Mehmet Y.'in Kapak Resmi
Mehmet Y., Amok Koşucusu'yu inceledi.
22 Şub 21:05 · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Amok Koşucusu, Zweig'ın okuduğum ikinci kitabı. İlki Satranç'tı. Okurken beğendiğimi hatırlıyorum ama Satranç bende çok derin izler bırakmadı. Bu anlamda Amok Koşucusu'nun daha etkileyici bir kitap olduğunu ifade etmem gerekir.

Zweig'ın bir tür serdengeçme, delilenme hali olan Amok Koşculuğu üzerinden ele aldığı hikayesi sıra dışı bir aşk, tutku, vicdan, melankoli duygularını işliyor. Doktorun ruh hali iyi değil, bu kesin ama zaten onun hayatın akışı içinde bir Amok Koşucusu olduğunu hissedebiliyoruz. Çevresine zarar vermektense kendine zarar vermeyi tercih edebilecek kadar özgün bir koşucu üstelik.

Hacimce ince bir kitap olmasına rağmen psikolojik yansımaların iyi kullanıldığı, etkileyici bir hikayeydi.

Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
20 Şub 23:29

Azadlıgı istemirem, zerre zerre, gram gram
Kolumdaki zencirleri gıram gerek, gıram, gıram

Azadlıgı isteyirem, bir heb kimi, derman kimi
Sema kimi, güneş kimi, cihan kimi!

Çekil, çekil ey gespkâr
Men bu yurdun öz sesiyem,
Lazım degil sıska bulag
Men ummanlar teknesiyem…

Seçilmiş Eserleri, Halil Rıza UlutürkSeçilmiş Eserleri, Halil Rıza Ulutürk
Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
20 Şub 23:27 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Sanki karşıda Kırım’ı görecekmişim gibi hissettim. Yıllar sonra bizim denizimizi görmüştüm! Ayşe’yle çocukken Karadeniz’e öyle derdik; bizim denizimiz.

Tuna'nın Türküsü, Mehmet Yılmaz (Roza Yayınevi)Tuna'nın Türküsü, Mehmet Yılmaz (Roza Yayınevi)
Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
20 Şub 23:11 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Cengiz Aytmatov’un Beyaz Gemi’sini okuyup da gözleri yaşarmayan, romanın kahramanı o adsız çocuğun peşi sıra Issık-Göl’e doğru hüzünlü bir yolculuğa çıkmayan var mıdır?

Günlük Güneşlik Şarkılar, Ali Çolak (Ötüken)Günlük Güneşlik Şarkılar, Ali Çolak (Ötüken)
Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
20 Şub 23:10 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

At, hayvan zarfı içinde, hayvandan başka bir şeydir.

At'a Senfoni, Necip Fazıl Kısakürek (Büyük Doğu)At'a Senfoni, Necip Fazıl Kısakürek (Büyük Doğu)
Mehmet Y., Masumiyet Müzesi'ni inceledi.
 20 Şub 15:13 · Kitabı okudu · 6 günde · 9/10 puan

Günlerce süren bir okuma serüvenine sebep olan, oldukça hacimli bir eseri öyle birkaç satırla geçiştirebileceğimi hiç sanmıyorum. Bazı eksiklerine –hatta fazlalarına bile diyebilirim- rağmen çok iyi bir roman Masumiyet Müzesi. Eğer İstanbul’da yaşıyor olsaydım ilk iş hemen müzeye giderdim. Onun yerine internette hem müze hem de kitap için yazılmış sayfalar aradım; yorumları okudum.

Kitap biteli yarım saat kadar oldu ve okurkenki son bir saatinde mideme çöküveren o ağırlık, kalbime bulaşan o sızı devam ediyor. Etkilendim mi? Evet. Füsun ismi içimde bir yaraya dönüştü mü? Evet…

Kitabın sonlarında, ‘Yalnızca âşıkların değil, bütün bir alemin, yani İstanbul’un hikâyesi olduğunu da anlayacaklardır’ demiş Pamuk. Evet, bu roman sadece bir aşk romanı değil bir İstanbul merkezli eskilerin Türkiye’sinin de romanıdır.

Eserin olumsuz taraflarından en önemlisi haddini aşan sevişme sahneleriydi. Neden olumsuzdu? Ahlaken mi? Pek değil. Zira Kemal’in aşkının dibacesi cinsellik olarak görülüyor. Buna rağmen sekiz sene boyunca o hissiyatını, dürtüsünü frenleyerek o eve gidip gelebilmesidir bana saçma görünen. Bu benim fikrim tabii; yoksa Kemal’in yaşadığı şeyin bir aşktan öte bir saplantı, tutkunluk olduğunu da söyleyebiliriz. Gerçi o zaman bu fikrim yine değişmeyecektir, ayrı mesele. Aşk o mudur derseniz, aşk izafidir demek isterim. Binlerce tarifi, tezahürü vardır. Bu da onlardan biridir.

Okurken gerçekten sabırlı olmanız gerekiyor. Fakat bu, anlatımın tıkanmasıyla ilgili değil bence; hacmin fazlalığından. Yoksa kendi okutan bir roman.

