Herkese merhaba...
Dokuz yılı aşkın bir süredir 1000Kitap'ta bulunan ve çokça okuyup paylaşan birisi olarak, tam da böylesi bir kitap ortamında şu paylaşımı yapmam gerektiği kanısına vardım.
Bazen soranlar oluyor. Evet, bu yazar benim 1000kitap.com/yazar/mehmet-yi...
Yani, burada önce bir okur ama aynı zamanda bir yazar olarak da bulunuyorum.
Bunlar benim piyasada bulunan kitaplarım. Dört roman, iki Samsunspor, bir MilliTakım, bir Aytmatov ve bir de Samsun şehir kitabı. Bütün internet kitap sitelerinden, Samsun'da Eflatun Kitap'tan alabilirsiniz. İmzalı almak isteyenler ise bana ulaşabilirler.
Kitaplarla ve sağlıcakla kalın...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Öyle bir kitap okudum ki, çok duygulandım ve heyecanlandım. Çünkü binlerce kitap okumuş birisi olarak benim için en özel isim Cengiz Aytmatov’dur. O, 10 Haziran 2008'de vefat etti. O süreçte Türkiye Türkçesine çevrilmiş pek çok eseri vardı. Ancak vefatından sonra da bazı eserleri Türkiye Türkçesine çevrildi ve her seferinde ben büyük bir heyecan duydum. 2017'de Baydamtal Irmağı'nda Türkiye Türkçesine çevrilmişti. Ardından 2023’te Bulgar Kızı-Talas’ın Kıyısında gibi eserleri yine Türkiye Türkçesine çevrildi. Biz bitti zannediyorduk fakat bitmemiş. İki eseri daha Türkiye Türkçesine çevrilmiş durumda: Altın ve Kar ile Toprak ve Flüt…
Bu iki eserin ortak bir özelliği daha var. İkisi de yarım kalmış. Rahmetli Aytmatov bu eserleri yazmaya başlamış ancak yarıda kalmış.
Altın ve Kar ile başlayayım. Bu, Rusların povest dedikleri, bir uzun hikaye gibi görünüyor. Altın ve Kar'ın adını ben ilk defa duymadım; ta 1998 yılında duymuştum. O zaman Cengiz Aytmatov okumaya başladığım ilk dönemlerdi. Bir dergide röportajı yayınlanmıştı. Aralık 1998'di. Zaten doğumunun 70. yılıydı. Bu sebeple Türkiye Cumhuriyeti onu onore etmişti. Ankara'da misafir etmişlerdi. Orada Aytmatov etkinlikleri düzenlenmişti. O süreçte bir röportajdı ve bir müjdeden bahsediyordu. Üzerinde çalıştığı bir eserden söz ediyordu. İsmi Altın ve Kar'dı. Fakat yarıda kalmış. Sonrasında hiçbir ses çıkmadı tabii. O röportajdan on sene sonra aramızdan ayrıldı.
Şimdi Altın ve Kar'dan söz edeceğim ama önce yayıneviyle ilgili bir şey söyleyeyim. Eser hiçbir şekilde duyurulmamış. Halbuki çok önemli bir çalışma; benim bile tesadüfen haberim oldu. Bir de ön söz yazdırılmış. Lakin ön sözü yazan kişinin Aytmatov yetkinliği olduğunu pek zannetmiyorum. Ayrıca keşke bunu son söz olarak yazsaymış. Her ne kadar uyarsa da, ipucu
... herkes, onları yakalamak, parçalamak ve oldukları yerde çiğnemek için dörtnala koştu. Ancak, mucizevi bir şekilde, onlara yaklaştıklarında, öfkeli kalabalığın gözleri önünde, aşıklar kuşa dönüştü ve o iki kuş, flütün susmayan sesleri eşliğinde başlarının üzerinden gökyüzüne uçtu:
Ey Gülgaakı, Gülgaakı! Ey Gülgaakı, Gülgaakı! Allahu Allah Hakk! Allah Hakk! Allah Hakk!..