Mehmet Y.'in Kapak Resmi
Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
Dün 00:15 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Hem anne tarafından hem de baba tarafından Atatürk’ümüzün soyu devam etmektedir. Ben, ‘Atatürk’ün Saklanan Şeceresi’ isimli eserimde baba tarafından 184, anne tarafından da 107 isim tespit ettim. Bunların bir kısmı halen hayattadırlar. Mesela Emine Halası, 1923’te Zübeyde Hanım’dan yaklaşık 3 ay sonra vefat etmiştir. Atatürk onunla daima görüşmüştür. Hatta maaşından her ay Emine Halasına düzenli olarak yardım yapmıştır. Özellikle Hasan Dayısı’nın oğlu Abdurrahman Aldırma’nın çocukları İskenderun, Osmaniye ve Hatay Döryol’da yaşamaktadırlar. Yine Dayısı Hasan Ağa’nın kızı Hatice Sümer’in çocukları Bursa’da ve İstanbul’da yaşamaktadırlar. Baba soyu Atatürk’ün büyük amcası Kızıl Hafız Mehmet Efendi’nin oğlu Salih (Erbatur) Efendi’den ve büyük halası Nimeti Hanım’dan devam etmektedir. Bunların çocukları ile bizlerin yaşadığı gibi akrabalık ilişkileri yaşamışlardır. Mesela Atatürk, Salih Efendi’nin eşi Müberra Hanım’a ‘yenge’ diye hitap etmiştir ve devamlı olarak görüşmüşlerdir. Bunların kızı Vüsat Erbatur’un kızını Atatürk evlendirmiştir. Yine Salih Efendi ile Müberra Hanım’ın en küçük oğulları Necati’nin nişan merasimi, Dolmabahçe’de, Atatürk’ün de katıldığı bir törenle gerçekleşmiştir.

Dr. Ali Güler

Türklerin Serüveni, Cansu Canan Özgen (Kronik Kitap)Türklerin Serüveni, Cansu Canan Özgen (Kronik Kitap)
Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
Dün 00:09 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Türkler ne kılıç zoruyla Müslüman oldular ne de bir sabah kalkıp, bir anda topluca Müslüman oldular. Bu uzun bir süreçtir.

Türklerin Serüveni, Cansu Canan Özgen (Kronik Kitap)Türklerin Serüveni, Cansu Canan Özgen (Kronik Kitap)
Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
Dün 00:08 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Orhun Abideleri yazılırken Fransız devleti henüz kurulmamıştı bile! Halbuki o yıllarda Türklerin bir devleti vardı; üstelik model bir devletti.

Ahmet Taşağıl

Türklerin Serüveni, Cansu Canan Özgen (Kronik Kitap)Türklerin Serüveni, Cansu Canan Özgen (Kronik Kitap)
Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
12 Kas 14:37 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Lâ erhame beyne'l mülük ( Hükümdarlar arasında merhamet olmaz)

Cem Sultan, Muammer Yılmaz (Sayfa 113 - Ötüken)Cem Sultan, Muammer Yılmaz (Sayfa 113 - Ötüken)
Mehmet Y., “Bi Futbolcu Olursak...”'ı inceledi.
11 Kas 15:50 · Kitabı okudu · 5 günde · Puan vermedi

Futbolcu olanlar, olmak isteyenler ve olamayanlar üzerine kurgulanmış, bir spor sosyolojisi tezine dayanan ilginç bir kitaptı.

Futbolcu olmanın zorluğunu, yansımalarını, kapitalizmin baskısını, futbolcu ve aday psikolojisini, çevre şartlarını, örnekler ve bire bir görüşmeler üzerinden anlatıyor.

Mehmet Y. tekrar paylaştı. 06 Kas 21:14
Mehmet Y., 2001 Eski Türkiye'nin Son Yılı'ı inceledi.
04 Tem 14:21 · Kitabı okudu · 6 günde · 9/10 puan

Gazeteci ve televizyoncu Mirgün Cabas, 2001 yılındaki 30 farklı olay/gelişmeden yola çıkarak, röportaj ve yorumlarla desteklediği kitabında, ‘bugüne nasıl geldik?’ sorusunun cevabını aramış.

