Mehmet Y. profil resmi
Cengiz Han'a Küsen Bulut :(
Okur-Yazar
Lisans
3149 okur puanı
05 Tem 2015 tarihinde katıldı.
  • https://youtu.be/kW3oXABcXVY

    Ömrünü yıllarca yoluna döken
    Birisi vardı ya, onu kaybettin
    Şimdi dağlarına karanlık çöken
    O güzel, güneşli günü kaybettin

    Farkına varmadın bakışlarımın
    Sesine tutkun kalp atışlarımın
    Mevsimi geldi bak, kar kışlarımın
    Pusulam kırıldı, yönü kaybettin

    Ne vardı bir kere yüzüme gülsen
    Çorak topraklarım olurdu gülşen
    Bende ne demektin, bir bilebilsen
    Aşkıyla yandığım seni kaybettin

    Sanki bir duaydı dilimde adın
    Kapına gelmiştim, dönüp bakmadın
    Bu muydu bilmem ki, bütün muradın?
    Çoktan öldürdüğün beni kaybettin

    Yıldızsız gökyüzüm, ufkum kopkoyu
    Dağıtıp gittin ya şenliği, toyu
    Görmedin, bilmedin seneler boyu
    Eskiden değildi, yeni kaybettin

    Gözlerin aklıma geldiği zaman
    Gerçeğim olurdun, gerisi yalan
    Anladım benmişim, yanan kavrulan
    Bugünü, yarını, dünü kaybettin


    Mehmet Yılmaz
    30.Nisan.2021
  • Kazandıkları bu galibiyetten sonra elde ettikleri ve sonrasında elde edebilecekleri şeyler daha önceleri düşüncelerinde bile yer almamıştı. Neticede, şaşkın olmaları normal bir durumdu. Selçuklular bu sebeple zaman kaybetmeden bir değerlendirme toplantısı yapmışlardı. Toplantıdan, alınan galibiyetten dolayı sevinmelerinin doğru olmadığı, çünkü bu galibiyetin kendilerinin başarısından ziyade Gazneliler’in başarısızlığı olduğu, büyük bir sultan olan Mesud'a itaat bildirerek “özür” dilenmesi gerektiği kararı çıkmıştı. Diğer bir deyişle, savaşta sadece kendilerini müdafaa etmek isterken, galip gelmişlerdi. Bu düşünceleri içeren bir mektup yazılmasına ve Gazneliler'den gelecek cevabın beklenmesine karar verildi.
    Cihan Piyadeoğlu
    Sayfa 48 - Kronik Kitap
  • Gerçek adı Dâvûd, künyesi Ebû Süleyman'dır. Çağrı ise onun lakabı olarak kabul edilmektedir. Çağrı, Kutadgu Bilig'de hükümdarın hizmetkârlarından biri ve Türk geleneğindeki efsanevî bir kuşa verilen addır.
    Cihan Piyadeoğlu
    Sayfa 22 - Kronik Kitap
  • Mehmet Y. tekrar paylaştı.
    332 syf.
    Bihaber, Fatih Baha Aydın'a ait bir roman. Necip Fazıl İlk Eserler Ödülü ile Attila İlhan İlk Roman Vakıf Özel Teşvik Ödülü kazanmış. Fatih Baha Aydın genç bir akademisyen. Bu romanıyla adından bir hayli söz ettirdi. Bunu söylemek mümkün çünkü ben de romanla ilgili olumlu eleştiriler okuduktan sonra romana başlamaya karar verenlerden birisiyim.

    Bihaber'de bir akademisyenin kendi uydurduğu bir yalan üzerinden bir kadın ressam karakter yaratmasının hikayesi var. Suat Hanım adlı bu ressam karakter aslında hiç yaşamamış, var olmamış bir kimsedir. Nitekim anlatıcı kişi olan Kazım Kanmaz daha romanın başlangıç cümlesinde bunu söylüyor. Ardından bu karakteri nasıl oluşturduğunu ortaya koymak için, bir bakıma doğrudan kendi hayatını anlatıyor.

    Romanın üçte ikilik ilk bölümü aslında sıradan bir hayatın anlatılışı gibi ancak bu üçte ikilik bölümün anlatılmasının tek bir amacı var: Geriye kalan üçte biri anlatabilmek... Yani nasıl oldu da ressam Suat Hanım karakteri hiç var olmamış olduğu halde yaratıldı. İşte bu karakteri oluşturan sözkonusu tablolardan, yazarın hayatına girip çıkan insanlara kadar pek çok faktör bir bakıma bunun için anlatılıyor.

    Açıkçası bir okur olarak da üçte ikilik ilk bölümünü okuduğum zaman, sürekli "bu da normal bir romanmış; onu bu kadar farklı kılan, ödüller almasına sebep olan neymiş?" diye düşündüğümü itiraf etmeliyim. Çünkü yavan bir roman olarak devam ediyordu. Hatta yer yer aksadığını, birtakım önemli mantık hataları olduğunu da keşfetmiştim. Örneğin lise birde sınıfta kalan ve bütün öğrenim hayatı boyunca dersleri yerlerde sürünen birinin bir anda İstanbul Üniversitesi Edebiyat fakültesini kazanması hayatın olağan akışına aykırı bir durum olarak görünüyor. Fakülteyi bitirdikten sonra da bir müddet amaçsız dolaşıyor ve akabinde bir kaç senelik bir boşluğun ardından hemen akademisyen kadrosunda kendisine yer bulabiliyor. Yani bu edebiyatçı olma ve ardından akademisyen olma kısmı açıkçası çok zayıf kalmış... Yazar, muhtemelen tezini ortaya koymak için kahramanını akademisyen yapmayı planlamıştı. Ancak bunu daha tutarlı bir hikayeyle yapabilirdi.

