ister çiftçilik, ister yiyecek satılan hal, bir alışveriş merkezi, bir apartman yaşamı hatta bir savaş olsun; Zola hepsini de çok iyi analiz ederek yazmış olduğundan mükemmel ve kusursuz bilgiler vermektedir. Her kitap farklı bir kişiye ayrılmıştır. Bazen birden fazla aile ferdini de tek kitapta anlatır Zola. Bazı kişilere çok bazı kişilere az yer vermiştir. 7 no'lu kitapta bahsettiği Gervaise ve çocuklarına toplamda tam 5 beş kitap ayırmıştır. 7,9,13,14 ve 17 no'lu kitaplar. Ayrıca Astride Rougon ( 2 ve 18 ) ve Jean Macquart'a ( 15 ve 19 ) başlı başına ikişer kitap ayırmıştır. Kitaplarda okuma sırası nasıl olmalıdır sorusu sıkça sorulan bir sorudur. Yayınlanma sırasını önerenlerin olduğu gibi , Zola'nın önerdiği bir sıra olduğunu ve o sıraya göre okunmasının daha uygun olacağını iddia edenler de vardır. Ben yayınlama sırasına göre okudum ve hiçbir güçlük çekmedim. Ama farklı sıraya göre okumak isteyenlere de bazı sıralamalara dikkat ederek okumalarını tavsiye ederim. Bunları şöyle sıralamak gerekirse : Kesinlikle 1 no'lu kitap ilk okunmalıdır. Çünkü ailenin başlangıcı o kitaptadır. Son okunacak kitap ise 20 no'lu kitaptır. Çünkü perde o kitapta kapanmaktadır. Aradaki kitaplardan söz edecek olursak. 9,13,14 ve 17 no'lu kitaplar kesinlikle 7 no'lu kitaptan sonra okunmalıdır. Yine aynı şekilde 18 no'lu kitap 2 no'ludan sonra, 19 no'lu kitap, 15 no'ludan sonra ve 12 no'lu kitap ise 3 no'ludan sonra okunmalıdır. Ama tavsiyem yayın sırasının takip edilmesi ve yukarıda bahsettiğim kafa karıştıran rakamlarla uğraşılmamasıdır. Serinin dram yönünden en soft olanı bana göre 11 no'lu kitaptı. Dram yönünden beni en çok etkileyenler ise 7 ve 15 no'lu kitaplar oldu. Serinin bütün kitaplarını da büyük beğeniyle ve büyük keyif alarak okudum. Ama 4,7,9,13 ve15 no'lu kitaplardan biraz daha fazla etkilendiğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Kitapların genelinde olan bir özellik ilk yarılarının ikinci yarısına göre daha durağan olmalarıdır. Bu yüzden ikinci yarılarda hız kazanan dramatik olaylarla birlikte akıcılık ve sürükleyicilik müthiş denecek dereceye ulaşmaktadır. 4,7,15 ve 17 no'lu kitaplarda ise sürükleyicilik bana göre doruktaydı. Her kitabı okuduktan sonra yazdığım incelemelerde o kitapla ilgili izlenimlerimi içeren daha ayrıntılı bilgiler vermiştim. Onun için burada kitap özelliklerine daha fazla değinmeyeceğim. ​Kitaplardan bahsederken isim yazmadan sadece kitap numaralarını yazdım. Belki okurken bir çok arkadaş neden kitap isimlerini değil de kafa karıştıran numaralarla bilgi verdiğimi merak etmiştir. Mecburen numaraları yazmak zorundaydım arkadaşlar. Çünkü kitaplar farklı yayınevleri tarafından farklı isimlerle Türkçeye çevrildiği için sadece kitap numaralarını yazmayı daha uygun buldum. Aşağıya kitapların sıra numaralarını, orjinal isimlerini ve bildiğim kadarıyla Türkiye'deki baskı isimlerini yazacağım. Eğer eksik yazdığım varsa, sizlerden ricam yorum olarak yazmanızdır. O zaman ekleyebiliriz. ​ ​Bu iletiyi okuyan siz değerli arkadaşlarımdan bir ricam daha olacak. O da mutlaka bu iletinin