Mehmet Y.'in Kapak Resmi
Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
18 Tem 18:14 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ali onbaşı bir şimşek hızıyla düşündü
Ve şu türküyü duydu:

Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket, bizim.

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benziyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu dâvet bizim....

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim...

Kuvâyi Milliye, Nazım Hikmet Ran (Sayfa 90 - YKY)Kuvâyi Milliye, Nazım Hikmet Ran (Sayfa 90 - YKY)
Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
18 Tem 15:42 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Topraktan öğrenip
kitapsız bilendir.
Hoca Nasreddin gibi ağlayan
Bayburtlu Zihni gibi gülendir.
Ferhad'dır
Kerem'dir
ve Keloğlan'dır.
Yol görünür onun garip serine,
analar, babalar umudu keser,
kahbe felek ona eder oyunu.
Çarşambayı sel alır,
bir yâr sever
el alır,
kanadı kırılır
çöllerde kalır,
ölmeden mezara koyarlar onu.
O, Yûnusû biçâredir
baştan ayağa yâredir...

Kuvâyi Milliye, Nazım Hikmet Ran (Sayfa 48 - YKY)Kuvâyi Milliye, Nazım Hikmet Ran (Sayfa 48 - YKY)
Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
18 Tem 12:57 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ateşi ve ihaneti gördük.
Murat Nehri, Canik Dağları ve Fırat,
Yeşilırmak, Kızılırmak.....
.......

'Karayılan der ki: Harbe oturak,
Kilis yollarından kelle getirek,
nerde düşman varsa orda bitirek,
vurun ha yiğitler, namus günüdür...'

Ve biz de bunu böylece duyduk
ve çetesinin başında yıllarca namı yürüyen
Karayılan'ı
Ve Anteplileri
Ve Antep'i
aynen duyup işittiğimiz gibi
destanımızın birinci babına koyduk.

Kuvâyi Milliye, Nazım Hikmet Ran (Sayfa 20 - YKY)Kuvâyi Milliye, Nazım Hikmet Ran (Sayfa 20 - YKY)
Mehmet Y. tekrar paylaştı. 16 Tem 23:24

Allah'ın adil ol emriyle liderinin taraf ol emri arasında kaldığında tereddütsüz ikinciyi tercih edenlerin ilahı sahiden de Allah mıdır?

Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
16 Tem 23:22 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ne günden ne geceden iz kaldı;
Sanki deniz mi kaldı bir yerlerde?
Tekne gider gitmesine, ama ilerde
Sadece sönmüş yıldızlar vardı...

Yolculuk Şiirleri, Hilmi Yavuz (Sayfa 29 - Can)Yolculuk Şiirleri, Hilmi Yavuz (Sayfa 29 - Can)
Mehmet Y. tekrar paylaştı. 16 Tem 00:15
Mehmet Y., Cengiz Han'a Küsen Bulut'u inceledi.
 10 Oca 10:07 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Buradaki 1000. kitabım.
Beni anlatan bir roman varsa işte o Cengiz Han'a Küsen Bulut'tur. Çünkü ben de coğrafya öğretmeni Abutalip Kuttubayev'im; onun kadar mazlum onun kadar kırgınım...

Cengiz Han'a Küsen Bulut, Gün Olur Asra Bedel'in uzantısıdır. Orada akıbetini bilemediğimiz öğretmen Abutalip Kuttubayev'in hikayesini Cengiz Han'a Küsen Bulut'ta görüyoruz. Ben Cengiz Han'a Küsen Bulut'u yıllar önce okumuştum. Bir de geçen yaz tekrar okudum; ikincisi çok daha manidardı.

Ayrıca bu sitede okuduğumu beyan ettiğim 1000. kitap olmasını özellikle ayarladım.

Büyük Aytmatov, totaliter sistemleri haklı olarak yerin dibine sokarken ustalığını konuşturmuştur. Şahane bir sistem eleştirisidir. Gün Olur Asra Bedel'den sonra mutlaka okunmalı çünkü bir insan hakları beyannamesi adeta...