Bendenize ait olan bir uzun hikâye var; Bir Gün. Ben de orada sadece 80-90 sayfada Yavuz ile Tuğçe’nin aşklarını anlatmıştım. Yavuz da, Kemal gibiydi biraz. Yani hastaydı. Çünkü aşk bir hastalık halidir.

Pamuk’un aşkın hallerini verişini sevdim. Gel gitler, duygu evrilmeleri, vaz geçemeyiş, gururunu hiçe sayması, mazeretler üretme, kıskanma, bekleme, hayal kurma, kalp ağrıları, bakışlar, dokunuşlar… Her ayrıntıyı günbegün hatırlaması… Çok başarılıydı bence. Çok beğendim.

Benim uzun hikayemde de Yavuz, Tuğçe’den bir iz taşıdığını düşündüğü sinema bileti, aldıkları kitabın ya da yedikleri yemeğin fişi, verdiği çiçek gibi somut şeyleri saklıyordu. Yürüdüğü sokakları, bindiği minibüsü, girdiği kitapçıyı adeta kutsallaştırıyordu. Tabii Masumiyet Müzesinde bu durum çok daha bariz ve çokça var. Bu nedenle Kemal’in yaptığı şeyi çok iyi anlayabiliyorum. Aşka dairdir bunlar. Aşk semboller, kutsallar, şifreler üretebilir. Bu anlamda eksik olduğunu düşündüğüm bir şey de Kemal'le Füsun'un sadece ikisinin bildiği ortak bir şarkıları da olabilirdi. Unutamam Seni, mesela...

Zengin oğlan fakir kız klişesi gibi görünse de durum hiç öyle değil. Tamam, Yeşilçam melodramlarını andırıyor mu? Andırıyor ve aslında belki, tam da o yüzden bu kadar kalbimize işledi bu hüzzam aşk romanı.

Kurgu olduğunu bile bile değilmiş, gerçekmiş gibi hissetmemize de bu duygu sebep oldu belki de…

Velhasıl, okumakta çok geç kaldığım romanlardan biri de Masumiyet Müzesi’ymiş.

Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
 20 Şub 13:59 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Ben de bir kadını saçlarını, mendillerini, tokalarını, bütün eşyalarını saklayacak, onlarla yıllarca teselli arayacak kadar çok sevdim...

Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk (Sayfa 567 - İletişim)Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk (Sayfa 567 - İletişim)

Tüyap Kitap Fuarı - Samsun
Karadeniz TÜYAP Kitap Fuarı salı günü başlıyor. Bu sene 3.sü düzenlenecek. Büyük bir heyecan içindeyim. Kitap fuarı bizim kitap okurluğumuzun zirvesidir. Önüm, arkam, sağım, solum kitap...

İnşallah tam mesai orada olmayı tasarlıyorum. 21-26 Şubat, kitap bayramı demek...

Tabiri caizse, kitap fuarı kitapseverler için bir futbolseverin Dünya Kupası gibidir. :)

Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
16 Şub 23:11 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Türküler daha bir anlamlıydı benim için. Sevda türkülerini dinlerken dünyalara sığmıyordum. Bağlamama daha bir tutulmuştum. Romanlar, hikâyeler okurken sanki onu okuyordum. Her şeyde onu buluyordum.

Bütün güzel şiirler ona yazılmıştı sanki. Bense ona dünyanın en güzel şiirini yazmak istiyordum. Ve tabii yazamıyordum. Şiir, aşka çıkıyordu benim için...

Bir Gün, Mehmet Yılmaz (Roza Yayınevi)Bir Gün, Mehmet Yılmaz (Roza Yayınevi)
Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
16 Şub 23:07 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Her güne ertesi günün daha iyi olacağını, birazcık olsun unutmuş olacağımı umarak başlıyor, ama ertesi gün karnımdaki ağrıların hiç değişmediğini, acının sürekli yanan kuvvetli bir kara lamba gibi içimi karartmaya devam ettiğini hissediyordum.

Masumiyet Müzesi, Orhan PamukMasumiyet Müzesi, Orhan Pamuk
Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
16 Şub 23:02 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Ancak iyilik yapmam gerekiyordu. Bu kirli ortamda, bu cehennemde bir iyilik! Tanrı iyilik yapmamızı emrediyordu. Türklere can borcum vardı benim. Mutlaka bir şey yapmalıydım.

Tuna'nın Türküsü, Mehmet Yılmaz (Roza Yayınevi)Tuna'nın Türküsü, Mehmet Yılmaz (Roza Yayınevi)
Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
16 Şub 22:58 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

İşte biz böyle harb ettik. Bir çoğumuz öldü. Ovalarda, dağ eteklerinde, ıssız çöllerde, yurttan uzaklarda, çok uzaklarda, taşsız, mezarsız unutuldular. Birçoğumuz yaralı, hasta, ayaksız, kolsuz, yarım vücutla yabancı memleketlerde sürünerek ulu Tanrı'dan imdat bekliyoruz.

Yurtta kalmış yavrularımızı, ak sakallı babalarımızı, analarımızı, kızlarımızı Kızıllar hayvan vagonlarına doldurarak uzak, vahşi Sibirya ormanlarına sürüyorlar. Bir millet düşman kamçısı altında 'Vatan! Vatan' diye inleyerek mahvoluyor.

Korkunç Yıllar, Cengiz DağcıKorkunç Yıllar, Cengiz Dağcı