paylaşılmasıdır. Mümkün olduğu kadar çok kişiye ulaştırabilirsek, onları hem böyle bir serinin varlığı ile ilgili bilgilendirmiş oluruz hem de Rougon-Macquart serisiyle ilgili ellerinde küçücük de olsa bir rehber olmuş olur. ​ROUGON-MACQUART SERİSİ: 1-La Fortune des Rougon - (Rougon'ların Yükselişi, Rougonların Serveti ) 2-La Curée - (Tazı Payı, Aşk Bitmesin ) 3-Le Ventre de Paris - (Paris'in Göbeği, Paris'in Karnı) 4-La Conquête de Plassans - (Plassans Papazı) 5-La Faute de l'Abbé Mouret - (Rahip Mouret'nin Günahı) 6-Son Excellence Eugène Rougon - ( Maalesef Türkçe çevirisi yok) 7-'Assommoir - (Meyhane ) 8-Une Page d'amour - (Bir Aşk Sayfası ) 9-Nana - (Nana, Paris Yaşamı ) 10-Pot-Bouille - (Apartman, Kadınlar ve Erkekler ) 11-Au Bonheur des Dames - (Kadınların Cenneti, Paris Yıldızı, Kadınların Saadeti, Kadınların Mutluluğuna ) 12-La Joie de vivre - (Yaşama Sevinci, Birleşen Ruhlar) 13-Germinal - (Germinal, Tohum Yeşerince) 14-L'Œuvre - (Eser, Başyapıt ) 15-La Terre - (Toprak) 16-Le Rêve - (Hulyâ, Rüya, Angelique'in hülyası, Angelique ) 17-La Bête humaine - (Hayvanlaşan İnsan, Yaşam ve Ölüm Arasında, İçimizdeki Hayvan ) 18- L'Argent - ( Para, Borsa ) 19-La Débâcle - ( Yıkılış ) 20-Le Docteur Pascal - (Doktor Pascal) Dileğim Türkçe baskısı henüz olmayan 6 no'lu kitabın da bir an önce Türkçeye çevrilmesidir. Aşağıya ailenin soy ağacını gösteren linki de ekliyorum. Seriyi okuyacak veya okumaya devam eden arkadaşların elinde bir rehber olacağını umarım. shoshibookblog.wordpress.com/rougon-macquart/fam...
Arkadaşlar Yordam kitabın kendi sitesinde setlerde %50, tek kitaplarda %45 indirim var. Fiyatlar çok çok uygun. İlgilenen arkadaşlar bu fırsatı değerlendirebilir. Ben değerlendirdim. İndirimde bugün son gün olabilir. Hatırlatmak istedim.
Stefan Zweig'in yaşadığı eve yaptığım ziyaret.
Merhaba arkadaşlar. Uzun bayram tatilinden yararlanarak yurtdışına bir gezi yaptım. Özellikle orta avrupa ülkelerini kapsayan gezimin en önemli kısımlarından biri Avusturya'nın Salzburg şehri ile ilgili olandı. Çünkü buraya gidiş amacım Stefan Zweig'in 20 yıl boyunca yaşadığı ve sayısız kitaplarını yazdığı bu kentteki evini görmekti. Tamamen olmasa da bu amacıma kısmi olarak ulaştım diyebilirim. Bu sırada yaşadıklarımı ve çektiğim resimleri sizlerle özellikle de ZWEİG hayranlarıyla paylaşmak istiyorum. Stefan Zweig'in 20 yıl boyunca yaşadığı ev, Salzburg'un Kapuzinerberg Tepesi denilen bol ağaçlıklı bir tepeye çıkılan yolda bulunmaktadır. Bu tepenin genel görüntüsü : hizliresim.com/NL5lXY Evin kapısının bulunduğu yola Kapuzinerberg yolu veya Kapuzinerberg Yokuşu ismi verilmektedir. Gerçekten çok dik bir yokuştur. Zweig'in kapısına ulaşıncaya kadar yaklaşık 250-300 metrelik bir yokuş vardır. Bu yokuştan bir görünüm : hizliresim.com/XbB91O Zweig'in evinin Kapuzinerberg yolu No: 5 yazan adresteki bahçe kapısı: hizliresim.com/LvpZj1 hizliresim.com/XbBEpo Benim için bahçe kapısına varmak kolaydı. Ama ondan sonrasında pek başarılı olamadım. Zaten kesinlikle evin içine kimsenin girmesine izin verilmediğini daha önce öğrenmiştim. Ama