- İpucu içerir -

Mesleğinde terfi etmek için kendine vazife arayan KGB ajanı 'akdoğan bakışlı' Tansıkbayev aradığı kurbanı Sarı Özek'te bulur. Öğretmen Kuttubayev'i uydurduğu bir terör örgütüne üye olmakla suçlar ve tutuklar. Çünkü totaliter sistemlerde devlet bir sobadır, o ateş sürekli yanmalıdır ve odunlar da insandır. Kuttubayev, Kırgız halk destan ve masallarını derlemektedir. Orada geçen efsanelerden biri de Batı seferi sırasında Cengiz Han'ın üstünden hiç ayrılmayan ama diktatör Han'ın verdiği insanlık dışı bir ceza sonucu onu terk eden bulut efsanesidir.

Mehmet Y. tekrar paylaştı. 13 Tem 16:06
Mehmet Y., Beyaz Gemi'yi inceledi.
30 Nis 00:18 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Beyaz Gemi’yi bir de bu yorumdan sonra düşününüz…

Eser, bir semboller şaheseridir. Bu nedenle evet, bir görünen tarafı ve anlatımı vardır ama bir de semboller üzerine kurulmuş bir iç anlatımı vardır. Bu yazım şekli Aytmatov’un dehasını ve ustalığını gösterir.

Nitekim diktatörlüklerde, baskıcı sistemlerde insanlar fikirlerini açıkça dile getiremedikleri için hep semboller kullanırlar. Bu bazen bir türkü olur bazen bir destan bazense bir tek kelime.

Buna göre bir kere romanın adı bile bir mesaj taşır. Nedir? Ak Keme/Beyaz Gemi. Beyaz, özgürlüğün rengidir. Beyaz Gemi’nin yazıldığı devlet ise her şeyin kızıl olduğu, bir totaliter sistemdedir. Ayrıca gemi ve göl kavramları ‘gidebilmeyi, sonsuzluğu’ çağrıştırır.

Çocuğun adı yoktur. Çocuk, çocuktur. Bu anlamda hepimiz birer çocuk olabiliriz. Baskıcı rejimlerin ezip geçtiği, bir sayıdan ibaret gördüğü insanlardır çocuk. Nitekim Aytmatov yıllar sonra bir konferansında kendisini büyük bir ilgiyle dinleyen bir gencin söz alarak, ‘Beyaz Gemi’deki çocuk benim’ dediğini anlatır ve ekler, ‘Evet oydu ve hatta sadece o değildi…’

Romanın kötü kişisi Oruzkul’dur. Bu isim Kırgız Türklerinde kullanılmaz. Manası Rus’un kuludur. Yani Rus’a kul olan… Aytmatov, totaliter bir rejimde açıkça yazamayacağı bir şeyi böyle ifade etmiştir. Ruslara kul olan tipler Orozkul gibilerdir. Sarhoş, rüşvetçi, kötü kalpli, milli ve manevi değerleri olmayan, kaypak kişiler. Hatta şu mesajı da verir. Orozkul’un çocuğu olmaz, yani soyu kesiktir. Yani, komünist sistemin de evladı olmayacak, tükenecek.

Mümin Dede ise Kırgız halkını temsil eder. İsimler tesadüf değildir. Mümin, inanan, inançlı demektir. Mümin Dede de, inançlı ve iyi bir insandır. Lakin güçsüzdür, değer görmez ve pasif iyidir. Bu nedenle Orozkul’un tahakkümünden kurtulamaz. Ancak torunuyla arasında bir kültür aktarımı vardır.

Isık Göl’ü gördüm ben. Öyle küçük bir göl değil; bilakis bizim Marmara Denizinin yarısı kadar bir göl. Karşı kıyısının görülmediği yerleri çok. Kırgızlar için bir deniz adeta. İşte oradaki baba motifi de beklenen bir kahramanı işaret ediyor. Umudun ona bağlandığı ama aslında var olup olmadığını bilinmediği bir kahraman.

