Mehmet Y.

Mehmet Y.
Ben, Mehmet Yılmaz (Samsunlu) Okuduklarımı duvarımda, yazdıklarımı yazar profilimde görebilirsiniz.
Okur-Yazar
Lisans
3822 okur puanı
Temmuz 2015 tarihinde katıldı
Tebrikler yazara :)
Bursalılar için bir futbol takımından öte bir mesele, bir dava olan Bursaspor'un stadyumu da Altıparmak Caddesi'ndeydi.
Ötüken Neşriyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sözcüklerle aram iyidir.
Sayfa 18 - Ötüken Neşriyat
Yeşilçam replikleri
Mesela aşağıdaki replikler Yeşilçam'la özdeşleşmiştir ve meraklısınca hemen fark edilirler: Âşıklar birbirlerine: "Evlenince pembe panjurlu bir evimiz olacak"; Fakir oğlan/kız, zengin kız/oğlana: “Fakir olabilirim ama gururlu bir gencim ben", "Biz ayrı dünyaların insanlarıyız”, "Güzel olduğunuz kadar küstahsınız da" veya "Beni paranla satın alabileceğini mi sandın?"; Esas kız/oğlan uzun süredir kayıp sevgilisini tanıyınca: "Tanrım bu resim... Bu resim...", "Bu ses! Bu ses! ... Nayır, nolamaz!"; Kahraman kör olunca: "Aman Tanrım, göremiyorum, göremiyorum, kör oldum" ve filmin ilerleyen sahnelerinde "Tanrım görüyorum, görüyorum"; Yavrusunu temin eden düşkün anne: “Ben sırtımda taş taşır, yine seni okuturum yavrum”; Esas kız, kötü adama: “Vücuduma sahip olabilirsin ama ruhuma asla!"; İşçi, patronuna: “Hayır siz kovmuyorsunuz, ben vazifemden istifa ediyorum”; Aslında babasıyla konuştuğunu bilmeyen çocuk: "Anneciğim ben bu amcayı çok sevdim. Ona baba diyebilir miyim?"; Anne, oğluna: "Babanın kanını yerde koma oğul!" (kan davası ilan ederken); Türk kahraman Batılı veya Bizanslı krala: "Yaa Justinyanus, işte buna Osmanlı tokadı derler!" (tek vuruşta kulak ve enseyi hedef alarak karşıdakini öldüreceği varsayılan bir tokat tekniği ) Kendisini feda eden Türk kahraman: "Sen kaç yiğidim, ben onları oyalarım!"; İmdada yetişen Türk kahraman: "Yettim yiğidim!" Yeşilçam'a aşina olan biri bu repliklerden yalnızca biriyle bile karakterleri hemen bileceği gibi filmin hikâye ve türünü otomatikman çıkarır.
Sayfa 225 - Kronik Kitap
Sinema
Dağıtımcıların talepleriyle yürüyen bölge işletmeciliği sistemi Türkiye'nin farklı bölgelerindeki seyircilerin eğilimlerini yan lsıtıyor, zaman zamansa kimlik ve kültürler üzerinde etkili oluyordu. Erman'ın söylediğine göre Adana ve Ankara seyircisi aksiyon filmlerini tercih ederken İzmir'de efe filmleri yüksek rağbet görüyordu. Buna mukabil, dinî filmler ise Samsun, Ankara ve Adana'da daha çok gelir getirmekteydi. Bu farklılıklar doğrulanmamış gözlemlerin yansıması olsa da kırsal ve kentsel düzeyde modernleşmenin bölgesel varyasyonları, seyircilerin ilgileri, eğitim seviyeleri ve milliyetçi, etnik ve dinî hararetliliklerin karşılıklı etkileşimleri hakkında fikir verirler. Örneğin, bölgenin kent kısımlarından farklı olarak İzmir civarındaki kırsal kesim dini filmlere düşkündü. Aydın'a bağlı bir ilçe olan Söke'de bir sinema, farklı filmlerden parçaları birleştirip kotardığı bir dini belgeseli gösterir. Cami atmosferi yaratabilmek için tamamı kaldırılan koltukların yerine halılar serilir ve on dakikalık antraktta seyircilere gül şerbeti sunulur ("Haberler” 1961, 29). Başka bir örnekse, 16 mm projeksiyon cihazıyla seyyar makinistlik yapan Musa Özder, güneydeki uzak Toros köylerini dolaşıp dinî filmler gösterir. Yaz aylarında iki eşekle seyahat eder, birinin sırtına elinde tuttuğu projektörle kendi çıkar diğerine de jeneratör yükler. Görüntüyü bazen okul duvarına, bazen de şiddetli rüzgâr işleri karıştırsa da uygun bulduğu iki ağacın arasına gerdiği perdeye yansıtır. Özder köylülerin dinî, tarihî ve köy temalı filmlerden hoşlandığını belirtir. Sinemanın "ahlak dışı ve şeytan işi” olduğunu iddia eden köy imamlarıyla problem yaşadığındaysa dini filmler onları şaşkına döndürmüş hatta filmden ezan sesi geldiğinde bazı köylüler sonuna kadar ayakta beklemiştir.
Sayfa 174 - Kronik Kitap
Sinema