2001 yılında ben 22 yaşımdaydım ve öğretmenlikteki ilk ve ikinci senemdi. Bu nedenle bahsedilen mevzuların hemen hepsini biliyor ve hatırlıyorum. Dolayısıyla benim için okunması kolay hatta nostalji hissi veren bir eser oldu. Ancak yine benim adıma şöyle bir durum var. Tıpkı Aslı Erdoğan'ın bir romanının giriş cümlesinde dediği gibi hissettim; 'Bazen insana hiçbir şey hatırlamak kadar acı veremez, özellikle de mutluluğu hatırlamak kadar...’ :(

Kuruluşunda ve ilk iktidar yıllarında demokrasi, AB, çoğulculuk gibi mesajlar veren ve artık o kolektifliğini çoktan bırakıp tek adam partisine dönerek, partililikten çıkmış olan AKP’nin iktidarından bir yıl önceki Türkiye’yi anlatıyor.

Kitaptaki ifadeyle söylersek, Evet, eski Türkiye öyle pek matah bir yer değildi ama pek çok konuda yenisinden daha kötü değildi. Özellikle demokratik hakların ve basın özgürlüğünün durumu eskisinden çok daha kötü. Toplum siyaseten neredeyse ikiye bölünmüş durumda. Ekonomik bir ferahlama var ama bu beraberinde özgürlüklerin kısıtlanması manasına da geliyor.

Şöyle diyeyim, eski Türkiye’de olsa ben muhalif görüşler içerebilecek olan bu yazıyı çok daha uzun yazabilirdim ancak şu an başta bitmek bilmeyen ve yurt sathına yayılan OHAL olmak üzere pek çok nedenden ötürü, ‘Acaba biraz daha yazsam mı?’ diye endişe eder durumdayım. Çünkü hepimiz risk ve tehdit altındayız…

Konuyu Zweig’ın Vicdan Zorbalığa Karşı kitabından iki alıntıyla bitireyim;
…kitleler tarafından ilahlaştırılmak için geçmişte mağduriyete uğramış olmak gerekir, bir halk liderinin nefret edilen bir sistem tarafından zulüm görmüş olması, sonraki dönemlerde büyük kitlesel başarılarının ön koşulu sayılır.

…Bir halkın, diktatörlüğün sağladığı, sıkı disiplin ve artan ortak vurucu güç
gibi geçici avantajların bedelinin daima bireyin kişisel haklarıyla ödendiğinin
ve her yeni kanunun, kaçınılmaz olarak eski bir özgürlüğe mal olduğunun
farkına varması çoğunlukla zaman alırdı.

Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
29 Eki 12:34 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Cumhuriyet
Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti, Türklüğün yeniden var olma, esareti kırma ve tarihe karşı dik durma mücadelesinin sembolüdür.

Türklerin Serüveni, Cansu Canan Özgen (Sayfa 217 - Kronik Kitap)Türklerin Serüveni, Cansu Canan Özgen (Sayfa 217 - Kronik Kitap)
Mehmet Y. tekrar paylaştı. 28 Eki 07:14
Mehmet Y., Beyaz Gemi'yi inceledi.
30 Nis 00:18 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Beyaz Gemi’yi bir de bu yorumdan sonra düşününüz…

Eser, bir semboller şaheseridir. Bu nedenle evet, bir görünen tarafı ve anlatımı vardır ama bir de semboller üzerine kurulmuş bir iç anlatımı vardır. Bu yazım şekli Aytmatov’un dehasını ve ustalığını gösterir.

Nitekim diktatörlüklerde, baskıcı sistemlerde insanlar fikirlerini açıkça dile getiremedikleri için hep semboller kullanırlar. Bu bazen bir türkü olur bazen bir destan bazense bir tek kelime.

