Mehmet Y.

Mehmet Y.
Ben, Mehmet Yılmaz (Samsunlu) Okuduklarımı duvarımda, yazdıklarımı yazar profilimde görebilirsiniz.
9/10
·52 syf.·
2019 7. kitabı
Yıllar sonra, bir uçak yolculuğunda tekrar okuduğum iki hikaye oldu. Daha önceki baskılarında Hikayeler adıyla yayımlanan ve beş hikayeden oluşan bir kitaptı. Ancak Ötüken, bu hikayeleri ayırmış ve Yıldırım Sesli Manasçı, Asker Çocuğu ve Beyaz Yağmur'u bir arada basarken,o Kızıl Elma ve Deve Gözü'nü ayrı basmış notunu buraya da yazalım. Kızıl Elma, orijinal adı Al Alma olan bir hikaye. İsabiekov adlı bir adamın, ayrılma aşamasına geldiği eşiyle ilgili, geçmişe dönüp, ilk aşkını hatırladığı bir süreçten sonra verdiği kararı anlatıyor. Aşkın halini ve eldekinin kıymetini çok iyi anlatan bir hikayedir. Severim. Oğulla Buluşma ise yine bir cepheye giden değil geride kalan hikayesidir. Aytmatov, bu defa II. Dünya Savaşına gidip de dönemeyen birini annesi ya da çocuğunun gözünden değil, ihtiyar babasının penceresinden anlatıyor. Kısa ancak etkileyici bir hikaye..
Kızıl Elma - Oğulla BuluşmaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 20185,5bin okunma
Reklam
Bozkırın Sesi
9/10
·142 syf.··
2026 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 10:13
Sevgili Mehmet Yılmaz eseriniz benim için çok kıymetliydi tıpkı sizin gibi Cengiz Aytmatov hayranı bir öğretmen olarak daha bir hafta önce onu kabrinde ziyaret ettim, yaşadığım duygunun tarifi yok. Kitabınızı okurken de çıkarımlarınız, alıntı cümlelerinz sayesinde bir kez daha Aytmatov'un eserlerindeki satır aralarına yol almış oldum. Kitabınızı bitirdiğimde sınıftaydım yüzüm düştü, öğrencilerim ne oldu dedi, dedim "bitti". Hep devam etsin istedim çünkü Aytmatov ne yazsa okurum, Aytmatovl'a ilgili ne yazılsa okurum. Evini ziyaret ettiğimde aldığım bilgiye göre 2028 yılında yani Aytmatov’'un yüzüncü yaşında basılmamış bir romanı ve duvarında el yazısı ile asılı duran son yazdığı dört sayfalık yazı da basılacakmış. Bu bilgi beni çok heyecanlandırdı. Kitabınızla ilgili küçük bir eleştiri de bulunmak isterim. Tekrarlardan arınır biraz daha derinlik katılırsa zannımca çok daha edebi bir kitap olur. Kitabınızla keyifli bir yolculuğa çıktım çok teşekkürler. Okurunuz bol olsun, yolu Aytmatov'dan geçen herkese selam olsun...
Bozkırın İnsanlık Türküsü - Cengiz AytmatovMehmet Yılmaz (Samsunlu) · Gufo Yayınları · 202144 okunma
Livaneli, Mülteciler, KHK'lılar ve Meriç Nehri'nde Boğulan Çocuklar
8/10
·140 syf.·
2021 37. kitabı
Balıkçı ve Oğlu, Zülfü Livaneli'nin son romanı olarak birkaç ay önce piyasaya çıktı. Yayınevini değiştiren Zülfü Livaneli'nin yeni yayınevindeki ilk eseri idi.   Balıkçı ve Oğlu her ne kadar roman olarak adlandırılsa da bir uzun hikaye gibi değerlendirilmeli. İsmi ile çağrışım yaptığı Ernest Hemingway tarafından kaleme alınan İhtiyar Balıkçı ve Deniz hikayesini hem hatırlatan, hem de ona atıfta bulunan bir eser olarak göze çarpıyor. Ancak oradaki eserin herhangi bir sosyal kaygısı yahut meselesi yoktu. Burada ise bir balıkçının hikayesi üzerinden dünyanın son yıllardaki en önemli sorunlarından birisi durumunda olan mülteciler yahut düzensiz göçmenler meselesini bir ışık tutmaya çalışıyor. Bunu yaparken bir Ege köyünde yaşayan ve çoğunluğu denizle içli dışlı olan, balıkçılık yapan köylülerin çevre ile olan ilişkilerini de göz önünde tutuyor. Yani Livaneli sosyal meselelere duyarlığını bu defa Ege Denizi'ndeki düzensiz göçmenler yani mülteciler sorununun yanı sıra denizde, denizin kirlenmesi ve bu şekilde balon balığı adı verilen bir nevi kötü balıkların ve doğal akışın dışına çıkmış yaratıkların istilası ile karada ise kapitalist ve kötü insanların çevreyi talan etmelerini, para uğruna her şeyi yakıp yıkmalarını ele alıyor. Hatta roman sonundaki röportajında Moğol istilasında bile Anadolu'nun belki bu kadar zarar görmediğini belirtiyor.     Livaneli kendi görüşüne uygun olarak -ki sanatçı derdi olan insandır, düşüncesine sahip bir kalem olarak bu son eserinde genelde bir ama aslında pek çok meseleyi irdeleyen bir uzun hikaye oluşturmuş. Bu anlamda babalık, annelik ve evlat acısı gibi konuları yerleşik insanların penceresinden anlattığı gibi mülteciler üzerinden de işlemeye devam ediyor.     Edebi tarafına baktığımızda aslında tipik bir Livaneli anlatısı olarak