En nihayetinde, ‘Onun iki masalı vardı. Biri kendisinindi ve başka kimse bilmezdi. Ötekini ise dedesi anlatmıştı ona. Sonra ikisi de yok olup gitti. Şimdi biz bunlardan söz edeceğiz.’ diye başlıyordu kitap.

Dediğim gibi bizzat Isık Göl'e gidip, romanın geçtiği yerleri gördüm. Gözlerim göldeki Beyaz Gemi'yi ve o isimsiz çocuğu aradı. Efsanelerle sarılmış, mükemmel bir dönem eleştirisi.

Yaşasın çocuk...

Mehmet Y. tekrar paylaştı. 13 Tem 16:06
Mehmet Y., Beyaz Kale'yi inceledi.
 11 Tem 17:36 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Beyaz Kale'yi ilk defa 2000 yılında okumuştum. Zihnimde pek de yer edinen bir roman olmamıştı; kitabı beğenmediğimi ve oryantalist bulduğumu hatırlıyorum. Aradan geçen uzun yıllar kitabı değil ama beni değiştirmiş durumda. Çünkü bugün tekrar okuduğum Beyaz Kale için oryantalist demeyeceğim gibi, çok iyi bir postmodern roman diyebilirim. Demek ki, bazı kitapları farklı zamanlarda okumak gerekiyor; beğenilerimiz, dünya görüşümü, kitap kültürümüz değişebiliyor. Zira tam tersi durumlar da yaşanıyor; yıllar önce çok beğendiğim bir romanı tekrar okuyunca, 'bunun nesini beğenmişim?' hissine kapılabiliyorum.

Orhan Pamuk, Beyaz Kale'de 17. yüzyıl İstanbul'una gidiyor. Sunuşta da belirttiği gibi tarihi hadise ve kişileri iç içe geçiren bir anlatımı var, yani tarihi arka planı olan ama tarihi gerçekliği olmayan bir roman. Doğu ile Batı, Doğulu ile Batılı kavramlarını postmodern bir üslupla anlatmış. Sonuçta kim köle, kim Hoca? Niye benim ben?

Mehmet Y., Malazgirt 1071'i inceledi.
 12 Tem 15:58 · Kitabı okudu · 1 günde · 8/10 puan

Türk tarihinin belki de en önemli hadiselerinden biri olan Malazgirt Meydan Muharebesini öncesi, anı ve sonrasıyla inceleyen ve bunu yaparken rivayetler üzerinden degil tarihi belgeler üzerinden giden bir eser. Malazgirt'in bütün detaylarını öğrenebiliyoruz. Mesela, Ordular kaçar kişilikti? Malazgirt'te Kürtler de var mıydı? Taraf değiştiren Avrupalı Türkler oldu mu? Osmanlı kaynaklarında Malazgirt'ten söz ediliyor mu? 1071 ne zaman önensenmeye başlandı? Türkler Anadolu'ya daha evvel geldi mi? Selçukluların İslam tarihindeki önemi neydi? gibi soruların cevaplarını da...

Okunması kolay, güzel bir eserdi. Şehzade Elbasan'ın hikayesi ise ayrıca ilgimi çekti.

Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
12 Tem 15:39 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Selçuklular.... Müslüman topluma yapmış oldukları Türk aşısı ile İslam tarihinin yeni bir evreye girmesine zemin hazırlamışlardır.

Malazgirt 1071, Mustafa Alican (Sayfa 192 - Kronik)Malazgirt 1071, Mustafa Alican (Sayfa 192 - Kronik)
Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
12 Tem 10:55 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Dinimizden olmayanların idaresinde bugüne kadar aynı dinden olduğumuz İtalyanlardan gördüğümüz zararın zerresini dahi görmedik. Önümüzdeki büyük tehlikeyi fark ederek İtalyanların yerine Türklerin egemenliğini tercih etmemiz gerektiğini belirtmek isterim. Tanrının buna razı olacağına inanıyorum.

Bulgaristan metropoliti Mihail - 12.yüzyıl

Malazgirt 1071, Mustafa Alican (Sayfa 45 - Kronik)Malazgirt 1071, Mustafa Alican (Sayfa 45 - Kronik)