yolu bana gösteren yerel rehber bazen bahçeye girilmesine izin verdiklerini söylemişti. Ben de bu ümitle bahçede çalışan görevliyle diyaloğa geçtim. Kendimi tanıttım. Binlerce km uzaktan geldiğimi söyledim ve hiç olmazsa bahçeye girerek evin bir kaç resmini çekmeme izin vermesini istedim. Ama maalesef ne yaptıysam hayır cevabını aldım. Ben de ancak çok sık ve büyük ağaçlarla kaplı bahçe dışından sarı ve beyaz boyalı iki katlı evin görünebildiği kadar olan kısmının resmini çekmekle yetinmek zorunda kaldım. hizliresim.com/LvpZWJ Ağaçlıklar arasından güneşin aydınlığının vurduğu bina resimlerde çok net çıkmasa da orada çıplak gözle daha rahat görülebiliyordu. Daha sonra o kısımdan Salzburg'un ve içinden geçen Salzach nehrinin görüntülerinin resmini çektim. hizliresim.com/bvlkoY Kapuzinerberg yoluna devam ettim. 5 no'lu kapının yolun devamından görünümü. hizliresim.com/odA0o2 Evet, Stefan Zweig'in evini çok detaylı bir şekilde göremesem de en azından yazarın 20 yıl boyunca kitaplarını nasıl bir ortamda yazdığını gördüm. Oranın havasın soludum. Zweig'in defalarca inip çıktığı yokuşu ben de inip çıktım. Her ne kadar 1920'lerin 1930'ların Salzburg'undan farklı görünümler olma ihtimali yüksek olsa da, şehrin ve nehrin bugünkü manzarasını Zweig'in izlediği gibi seyrettim. Bütün bunları da büyük bir duygusallık içerisinde yaşadım. Sonuçta tamamen olmasa da amacıma ulaşmış oldum. Bundan sonra Zweig'in kitaplarını okurken başka türlü bir ruh hali içinde olacağım kesindir. Çünkü okuduğum her satırda, Kapuzinerberg yolu 5 numaralı o kapı, o bahçe ve o ev hep gözlerimin önünde olacak. Bir Stefan Zweig hayranı olarak benim için önemli olan bu yaşadıklarımı sizlerle de paylaşmak istedim. Sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim.
Kızılderililer kitabı hakkında.
Arkadaşlar şu andan itibaren elimdeki okuduğum ''Kızılderililer'' isimli kitapla ilgili başka alıntı paylaşmamaya karar verdim. Okumayı da bir süreliğine bırakıyorum. Sebep ise bu güne kadar okuduğum kitaplarda anlatılan vahşetleri okudum ama, bu kitapta gerçekten yaşandığı söylenen vahşetler okunacak gibi değil. Okumak bile yürek istiyor.Kitabı okuyup bitirebilirsem inceleme yazacağım.
2018 yılının öncelikle tüm arkadaşlarıma,ülkemize ve tüm insanlığa barış,huzur ve mutluluk getirmesini ve insanlığın çektiği tüm acılara son vermesini diliyorum. Bu gece nedense eski o güzel PTT (pijama, terlik,televizyon ) yılbaşı gecelerimiz aklıma geldi. Ve yine öyle takılmak istedim. 1990 yılbaşına gittim. O günlerde ne kadar gençmişiz ve sanatçılarımız da ne kadar gençmiş. Tabii ki sitemizdeki bir çok arkadışımız o yılları ya hatırlamayacak kadar küçük yaşlardaydı ya da henüz doğmamıştı. Bu yüzden o dönemdeki sanatçıları tanımalarını beklemiyorum. Ama bizim kuşak için özellikle bir kısmı bugün için hayatta olmayan sanatçıları hatırlamak ve o günleri nostaljik olarak yad etmek isteyenler için, ayrıca bizlerden çok genç yaşlarda olanlar için de ilgilerini çekerse diye linki veriyorum. Herkese tekrar mutlu yıllar diliyorum. youtube.com/watch?v=__3PzQBj6fA
;