    Her neyse, burayı geçtik. Dediğim gibi roman dili bakımından yavanlıklar var. Romanı farklı kılan şey ise senaryosu olmuş. Yani ressam Suat Hanım karakterinin oluşturulması, tabiri caizse bir kadın yaratılması ve sonrasında bunun gerek akademik çevrelerde, gerekse popüler kültürde kendisine yer edinmesi süreci hayli başarılı ve hatta eğlenceli bir şekilde anlatılmış. Öyle ki, okurken romanın başından itibaren sizi pek sarmayan merak duygusu, "acaba ne olacak?" sorusu bu kez peşinizi bırakmamaya başlıyor. Oluşturulan karakterin çizdiği iddia edilen tablolar ve sonrasındaki gelişmeler hakikaten hayli ilgili çekiciydi.

    O nedenle diyebilirim ki, romanın üçte ikilik ilk bölümü sıradan, normal bir roman iken, son üçte birlik bölümü adeta bir tümdengelim gibi olmuş...

    Ve muhtemelen romanı farklı ve ödüllü kalan kısımları da bu özgün senaryosu olmuş.

    Roman bitince aklıma şöyle bir soru takıldı: "Acaba Fatih Baha Aydın diye birisi var mı?"
  • Emine Işınsu Hanımefendi bugün vefat etti. Kendisini rahmetle anıyorum. Türk edebiyatının başı sağ olsun.
    96 syf.
    Kendimden Kendime, Emine Işınsu'nun hem kendi adına, hem de biz okurlarına yazdığı uzun bir son mektup gibiydi adeta. Bir iç dökme vardı; bu kesin.

    Pek çok satırın altını çizdim, bunlar önemli şeylerdi. Hem bir romancının iç dünyasını anlatması bakımından hem de 1938 doğumlu bir Türk kadınının, üstelik annesi Halide Nusret Zorlutuna gibi çok önemli bir edebiyatçı olan bir Türk kadınının, hislerini anlamak açısından da önemliydi…

    Kitabı okurken bir hüzne bulandım aslında. Sadece kendim için demiyorum. Muhtemelen kitabın adeta bir son mektup olduğunu, bir veda olduğunu bildiğim için… Üstelik bu bir roman da değildi; gerçeğin yakıcı vuruşuydu.

    Eminim, okuyanların kahir ekseriyeti de aynı hüznü yaşamıştır. Kitabı okurken bir yandan kendi ilk gençliğim, gençliğim ve bugüne kadar uzanan serüvenim de aklıma geldi. Çünkü Emine Işınsu'nun okuduğum ona yakın kitabı, uzun bir zaman dilimine yayılmıştı.

    Dediğim gibi, onu ilk okuduğumda üniversite öğrencisiydim; oğlumun bugünkü yaşında… Bunu okurken artık kırk iki yaşında, hayatta pek çok şey görmüş, hayal kırıklıkları yaşamış, yanılmış, yanmış bir okurum artık…

    Evet, Kendimden Kendime incecik bir kitap; dediğim gibi, bir son mektup gibi adeta ve en önemli özelliği belki de insanlara hüznü anlatması…

    Eminim ki, pek çok kişi kitabı okurken ya da kitabı bitirdikten sonra gözyaşlarına hakim olamamıştır.

    Emine Işınsu iyi ki yaşamış ve iyi ki yazmış. Çünkü onun yazdığı konular Türkiye'de aslında pek ele alınmayan ya da ustaca ele alınamayan konulardı. Evet, kendisi siyasi yelpazenin bir tarafında bulunuyordu. Ancak o tarafın dertlerini çok iyi bir şekilde, edebiyata uygun bir halde anlatmayı başarabilen nadir kalemlerden birisiydi.

    Geçmiş zamanlı konuşuyor olmak aslında çok gücüme gidiyor. Ne de olsa Işınsu halen aramızda, ancak artık yazamayacak olması zaten başlı başına bir hüzün kaynağı oluşturmakta…

    Sadece bu kitabı değil. Hemen her eserini iyi ki yazmış diyebileceğim bir yazardan bahsediyoruz. Üstelik son kitabında kendi eserlerini bile tenkit eden, ‘şurada şöyle yapmamalıydım ya da şunu çok beğenmedim. İçime sinmedi, istediğim gibi olmadı,’ diyebilecek kadar kendine güveni olan bir kişi…

    Emine Işınsu Hanımefendi; topraklarda iyi ki yaşamış, iyi ki yazmış…
  • Gözlerini kısarak gülümsedi ve başını hafifçe yana eğdi. “Ne konuşacaktın canım?” dedi bütün sevimliliğiyle. Diyeceklerimi unuttum.
    Fatih Baha Aydın
    Sayfa 160 - Ötüken Neşriyat
  • Nazif Bey bir keresinde, “Her iklimin kendine has bir sesi, musikisi vardır” demişti. Bunu ilk söylediğinde bir mana verememiştim. Fakat üniversitenin ilk senesi yaptığım uzun yürüyüşlerin neticesinde Nazif Bey'i anlamaya başladım. Gerçekten de buranın, yani eski İstanbul'un kendine has bir sesi, musikisi vardı.
    Fatih Baha Aydın
    Sayfa 74 - Ötüken Neşriyat
Cengiz Han'a Küsen Bulut :(
Okur-Yazar
Lisans
3149 okur puanı
05 Tem 2015 tarihinde katıldı.