Edebiyat
Balıkçı ve OğluZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202436,6bin okunma
Unutulmuş insanlar, Sırp katliamları, Mostar ve postmodern kurmaca
7/10
·144 syf.··
2019 11. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2019 23:13
YouTube kitap kanalımda Mehmet Yılmaz'ın Yola Düşen Gölgeler kitabını önerdim: ytbe.one/o73ZS-Wrw04 Yanımızdan öylece geçip giden insanların yüzündeki yaşanmışlıkları görmeye kendi hayatımızı düşünmekten hiç fırsat bulabildik mi? Mehmet Y. bu kadar ticari imkansızlık ve zor koşullar içinde kıvranan edebiyat piyasasında bu konuları sizin yerinize düşünmüş. Kitabı okuyup hakkıyla inceleyen pek çok arkadaş var, ben daha çok bahsedilmeyen yönlerden kitaba yaklaşmaya çalışacağım. Eğer ben de herkesin dediğini dersem size ve kitabın yazarının gelecek ürünlerine kattığım bir şey olmamış olur, incelemeyi okumayı bitirdiğinizde boşa vakit kaybetmiş olursunuz. İlk önce 10 üzerinden 7 puanı hak eden olumlu kısımlardan bahsedeceğim kısaca. Yazar aslında benim de kafamı kurcalayan bir düşünce olan yanımızdan geçip giden ve hayatlarını hiç merak etmediğimiz insanların önemsiz görüntülerinin altında ne kadar yaşanmışlık barındırabileceğini aktarmaya çalışmış. Mehmet Abi'yle az çok sohbet edenler için geçmişte yaşadığı kişisel zorlukları, mesleğinden atılan ve hayattan kovulmuş gibi hisseden insanların yüreğinde bir gün mutlaka tecelli edeceğini düşündüğü adalet ve umut beklentisini, unutulmuşlukları ve vatanından ayrı hissetme duygusunu kitaptaki pek çok cümlede görebiliyorsunuz. Yazarın da 97. sayfada dediği gibi: "Ümitlenmenin iyi bir şey olup olmadığı konusunda kararsızım. Çünkü sizi hem hayata bağlıyor hem de tüketiyordu." İşte, yanımızdan öylece geçip gittiğini düşündüğümüz insanların hayatına bir üst anlatıcı aracılığıyla şahit etmek de umuta benzerdi, bizi hem onların hayatına bağlıyor hem de onların yaşantılarının derin kaosu arasında bizi tüketiyordu. Musa karakteri aracılığıyla reislerine sorgusuz ve sualsiz itaat hatta iman eden insanların
Edebiyat
Yola Düşen GölgelerMehmet Yılmaz (Samsunlu) · Roza Yayınevi · 2019173 okunma
Psikolojik Bir Tarihi Roman
9/10
·208 syf.·
2025 2. kitabı
Bazı kitapların kapak görseli ve arka kapak yazısını okuyunca kafanızda bir şeyler belirir. Özellikle de romanlar için geçerlidir bu. Ahmet Altan’ın Zarlar adlı romanını kitapçıdaki rafta gördüğümde kafamda şöyle bir şey oluştu: Sanırım Osmanlı’nın son dönemindeki kumarhaneleri ve kumar oynayanları anlatan bir roman… Ancak romanı bitirdiğimde bunun tam olarak böyle olmadığını anlamış oldum. Bir kere şunu söyleyeyim; roman bence başarılı bir roman. Kendini rahatlıkla okutabilen, olay örgüsünün kafada canlandığı bir kurgusu var. Zaten başta, gerçek olaylardan esinlenilmiştir deniliyor ki hakikaten öyle olmuş. Fazla ipucu vermeyi tercih etmediğim için detaya giremeyeceğim ancak Ahmet Altan anladığım kadarıyla, gerçek bir kişiden yola çıkarak, yine gerçek bir olayı finale bağladığı bir roman yazmış. Bu gerçek kişinin ise tarihi kaynaklarda sadece adının geçtiğini düşünüyorum. Belki birkaç küçük not daha olabilir. Lakin Ahmet Altan onu alarak, bir romancı becerisiyle bir karaktere dönüştürmüş. 1900’lü yılların başlarında Osmanlı’nın başkenti İstanbul’da başlayan olay, o dönemin kabadayılarının hayatıyla ilgili. Roman kahramanımız olan Ziya çok sert bir ortamda büyümüş, Çerkez geleneklerine bağlı ve hayatta sevgi başta olmak üzere pek çok normal ve insani duyguyu bilmeyen bir ilk gençlik yaşamaktadır. Hayran olduğu tek kişi ise abisi Arif’tir. Ziya karakteri yine belki Çerkeslerdeki o meşhur gururlu duruş ilkesine bağlı, bütün ömrünü gururu için yaşayan ve kişisel gururunu bütün duygularından üstün tutan bir kişilik. Ziya’nın İstanbul’a başlayan hikayesi, Sinop Cezaevi, İskenderiye ve tekrar İstanbul’a devam ediyor. Bu süreç içerisinde hem romana hem Ziya’nın hayatına dahil olan başka karakterler de var. Ahmet Altan’ın oluşturduğu Ziya karakteri gerçekten çok sert, Kafkas
ZarlarAhmet Altan · Everest Yayınları · 2024705 okunma
Reklam