Buna göre bir kere romanın adı bile bir mesaj taşır. Nedir? Ak Keme/Beyaz Gemi. Beyaz, özgürlüğün rengidir. Beyaz Gemi’nin yazıldığı devlet ise her şeyin kızıl olduğu, bir totaliter sistemdedir. Ayrıca gemi ve göl kavramları ‘gidebilmeyi, sonsuzluğu’ çağrıştırır.

Çocuğun adı yoktur. Çocuk, çocuktur. Bu anlamda hepimiz birer çocuk olabiliriz. Baskıcı rejimlerin ezip geçtiği, bir sayıdan ibaret gördüğü insanlardır çocuk. Nitekim Aytmatov yıllar sonra bir konferansında kendisini büyük bir ilgiyle dinleyen bir gencin söz alarak, ‘Beyaz Gemi’deki çocuk benim’ dediğini anlatır ve ekler, ‘Evet oydu ve hatta sadece o değildi…’

Romanın kötü kişisi Oruzkul’dur. Bu isim Kırgız Türklerinde kullanılmaz. Manası Rus’un kuludur. Yani Rus’a kul olan… Aytmatov, totaliter bir rejimde açıkça yazamayacağı bir şeyi böyle ifade etmiştir. Ruslara kul olan tipler Orozkul gibilerdir. Sarhoş, rüşvetçi, kötü kalpli, milli ve manevi değerleri olmayan, kaypak kişiler. Hatta şu mesajı da verir. Orozkul’un çocuğu olmaz, yani soyu kesiktir. Yani, komünist sistemin de evladı olmayacak, tükenecek.

Mümin Dede ise Kırgız halkını temsil eder. İsimler tesadüf değildir. Mümin, inanan, inançlı demektir. Mümin Dede de, inançlı ve iyi bir insandır. Lakin güçsüzdür, değer görmez ve pasif iyidir. Bu nedenle Orozkul’un tahakkümünden kurtulamaz. Ancak torunuyla arasında bir kültür aktarımı vardır.

Isık Göl’ü gördüm ben. Öyle küçük bir göl değil; bilakis bizim Marmara Denizinin yarısı kadar bir göl. Karşı kıyısının görülmediği yerleri çok. Kırgızlar için bir deniz adeta. İşte oradaki baba motifi de beklenen bir kahramanı işaret ediyor. Umudun ona bağlandığı ama aslında var olup olmadığını bilinmediği bir kahraman.

En nihayetinde, ‘Onun iki masalı vardı. Biri kendisinindi ve başka kimse bilmezdi. Ötekini ise dedesi anlatmıştı ona. Sonra ikisi de yok olup gitti. Şimdi biz bunlardan söz edeceğiz.’ diye başlıyordu kitap.

Dediğim gibi bizzat Isık Göl'e gidip, romanın geçtiği yerleri gördüm. Gözlerim göldeki Beyaz Gemi'yi ve o isimsiz çocuğu aradı. Efsanelerle sarılmış, mükemmel bir dönem eleştirisi.

Yaşasın çocuk...

Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
26 Eki 23:41 · Kitabı okudu · Puan vermedi

1926 yılına kadar Ruslar, Kazaklara Kırgız, gerçek Kırgızlara da Kara Kırgız derlerdi.... Dönemin en önemli Rus tarihçileri, Levşin, Karamzin gibi isimler Kırgız - Kazak ayrımını yapamamıştır.

Gökbörü’nün İzinde, Ahmet Taşağıl (Sayfa 26 - Kronik Kitap)Gökbörü’nün İzinde, Ahmet Taşağıl (Sayfa 26 - Kronik Kitap)
Mehmet Y. tekrar paylaştı. 23 Eki 21:23
Kayra bozboğa, bir alıntı ekledi.
23 Eki 21:22 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Gözlerimi kapayabilir, kulaklarımı tıkayabilir, ama düşünmeden edemezdim.

Toprak Ana, Cengiz Aytmatov (Sayfa 41)Toprak Ana, Cengiz Aytmatov (Sayfa 41)